HAYAT AĞACI & DNA

Yazdır Yazdır 

HAYAT AĞACI & DNA

Hayat ağacının, İbrahim, Maya, Vedik ve Norveç inançlarını da kapsayan birçok spiritüel gelenekte kavramsallaştırıldığı, bunun her tarafa yayılan bir mitten çok daha fazlası olduğu keşfediliyor. Yeni araştırma biyolojinin sayısallaştırabileceğini ve hayat ağacının insan hayatının kodunu ifşa edebileceğini gösteriyor. İnsan DNA’sı, Mısır’daki piramitler ve İbranice harfler arasındaki bağlantıya işaret ediliyor.

 

 

“Yaşamın anlamı sadece ölümden sonra gizli, gizemli alemde keşfedilmez; Tersine, Yaşam Ağacının lezzetli meyvesini yiyerek bulunabilir.” ~ Paul Kurtz

Craig Wenter:”İlk sentetik hücreyi anons etmek için bugün buradayız, Bu iki dizilişe sahip olur olmaz, bunun kendi kendini üreten türlerin en küçük genomu olduğunun varsayılıp sayılmayacağını düşündük, genetik seviyede hücresel yaşamın temelini anlayabileceğimiz daha küçük genom olabilir miydi.”

21 Mayıs 2010’da Craig Venter tarafından, sentetik DNA tarafından kontrol edilen ilk tam olarak fonksiyon yapan çoğalma hücresinin bu tarihi anonsu yapıldı.

Bu hücrenin her proteini, geliştirdikleri sentetik bir koda dayanıyordu. Bilimin yeni çağına getirmek için bu heyecan verici,

Eğer bunu bir kod ile yaratabiliyorsak, o zaman hayat nedir sorusu soruldu. Bir mavikopyanın arkada bırakılmış olduğunu ileri süren bazı uzmanlar var.

1929’da Matthew William Sterling adlı Amerikalı bir arkeolog Mexico’da ortaya çıkan insan yapımı eşyaların, şüphelenilen Olmeklerden çok daha eski bir zamana ait olduğundan şüphe etmeye başladı.

Bu eşyaların aslında Mayalara ait olduğu sonucuna vardı. 1941’de Sterling Meksika Chiapas’taki Mezoamerikan Izapa sitesinde geniş bir oyulmuş taş anıtı ortaya çıkardı. Buna Stella 5 adını verdi.

David Wilcock: Stella 5 bir tasvirdir. Bu, tüm dünyada, baktığınız her yerli kültürde farklı formlarda ortaya çıkmayı sürdüren tam olarak Dünya Ağacı tipinin bir taslağıdır.

Maya versiyonunda gördüğümüz en yaygın unsurlardan biri, ağaçta yuva yapan kuşlardır. Ayrıca ağacın üst kısmının somut tezahür etmiş dünyayı temsil ettiği inancı vardır.

Ve sonra ağacın yerkürenin yüzeyinin altına giden kısmı alt dünyayı temsil eder. Maya Hayat Ağacı hepimizin aynı kökten geldiğimiz ve bir çok olmak için dallara ayrıldığımız, insanlığın birliğini tasvir eder.

Maya hayat ağacı insan genomunun kodlanmış tasvirine benzemeyebilir,

Ancak, araştırmacılar imgeleri haritalamaya başladılar. Taşa oyulmuş 12 insan figürü, bir düzine hayvan, 25 tane fazla botanik veya cansız nesne ve dokuz biçimlendirilmiş ilah maskesi saydılar.

Çoklu üst üste binen sahneler göz önünde tutulursa, bunun bir anlatı olduğu ortaya çıkar. Ama anlatı nedir, Sterling bu imgelerin çok daha eski bir kültüre ait olduğunu öne sürüyor.

Aden Bahçesine geri gidelim. Aden Bahçesinde aslında önemli olan iki ağaç vardır. Bunlardan biri Adem ve Havva’nın ondan yedikleri

iyi ve kötü bilgisinin ağacıdır ve bedelini ödemek zorunda olacakları sorumlu seçimler yapmaya başlayabilecekleri bir duruma merkezlenme.

Ve diğeri Hayat Ağacıdır. Yaratıcı güç Adem ve Havva’yı Aden Bahçesinden kovduğu zaman, gerekçesini ifade eder ve gerekçe biraz ürkütücüdür.

Bu yapıldıysa, Aden Bahçesinden kovulmaları gerekir, der. İyi ve kötü bilgisinin ağacından yediler, Yapacakları sonraki şey Hayat Ağacından yemektir ve o zaman bizim gibi tanrılar olurlar. Bu ifade aslında Genesis’tedir,

Graham Hancock: Dünyada olan şey oraya gider. Bu ne anlama geliyor, üstünlüğün bazı derine gömülü sırları mı var?

Yaratıcı gücün çok uzun bir süre bizden gizlediği orada bir hayat ağacı mı var, orada insan ömrü olarak düşündüğümüz şeyin ötesinde bir şey mi var, bize sunulan sonsuzluk?

William Bramley: İnsanların buna verdiği bir anlam, bunun fiziksel ölümsüzlüğe götüren ağaç olduğu idi,

Mezopotamya yazıtlarına bakarsanız, insanlar ve tanrılar arasındaki büyük çatışmalardan biri tanrıların insanlığın ölümsüzlüğe sahip olmalarını istememeleriydi.

Çoğu insan bunu çok kısa yaşadığımız ve çok çabuk öldüğümüz fiziksel ölümsüzlük şeklinde yorumlar. Bu arada tanrıların 20,000 yıl veya 50,000 yıl ya da daha uzun yaşadıkları söylenmekte. Neden insanlar yaşamıyor.

Ve fikir, belki de tanrılar gibi olabilmemeleri için, insanların çok çabuk ölecek şekilde programlanmış olmalarıydı. Bu yorumla hayat ağacı bu olurdu, Fiziksel olarak çok daha uzun ömrü elde etmenizin bilgisi veya formülü budur.

Gregg Braden: Sümer uygarlığının ve bu uygarlıktan bulunan insan yapımı eşyaların en büyük gizemlerinden biri sıralanan kadim Sümer krallarıdır.

Araştırdığım her yerli gelenekte neredeyse evrensel olan Büyük Tufanın zamanını tanımladılar.

Ve o zamandan daha çok şimdiki zamanlara kadar yöneticilerin zaman uzunluğu doğrudur,

Çok doğru ve bunun gerçekten ilginç olduğu yer, yöneticilerin isimlerinin, dünyada yönetimde oldukları zamanın, hükümranlıklarının uzunluğunun hepsinin akla yakın olmasıdır.

O zamandan önce, binlerce yıllık zaman periyotlarında yönetmiş olduğu söylenen Krallara bakıyoruz. Örneğin, sıralanan ilk Kralın yirmi sekiz bin yıl yönettiği söyleniyor.

Bu Sümer tanrıları veya yöneticileri bir noktada yirmi sekiz bin yıl yaşayabilmişler mi, bu yalnızca taşa kazınmış başka bir şeyin bir diğer anlamı mı?

William Bramley: Hayat Ağacının başka bir yorumu spiritüel ölümsüzlüğün farkındalığı anlamına gelmesiydi, insanlar bu hayatı yaşarlar, hayatlar arasını yaşarlar ve bir hafıza kaybı olur ve sonra yeniden bedenlenirler ve tüm geçmişi unuturlar ve bu nedenle şimdi hayatın sadece 70, 80, 90 yıl olduğunu hissederler.

‘Hayır, bu yüzbinlerce yıl, belki milyonlarca yıl geriye giden bütün sürekliliktir’i kavramıyorlar.

Anton Parks: Ayrıca düzeltmem gerekir ki, İncil’de olduğu gibi Sümer metinlerinde iki ağaç buluyoruz, Hayat Ağacı ve İyi ve kötünün ağacı.

Hayat Ağacı ebedi hayata değinir, insanların aşkınlığa ulaşmasının iki yolu ile ilgilidir, bu şekilde insanlar gerçekten kendilerini özgürleştirebilirler.

Maya hayat ağacı taşı ve Aden Bahçesi hayat ağacı bu aynı kavramı temsil eden tek referanslar değildir. Gerçekte bir çok kültürlerde neredeyse aynı şekilde tasvir edildiği görülür.

Andrew Collins: Maya hayat ağacı, kozmik ağaç kavramının çok iyi bir örneğidir, ondan yaşamın ve yaradılışın ortaya çıktığı ağaç.

Onun esasen dünyanın merkezinde var olduğu görüldü, oradan dört yöne gitti, her yönün kendileriyle ilişkili dört farklı rengi vardı ve o yönlerin her birinde farklı klanlar ve kabileler vardı.

Bu izolasyon olarak görülmemelidir. Çünkü tüm dünyada bu dünya ağaçlarının veya kozmik ağaçların benzer fikirlerine sahibiz.

Michael Cremo: Hayat ağacı tüm dünyada tarih boyunca bir çok kültürde ve uygarlıkta bulunur. Kadim Norveç uygarlığı ve Avrupa kutsal ağaca sahipti. Onun Tanrıların dünyasını insanların dünyasına ve sonra aşağıya alt dünyaya birleştirdiğine inanıyorlardı.

Kadim Hint spiritüel metinleri Bhagavad-Gita kökleri yukarıya uzanan ve dalları aşağıya uzanan hayat ağacından söz eder.

Anlayacak önemli olan şey, gerçek benliğin bilinçli benlik olduğu ve ister insan bedeni, bitki bedeni veya hayvan bedeni olsun, fiziksel bedenin orijinal olarak gerçekliğin yüksek seviyesinde ilahi kıvılcım olarak var olan o bilinçli benlik için bir vasıta olduğudur. Bu ana Gnostik öğretilerden biridir.

Bu, materyal bir dünya olduğu sürece, insan varlıkların ve diğer bilinçli benliklerin burada milyonlarca veya hatta milyarlarca yıl Hayat Ağacının parçası oldukları anlamına gelir.

Eğer neredeyse tüm bu farklı kültürlerde tanımlanan evrensel bir hayat ağacı varsa, o zaman onun dallarındaki kodu nasıl deşifre ederiz?

David Wilcock: Hamlet’in Değirmeni tüm dünyadaki mitolojiler arasında neredeyse inanması imkansız görünen bir sürekliliği tanımlıyor.

Gerçekte çoğu durumlarda coğrafi olarak izole olmuş 35 farklı mitolojik geleneği birleştirdiler ve bunların hepsinin arasında altta yatan bir ortaklığın olduğunu gösterdiler.

Hamlet’in değirmeni hakkında işittiğiniz ortak şeylerden biri, merkezi bir eksenin olduğu yerde tahıl öğütmek için bu değirmen fikri ve sonra içinden bir çubuk geçen değirmen taşınız var ve değirmen taşının ortasında bir delik var ve onu çemberler içinde öğütüyorsunuz ve o tahılı una öğütüyor.

Garip olan şey şu, bu mitoloji tüm dünyada farklı şekillerde ortaya çıkıyor ve en yaygın şekillerden biri dünya ağacıdır, tahılı öğütmek için değirmenin asıl ekseni olması yerine, şimdi ağacın merkezi gövdesi var ve ağaç aslında bu aynı mitolojik kavrama uyan bir şey.

Mitolojik kavram nedir? Mitler neredeyse her zaman insan varlığının bir tür kendiliğinden metamorfozunu tanımlıyor.

Ama insan kendiliğinden nasıl oluşuyor, ağacın insanlar olarak nasıl yaratılmış olduğumuzun daha derin anlayışını temsil etmesi mümkün mü?

Corey Goode: Araştırmama göre, Hayat Ağacı DNA’nın salınım yaptığı frekansı tasvir ediyor, Her şey frekanstan veya titreşimden yapılmış, arkamdaki duvarın hepsi titreşim,

Eğer o titreşim ile uyuşabilseydiniz, elinizi duvarın içine sokabilirdiniz, tüm genetikler, teknoloji tarafından toplanılabilen titreşimsel bir imzaya sahiptir ve gizli uzay programlarında, yalnızca genetik frekansı ile farklı yaşam türlerini belirlemek için bu tür frekansı kullanabiliyorlar.

Eğer DNA kendi frekansına sahip ise, o zaman nasıl manipüle edilebiliyor ve değiştirilebiliyor?

Freddy Silva: Bizler tanrılarınız, bu bağlantıyı unuttuk ve bunu ne kadar çok anlarsanız, hayattaki pozisyonunuzun o kadar çok farkında olursunuz,

Bilgi ağacı ile Hayat Ağacı arasındaki etkileşimin burası olduğunu düşünüyorum, biri diğerine götürüyor, eğer bunu genetikler açısından takip ederseniz, bir tapınak ve bir tanrı olarak kim olduğunuzu daha çok anlarsınız.

Kendi DNA’nızın kimyasal yapısını değiştirmeye başlarsınız. DNA’nız aslında kim olduğunuza değişmeye başlar ve bu şimdi modern fizikte hayat ağacı olarak görebildiğiniz şekilde bilinen bir şeydir.

Çünkü bu sizin gerçekten kendi DNA’nızı değiştirdiğiniz anlamına gelir, Kendi düşünceleriniz ve kendi inanç kalıplarınız DNA’nızı değiştirir.

DNA tarafından alınan bilgiyi değiştirmek, yerel elektromanyetik ortamda sadece küçük bir değişikliği gerektirir, tanrıların korktukları yer kendi DNA’mızı manipüle edebileceğimizdir.

Ve eğer öyleyse, ağaç sembolojisi bu kaçınılmaz bilginin mavikopyası olabilir mi?

David Wilcock: Dünya ağacı sembolojisi de asıl fizik ile çok ilginç bir paralelliğe sahip, sadece yakın zamanlarda torusun, küresel torusun değerini ve önemini gerçekten anlamaya başladık,

Eğer sıvı bir ortamda hareket eden bir vektörünüz varsa, yani eğer bir sıvıda ilerleyen bir kuvvet varsa, o kuvvet ilerlerken, doğal olarak bir torusun oluşmasına neden olur

Torus, sıvının içinde bir vektör hareket ederken, sıvının kıvrılmasıdır. Atom gibi fiziksel sistemlerde, atomun hepsi bir çekirdeği olan eşmerkezli elektronların toroidal(halka şekilli) kabuklarının serileri olduğunu görürüz,

Dünya ağacının kabuklar gibi soğan katmanlarına sahip olduğunun görüldüğü aynı şekilde.

Eğer Hayat Ağacı daha derin bir seviyede DNA’nın temsili ise bu, kadim metinlerde nerede deşifre edilmiş olabilir,

Jack Cary: Gezegende tam şu anda karşılaşabileceğiniz en yakın şeyin orijinal İbrani lisanı olduğuna inanıyorum, Onu incelemeye başladığınız zaman, 22 harfe sahiptir, bu diğer kadim okült sırların hepsiyle uyuşur ve o 22 harfin her biri sayısal bir değere sahiptir ve bundan dolayı, çevreleri ile matematiksel bir ilişkiye veya sayısal bir değere sahip olan sözcükler oluşturabilirsiniz.

Bunun, o lisanın neye benzediğini bize gösteren hayatta kalan son kalan tür parça türü olduğunu düşünüyorum, hayır herhangi bir suretle mükemmel değil, ama gerçek şu ki kelimenin tam anlamıyla sözcüklerden matematiksel denklemler oluşturabilirsiniz ve kelimeler anlam ifade eder ve bu matematiksel denklemlerin çevremizle armonik olarak etkileşime girdiği gerçeği büyük okült sırdır.

Bu, her okült grubun ebediyen aramakta olduğu okült sırdır. Ve örneğin 22 yola sahip olmanız ve her birinin İbrani harflerinden birine eşit olması, onların okült öğretilerinin çoğunun temelidir.

Bugün DNA hakkında bildiğimiz şey, onların her geçen gün hala yeni şeyler keşfetmekte olduklarıdır.

Ama dişi ve erkek insan bedeninin 22 kromozomunu paylaştığını biliyoruz, 23 ncü bizi farklı kılan cinsiyet kromozomlarıdır.

22 ilginç olan şeydir, çünkü DNA spiral olarak yaratılır ve spiraller doğal olarak fraktal enerji aktarır.

Daha da ilginç olan şey, bu megalitik anıtları, örneğin Mısır’daki piramitleri inşa eden kadim kültürlerin çoğunu incelemeye başladığınız zaman,Geçit yolu boyunca 22 piramit vardır, her zaman gösterdikleri gibi üç tane değil, 22 tane var.

Ve okültü, özellikle Tapınak Şövalyeleri, Hürmasonlar ve OTO’daki

Crowley’in grubu vasıtasıyla gelen Batılı okült geleneği incelemeye başladığınız zaman Tarot’un 22 kartının da, aynı zamanda 22 piramit ile uyuşan Hayat Ağacındaki 22 yol ile uyuştuğunu öğrenmeye başlarsınız.

Ve bunların hepsi aynı titreşim frekansına sahiptir. Bu büyüleyici.

Yeterince ilginç şekilde Stella beşe kazınmış Maya hayat ağacının ve onun Maya kültüründeki tasvirlerinin 22 rakamı ile garip bir bağıntısı var.

Gregg Braden: Yucatan’da Maya büyükleri ile çalışırken, ortaya çıkan bir büyük vardı ve sohbetler yaptık ve ‘sana gösterirsem daha kolay olur’ dedi. Yukarıda ağacın bir çok dalları ile başlıyor ve can attığımız 13 cenneti temsil ediyor, aşağıda kök sistemi onların alt dünyanın dokuz seviyesi dedikleri şeyi temsil ediyor.

Batılı gelenekler bunlara dokuz cehennem diyor. Aradaki bölge dünyadır, Hayat Ağacı gerçekte gezegendeki fiziksel varoluşumuzun gizli kodu olabilir mi? Bu yoğunlukta maddi varoluşumuzu açıklayabilir mi?

David Wilcock: Eğer gezegenlerin sadece merkezkaç ve merkeze doğru kuvvetin garip kombinasyonu tarafından tutulmadığı, ama gezegenleri yerinde tutan Güneşten gelen daha büyük yayınımlar olduğu fikrine bakarsanız, çünkü onların yörüngeleri binlerde yılda bu kadar tutarlı olmamalıydı, ve bu ana görüş bilim insanlarının söylediği şey, neden gezegenlerin enerji kaybetmedikleri ve Güneşe çarpmadıklarını çözmeye çalışmakta büyük problemleri olduğudur,

Çoğu zaman gezegenlerin kendilerinin küresel katmanlarda oldukları, ama her gezegeni yerinde tutan küresel bir kuvvet alanı olduğu ve bunun onun yörüngesini belirlediği fikrini model aldım, ki bu eğer güneş sistemimize yaşam sonrası perspektiften baksaydınız, merkezi bir ekseni olan eşmerkezli küreler serisini göreceğiniz anlamına gelir ve bu bir ağaca benzerdi ve bununla ilgili gerçekten ilginç bulduğum şey, kitaplarından birinde PMH Atwater’ın bedeninden güneş sistemine atıldığı kendi ölüme yakın deneyimini tanımlamasıdır.

O bir seri enerji şemsiyelerine benzeyen şeyin fenomenini gördü ve şemsiyenin merkezi sapı Güneşin olduğu yerdi, bu dünya ağacıdır.

Kadim varlıkların Dünya Ağacı gibi mitolojileri kasten arkada bıraktıkları görülüyor. Çünkü bizi gerçekte fiziğin nasıl çalıştığını anlamaya daha çok yakınlaştırıyorlar.

Küresel torusun baktığınız herhangi türde enerjisel bir sistemde aynı anda bir çok yerde bulunması. Biyolojik hücresel yaşam, moleküller, gezegenlerin enerji alanları, güneş sisteminin enerji alanları hatta galaksilerin enerji alanlarının kendilerinde bu küresel toroidal şekillerde sahip oldukları görülüyor.

Bu ekmek kırıntıları bizi çok ilginç bir sorgulama çizgisine götürüyor ve bunu anlamaya başladığınız zaman, artık bu yazıtlara bakıp onları ilkel olarak göremezsiniz. Burada çok güçlü olan bir şeyler oluyor dersiniz.

Eğer kadim tanrılar insanların hayat ağacından yiyeceklerinden ve başarılı olacaklarından korktuysalar, birileri veya bir şeyler bu ekmek kırıntılarının izini takip edip DNA’mızın kendi versiyonlarını yaratmış olabilir mi?

Muhabir Linda Moulton Howe spesifik olarak Maya hayat ağacı ve 1980 lerin başlarındaki DNA manipülasyonuna şok edici bağlantıları keşfetti.

Linda Moulton Howe: “New York’ta idim. Bir telefon çağrısı aldım ve bu adam CIA için çalışmış olduğunu, emekli olduğunu ve başka bir iş arkadaşı ile yolculuk yaptığını ve varış yerlerinin Hindistan’da Yeni Delhi olduğunu söyledi.”

Onlara havaaalanına iniş ile ilgili ayrıntılı talimatlar verildi ve bu ayrıntıya girmelerinin gerçekten gerekli olduğunu söyledi.

Bu Hindistan’a gitme işinde, bir bedendeki ET teknolojisi ile ilişkili gerçek korunmuş malzeme ile uğraştığımızı biliyorduk dedi.

Başkanlık brifing raporunda tam olarak gördüğüm şekilde DNA’nın son büyük manipülasyonunun bu gezegende evrimleşen primatlarda önceden yapıldığı söylendi

Bu Himalayalarda Bhutan’da idi, beş bin yıl, farklı çağlar.

‘Sanıyorum sonuncusu 2500 yıl önceydi’ dedi ve bu Bhutanlılar ile başka bir şeyin melezlerinin yaratılmasıydı ve ‘biliyoruz ve kanıtımız var’ dedi

Bhutan’daki melezler UFO lar ile toplandı ve bugün Meksiko Körfezinde Yucatan Yarımadası dediğimiz yere getirildi.

Bu dünya dışı biyolojik varlıklar tarafından yapılan melezleştirme programında yaratılan Maya uygarlığı idi ve onları dünyadaki her diğer melezleştirme programından uzak tutmak için Yucatan Yarımadasına konuldular, ki dünyada bu deneylerini ayrı tutmak için melezleri dağların tepelerine yerleştirme, adalara, yarımadalara yerleştirmeyi kapsıyordu.

Hayat Ağacı, en azından bu benim temel anlayışım, tarihteki herhangi kültürlerde hayat ağacı elitler dediklerimiz ile ilişkiliydi, aslında onlara bizlerin yaratılmış türler olduğumuz bilgisi bir şey tarafından aktarıldı.

Ama dinlerde insanların yaradılışı Uluhiyete atfedilir.

Craig Wenter: “DNA’yı analog kodlama molekülü olarak görüyorum ve DNA’yı dizdiğimiz zaman, o analog kodu dijital koda çeviriyoruz,

Bilgisayardaki birler ve sıfırlar; noktalar ve kesikli çizgilere çok benzer,, bu belirtilen yükleyici orijinal kod olabilir ve bu işleme biyolojiyi sayısallaştırma diyorum.”

Eğer Craig Venter ve Enstitüsü haklıysa, bu kodumuzun daha büyük bir veri tabanının veya sistemin parçası olduğu anlamına mı geliyor?

Hayat Ağacı içinde yaşadığımız veri tabanının temsili mi yoksa kendimizi koddan özgürleştirmek için bir davet mi?

William Bramley: Hayat Ağacının ayrıca bazen size içgörü veren bazı uyuşturucular anlamına gelebildiği yorumlanmaktadır,

Örneğin bazı uyuşturucuların diğer alemlerden içgörüler elde etmeye çalışmak için hayal gördüren deneyimler elde etmek için kullanıldığını biliyoruz.

Ayahuasca bugün yaygın şekilde konuşulan bir bitkidir ve hayat ağacı yaşam sırasında bu diğer alemlere bu içgörüyü veren bu uyuşturuculardan birinin kaynağı olabilir.

Graham Hancock: İlginçtir ki kadim Mısır’da hayat ağacı bir çok yerde bulunur, örneğin Luksor’daki Karnak tapınağının duvarlarından birinde olağanüstü bir sahne vardır, yazının mucidi bilgelik tanrısı Thoth’u gösterir, o Enki’nin Mısırlı karşılığıdır. Tanrı Thoth ağacın yanındadır ve ağaçtan sarkan küçük bir nesnenin üzerine bir isim yazmaktadır ve diğer tarafta MÖ 1400 lerde hüküm süren firavun Seti’yi görürsünüz. Thoth’un yapmakta olduğu şey Hayat Ağacına ilk olarak Seti’nin ismini yazmaktır.

Söylediği şey, sen yargılamada haklı çıktın, şimdi milyonlarca yıl ömür kazandın

Tüm bunlar çok ilginç, kadim Mısır Hayat Ağacına botanik açısından baktığımız zaman, iyi dostlarımdan biri olan Dennis McKenna etnik farmakologdur,

Ağaçları tanır, bu alanda çok deneyimlidir ve bilgilidir ve bu konu üzerinde çalıştı ve kadim Mısır hayat ağacını ‘Acacia nilotica’ olarak tanımladı, bu ağacın kabukları insanlığın bildiği en güçlü halüsinojenin büyük miktarlarını içeriyor, DMT (dimetiltriptamin), ilginçtir ki bu doğal bir beyin hormonudur, bedende hepimiz DMT üretiriz.

Bunun üzerine, ne yaptığı üzerine çok fazla araştırma yapıldı. Normalde alt-psikedelik miktarlarda mevcuttur. Ama neden insan bedeninde üretiliyor ve neresinde üretiliyor? DMT’nin tezahür ettiği yer olarak epifiz bezine, üçüncü göze çok daha fazla odak var.

Bitkiler aleminden, kadim Mısır Hayat Ağacı ile ilişkili olan DMT molekülünün çıkması büyüleyici,

Bu dualite üniversitesinde nasıl işlev yaptığımızın ve bu evrende negatif olanlar yerine pozitif mevcudiyetlerde nasıl desteklenebileceğimizin bu öğretilerine sahibiz.

Gerçekte kendimizi Demiurge’den (güçlü yaratıcı güç) nasıl ayırabileceğimiz ve ruh alemine çok daha direkt olarak yaklaşabileceğimizin öğretileri.

Hayat ağacı yaratılmış dünyamızın ötesini görebileceğimiz bir meyve taşıyor olabilir mi?

Bu kadim temsiller bize üçüncü boyut hapsini kırmak için gereksinimimiz olan aletleri verebilir mi?

Jack Cary gibi bazı uzmanlar, kadim insanların kadim tanrılara kafa tutan bir alete eriştiklerine inanıyorlar.

Jack Cary: Çevrenizde anlık değişim yaratmak için armonik rezonans yasalarını kullanan o kadar güçlü bir lisan geliştirmiş türleri hayal edin.

(Çeviri: Saffet Güler)