KANAL OLARAK ŞİFA ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR

550608_377398_n

(HENRY REED ; “Yüksek Benliğinize Kanal Olmak” adlı kitabından)

İçimizdeki İyileştirici Kuvvetlerin Atomik Gücünü Uyandırma

Doğada işleyen Yaratıcı Güçler aynı zamanda bedenlerimiz boyunca akar. Bu enerji şifa ve yenilenme için kullanılabilir. Bu gücü nasıl uyandıracağımızı öğrenebilir ve şifa kanalları olabiliriz.

Edgar Cayce tüm bedenimizde bilinç olduğunu belirtir. Psikologlar, gerçekte, küçük bir eğitimle, öznelerin bedenlerindeki bireysel hücrelerle temas kurabileceğini ve hücrelerin fonksiyonunu etkileyebileceğini göstermişlerdir. Cayce, bedendeki bu bilincin bireysel hücrelerden daha ince seviyelerde de mevcut olduğunu bildirir. Bedendeki her atom bilince sahiptir.

Meditasyon yaparken odaklandığımız ideal, farkındalığımızı şekillendirir. Bilincimizdeki bu değişim bedendeki her hücreye ve her atoma süzülür. Cayce, bir şifa kanalı olmak için, ideal olarak Mesih (Birlik) Bilincini seçmenin (Yaratıcı ile Bir’im) önemli olduğunu açıklar.

Kendimizi Yaratıcı ile bir olduğumuzun bilincinin idealine daha çok uyumladıkça, bu idealin beden üzerindeki etkisi daha büyük olur. Mesih Bilinci ideali üzerine meditasyon yapmak, endokrin sisteminde Kundalini güçlerinde bir uyanma modeline neden olur. Bedendeki her atomun bilinci Yaratıcının farkındalığı ile dolar. Yaradılış ile bir olarak kendinin farkında olan bu bilinç böylece, yaratma gücünün bir kanalı olabilir.

Bu farkındalığın etkisi, Cayce’nin ortaya çıkardığı gibi, atomun kalbindeki dönüş kuvvetlerinin kendilerini değiştirmesidir. Onun bu dönüş kuvvetlerinden söz etmesi medyumik olarak sağlanmıştır. Modern fizik atomların (ve fotonların) birbirleri ile anlık iletişim kurduklarını öğrenmiştir. Özel olarak, iletişim kurduklarını gördükleri şey, atom içindeki dönüş etkinliğinde içerilen bilgidir. Tüm atomlar arasındaki anlık telepatik hat olarak hizmet eden, atomun çekirdeğindeki enerjinin dönüşü ile ilgili bir şeydir. Böylece, derin meditasyon esnasında, bedenin atomları içindeki dönüş kuvvetlerinin, yaradılışın şifa güçlerinin kanalını açmaya etkisi daha derin bir önem kazanıyor.

Bunu bir an için imgelemeye çalışın. Bilinçli zihninizin tüm yaşam ile – Yaratıcı ile birliğinin farkındalığına emilmesine izin vererek, bedeninizdeki atomlar da bu bilince uyanırlar. Siz, bilinçli farkındalığınızdan bedeninizin atomlarına kadar yaşamın kendisinin temel yaratıcı enerjisi ile uyum içinde titreşirsiniz. Yaşam Gücünün bir kanalı olursunuz.

Yaşam Gücü ile bu bağlantının uyanması ile onu yönlendirebiliriz. Cayce bu yaşam gücünü ellerimiz ile, dokunarak aktarabileceğimizi belirtir. (Edgar Cayce 1900 lü yılların başında yaşamıştır). Biz ayrıca, bunu zihinlerimizle başkalarına dua ederek aktarabiliriz. Cayce, bilinçaltı, telepatik etki vasıtası ile diğer bireyin bilinçaltı zihninin dualarımızdaki modeli alacağını ve bu kişinin bedenindeki atomların buna uygun olarak yanıt vereceğini açıklar. Alıcının bedeninin atomik yapısı kendini daha büyük denge ve uyum yönüne doğru tekrar düzene sokacaktır.

Böylece, bizim kendi meditatif uyumlanmamızda kendini ifade eden iyileştirici gücü transfer ederiz. Yaratıcı ile birliğimiz üzerine derin şekilde konsantre olmaya karar vererek içimizde yaşayan yaşam kuvvetinin atomik gücünü uyandırabilmemizi kavramak dehşetli bir şey. Daha sonra başka bir yaşayan canlının içindeki atomik güçleri etkilemek için kendimizin dışına odaklanarak bu gücün kanalı olmak yeteneği üzerinde düşünmek daha da müthiş. Araştırmalar bunun doğru olduğunu ileri sürüyor.
Kanal Olarak Şifa Üzerine Araştırmalar

Dua ile ve ellerle dokunarak şifanın uzun bir tarihi vardır. Ancak, bilimin bu tür şifayı incelemeye başlaması sadece son dönemlerdedir. Dokunmanın ve duanın iyileştirici gücünü onaylayan büyüyen miktarda araştırma var.

Örneğin, nükleer fizikçi Elizabeth Rauscher, şifacı Olga Worrell’in, özel laboratuar kaplarında büyüyen bakterileri etkileme yeteneğini test etti. Olga ellerinde bir bakteri kabını tutacak ve bakteriyel büyümeyi ya hızlandıracak ya da geciktirecekti. Dr. Rauscher daha sonra şifacının yönlendirilmiş dokunuşunun etkisini tayin etmek için bakteriyel popülasyonu (nüfus) sayacaktı. Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in bakteriyel büyümeyi kendi istediği yönde (hızlandırmak veya geciktirmek) önemli derecede etkilediğini keşfetti. İşi daha da zorlaştırmak için, Dr. Rauscher bakterileri biyokimyasal bir çevreye koydu; bu bakterilerin büyümesini ya geciktirecek ya da hızlandıracaktı ve Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in dokunuşunun bu kimyasal faktörlerin etkisini yok ettiğini keşfetti. Örneğin, bakteriyel büyümeyi antibiyotik olan bir çevreye yerleştirmek, bakterilerin çoğalmasını çok fazla engeller. Ancak, Mrs. Worrell ellerini bakterilerin bulunduğu laboratuar tabaklarına koyarak onlara düşman olan çevrede yaşama şanslarını önemli derecede geliştirebildi. Bunun tersi olarak, Mrs. Worrell bakterilerin büyümesi için çok elverişli bir çevre içinde bulunan bakterilerin gelişmesini geciktirebildi.

St. Joseph Üniversitesinden Dr. Carroll Nash, şifacı olarak kolej öğrencilerini kullanarak benzer bir çalışma yönetti. O, bu tecrübesiz genç insanların ellerini bakterilerin üzerine koyarak onların büyüme hızını arttırdığını keşfetti. Daha sonra, doktor öğrencilerin bakterilerde genetik bir mutasyon yaratabildiğini keşfetti!

Daha ender görülen bir deney, ellerle dokunmanın bedenin atomik seviyesinde işleme gücüne sahip olduğunun kanıtını sağladı. Yenilikçi araştırma organizasyonu olan The Mobius Society’nin başkanı Stephen Schwartz, şifacının dokunuşunun suyun atomik yapısı üzerine etkisini test etti. Bu deneyinde, şifacılar ellerini gerçek hastalıkları olan insanların üzerine koydular. Bu işlemler sırasında, şifacılar özel eldivenler giydiler, bu eldivenlerin avuç içi kısımlarında distile suyu tutan torbacıklar vardı. Daha sonra, bir mühendis suyun infrared spektrofotometrik analizini yaptı. Bu, bir materyalin yansıttığı kızılötesi ışığın frekansını analiz ederek o materyalin atomik yapısının modelini belirleyen bir tekniktir. Bu analizin sonuçları, bu şifacıların avuçlarındaki suyun, onların çalışmaları esnasında atomik olarak değiştiğini gösteriyor. İyileştirici enerji su moleküllerindeki oksijen ve hidrojen atomları arasındaki bağların doğasını değiştirmişti! Bu çalışmasında Schwartz, hem tecrübeli şifacılarla hem de daha önceden hiç deneyimi olmayan acemilerle çalıştı. Sonuçlar tüm katılanların su moleküllerini etkileyebildiğini gösterdi, ancak en büyük etki tecrübeli uygulayıcılar ile yapılan çalışmalardan elde edilmişti.

Bu çalışmalar, iyileştirici enerjiler için şifacının direkt temas kanalı sağladığı ellerle dokunmayı içeriyordu. Şimdi uzaktan, düşünce transferi veya dua ile şifa çalışmalarını inceleyelim.

San Francisco General Hospital’deki dört yüz kalp hastası ile yapılan çalışma hastalar için dua edilmesinin iyileşmeye yardımcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Tıbbi araştırmacı Randy Byrd tüm A.B.D. deki tüm inançtan insanları uzaktan dua eden yardımcılar olarak çalıştırdı, onlara hastanın ismini, hastalığını ve durumunu bildirdi, ancak nasıl dua edeceklerini göstermedi. Hastaların yarısı için dua edildi (her bir hasta için ortalama 6 kişi dua etti), diğer yarısı için dua edilmedi. Dua edilen hastalar, dua edilmeyenlere göre önemli derecede daha az komplikasyonlarla iyileştiler. Bu araştırmanın raporunu gözden geçiren bir çok doktor, sonuçların kendi özel fikirlerini onayladığını, kendilerinin de hastaları için dua ettiklerini ve bunun etkili olduğuna inandıklarını söyledi.

Zihnin madde üzerinde psikokinetik gücünü içeren başka bir çalışmada, Dr. William Braud, bu meslekten olmayan insanlardan başka kişilerin kanı üzerinde zihinsel olarak “işlem” yapmalarını istedi. Deneyciler bu “işlemden” önce hastadan kanı çektiler, hastanın zihin çerçevesinin sonuçlara etkisi olmaması için. Dr. Braud, bu insanların kırmızı kan hücrelerinin bozulmasını (hemolysis) zihinsel olarak geciktirdiğini keşfetti. Kan sistemi içerisinde, bu etki kan hücrelerinin hastalığa karşı savaşma yeteneklerini artırdı.

Hem ellerle dokunarak, hem de düşünce ile yapılan bu tür çalışmalar, bu iyileştirici etkilerin alıcıların kendi inanç sistemi ile ilgili olmadığı durumlarda işleyebildiğini göstermiştir. Biz pozitif düşünce ya da plasebo faktöründen söz etmiyoruz. Bu çalışmalarda insanların moleküler yapılar üzerinde işlem gören iyileştirici enerjilere kanal olabildiğini görüyoruz.

Değeri Olan Küçük Şeyler

Cayce şifa için kanal olmayı, kişinin bir etki yaratmaya çabaladığı aktif bir gayret olarak tanımlamamıştır, bununla birlikte o, kutsama kanalları olmak için yaşamda aktif olmaya, gereksinim duyulan yerde yardıma hazır olmaya istekli olmamız gerektiğinde ısrar eder. Bundan başka, Cayce, şifacı olmayı öğrenen gruba, uygulamalarını sadece bu meditatif uyumlanmanın özel zamanları ile sınırlamamalarını belirtmiştir. Bir şifa kanalı olmayı öğrenmek her gün pozitif ve yapıcı tarzda davranmayı öğrenmeyi gerektirir. O, önemi olan küçük şeylerin değerini tekrar tekrar işaret etmiştir.

Bir gülümsemenin değerini hiç fark ettiniz mi? Gülümseme tüm farkı yaratabilen bu küçük şeylerden biridir. Cayce’ye göre, bir gülümseme bir dua kadar değerlidir.

Bir el uzatma, birine dokunma, kocaman bir kucaklama – tüm bu küçük eylemler biçimsel şifa hizmetinde elle dokunma kadar değerlidir.

Ögüt vermek yerine dinlemek için zaman ayırmak herhangi bir kimse için bir fark yaratabilen bu küçük şeylerden biridir. Dinleme bir kişiye yardımcı olmada, tüm bu saydığımız önerilerden daha etkili olabilir.

Bir şifa kanalı olmak için, insanları onarmanın ya da kurtarmanın bizim işimiz olmadığını anlamamız önemlidir. Böyle bir tutum diğer insanları ve onların sorunlarını yargılamaktır. Cayce, başkalarını yargılamamanın ve düşüncelerimizi pozitif tutmanın önemli olduğunda ısrar ediyor. Düşüncelerimiz bize özel değildir, onlar etrafımızdakileri etkiler. Başkaları hakkında iyi şeyler düşünmek, onlara nazik davranmak kadar önemlidir.

Pozitif bir tutumu sürdürmek, bir şifa kanalı olmakta olduğu kadar, bizim kişisel sağlığımız için de önemlidir. Cayce, davranışların ve duyguların endokrin sistemi üzerindeki etkileri ile ilgili bu ilişkiyi açıklamıştır. Bugün onun perspektifinin değerini anlıyoruz. Bugün, sayısız araştırma çalışmaları ile modern holistik tıp pozitif tutumun bedenin bağışıklık sistemi üzerinde belirli pozitif etkileri olduğunu onaylamıştır.

Bir şifa kanalı olmayı öğrenirken, kanal olmanın diğer veçhelerinde öğrendiğimiz prensipleri uygulayın. Cayce’nin kanal olma modeli (bir ideale uyumlanmak, kendini bir kenara koymak ve idealin kendisini ifade etmesine izin vermek) özellikle bir şifa kanal olmaya uygulanabilir. Bir grup, Cayce’ye onların şifa dualarının etkili olup olmadığını sorduğunda, o onlara dikkatlerini süreç üzerine odaklanmış tutmalarını, sürece iman etmelerini ve sonuçları Yaratıcı’ya bırakmalarını söyleyerek güven verdi.

Hiçbir şeye kendinden şüphe duyarak ulaşılmaz diye açıkladı. Kutsama kanalları olmayı öğrenirken, yaptığımız şeyi iyi yapıp yapmadığımız ile ilgili düşünceleri bir kenara bırakmalıyız.

Hepsinin üstünde, kendi yolunuz üzerinde durmayın. Bir kanal olmayı öğrenmenin son sırrı hepsinin en zoru, ayrıca en basitidir. Bu, kendiniz olmaktır, kendi gerçeğiniz, kendi doğrunuz, doğal, öz, gerçek olan bireysel kendiniz, başkaları için kutsama kanalı olmanın en iyi yoludur.

(Çeviri: Saffet Güler)