ŞİFANIN PRENSİPLERİ

portcayce11

Edgar Cayce (1877 – 1944)
www.edgarcayce.org

İyileşmeyi kolaylaştırmak için Edgar Cayce’nin okumalarının merkezi bir amacı vardı. Şifa için bir seri temel kavram Cayce’nin felsefesinden ışıldayabilir, her biri iyileşme işlemini yöneten evrensel yasalar ile çalışır – fiziksel, zihinsel ve ruhsal. Kısaca, Cayce materyalinde bulunan başlıca fikirlerin bazıları aşağıdadır.

Öncelikle, iyileşme iki prensip arasında yaratıcı bir dengeyi sürdürmemizi gerektirir :

• Tüm şifa sonsuzluktan gelir – yani ruhsal kaynağımız ile uyum ve armoniden gelir. Sonsuz görünmez alanda olduğu gibi görünür, fiziksel dünyada da erişilebilir ve elde edilebilirdir.
• Aynı zamanda, her insan kendi iyileşme işlemi için sorumluluk almalıdır. Hiç kimse basitçe sırtına yaslanıp iyileşmenin gerçekleşmesini pasif olarak bekleyemez.

Bu ikinci prensip – kendinden sorumlu olma gereksinimi – bir çok şekil alabilir. Örneğin, iyileşme uyumlanma gerektirir ve geçmişte bizi uyumun dışına çıkaran şeyin tam olarak ne olduğunu bizden başka kimse daha iyi bilemez. Çok sıkça, eğer yaşamlarımıza yakından bakarsak, hastalığımıza neyin neden olduğunu görebiliriz (Edgar Cayce gibi tıbbi bir durugörüre ihtiyaç duymadan).

Kendinden sorumlu olmayı daha ileri göstermek için, insan bedeni kendini iyileştirmek için fevkalade, içsel tahrike sahiptir, ancak buna yardımcı olmak için kendi payımıza düşeni yapmalıyız. Kırık bir kemik doğal şekilde kendini tamir eder ; ancak, iyileşmenin tam ve etkin olması için kırığın düzgün olarak yerleştirilmesi gerekir.

Enerji tıbbi ile ilgili bir diğer önemli prensip, Edgar Cayce’nin öncüsü olmuş olduğu yeni bir alandır. Onun okumaları sürekli olarak, titreşimler veya titreşimsel güçlerin oynadığı rollerden bahsediyor – bireysel atomların seviyesine kadar.

Cayce’ye göre, her bir atomda mevcut olan bir tür bilinç vardır. İyileşmenin atomik fiziği ile ilgili pasajların çoğu daha çok ezoterik görünse de, telli bir müzikal enstrumanın uyumunun analojisini izlemek daha kolay olabilir. Akortsuz bir keman veya piyano bozuk, ahenksiz müzik çalar – hastalığın veya rahatsızlığın temsili. Usta bir müzisyenin enstrumanı tekrar akort edebilmesi gibi, titreşimlerimiz tam atomik seviyeye kadar düzgün bir şekilde ayarlandığında iyileşmeyi deneyimleriz. Özde, tüm şifa içimizdeki titreşimlerin değişimidir.

Beden, zihin ve ruh arasındaki denge Cayce’nin iyileşme felsefesinin bir başka anahtarıdır. İyileşmenin tam olması ve devam etmesi için, bu üç seviyenin her birinin gereksinimlerinin farkına varmalı ve bunları karşılamalıyız. Gerçekte hiçbir hastalık bu üç seviyenin sadece birinde başarılı olarak tedavi edilemez.

Bundan başka, Cayce insan bedeninin doğal olarak sağlıklı kalacağını onaylar – ve hatta kendini yeniler – eğer bir tür içsel denge sürdürülebilirse. “Hastalık” bedenin bir bölümü başka bir bölümünden enerji çektiğinde başlar. Bir organizmanın bir bölümü yaratıcı yaşam gücü ile aşırı yüklenmiş olabilirken, bir başka bölümü bu yaşam gücü ile az besleniyor olabilir. Sonuç bedenin gittikçe bütünleşmenin dışına çıkması ve hastalığın ortaya çıkmasıdır.
Bu tür bir bütünleşmenin dışına çıkmanın karşıtı yenilenmedir. Okumalar bedenlerimizi sürekli olarak tekrar inşa ettiğimizi ileri sürüyor. Herhangi bir yedi yıllık periyotta, her bir hücre yenilenir. Eğer buna izin verirsek, bedenlerimiz herhangi bir sorunu dönüştürür ve herhangi bir durumu canlandırabilir/diriltebilir. Ancak kökleşmiş alışkanlıklarımız genellikle bu iyileşme potansiyelini bloke eder – davranış alışkanlıklarımız ve daha kuvvetli olan zihnin alışkanlıkları.

İyileşme sürecinde ilaçların ve hekimliğin oynadığı rol nedir? Cayce’nin felsefesi açık olarak bunlara yer verir, ancak bunların nasıl işlediği ile ilgili yanlış anlamalar hakkında uyarır ve bunların yapabileceğinden daha fazla şey ummamak gerektiğini belirtir. Herhangi bir şifa yöntemi bir birlik deneyimi yaratmaya teşebbüs eder, bedende benzer bir yanıtı umarak. Bazı durumlarda, bazı insanlar için, bir hap (ilaç) bunu başarmanın en iyi yolu olabilir – tıpkı başka bir durumda iyileşmeyi hızlandırmak için ameliyatın en iyi yol olabileceği gibi. İlaçlar yaşam gücünün pratik bir uygulaması olabilir. Ara sıra, akut bir hastalıkta hastayı iyileştirmek için ilaçlar reaksiyonlarında çok kuvvetli olmalıdır. Ancak Cayce zaman zaman ilaçlar yerine, tonik ve canlandırıcılar olarak tavsiye ettiği bitkisel formülleri düşünmeleri için insanları teşvik etti.

İlaçların tehlikeli yanı bedenin kendi iyileşme işlemini azaltma potansiyelleridir. Cayce, ruhu yarım gerçeklerle ve geçici çarelerle aldatan “hafifletici şeyler” ile ilgili uyardığında ima ettiği şey budur. Ayrıca, beden tarafından içsel olarak özümlenebilecek/benimsenebilecek olan kendimizin dışından herhangi bir koşula güvenmememiz gerektiğini uyarırken söylemek istediği budur. Tüm bunların söylediği şey, güvendiğiniz hekim tarafından tavsiye edilen ilaçları alin. Ama zihninizde su düşünceyi tutun: bu kimyasalların yapabileceği şey geçicidir – ve her nasılsa suni olarak – bedeninize daha büyük birliğin (bir olmanın) deneyimini verir. Gerçekten meydana gelen ve devamlı olan iyileşme kişinin içsel bilincinin ve titreşiminin değişmesinden gelmelidir. Bu sürekli ve inatçı insan çabası ile en etkili olarak gerçekleşir (örneğin, kişinin arzularına, amaçlarına ve iradesine bağlanması, bunlarla meşgul olması).

Cayce’nin şifa felsefesi yanlış anlamadan kaçınmamıza yardim edebilecek olan diğer içgörüleri içerir. Örneğin, bir prensip en iyi tedavi prosedürlerinin bazen koşulun (hastalığın) geçici bir kötüleşmesine neden olacağını belirtir. Eğer bu olasılığın farkına varmazsak, tam yararlar ortaya çıkmadan önce bu tedaviye son verebiliriz. Bununla çok yakından ilgili olan bir prensip bedenin uyumunu tekrar oluştururken, daha hassas olmaya eğilimli olduğunu belirtir. Tekrar, eğer bu yükselmiş hassaslığı yanlış anlarsak, yavaşça etkilenmeye başlayan iyiyi göremeyiz.

Zihin diğer şifa prensiplerinin odağıdır. Bilinçsiz zihin çoğu hastalıkta rol oynar. Bunun bir örneği sağlık sorunlarında karmik faktördür. Önceki enkarnasyonlardan (bedenlenmelerden) gelen anılar ruhun zihninde depolanır, bunlar bedende sorunları tetikleyebilir. Şüphesiz, her sağlık meydan okumasının geçmiş yaşam kökenli olduğunu önerecek kadar ileri gitmiyoruz; reenkarnasyon perspektifi iyileşmeyi ararken olası olarak ne ile karşılaşacağımızı anlamamıza yardımcı olabilir.

Çok bilinen Cayce beliti (aksiyom) “Zihin inşa edicidir”, hangi davranışların ve duyguların iyileşmeyi en iyi teşvik edeceğini merak etmemize neden olur. Okumalar bir çok şeyi vurgular:

• Kendini – kabul etme. Kendini yargılamaktan kendimizi kurtardıkça, iyileştirici kuvvetlerin girmesi için yer açarız.
• İyimserlik ve umut. İyileşmeyi ummak için cesaretlendiriliriz.
• Sabır. Sağlığı bozmak, onu tekrar inşa etmekten çok daha kolay ve hızlıdır.

Ne kadar zaman gerekirse gereksin, sabırla beklemeye istekli olmamız gerekir.

Bu özel davranışların ve duyguların yanı sıra, kendi iyileşmemizi hızlandırmak için imgelemenin yaratıcı potansiyelini kullanmaya davet ediliriz. Zihnin imge yaratma kapasitesi iyileştirici dönüşümün gerçekleştiğini “göreceğimiz” bir yola yönlendirilebilir. Bu tek bir imgeleme seansında başarılacak bir şey değildir. Cayce’nin tüm sağlığı geliştirici yaklaşımları gibi, sebat ve ısrar gerektirir ve diğer şifa yöntemleri ile bağlantılı olarak en iyi çalışır.

Zihnin şifa ile ilişkisinin belki de en önemli prensibi amaçlılık ile ilgilidir. Bir insan geçici dışsal bir iyileşme deneyimleyebilir – yani, sadece fiziksel bedende – henüz ruhsal olarak hastadır. Ruhu ne iyileştirir? Amaç dolu bir yaşama bağlanma. Sadece herhangi bir amaç değil, diğer insanları himaye eden/özen gösteren bir amaç.

Bir keresinde Cayce’den bir okuma hasta olan kişiye su soruyu sordu: Eğer iyileşmiş olsaydın, yaşamınla ne yapardın? Cayce’nin psişik kaynağının pozisyonu basitçe şuydu:
İçsel bir düzeltme olmaksızın fiziksel durumu düzeltmek niye? Hem içsel hem de dışsal iyileşmeyi arayan insanlar düzeltilmiş sağlık ve canlılık için en iyi adaylardır. Cayce’nin felsefesinde, şifa bizi başkalarına daha yararlı olmamız için donatmalı.

Zihinde bu hizmet ideali ile, başkalarına nasıl şifa kanalları olabileceğimizi de merak etmeliyiz. İlişkimiz olan kişiler için şifacılar olma çabalarımızı yöneten prensipler nedir? Bir prensip tüm insanlar arasında var olan ruhsal bağlantıya dayanır. Bu prensip kendi bilincimize birlik deneyimini getirdikçe, başka birinin birliği, uyumu ve şifayı deneyimlemesine çok derin şekilde yardımcı olabileceğini belirtir. Cayce’nin bunu anlatma yolu şuydu, “…Mesih (Birlik) Bilincini kendinde o kadar geniş olarak yükseltmek ki bu sizden, onu yönlendirdiğiniz kişiye akabilsin.”

Bunun en etkili olabilmesi için, alıcı bu yardımı arzulamalı ve şifa duasını (veya enerjisini) istemelidir. Şüphesiz, herhangi biri için her zaman dua edebiliriz, o kişi bizden bunu istememiş bile olsa. Ama herhangi bir kişinin yaşamında neye ihtiyacı olduğunu bildiğimizi sanmamamız önemlidir. Bizden özel olarak dua (enerji) istememiş olan biri için, bu kişiye veya özel bir durum için şifa enerjileri göndermeye çalışmak yerine koruma ve kutsama duası edebiliriz.

Özet olarak, Cayce okumaları bize doğal halimizin bütünlük ve sağlık olduğunu hatırlatır. Kendi içimizdeki İçsel bilgelik iyileşmek için neyin gerekli olduğunu bilir. İyi olmayı umut etmeliyiz ve bunun mümkün olması için payımıza düşeni yapmaya istekli olmalıyız.

Copyright 1998 A.R.E.®, Inc. Tüm haklari korunmustur.

(Çeviri: Saffet Güler)