BİLİM ADAMLARI ‘TUNGUSKA’YA ÇARPANIN ASTEROİD DEĞİL “KUYRUKLU YILDIZ” OLDUĞUNU SÖYLÜYOR

Mitch Battros – Earth Changes Media
29 Mart 2009

30 Haziran 1908’de, bir ateş topu Rusya ve Moğolistan sınırına yakın “Tunguska” denen yerde Baykal Gölü üzerindeki gökyüzünden hızla geçti. Saniyeler sonra, dev bir patlama kuzeydoğuya 600 kilometrelik uzanan tayga üzerinde, Lüksemburg büyüklüğündeki ormanlık alanı dümdüz etti ve etraftaki binlerce kilometre alanda bulunan ağaçları kavurmaya devam etti.

NASA’nın Derin Darbe Misyonu’nun ‘Temple 1’ Kuyruklu yıldızıyla yaptığı incelemelerin son bulguları, asteroidlerin gazları boşalmış kuyruklu yıldızlardan başka bir şey olmadığını ileri sürüyor. Ve bilim adamları üç gece boyunca kuzey yarıküredeki gökyüzünü aydınlatan muazzam patlamaya neden olan şeyin bu ‘gaz’ olduğunu söylüyorlar. Bu olay Dünya’nın manyetik alanını etkiledi ve tüm gezegeni sallayan kuvvetli sismik ve akustik dalgaları tetikledi.

Yüzyıllık araştırmaya rağmen, Tunguska olayının birçok yönleri hala açıklanamıyor. Örneğin, patlama Hiroşima’ya atılan atom bombasının 1000 tanesinden daha fazla enerji saldı, buna rağmen krater oluşmadı. Benzer büyüklükteki bir nesnenin 12,000 yıl önce Kuzey Amerika’ya çarptığı, mega – faunal (bölge hayvanlarının tümü) yok olmayı ve genel soğumayı tetiklediği düşünülüyor. Tunguska olayının iklimimizi bozmadığı görülüyor.

Şimdi St Petersburg, Rusya’daki Rus Bilimler Akademisi’nden Edward Drobyshevski’nin yeni analizi, bu problemlerin çözüldüğünü iddia ediyor. Drobyshevski 1908’de çarpan nesnenin bir kuyruklu yıldız olduğu (ondan önce birçok bilim adamı da aynı şeyi ifade etmişti) sonucunu çıkarıyor. Ama diğerlerinden farklı olarak, bu kuyruklu yıldızın Dünya’nın atmosferine neredeyse teğet geçerek çarptığını ve parçalandığını hesaplayabildi.

Bir kuyruklu yıldızın başı etrafındaki ışık, solar ısınma ve süblimleşme (katı bir cismin gaz haline geçmesi) ile çekirdekten salıverilen moleküllerden oluşur. Çekirdek boşaldığında, yıldızın başındaki ışık direkt güneş radyasyonuna maruz kalır ve çeşitli şekillerde zarar verici olabilir. Çoğu moleküller çekirdeği terk ettikleri gün içinde parçalanırlar (çözünürler). Örneğin, molekülün çekirdekten salıverildiği her iki reaksiyon foton absorblar ve iki parçaya ayrılır.

Bu kuyruklu yıldızın daha geniş bölümü atmosferden sıçrayarak geçti, Dünyayı geçerek yörüngeye geri döndü. Daha küçük bölümü Tunguska üzerindeki atmosferde patlamadan önce Rusya üzerinde hızla ısındı.

Drobyshevski, neden o kadar az uzun süren hasar bıraktığının anahtarının patlamanın doğası olduğunu söylüyor. Ve bunun anahtarı kuyruklu yıldızları oluşturan kimyasalı daha iyi anlayışımızdır. Kuyruklu yıldızın yüksek oranda hidrojen peroksit içerdiğini ve oksijen ve su üretmek için ısınırken bu hidrojen peroksidin patlayıcı şekilde ayrıştığını, kuyruklu yıldızı parçaladığını söylüyor. Tunguska’yı harabeden bu patlamaydı.

“Önemli şekilde, kimyasal patlamanın enerjisi gövdenin kinetik enerjisinden büyük ölçüde düşüktür” diyor Drobyshevski.