İNSANLAR YİRMİ YIL İÇİNDE DÜNYA DIŞI BİR UYGARLIK İLE TEMAS KURULACAĞINI TAHMİN EDİYORLAR

Bazı öncü astronomlar, yirmi yıl içinde insanlığın zeki dünya dışı yaşam ile temas kuracağından oldukça eminler. Gelecek sene, NASA Kepler uzay teleskobunu fırlattığı zaman, dünya dışı yaşamı aramada ileriye sıçrama olacak. Enstruman dört yıllık misyonu süresince güneşlerin etrafında yerleşilebilir bölgelerdeki Dünya – boyutundaki gezegenleri keşfetme heyecanlı amacı ile 100,000 yıldızı sürekli olarak tarayacak.

Bu SETI’nin yaşam olasılığının muhtemelen en yüksek olduğu yerlere odaklanmasını sağlayacak. Şu ana kadar, SETI’nin diğer gezegenlerde yaşam bulma misyonu samanlıkta iğne aramaya benziyor. Ama şimdi, Kepler yaşamı barındıran en olası gezegenleri belirlediğinde, SETI’deki ekip derin – uzay dinleme ekipmanı kullanarak o güneş sistemlerine odaklanabilecek. Bu onların şu andaki, bir tür işaret veya sinyal için uzayın derinliklerini gelişigüzel tarama işlerinde dev bir güncelleme olacak. Ayrıca, son zamanlarda güneş sistemimizin dışında Dünyaya – benzeyen gezegenlerin keşfi, astrofizikçileri Dünya – benzeri gezegenlerin galaksimizde olası olarak bulunduğu sonucuna varmalarına neden oldu.

Amerikalı astrofizikçi Dr. Frank Drake BBC belgeselinde “her şey daha iyimser olmamıza neden oldu” dedi. “Sonraki yirmi yıl içinde Dünya’nın ötesindeki yaşam ile ilgili çok daha fazla bilgi öğreneceğimize ve o yaşamı ve belki de galakside bir yerlerde zeki yaşamı belirleyebileceğimize gerçekten inanıyoruz.”

Ancak, bazı astrofizikçiler biz insanların karbon ve Dünyasal koşullara aşinalığımız ile körleşeceğimiz konusunda bizi uyardılar. Başka bir deyişle, aradığımız şey “tatlı nokta” versiyonumuzda bile olmayabilir. Bununla birlikte, burada Dünya’da bile, bir türün “tatlı noktası” diğer bir türün en kötü kabusudur. Herhangi durumda, dünya dışı yaşam ile ilk karşılaşmamızın yalnızca karbon – bazlı bir vaka olmayacağı fizibilite aleminin ötesinde değildir.

Alternatif biyokimyacılar, potansiyel olarak yaşam oluşturabilen bir çok atom ve solventler (çözgen) olduğunu speküle ediyorlar. Çünkü karbon Dünya üzerindeki koşullar için çalışır, aynı durumun tüm evrende doğru olması gerektiğini speküle ediyoruz. Gerçekte, potansiyel olarak hileyi yapabilecek bir çok element vardır. Arsenik gibi mantıklı olanın dışındaki elementler bile doğru koşullarda yaşamı destekleme kapasitesine sahip olabilir. Dünyada bile bazı deniz yosunları arseniği, arsenoşekerler ve arsenobetainler gibi kompleks organik moleküllere birleştiriyor. Bir çok diğer küçük yaşam formları enerji üretmek ve büyümeyi kolaylaştırmak için arsenik kullanır. Klor ve sülfür de karbonun yerini alabilecek olası elementlerdir. Sülfür, karbon gibi uzun – zincirli moleküller oluşturma kapasitesine sahiptir. Bazı dünyasal bakterilerin, sülfürü hidrojen sülfide indirgeyerek, oksijen yerine sülfürde hayatta kaldıkları zaten keşfedilmişti.

Azot ve fosfor da potansiyel olarak biyokimyasal moleküller oluşturabilir. Fosfor karbona benzer, kendi kendine uzun zincirler oluşturabilir, bu kompleks makromoleküllerin oluşumunu sağlayacaktır. Azot ile birleştiği zaman, halkaları da içeren, geniş aralıkta moleküller yaratabilir.

Sudan ne haber? Su yaşam için önemli değil midir? Önemli olması gerekmiyor. Örneğin, amonyak suyun bir çok özelliklere sahiptir. Amonyak veya amonyak – su karışımı çok soğuk ortamda sıvı olarak kalır. Bu tür biyokimyalar gelenekesel su- bazlı “yerleşilebilir bölge”nin dışında varolabilirler. Bu tür bir bölgenin örneği kendi güneş sistemimizde Satürn’ün en büyük ayı olan Titan’dır.

Hidrojen fluorid metanol, hidrojen sülfit, hidrojen klorid ve formamid hepsi teorik olarak alternatif biyokimyayo destekleyebilen uygun solventler olarak önerildi. Tüm bu “su alternatifleri”nin, dünyasal çevremiz düşünüldüğünde artı ve eksileri vardır. Düşünülmesi gereken şey, radikal olarak farklı çevreler ile, radikal olarak farklı reaksiyonların oluşmasıdır. Su ve karbon bazı en uçtaki gezegensel koşullarda yaşamı destekleyen en az şeyler olabilir.

Yine de, oralarda bir yerde bir tür yaşam olma olasılığı iyidir. Zeki yaşama gelince, bu zekanın tanımına bağlıdır. Burada Dünyada insanların yanı sıra bir çok diğer zeki türler vardır, onlara bu gözle bakmayız. Eğer orada hayat varsa, evrendeki kendi özel mevkisine göre tekamül etmiş olacaktır ve muhtemelen görünüş, iletişim ve düşünce şekillerinde bize oldukça yabancı gelecektir. Yaşamı anladığımız anlamda kuramsal olarak yaşam formlarını canlı olarak fark edemeyebiliriz de. Gerçekte, var olduğunu bulmaktan çok, dünya dışı yaşam ile etkin şekilde iletişim kurabilseydik daha “mucizevi” olurdu. Bu perspektiften, oralarda bir yerde başka yaşam formları olsa bile, hala evrende yalnız olurduk. Şüphesiz, bu yanıtları aramamız gerektiği anlamına gelmez.