MİCHU KAKU: KUVVET ALANLARI, TELEPORTASYON, & ZAMAN YOLCULUĞU ÜZERİNE


Michio Kaku, yeni kitabı İmkansızın Fiziği’ nde hiçbir şeyin imkansız veya nıhai anlayışımızın ötesinde görülmemesi gerektiği ile ilgili bizi uyarıyor. “Kendi kısa ömrümde, görünürde imkansız olanın tekrar tekrar ispatlanmış gerçek olduğunu gördüm” diye yazıyor.

Kaku, New York Şehir Üniversitesi’nde teorik fizik profesörüdür ve “Paralel Dünyalar”, “Einstein’ın Ötesinde” ve çok satan “Hiperuzay” kitaplarının dünyaca ünlü yazarıdır. Kaku iplik alan teorisine öncülük yaptı ve şimdi efsanevi ‘Herşeyin Teorisi’ üzerinde çalışıyor (yerçekiminin diğer üç temel kuvvet ile birliği: elektromanyetizm ve güçlü ve zayıf nükleer kuvvetler).

“İmkansızın Fiziği”nde, Kaku “görünüşte imkansız olanı” üç sınıfa ayırıyor.

Sınıf 1, “bu yüzyılda mümkün olabilecek olan” teknolojileri içeriyor, örneğin “teleportasyon, antimadde makineleri, telepati, psikokinezi ve görünmezliğin bazı formları”. Sınıf 2 “binyıldan milyonlarca yıla kadar gelecekte” kazanacağımız bilgeliği bekliyor ve zaman makinelerini, hiperuzay yolculuğu ve solucan delikleri vasıtası ile uzayda başka bir evrene sıçramayı kapsıyor. Sınıf 3 “sürekli hareketli makine” ve önsezidir. Kaku, eğer “mümkün oldukları ortaya çıkarsa, bunların fizik anlayışımızda temel bir değişimi temsil edecekleri” sonucunu çıkarıyor.

Kaku yakın bir zamanda, bir düzine Jüpiter boyutundaki ekstra – solar gezegenlerin şu andaki listesi yüzlerce dünya – boyutunda, hemen hemen Dünyanın ikizleri olan gezegenlere uzarken, insanlığın varoluşsal bir şok ile yüzyüze gelebileceğine inanıyor. Bu, evren ile ilişkimizde yeni bir çağ başlatabilir: gece gökyüzünü daha önce gördüğümüz gibi asla görmeyeceğiz, bilim adamlarının belki de yüzlerce dünya benzeri gezegenlerin kesin koordinatlarını belirleyen bir ansiklopedi derleyeceğini kavrayacağız.

“Bundan sonraki on yılda başlatılacak olan Uzay Interferometry (küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyle öIçen alet) Misyonu (SIM)” 9 mt yapı boyunca yerleştirilen çoklu teleskoplardan oluşuyor. Optik biliminin fiziksel sınırlarına yaklaşan eşi görülmemiş bir çözünürlük ile, SIM o kadar hassas ki, inanca meydan okuyor: dünyanın yörüngesinde dolanır, Mars’taki bir astronotun yaydığı fener ışığının hareketini belirleyebilir! SIM, sonraki on yılın sonlarında başlatılacak olan, dünyaya çok benzeyen gezegenleri belirleyecek olan ‘Terrestrial (Dünyasal) Gezegen Bulucu’ için yolu hazırlayacak. Dünyanın 50 ışık yılı uzağındaki en parlak 1,000 yıldızı tarayacak ve 50 – 100 en parlak gezegen sistemine odaklanacak.”

“Tüm bunlar bu gezegenlerden herhangi birinin yaşam barındırıp barındırmadığını belirlemek için aktif bir çabayı canlandıracak, belki de bizimkinden daha ileri olan uygarlıklara sahip olan gezegenler bulunacak.”