Nobel Ödüllü biyolog DNA moleküllerinin “ışınlanabildiğini” iddia ediyor

John E Dunn

13 Ocak 2011

Nobel ödüllü biyolog bir parça DNA’nın kendisini test tüpleri arasında ‘ışınladığı’ veya iz bıraktığı görünen bir deneyin ayrıntılarını yayınladıktan sonra bir tartışma başlattı.

Luc Montagnier’in başkanlık yaptığı bir ekibe göre, biri minik bir parça bakteri DNA’sı, diğeri saf su içeren iki test tüpü zayıf bir (7 Hz) elektromanyetik alan ile çevrelendi.

Polimeraz zincir reaksiyonu kullanılarak DNA’nın kuvvetlendirildiği on sekiz saatten sonra, sanki sihirle olmuş gibi DNA saf su içeren test tüpünde saptandı.

Garip şekilde, orijinal DNA örneği deneyin yapıldığı süre içinde birçok kez seyreltilmek zorunda oldu, bu, fenomenin neden daha önce belirlenmediğini açıklayabilir.

Fenomen, bazların bir yerden başka bir yere gitmek yerine, kendilerini uzayda yansıtmaları veya iz bırakmaları dışında, genel olarak ‘ışınlama’ olarak tanımlanabilir.

İhtiyatlı olmak için, Montagnier daha sonra sonuçları kontrol deneyleri ile karşılaştırdı, bu kontrol deneylerinde zaman sınırı azaltıldı, elektromanyetik alan mevcut değildi veya daha düşük frekanslarda mevcuttu ve her iki tüp saf su içeriyordu. Bu deneylerin her birinde, hiçbir şey elde edemedi.

Olası kuantum etki – suda DNA’nın görünen izi – kendi içinde deneyin en tartışmalı unsuru değildir, tartışma DNA’nın kendisini tezahür ettirdiği göreli olarak uzun zaman ölçekleri ile ilgilidir. Kuantum fenomenlerin yüzlerini saniyeler, dakikalar ve saatler içinde değil, saniyenin algılanamayan küçük kısımlarında ve genelde mutlak sıfıra yaklaşan çok düşük sıcaklıklarda gösterdiği kabul edilir.

Biyolojinin, oda sıcaklığında doğanın ‘kuantumluluğunu’ sergileyebilmesi vasıtasıyla bir işlemin ortaya çıkması çok şaşırtıcı olurdu.

Montagnier’in deneyi, ciddiye alınma umuduyla başkaları tarafından tekrarlanmak zorunda olacak. Şimdiye dek, bazı bilim insanları kuşkulu oldular.

Bochum’daki Ruhr Üniversitesinden Klaus Gerwert, “Bilginin suyun içinde pikosaniyelerden daha uzun bir zaman ölçeğinde nasıl depolanabildiğini anlamak zor” dedi.

Tüm bunlar ne anlam geliyor? Daha önceki deneylerde ipuçlarının alınmış olduğu gibi, hayatın çoğalması (üremesi), kendisini süptil şekillerde yansıtmak için gerçekliğin kuantum doğasını kullanmamızı mümkün kılabilir mi? Alternatif olarak, yaşamın kendisi bu kuantum fenomenlerin karmaşık yansıtması olabilir mi ve saptanmaları inanılmaz zor olduğu için, henüz anlaşılmayan şekillerde onlara (kuantum fenomenlere) tamamıyla bağlı olabilir mi?

Kuramsal olarak (ve Montagnier ispatlanmamış herhangi bir şeyi direkt olarak ileri sürmüyor), su moleküllerin kuantum özellikleri çok az anlaşılmış olabilir. Su, DNA’nın kuantum dolaşıklığı ve ‘ışınlanma’yı (bizim verdiğimiz terim) çağrıştıran süreçleri kullanarak kendisini kopyalayabildiği iyi bir ortam olabilir.

Montagnier’in raporu, ‘kuantum alan teorisi’ni kullanarak hastalığın üremesini açığa çıkardığını iddia eden fenomeni tartışarak devam ediyor.