Yüklü Parçacıklar, Depremler ve Yerkürenin Çekirdeği Arasındaki Bağıntılar


Associated Pres

10 Ocak 2010

Son bilimsel araştırma, yüksek enerji yüklü parçacıklar ve depremler arasındaki ilişkiyi onaylıyor. Sonuçlar özellikle yüklü parçacıklara ve Yerkürenin çekirdeğine tahsis edilmiş koordineli ve eşzamanlı zemin – bazlı ve uzay – bazlı araştırmaların öneminin desteklendiğini ileri sürüyor. NASA olası uzay- bazlı erken uyarı sistemini araştırmak için ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ile ekip oluşturdu.

Bir çalışma, yıllardır Taiwan’daki 5.0 veya daha büyüklükteki 100 den fazla depremi inceledi. Araştırmacılar yaklaşık 35 km derinliğe kadar olan neredeyse bütün depremlerin iyonosferdeki belirgin elektriksel bozukluklardan önce vuku bulduğunu keşfettiler. Yeni bir model, Yerkürenin çekirdeğindeki ani akışkan hareketlerin gezegenimizin etrafındaki manyetik zarfı nasıl değiştirebileceğini göstermek için son dokuz yıldır uydulardan gelen verileri kullanıyor. İlk kez araştırmacılar sadece birkaç ayda gerçekleşen hızlı manyetik alan değişimlerini belirleyebildiler.

Tüm manyetik alanın kademeli zayıflaması yüzlerce, hatta binlerce yıl sürebilir. Ama aylar içindeki daha küçük, daha hızlı dalgalanmalar uyduları korunmasız bırakabilir ve bilim adamlarını gafil avlayabilir.

Almanya’daki GFZ Alman Geobilimler Araştırma Merkezinde jeofizikçi olan Mioara Mandea “Güney Atlantik’te bu değişiklikler var, manyetik alanın normal olanın üçte biri kadar olan en küçük zarfının bulunduğu bölge” dedi.

Yeni belirlenen değişikliklerden önce bile, Güney Atlantik Anormalliği manyetik alanda zayıf bir noktayı temsil ediyordu – Yerkürenin koruyucu baloncuğundaki bir gedik.

Yerkürenin manyetik alanı uzaya yaklaşık 58,000 km uzanır, dev bir elektromıknatısa benzer şekilde davranan elektriksel olarak iletken çekirdeğin dönüş etkisinden üretilir. Alan Dünya üzerindeki yaşamı güneşten gelen yüksek enerjili radyasyonun fazlasına karşı sürekli olarak kalkan olan gözyaşı damlası şekilli bir baloncuk yaratır.

Alandaki en son büyük değişim manyetik bir ters dönüş sırasında 780,000 yıl önce gerçekleşti, bu tür ters dönüşler ortalama olarak daha sık gerçekleşiyor. Kuzey ve güney kutuplarındaki ters yüz olma tipik olarak manyetik alanda zayıflamayı içerir, bunu hızlı bir düzelme ve ters kutupluluğun yeniden organizasyonu takip eder.

Son yıllardaki bazı incelemeler bundan sonraki ters çevrilmenin yakında gerçekleşebileceğini ileri sürdü.

Manyetik alan ve eriyik demir çekirdek arasındaki etkileşimleri ölçmek geçmişte zordu, ama CHAMP ve Orsted gibi uyduların sürekli gözlemleri resmi odağa getirmeye başladı.

Mandea, uyduların belirlediği manyetik alan değişikliklerine uyan akışkan çekirdek modelini yaratmak için, Danimarka Kopenhag Üniversitesinden jeofizikçi Nils Olsen ile çalıştı.

Ancak, Güney Atlantik Anormalliği bölgesindeki manyetik alanın hızlı zayıflaması bu tür uydular için gelecek sorunlara işaret edebilir. Güneşten gelen radyasyon fırtınaları, hızlı değişen manyetik alanın koruyucu örtüsünün aniden kaybolmasıyla uydulardaki elektronik ekipmanlar kızarabilir.

Güneşten yayılan sürekli radyasyon bombardımanı solar rüzgarla Dünya’ya püskürür, manyetik alana karşı ve onun etrafından akar. Etki gözyaşı damlası şeklinde manyetosfer baloncuğu yaratır, ama güçlü alan bile yüksek enerjili parçacıkların hepsini dışarıda tutamaz.

Yerkürenin tüm manyetik alanı son 150 yılda en azından yüzde 10 zayıfladı, bu da gelmekte olan manyetik alan ters dönmesinin işareti olabilir.

Mandea ve Olsen güncellenen gözlemlerle modellerini daha da geliştirmeye devam etmeyi ve belki de en sonunda Yerkürenin manyetik alanındaki gelecek değişiklikleri tahmin etmeyi umuyorlar.