ZAMAN EVRENİMİZDEN YOK MU OLUYOR?

20 Mart 2008

Uzay – zaman sürekliliği adı verilen şeyi hatırlıyor musunuz? Eğer denklemin zaman kısmı gerçekten sona ererse ne olurdu? Yeni kanıtlar zamanın evrenimizden yavaşça yok olduğunu ve bir gün tamamen oradan kaybolacağını ileri sürüyor. Bu radikal yeni teori bilim adamlarını yıllardır şaşırtan kozmolojik bir gizemi açıklayabilir.

Bilim adamları daha önce, evrenin gittikçe artan bir hızda genişlediğini göstermek için uzakta patlayan yıldızlardan gelen ışığı ölçtüler. Bu süpernovanın, evren yaşlanırken hızla ayrıldığını kabul ettiler. Fizikçiler ayrıca bu tür anti- yerçekimsel bir kuvvetin galaksileri ayırması gerektiğini kabul ettiler ve bu belirlenememiş kuvvete “karanlık enerji” adını verdiler.

Ancak, bugüne kadar hiç kimse karanlık enerjinin gerçekten ne olduğunu veya nereden geldiğini bilmiyor. Profesör Jose Senovilla ve Bilbao, İspanya’daki Bask Ülkesi Üniversitesi’ndeki çalışma arkadaşları akıl ötesi bir alternatif önerdiler. Onlar hiç de karanlık enerji diye bir şey olmadığını ve olaylara geriye doğru baktığımızı önerdiler. Senovilla, evrenin genişlemesinin hızlandığını sandığımızı, ama aslında zamanın kendisinin yavaşladığını öne sürüyor. Günlük seviyede, değişim algılanabilir değildir. Ancak, kozmik ölçekteki ölçümlerden evrenin milyarca yıllık rotası açık olurdu. Değişim, insanın perspektifinden sonsuz küçük olurdu, ama kozmolojinin engin perspektifi milyarlarca yıl önce parlayan güneşlerden gelen kadim ışığın incelenmesi terimlerinde, kolayca ölçülebilirdi.

‘Physical Review D’ dergisinde yayınlanacak olan ekibin önerisi, karanlık enerjiyi bilim kurgu olarak değerlendiriyor. Bunun yerine, Prof Senovilla hızlanmanın görünüşüne zamanın kendisinin kademeli olarak yavaşlamasının neden olduğunu söylüyor; pili zayıflamış bir saat gibi.

“Evrenin kendisinin genişlemesinin bir illüzyon olduğunu söylemiyoruz” diye açıklıyor. “Dediğimiz şey, bu genişlemenin hızlanmasının bir illüzyon olabileceği – yani, genişlemenin hızını artırma olasılığının”

Eğer zaman kademeli olarak yavaşlıyorsa, – “ama ‘zamanın standart akışı’ ile ilgili olarak genişlemenin değişimlerini türetmek için denklemlerimizi kullanmayı sürdürerek”,- o zaman çalışmamızda yapılandırdığımız basit modeller “etkili artan hızda genişlemenin” gerçekleştiğini gösterir.

Şu anda, astronomlar “kırmızı değişim” tekniğini kullanarak evrenin genişleme hızını ayırt edebiliyor. Bu teknik uzaklaşan yıldızların, bize doğru yaklaşan yıldızlardan renk olarak daha kızıl görünmesi anlayışına dayanır. Bilim adamları bir tür karşılaştırmalı değerlendirme sağlayan bazı tipte süpernovaları arıyor. Ancak, bu ölçümlerin doğruluğu evrende değişmeden kalan zamana bağlıdır. Eğer zaman yavaşlıyorsa, bu yeni teoriye göre, bu yalnız zaman boyutu yavaşça yeni bir uzay boyutuna dönüşmekte. Bundan dolayı uzak – geçmişteki, kozmologların gördüğü kadim yıldızlar bizim perspektifimizden, sanki hızlanıyorlarmış gibi görünürler.

Prof Senovilla “Hesaplamalarımız evrenin genişlemesinin hızlandığını düşündüğümüzü gösteriyor” diyor. Teori fikrini, süper iplik teorisinin tek özel bir değişkenine dayandırıyor; iplik teorisinde evrenimiz yüksek –boyutlu uzayda yüzen bir zarın veya yüzeyine hapsolmuştur. Milyarca yılda, zaman tamamen sona erecektir.

“O zaman her şey bir anlık şipşak resim gibi ebediyen donacaktır. Gezegenimiz o zamana dek zaten yerinde olmayacaktır.”

Radikal olmasına rağmen bu fikirler desteksiz değil. Cambridge Üniversitesi’nden kozmolog Gary Gibbons kavramın değerli olduğunu söylüyor. “Zamanın Big Bang sırasında ortaya çıktığına inanıyoruz ve eğer zaman ortaya çıkabiliyorsa, yok da olabilir – bu sadece ters etkidir.”