Drunvalo Melkizedek ile röportaj 3 – Ocak 2007

Marie Allizon Marie, Ocak 2007, Washington DC.

Marie: Son görüşmemizde, dünyada gerçekleşmekte olan şeyler ile ilgili, bugün olduğu kadar iyimser görünmüyordunuz. Değişen nedir?

Drunvalo: : Bunu yapacağımızı biliyorum, çünkü geleceği görmeme izin verildi. Ancak, iyimser şekilde “bunu yapacağız” dememe rağmen, hala bu küçük “iğne deliğinden” geçeceğiz, umutsuz gibi görünecek. Ve onlar [rehberlerim] bunun ne olduğunu görmeme izin vermediler – ama bir şeyler olmakta ve o kadar umutsuz görünen şey çok çabuk değişiyor.

Marie: : Hakkında konuşmaya alıştığımız üç günlük karanlık gibi mi?

Drunvalo: : Hayır, bunun onunla ilgisi yok. İçinde yaşadığımız dışsal çevre ve onun içindeki her şey tamamen ölecek gibi görünüyor. O aşamaya geleceğiz. Umutsuz görünüyor. Meleklerim onun bu bölümünü göstermediler. Tüm söyledikleri, yaşamınızda her şeyin bitmiş göründüğü bir yere tanık olacaksınız. Sonra bu “şey” gerçekleşecek. Ve dünyanın durumu hızla ve tamamen değişecek.

Marie: : Workshopta ölecek olan insan “dalgaları” hakkında konuştunuz. Neden bahsettiğinizi açıklayabilir misiniz?

Drunvalo: : Bu dalgalardan Yerli Amerikalı kehanetlerinde bahsediliyor. Uzun zaman önce, tüm çeşitli kabilelere ve gizli topluluklara (Büyükanne toplulukları) gidip, onların ortak olan kehanetlerini bulmak için bu kabilelerden kehanetler toplayıp yazmasına izin verilen bir Amerikan yerlisi vardı. Zamanın yaklaşmakta olduğundan bahseden tüm kehanetlerde bulunan tek bir ipliği (ince çizgiyi) buldu. Dünyada, çok kısa süre içinde öleceği söylenen üç insan dalgası var. Bununla ilgili şeyleri tam olarak bilmiyorum, ancak bunu okuduğum zaman, yaklaşık 10 günlük bir sürede gerçekleşecek gibi hissettim. Çok hızlı olan bir şey – ÇOK BÜYÜK bir şey gerçekleşiyor ve çok büyük sayıda insanı öldürüyor. Dış görünüşte korkunç görünüyor. Atom savaşı, kuş gribi olabilir, kim bilir? Dışsal olarak, hayatta kalanlar için bu bir felaket gibi görünür, ama içsel olarak bu şekilde ayrılan insanlar bunu planladılar. Ayrılmayı istediler ve birlikte ayrılmayı istediler. Dünyanın üzerinde toplandıkları zaman, ilk dalga zaman/uzay boyutunda özel bir yere giderler, böylece kendi türleri ile birlikte olabilirler. Dünya ile gerçekten uyum içinde olmadıkları için, birlikte (başka bir yerde) uyum içinde olabilirler. Sonra, gezegeni terk eden bir başka insan dalgası ile bir diğer büyük değişimin olduğu söylenir. Tekrar, bu içsel seviyelerde yapılan bir seçimdir – bir tür intihar değildir, ama içsel seviyelerde bu insanlar bir şeyin gerçekleşmekte olduğunu bilirler ve uzay/zamanda başka bir yere gitmek için bir araya gelirler. Üçüncü dalgada, çok büyük sayıda insan ölür. Kehanetlerde bu grup, yuvalarının nerede olduğunu bilmeyen “otostopçular” olarak adlandırılır, burayı terk ederler, o yeri ararlar ve sonunda yuvalarını bulurlar. Bu dalgalar geçtikten sonra dünyada kalan insanlar Yerli Amerikan kehanetine göre tek kalpte bir araya gelecekler – tek yaşayan varlık gibi olacaklar. Irklarına veya dinlerine bakmaksızın, tüm bölünmeler kalkacak ve kalan insanlar tek bir aile olacak. Sonra, bu yeni yüksek bilinçlilik ile, terk etmiş olanlar dünyayı alıp uçuracaklar – dünya, yeni bir yere uçurulan bir uzay gemisine dönüşmüş gibi, ve dünyada yaşamanın güzel yeni bir şekli ortaya çıkacak.

Marie: : Öyleyse şimdiki dünya bir uzay gemisi olarak kullanılıyor… Dünya Ananın bu süreçte kendisini temizleyeceğini mi anlatmak istiyorsunuz?

Drunvalo: : Evet, her şey çözülüyor. Her şeyi saf Bilinçlilik ile yapıyoruz, teknoloji veya buna benzer herhangi bir şey ile değil, kendi öz varlığımız vasıtası ile. Melkizedek bakış açısından, gerçekte yörüngeyi değiştiriyoruz.

Marie: : Son görüşmemizde, paralel bir dünyaya ve sonra başka bir paralel dünyaya vs ilerlediğimizi söylemiştiniz. Bu teori değişti mi veya gelişti mi?

Drunvalo: : Söylediklerimin hepsi Yerli Amerikan kehaneti. Melkizedekler bundan fazlasının olduğuna inanırlar – daha çoğu. Ancak Yerli Amerikalıların fikri, bir çok insanın öleceği ve dünyayı terk edeceği ve başka bir yere gideceğidir. Bu gerçekleşebilir – emin değilim. Bu fikrin bir çok kabilede düşünüldüğünü söylüyorum.

Marie: :Ama bu hafta sizi dinlerken, sanki insanlık (bizler) “yuvaya gideceğiz” gibi hissediliyordu…

Drunvalo: : Oh, evet, çünkü bundan sonra, gezegeni birlikte terk edeceğiz. Gezegeni tamamen terk edeceğimiz, onu aşacağımız, varoluşun başka bir seviyesine gireceğimiz bir nokta geliyor ve bu çok hızlı, ama çok uzun bir yolculuğun başlangıcı. Ve yıldızların ve gezegenlerin ötesine ulaşacağız. Varoluşun başka bir şekline ve başka bir oktavına ulaşacağız.

Marie: : Dünyadan bedenimizle mi ayrılacağız ?

Drunvalo: : Başlangıçta evet. Bedenimizle ayrılacağız ve sonra bedenimiz bir ET ye benzeyen bir şeye değişecek. Ondan sonra Herşey olacağız. Ama bu sadece yolculuğun başlangıcıdır.

Marie: : Bu heyecan verici! Barbara Marx Hubbard bundan bahsediyor. Bugün olduğumuz şekilde devam edemeyiz. Merak ediyordum… herkes “yakında, yakında, yakında” bir şeyin olacağını söylüyor, bunun [dünyanın sonu senaryosunun] Şubat 2013 ten önce gerçekleşeceğini hissediyor musunuz?

Drunvalo: : Evet, çünkü bir çok Güney Amerikalı kabileye göre, bu yıl ile ilgili – 2007 – bir kehanet var. Bu kehanetin ne olduğunu söylemek istemiyorum – bunu onlar söylesin – ama bu yıl bir çok değişimlerin gerçekleşmesini bekleyen bir çok yerli kabile var. Şimdi ve 2013 arasında bir çok dönüşümden geçeceğimize inanıyorum.

Marie: : Kişisel olarak galaktik merkezi ve 29 derecede yay Burcundaki Pluto’yu izliyorum , eğer bu tarihlerde (28/12/2007) gerçekleşirse şaşırmam. O zaman bir çok aşamalar olabileceğini söylüyorsunuz, Faz I, Faz II, Faz III gibi?

Drunvalo: : Aşamalar halinde ilerler. Bir bitkinin tohumdan büyük bir ağaca anında büyüdüğünü asla göremezsiniz. Hayat daima bölümler halinde ilerler, bazen bu bölümler oldukça büyük ve bazen çok şiddetli olabilir. Ancak umut ettiğim en önemli şey insanların iyi olacaklarını kavramalarıdır. Tam şimdi görebildiğim en önemli şey kalpteki kutsal yeri bulmaktır. Eğer yaşamanın kadim şeklini hatırlayabilirseniz ve o kutsal yere girebilirseniz, sadece oturun ve bütün bunları bir film gibi seyredin ve herhangi bir şekilde kaygılanmayın. Hatırlayın, Dünya Ana, tek kalp olacak bu insanların kimler olduğunu biliyor. Gerçekte bunu söylemenin en iyi yolu, bu bir lotustur. Kalpteki bu yer her zaman lotus olarak refere edildi. Ve oradaki yolunuzu bulduğunuzda, Dünya Ana size özen gösterir ve sizi korur ve sizin için her şeyi sağlar. Dışsal olarak her şey anlamsız görünse bile, mucizevi olacaktır.

Marie: : En iyi nasıl hazırlanırız?

Drunvalo: : Fiziksel seviyede herhangi birinin hazırlanabileceğini düşünmüyorum. Gerçekleşmekte olan şey için hazırlanmak mümkün değildir. Hiç kimse bilmiyor. Hazırlık sizin içinizde. Bu en önemli yerdir. Pentagon’un olacağını söylediği şeyleri duydunuz mu? Pentagon bu gezegende üç yıllık normal hayatın kaldığını söylüyor. Bu onların tahmini. Herkes tahmin yapıyor. Bu gezegendeki herhangi bir uzman size neyin olacağını veya ne zaman olacağını anlatamaz. Son 250 milyon yılda, neyin gerçekleştiğini görmek için anlayabileceğimiz sadece iki örnek vardır. Dünyanın tüm okyanus akıntıları yavaşlıyor ve kesinlikle Atlantik Okyanusundaki Gulf Stream’in durduğu görülüyor. Onun en son yavaşladığı zaman 1300 ler idi ve bugünlerde başlayanlar – çılgın hava durumu – gerçekleşmişti. 1400 lerde, özellikle Batı, 47 yıl yağmur yağmayan bir dönemden geçti. Her ırmak, her göl ve her ağaç kuruyup yok oldu. Ve Anasaziler (birdenbire kaybolan köklü bir kızılderili kabilesi) bu nedenle terk etmek zorunda kaldılar. Orada yaşayamadılar. Tüm bunlar kayıt altına alındı. Ve Doğu aşırı derece soğudu. Hava durumumuzun her zaman bu şekilde olduğunu düşünüyoruz. Ama bu iklim sadece 1850 den beri bu şekildedir. İklimin şimdi bu şekilde olması 550 yıl sürdü. Daha çok ayrıntıya girebilirim ve bu konuyla ilgili saatler harcayabilirim. Şimdi Al Gores’in filmi “Uygunsuz Gerçek” var, bunu çok iyimser buluyorum, o bize on yıl veriyor. Ancak gezegende bize bu kadar uzun süre tanıyan tek bir bilim adamı veya herhangi başka birilerini bilmiyorum. Pentagon iklimdeki hızlı değişimlerden ve bunun bazı bölgelerde yaşamı imkansız kılacağından söz ediyor. Bu bölgelerin tam olarak neresi olduğunu bilmiyorlar. Tüm yapabildikleri tarihteki o son iki zamana gitmek ve nelerin olduğunu görmek. Ama aynı şey mi olacak? Belki – belki de hayır. Bildikleri şey oturulamaz olan bölgelerin olacağıdır. Sonuncu olandan önceki olayda, şimdi New York olan yer oturulamaz idi. Bir millik buzun altında kaldı. Bir millik buz tabakasının altında yaşayamazsınız.

Gerçekte, Norveç, Danimarka ve İsveç buzun altında kaldı ve Pentagon’un bu ülkelerin yakında yarım mil buz tabakasının altında kalacağını tahmin ediyor.

Marie: : Çok yakın, üç yıl içinde anlamına mı geliyor?

Drunvalo: : Yakında başlayacak. Muhtemelen asla gitmeyen sürekli bir fırtına olacak – her zaman kışın olduğu bir zaman. Böylece, insanlar o bölgeyi terk etmek zorunda kalacaklar. Pentagonun en çok endişelendiği göç modelleridir. Çünkü milyonlarca insan yaşadıkları yerden ayrılmak ve başka bir yerde yaşamak zorunda kalacak. Bu her şeyin çökmesine neden olacak. Marketlerde gıda olmayacak – ekonomi çökecek vs. Bu başladığında gıda yetiştiremezsiniz, çünkü mevsimlerin başlangıcı ve sonu olmayacak. Bitkiler çıldıracak ve gıda en önemli şey olacak.

Marie: :Öyleyse nasıl nefes alınacağını ve yemek yemeyi bırakmayı öğrenmek bir çözüm olabilir?

Drunvalo: : Yemek yemeyi bırakmak iyi bir adımdır. Besinlerinizi tamamen pranadan ve havadan alabilirsiniz, hiçbir şey yemeden yaşayabilirsiniz. Yogananda bunu dünyaya göstermek üzere. Herkes onun öldüğünü düşünüyor. O ölmedi. Yogananda 1950 lerde “öldüğü” zaman, onun tüm beden fonksiyonları durdu. Morg yetkililerine göre, 20 gün sonra bedeni tamamen normal görünüyordu, ama nefes almıyordu, kalbi atmıyordu, hiçbir şey çalışmıyordu. Bir noktada uyanacak ve “Görüyor musunuz?” diyecek. “50 yıldır gıdasız, susuz uyumaktaydım ve iyiyim. Bu Kriya yogadır. Bu, devalar ve Dünya Ananın ışık enerjisi ile çalışmanın etkisidir. Bu bize Tanrının verdiği bir haktır, çoğu insan buna inanmaz.

Marie: :Workshopunuz sırasında, zihinden çıkıp kalbe girmeyi ve kalpteki bu kutsal yerden işlem görmeyi öğrendik. Zihnin nasıl dualitede çalıştığını açıkladınız, kalpte var olurken, sadece “biz”iz [saf varlık]. Eğer workshopunuzun tüm katılımcıları kalp meditasyonunuzu uyguladıysa, bu enerji üssel olarak genişlemez mi, korkuyu elimine etmemize ve yumuşak geçiş yapmamıza yardımcı olmaz mı?

Drunvalo: :Korkudan kurtulmamıza yardım eder, ancak tam olarak bu şekilde çalışmaz. Dünya Ana dünyayı değiştiriyor. Şimdi kontrol onda, sadece hizmette olmaktan başka bir şey yapmak zorunda değiliz. Eğer Dünya Ana bir şey yapmamızı söylerse, okey, onu yaparız, ve eğer söylemezse gevşeyip rahatlayabiliriz. Oyunu kazandık, her şey olması gereken yerde. Her şey dengede. Yapılacak şeyler var, ama buna özen gösterilecek.. biz sadece ilerlemeye devam etmeliyiz. Ama, bunun gibi bir restoranda oturmanın bir anı olacağı zaman geliyor. Bunu yapamayacağız ve bu zamanla ilgili en çok kaygılandığım şey , iyi ışık işçilerinin korkuya kapılmaması ve “oh, her şey bitti” diye düşünmemesidir. Hayır, bu sadece başlangıç. Korkunun dışında kalın ve sadece Tanrını varlığına inanın. Bu zamanlarda muhtemelen birkaç insanı kaybedeceğiz, çünkü eğer korkarsanız, biter. Taoco Hintliler, “her şey parçalanmaya başladığında, evinize gidin ve devam eden çılgınlıkları görmemek için kalın perdelerinizi çekin” der. Sadece kalbinizde kalın ve bırakın Dünya Ana ve tüm enerjiler işlerini yapsın, güvende kalın. Bunu söylemesi kolay, yapması zordur. Bizler ölümsüsüz. Her zaman hayatta idik ve bundan geçeceğiz. Bunun bir geçiş zamanı olduğunu hatırlayın. Geçişler her zaman zorlar. Korkunun dışında kalın ve Tanrının huzurunda olun. Gezegen olarak gittiğimiz yer geldiğim yerdir. Bu nedenle buraya gönderildim, çünkü bununla bağlantılı bir anı olmalıydı. Yükselmiş üstatlar o yere kendi geri dönüşlerini gerçekleştirdiler. Onlardan bazıları buraya GERİ DÖNDÜ, insanlık zaten yolda. O zaten içimizde. Kim olduğumuzda. DNA mızda.

Marie: : [Dünyanın kundalini] enerjisinin Tibet’ten yükseldiğini paylaşmanız büyüleyici idi. Sonra bir süre Panama Kanalında sıkıştı ve sonunda serbest kaldı – beş yıl önce yüzlerce kabilenin yardımına teşekkür ederiz – ve Peru ve Şili’ye ulaştı. Lütfen bununla ilgili daha fazla anlatır mısınız, özellikle Beyaz Piramit ile ilgili?

Drunvalo: :Tibet’te kaşiflerin keşfettiği Beyaz Piramit vardı. Bir tane de daha önce Atlantis’te vardı. Şimdi enerji Şili’ye ilerledi. Birileri orada fiziksel olarak bir piramit inşa edecek, çünkü dünyadaki en önemli yer olacak.

Marie: :Enerji Panama’dan ne zaman salıverildi?

Drunvalo: : Eylül 2001 idi, tam 9/11. Ancak Güney Amerika’ya ulaşması uzun sürdü, Şili’ye 2002 nin ortalarında ulaştı. Orada enerjiyi bekleyen 112 kabile bir çember oluşturdu. 2002 den bu yana, her şey tamamlandı. Şimdi bununla ilgili bir kitap yazıyorum.

Marie: :O zaman bir sonraki kitabınızdan bahseder misiniz ?

Drunvalo: : Kitap, Dünyanın Kundalinisi ile ilgili, onun hareketi ve yerli kabilelerin yaptıkları, ve bu yeni enerji ile ilişkili törenler. Bu umudun ve ilhamın öyküsüdür, çünkü bu gerçekleşen çok POZİTİF BİR OLAYdır. Bu ayrıca, dişiler için bir ilham öyküsüdür, çünkü erilden dişile ilerleyen enerjilerin değişimi ile ilgilidir.