AGARTHA’NIN ELÇİSİ TAMARİNDA MAASSEN İLE RÖPORTAJ – EXOPOLITICS TV


EXOPOLITICS TV – Röportaj

Ev Sahibi: Alfred Lambremont Webre

Misafir: Tamarinda Maassen

Tercüman: Oana Dembele

Okuyucularımıza özel not: Aşağıdaki röportaj Agartha’nın Savaşçı Şövalyeler Düzeninin Şövalyesi ve Agartha’nın Elçisi Tamarinda Maassen ile 20 Temmuz 2017’de yapıldı.

Alfred: Ben Alfred Lambremont Webre ve bugün Bükreş Romanya’dan gelen olağanüstü bir programımız var. Agartha’nın Elçisi, Kadim Bilgelik Okulunun Master eğitmeni Tamarinda Maassen. Ve onun değerli yardımcısı Oana Dembele.

Alfred: Dinleyicilerimizin yararına ve kendi yararıma bazı temel sorular sormak istiyorum, çünkü bu hepimiz için bir giriş. İlk soru şu: “Agartha İç Dünya Krallığı nedir?”

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Tamarinda bu soruya yanıt vermek için uzun zamandır beklemekteydi, çünkü insanlar Agartha’yı hikayelerden ve efsanelerden biliyor veya Google’da sunulan ve aktarılan şimdiki bilgilerden biliyor. Agartha bir yer değildir. O bir uzaydır. Ve bu alan kuantum bakış açısından 3B’nin dışındadır.

3B realite olan bu realite gibi, bu realite vardır, çünkü insanlar ve onların bilinci bu realiteyi tezahür ettirir, Agartha da bu şekilde var olur. Daha basit bir örnek şuna benzer: her insan, her insan varlığı fiziksel bir bedene sahiptir. Kendi içlerinde (insanların içinde), bilinçlerinde, tüm Evren vardır. Aynı şey Dünya gezegeni için de geçerlidir. Gezegenin içinde bir Evren vardır. Zihnimizde olan şeylerin bunları dışarı çıkararak realite haline gelmeleri gibi, aynı İç Dünya içeride, dış Dünyadan daha büyüktür. Gerçek şu ki, konuştuğumuz ve şu anda var olduğumuz bu realite, bir illüzyon olarak yaratılmış realitedir. Agartha, bu illüzyonun bir parçası olmayan gerçek bir uzayın parçasıdır.

“Agartha” uzayı insanlar Dünyada var olmadan önce bile mevcuttu. Agartha milyonlarca yıldır var. Eski efsaneler, mitler Dünyanın içinde bir alemin var olduğunu söyler. Evet, bu doğrudur. Bu alem vardır. İç Dünyada var olan İç Dünyadaki bu realite yukarıdan, insanların başlarının tepesinden görülebilir. Yani, Dünya burada, dışarda 3B realiteye sahiptir. Ve Agartha içeridedir. Ve yukarıdan görebildiğiniz realitedir. Bu ayna reaksiyonudur (etkisi). Agartha Dünyanın içinde var olur ve her zaman orada var oldu ve dışardaki Dünya onun aynasıdır. Tek şey, dışarıda yaşayan varlıkların kısıtlamalara sahip olmalarıdır, yasaklanmalarıdır, aynanın ötesinde olan şeyi bulmakta ve bilmekte kısıtlamaları vardır.

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): O ayrıca Cennet aleminin (cennetsel bilincin) kıtası olan Agartha’nın var olduğunu eklemek istiyor. Bu alanda insanların yaşadığı Evrenin tüm Yaradılışı vardır. Agartha’ya tesadüfen giremezsiniz. Çünkü Agartha’dan olanlar zihnin Agartha’nın alanına uygun olmak zorunda olduğunu bilirler. Ve Tamarinda’nın insanlara zihinlerini bilinçli bir seviyeye getirmelerine yardım etmeye çalışmasının nedenlerinden biri budur, böylece insanlar Agartha alemine (ve diğer var olan uzaylara) erişebilirler.

Alfred: Yüzeydeki dünyada, Yeni Dünyanın bir çok kehaneti var. Agartha neredeyse Yeni Dünyaya mı benziyor?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Diyelim ki Dünya canlı bir varlık. Herkes onun canlı bir varlık olduğunu bilir. O şimdi gebe. Yeni Dünyaya gebe. Ve suyu geldiğinde, doğumda, yeni bir Dünya ortaya çıkacak. Ve bu nedenle insanlar zihinlerini de hazırlamak zorundalar.

Alfred: Öyleyse bunlar değişiklikler, “yakında deneyimleyeceğiniz gelmekte olan değişimler” dediğiniz zaman, bu yeni Dünyanın doğumu mu, canlı Dünyanın doğumu mu, hepimizin inandığı Agartha’nın doğumu mu?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): İyi haber şu ki, Dünya yok olmayacak. Dünya değişecek ve aynı zamanda insanlar da değişmek zorundalar. Yeni Dünyada sadece dostluk tutumuna sahip olan insanlar kalacak. Ve dostluğun tutumu koşulsuz sevgidir.

Alfred: Aynı konuda, yüzeyde dünyaların ayrılması hakkında konuşuyorlar. Ve uyanmakta olan bazı insanların Yeni Dünyaya gideceği, ama hala uyanmamış olan diğer insanların eski Dünyada kalacakları konuşuluyor. Burada olacak olan şey bu mu?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Olacak olan şey şunun gibi: Geçmişleri olmadan yaşayamayan insanlar var. Onlar kendilerini yalnızca geçmişteki eylemlerinde buluyorlar. Eski Dünya bu anlama geliyor. Bu, bunun sınırlı bir tutum olduğu anlamına geliyor. İnsanlar artık kendi imgelerine bağlı olmadıkları an, hepsi eşit olacaklar. Bunu yapmakta başarılı olmayanlar, daha ileri gidemeyecekler, çünkü bu onlar için çok zor olacak. Bu tür varlıklar, yeniyi kabul edemeyen o varlıklardır.

Onlar için yeni olan hiç bir şeyi kabul edemezler. Sadece bildikleri şeyi tekrarlıyorlar ve başkaları kopyalıyorlar. Bazı insanlar Tamarinda’ya bunun onların biraz çılgın olmak zorunda oldukları anlamına geldiğini söylerler. Evet, bu doğru. Biraz çılgın olmalısınız.

Agartha’da, varlıklar hiç bir şeyi kişisel almazlar. Orada, kişilik var olmaz. Orada, sadece bireyselliğe sahip olan ışık varlıkları vardır ve onlar olağanüstüler. Bu, onların her birinin eşit şekilde olağanüstü oldukları anlamına gelir. Ve bilincin ayrılığının olması ve bu ayrılığı (bu tutumu) yenmeyi başaranların, daha ileri gidecekleri bu anlama geliyor. Tamarinda bazı insanlar için, geleceklerinde, onların ölümlerini görebiliyor ve bu ölümler çok trajik. Bir çok kazalar, bir çok hastalıklar… Çünkü bu gerçek, onların zihinlerinin durduğunu söylüyor ve ayrıca bui kaderlerinin durduğu anlamına geliyor. Dünyada her yerde, medyada, haberlerde, size tam rakamları vermiyorlar; her gün kaç tane insanın yok olduğunu söylemiyorlar.

Alfred: Şu anda Agartha’da olan insanlar hakkında konuşuyorsunuz. Onlar Atlantis’in hayatta kalanları olan Atlantisliler mi?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Evet, Atlantisliler de varlar.

Alfred: Öyleyse onlar Atlantis’ten hayatta kalanlar?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Evet, Atlantisliler teknolojiye sahip olanlar. Onlar her zaman teknoloji için bu şeye sahiptiler ve şimdi bile bu keyfi taşıyorlar ve teknoloji ile çalışmaktan sevinçliler.

Alfred: Evet, çünkü Agartha’da olan Atlantislilerin reptilian beyinlere sahip olmadıklarını söyleyen araştırmacılar var. Onlar sadece memeli beynine ve neokortekse sahipler. Yüzeydeki Homo Sapienler ne zaman üç parçalı beyne sahip oldu: reptilian, memeli ve neokorteks.

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): İnsan varlıklar olarak Atlantisliler, insanların genetik olarak modifiye edildikleri zaman sahip oldukları gibi aynı DNA’ya sahipler. DNA’nın modifikasyonu Atlantislilerden önce gerçekleşti. Reptilian beyin en performanslı beyni temsil eder. Reptilian beyin, Evrende gerçekleşen her şeyi bilen cihazdır.

Alfred: Öyleyse Agartha’daki Atlantisliler yüzeydeki insanlara benziyorlar?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Evet, yüzeydeki insanlar gibi aynı DNA’ya sahipler. Tek fark, Agarthalıkların kişilik denen şeyi kullanmamaları. Onlar sadece bilinçaltını ve süperbilinci kullanırlar. Bilinçli zihin sadece yüzeydeki insanlar tarafından kullanılıyor. Bu bilinçli zihin o insanın yaşadığı çevreye ve aldığı eğitime bağlı olarak her birey için kişiliği inşa eder. Kendi kişiliğini inşa eder. Burada, Dünyanın yüzeyinde kişilikler oluşturulur ve bunlar eğitim tarafından oluşturulur. Agartha’da, bunlar bilgelik ile inşa edilir.

Alfred: İç Dünya Krallığı, Agarthalılar yüzeydeki Dünya nüfusu ile sürdürdükleri ne türde ilişkiye sahip?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Agarthalılar, yüzeydeki insanları kardeşleri olarak düşünüyor, Agarthalıların yapmadıkları bir deneyi yapmış olan kardeşleri olarak. Bu, yıkıma gidinceye kadar çok düşük bir frekansa ulaşan zihin deneyidir. Ve bu deney sadece Dünyanın yüzeyinde olan varlıklar tarafından yapılıyor. İç Dünyadan olanlar, diğer Evrenlerden olan varlıklar ile aynılar, onların hepsi bu yıkım deneyinin sona ermesini bekliyorlar. Ve bu deney tamamlandıktan sonra, her şey yeni bir uygarlığın başlayacağı noktaya ulaşacak.

Alfred: Şu anda yüzeyden Agartha’ya ve Agartha’dan yüzeye trafik var mı?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Agartha dilediği zaman yüzeyden bilgi alıyor. Ama müdahale yapılmıyor, çünkü Agartha’nın deneyi sonuna kadar yapmak zorunda olan insanlara saygısı var. Son deney, frekansı yıkımdan yeniden doğmaya yükseltmek anlamına geliyor.

Bu nedenle Tamarinda burada Dünyada yükselmek istediklerini söyleyen, bir araya gelen, birlikte meditasyon yapan bir çok varlıklar olduğunu gördü. Tek şey, onların bunu yapmak için doğru rehberliğe sahip olmamaları.

Alfred: Bu zamanda devam eden hangi türde deneyler var?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Saldırganlık ve tam yıkım.

Alfred: Kim tarafından?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Bu realite, bu realiteden insanlar tarafından yaratılıyor. Bu insanların yaratımı; kendi yaratımları ve insanlar kendilerinin bu yaratımını değiştirmek zorundalar.

Alfred: Söylediğin şey, yüzeydeki nüfusun Agartha’nın yıkımına yönlendirilen deneyler yarattıkları mı?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Evet onlardan bazıları yıkım deneylerini Agartha’ya doğru yönlendirebilir, çünkü bu kendi bilinçlerinin hakimiyeti. Daha iyi anlayış için… İnsanların kendileri yıkıcı, var olma şekilleri yıkıcı, kendi doğalarında yıkıcılar. Öncelikle, sevdikleri her şeyi yok ediyorlar. Çünkü içlerinde, bilinçleri yıkım frekansı olarak titreşiyor. Bu realite bir yazılım gibi inşa edilir. Yazılım şimdi sona eriyor. Birileri kazanıyor ve birileri kaybediyor. Ve sadece oyunu anlayanlar kazanıyor.

Alfred: Öyleyse “Ben kazandım, sen kaybettin” dualite bilincinden bir olduğumuz birlik bilincine ilerliyor?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Tam olarak. Buna özgecilik deniyor. İnsanlar daha fazla fedakar oldukları zaman, daha ileri giderler. Tek şey, bu yıkımın çok derinlere sokulmasıdır, ailelere kadar gidiyor, ailelerin içinde bile yıkım var. Anne baba ve çocuklar arasında.

Alfred: Hangi faktörler çıkarılacak, hangi faktörler yeni bilinci getirecek?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Sadece insanlar bunu düzeltebilir ve bunu çözebilir. İnsanlar ve onların kendi seçimleri. Artık ortak bilinçte yaşamak istemedikleri zaman ve dahiler olmayı arzu ettikleri zaman, her biri parlak bir fikre sahip olacak, olağanüstü bir fikre, böylece artık ıstırap içinde yaşamayacaklar, mutluluk içinde yaşayacaklar. Tamarinda sefalet içinde yalamakta olan insanlarla karşılaştı, onlar çok fakirdiler ve çok zor yaşıyorlardı ve parlak bir fikir aldılar ve şimdi daha iyi ve daha mutlu yaşıyorlar. Ve hayatları değişti.

Alfred: Agartha’nın bir yer değil, uzay olduğu hakkında söylediğini anlıyorum. Aynı zamanda, Antarktika, İç Dünyadaki diğer dünya dışı varlıklar, Reptilianlar, pozitif dünya dışı varlıklar, Gizli Uzay Programları, 3 ncü Reich, Naziler hakkında her türde haberler var. Bunun hakkında konuşabilir misin?

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Tamarinda bunun hakkında konuşmaya çalışacağını söylüyor ve ona karşı dönecek bir bilgi ifşa etmemeyi umuyor.

Alfred: Bunun hakkında konuşmak istemiyorsan, önemli değil. Konu dışına çıkmanı istemem.

Oana (tercüme ediyor): Hayır, daha basit sözcükler ile konuşmayı deneyecek.

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Bu realite sonuna kadar önceden yaratıldı ve tezahür ettirildi. (Buna ne olacağı önceden biliniyor). Karar bazı Yüksek Varlıklar tarafından alındı. Örneğin, Hitler’in doğumunun Tibetliler tarafından beklendiği söyleniyor. Hitler, annesi ona gebe kalmadan önce bile takip edildi ve izlendi (göz kulak olundu). Bir noktada, Hitler 19 – 20 yaşında iken, Viyana’da, Stalin’den sadece bir kaç blok uzakta bir sokakta yaşıyordu. Beş adet çok önemli insan, gelecekteki başkanlar aynı sokakta, ama sadece bir kaç blok mesafede yaşıyorlardı. Onların hepsi izlendi ve göz kulak olundu. Özellikle Hitler’in okült ilgileri vardır. Çünkü Hitler insanlığın kanserini temsil ediyordu. Ve Tibetli keşişler tek bir varlıkta, tek bir insanda insanlığın bu kanserine (bu yıkım hastalığına) yoğunlaşma gerçeği ile ilgileniyorlardı. Hitler’in etrafında her zaman yedi Tibetli keşiş bulunuyordu. Hitler Ba Cauca’yı arıyordu. BaCauca Tibet’te değildir. Ba Cauca Romanya’dadır. Buna Bacau adı verilir ve bu, İç Dünyaya giriştir. Hitler Aryanlardan bahsederdi. Hyperborean’ları biliyordu. Romanya’da, dağlarımızda, Hyperboreanların yaşadıklarını biliyordu. Bu zeki varlıklar, Hyperboreanlar onu Tibet’e gönderdiler. Ve tek başına öldüğü ana kadar denetlendi. Aynı şey diğer gelecekteki başkanlar için de geçerli.

Yüksek Varlıklar, tezahür ettirilmiş olan şeyin sonuna kadar götürülmesini denetlediler. Antarktika, Hitler’in girmek ve yaşamak istediği yerdir. Agartha Kralı Almanların Hitler olmadıklarını biliyordu. Alman nüfusu, konsantrasyon kamplarına konulan ilk nüfustu. Bu konsantrasyon kamplarında öldürülen ilk insanlar Hitler’in partisine katılmak istemeyen Almanlardı. Bu nedenle, birlikte çalıştığı çok iyi partnerlerinin bazılarını bile öldürdü.

Hitler 1940’ta Tibetlilerden kamerası olan ilk cep telefonunu aldı. Bu o zamanlar bilinmeyen bir teknolojiydi. Ve Hitler çok mutluydu, çünkü evden canavarlar yaratacak olan televizyonu yaratacağını söyledi. Evde kalıp TV izleyenlerden Hitler canavarlar yaratacaktı.

Tamarinda şimdi Antarktika konusuna geri dinecek… İlk bölgede, İç Dünyanın girişinde, girişe çok yakın bir alanda, dört milyon Alman var. Bu varlıklar, Almanlar, Agartha Kralının onların orada yaşamalarına izin verdiği insanlardır, çünkü bunlar Hitler’in öldürmek ve köklerini kazımak istediği insanlardı. Ve Agartha Kralı onların içeri girmelerini kabul etti. İç Dünyaya girişler her zaman açıktır. Ama girişler yok etmek isteyenlere kapalıdır. Antarktika Bucegi Dağları ve Alaska ile bağlantıya açılır. Bucegi Dağlarındaki Holografik Kütüphane açıldığı ve bunların hepsine bağlandığı zaman, Evrende dev bir portal açılır. Bu, Hitler’in erişmek istediği yerdir. Evreni fethetmek. Hitler Aldebaran’da olmuş olmasına rağmen.

Alfred: Teşekkür ederim. Hepimizin geri gidip şu andaki anlayışlarımızı incelemeye ve yeniden formüle etmeye başlayacağımıza eminim.

Tamarinda: Oana (tercüme ediyor): Dünyayı hakikate doğru değiştirebilecek birçok şey var. Doğru olmayan bir çok şeyi söylemiş olan ve söyleyen çok fazla insan vardı, neyin doğru olduğunu neyin olmadığını ayırt edemiyorsunuz.Ve Tamarinda’nın söyleyemediği şeyler var, çünkü bunlar anlaşılamayacak. Bu şeyleri Kadim Bilgelik Okuluna gelecek olanlara söyleyebilecek.

Alfred: Teşekkür ederim!

(Çeviri: Saffet Güler)