Budist Felsefesine Göre Ay ve Güneş Tutulmaları

Valerie Donner

Sevgili dostlar,

Bu yıl gümbürtüyle başlıyor. Bu haftanın başlarında kuzey Kaliforniya’daki 6.5 büyüklüğündeki depremden biraz daha fazla stabil hissederken, birkaç gün önce dizlerim titremeye başladı. 12 Ocak’ta, uykumdan kalbimde derin acılarla uyandım, aynen 9-11’den önce hissettiğime benzer şekilde. Dün sabah süper yorgun hissettim. Dinlenmekten başka bir şey yapmak istemedim. Öğleden sonra Haiti’de büyük bir deprem olduğunu öğrendim. 7.0 büyüklüğündeki bu deprem yerkürenin yüzeyinden sadece altı mil aşağıda olduğundan ve o ülkedeki yapı tipinden dolayı çok fazla hayat kaybı meydana geldi.

Hepimiz biriz. Birimizin başına gelen şey, hepimizi etkiler. Bazılarınız potansiyel felaketi hissetmiş olabilirsiniz. Rüya halinde zaten büyük bir şeyin gerçekleştiğini bildiğimize, eterik bedenlerimizde dünyadan ayrılmaya hazırlananlara yardım ettiğimize, diğer tarafa geçenlere yardımcı olduğumuza inanıyorum.

Hepimizin Haiti’de yaşayanlar için, onların aileleri için, kurtarma çalışmalarına katılanlar için ve tüm gezegen için dua ettiğimizi ve Işık ve sevgi gönderdiğimizi biliyorum. Dünya Ana bir temizlenme sürecinde. Yerküresel değişiklikler artacak ve çok fazla sayıda insan dünyadan ayrılmayı seçecek. Bir ruhun sadece zamanı geldiğinde dünyadan ayrıldığını hatırlamalıyız. Diğer tarafa geçen her ruh sevilir ve onları Işığa götürecek olan birçok değerli varlık tarafından karşılanır.

15 Ocak’taki Güneş Tutulması, güçlü bir tutulma olacak. Bir arkadaşım Tibet felsefesinden Lama Dawa Rinpoche’nin mesajını gönderdi:

“15 Ocak Cuma günü, halka şeklinde güneş tutulması olacak. Geçmişte olduğu gibi, o gün Dharma uygulamanız için ekstra zaman ayırmanızı istiyoruz.

Hem güneş hem de ay tutulmaları bir uygulayıcının yaşamında önemlidir. Bu zamanlar sırasında iş başında olan güçlü kuvvetler vardır ve usta bir uygulayıcı bu fırsatı kendi Dharma uygulaması vasıtasıyla daha fazla yarar sağlamak için kullanabilir.

Tüm dünyadaki birçok kültürde, tutulmalara önemli astronomik olaylar olarak bakılır, çoğunlukla kötü alametler ve talihsizlik ile ilişkilendirilir. Birçok kültürler güneşin veya ayın dragonlar veya şeytani gezegenler (rahulalar) tarafından yutulduğuna veya yendiğine ve bunun dünya üzerindeki tüm yaşam için negatif etkileri olduğuna inanır. Bu, gezegenlerin, özellikle güneş ve ayın tüm canlı şeyler üzerinde belirli enerjisel etkileri olduğu temel anlayışından kaynaklanır. Bedenlerimizin mikrokozmosu, göksel gövdelerin makrokozmik hareketiyle yakından etkilenir. Bu özellikle, bedenlerimizdeki sol ve sağ süptil enerji kanallarındaki enerjinin hareketini yöneten güneş ve ay radyasyonlarının tantrik bakışı ile gösterilir. İlave olarak, güneşin ve ayın dünyadaki yaşamı sürdürmeye yardım etmek için birçok türde süptil elemental enerjiler yaydığına inanılır.

Bir tutulma esnasında bu enerji radyasyonlarında kesintiler olduğunda, bunun etkileri gözlenebilir ve hissedilebilir. Bu, o hayati önem taşıyan enerjilerin kesilmesi veya bu enerjilerden mahrum kalmaktır. Bu kavramın ‘tutulma’ sözcüğüyle ifade edildiğini görebiliriz; tutulma (eclipse) ‘terketme’ anlamına gelen Yunanca bir sözcüktür, bir anlamda güneş o zaman esnasında dünyayı ‘terk eder’. Zodyakın elemental kuvvetleri vasıtasıyla dünyanın aurasına ışık süzülürken, aniden karanlık olur, yaşam kaynağı ile bağlantı kesilir. Bu güneş veya ay radyasyonları kesildiği zaman, gezegende ve onun üzerindeki tüm yaşamda enerjisel bir stres yaratır. Bu, epilepsi veya zihinsel rahatsızlıklar, hayvanların garip davranışları (hem kara hayvanları hem de deniz hayvanları) gibi rahatsızlıklardaki artışla gözlenebilir; kuşlar sessizleşir, yerçekimsel çekimde değişiklik olur ve depremler, yanardağlar ve diğer yerküre fenomenleri artar.

Strese neden olan etkenler tutulmadan direkt olarak etkilenen, başka bir deyişle tutulmanın görülebildiği bölgelerde en kuvvetlidir. 15 Ocak’taki güneş tutulması Afrika, Hindistan ve Çin’in bazı bölgelerinde görülebilecek. Enerjisel bozukluklar tüm gezegeni etkilemesine rağmen, özellikle bu bölgeleri kuvvetli etkileyecek. Tibet Budist felsefesine göre, stres veya güneş ışınlarının ‘terketmesi’nin sonucu olarak birçok varlık (forma sahip olan varlıklar ve formsuz varlıklar) tutulmalar sırasında ölür; özellikle eğer yaşam güçleri zayıflamışsa veya tutulmaya dahil olan gezegenlerle çatışma halinde olan belirli astrolojik hizalanmalara sahiplerse.

Tantrik Budist kozmolojisine göre, tutulmalar sırasında kaybolan enerjiler geri alınamaz. Bu, her tutulma gerçekleştiğinde, gezegendeki enerjinin kademeli azalması olduğu anlamına gelir. On yıllık, yüzyıllık ve bin yıllık gidişatta, enerjinin bu kademeli azalışı ‘dejenerasyon (yozlaşma) çağı’ olarak bilindi. Bu, beş elementin gücünün giderek azalması olarak tezahür eder – gıdalar ve otlar güçlerini kaybeder, atmosferde oksijen azalır, hastalıklar ve kirlilik artar, doğal felaketler ve ıstırap artar. Bu elemental dejenerasyon süreci büyük ölçüde, tutulmaların bu sürekli döngülerinin sonucu olarak yaratılır, sonunda kalpa’nın sonuna erişinceye kadar, o zamanda sadece tek bir element hüküm sürer ve diğerleri tükenir.

Bu nedenle, Budist gelenekte, bu tutulma günlerinde Dharma uygulaması ile meşgul olmak çok fazla vurgulanır. Dualar okuyarak, enerjinin toplam azalmasını biraz önleyebiliriz ve dejenerasyon işlemini yavaşlatabiliriz. Elemental enerjilerin sürekliliğini korumaya yardım edebiliriz ve bunu yaparak, tutulmanın neden olduğu stresler sonucu ölebilecek olan o varlıkların yaşamlarını kurtarmak mümkün olabilir. Bazı Budist kaynaklar, güneş tutulması sırasında pozitif ve negatif eylemlerin etkilerinin 10,000 kat arttığını söyler. Lama Dawa Rinpoche bunun, eğer erdemli uygulamalarla meşgul olursanız, olağan olandan çok daha fazla yararlı olacağı anlamına geldiğini söyler. Ancak, eğer erdemsiz şeylerle meşgul olursanız, dejenerasyon işlemini hızlandırır.

“Bir tutulma sırasında, Dharma uygulaması, tüm varlıklar için destek olan elementlerin enerjisinin akıp gitmemesi için özel yöntemdir” Lama Dawa Rinpoche”

İnancınız ne olursa olsun, Haiti’deki zorluklardan geçenler için dua etmek ve onları düşünmek çok yardımcı olacaktır. Kalbiniz ne yapmanızı söylüyorsa, onu yapın. Bu bizim işimiz, dostlarım. Dünya’ya, insanlığa ve gezegendeki tüm yaşama hizmet etmek için buradayız.