Ağustos 2008: İç Dünya, Lemuryalılar, Yeti, Devalar, UFOlar

BM Metatron Kanalı
James Tyberonn vasıtasıyla

Selamlar Sevgililer! Ben Işığın Lordu Metatron’um ve her birinize bu yaşayan dünyalara hoşgeldin diyorum. Her birinizi sevgiyle kucaklıyorum.

Gezegeninizi katı bir küre olarak düşünüyorsunuz, ama Sevgililer, aslında gezegeninizin kutupları yassıdır ve içinde kayıp uygarlıklar dediğiniz şeyi barındıran büyük boşluklar içerir. Jeologlarınız gezegeninizin yaşını 4.5 milyar yıl olarak belirledi ve biliminizin yasaları içinde bunun doğruluğa yakın olduğunu söylüyoruz. Biliminizin anlamadığı şey boyutsallığın biliminizin yasalarını etkilediğidir. Farklı bir boyuttan, gezegeniniz paralel olasılıkların sonsuzluğu ile eşmerkezli olarak sıralanmış, birçok dünyaların bir yığını olurdu.

Soru: Yer altı uygarlıkları hakkında birçok şey söyleniyor, bunlar var mı, varsa nerede?

Metatron: Onlar var ve çok uzun zamandır varlar. Lemurya zamanından ve Atlantis’teki daha sonraki aşamadan kaynaklanan, insanımsı varlıkların ırkı vardır, onlar dünyanızın boşluklarına girmek için yöntemler buldular. Gezegeninizin içinde bir zamanlar engin tünel şebekeleri ile birbirine bağlı olan engin boş genişlikler vardır. İlk giren o varlıklar daha hafif bir beden formunda idiler, o zamandan bu yana dünyanın yüzeyinde gelişmiş olan yüzey insanlarının sahip olduğu kadar yoğun olmayan fiziksel şekle sahiptiler. İlk önce uzun bir zaman periyodu boyunca kıtalarını istila eden dinozorların saldırılarından kaçmak için bu yarıklara Lemuryalılar girdi. Zamanla adapte oldukça, mükemmel sükunet bölgeleri ve harika bir güzellik keşfettiler. Daha derinlere doğru gitmeye cüret ederek içsel bir güneşin olduğunu öğrendiler. İç güneş mavi ışık formunu yayar ve yarı – fiziksel eterik bedenlerdeki Lemuryalılar bu ışıkta görmek için bir araç geliştirdiler ve bu boşluklarda şaşırtıcı bir güzelliği keşfettiler. Bazılarınız Lemuryalıların yükselmiş olduğunu düşünüyorsunuz, gerçek şu ki, onlar dünyanın içine indiler, ama tamamlanmalarına veya Yükselişe çok yakınlar.

Arizona, Nevada ve Kaliforniya bölgelerinin altında iç dünya büyük mağaralarından düzinelerce vardır. Bunların çoğu son yüzyılınızda insanlar tarafından tesadüfen bulundu. Bunlar Grand Canyon, Flagstaff, Kaliforniya’daki 51 nci Bölge ve Ölüm Vadisi dediğiniz bölgelerde mevcuttur. Hopi, Navajo ve Havasupai yerli insanları hala efsaneleri ve bu büyük mağara ve tünellerin bazı bilgilerini koruyorlar.

İç dünyanın içinde artan basınçların, yerçekimsel manyetiklerin ve tektonik kuvvetlerin, daha büyük somutluğa, boyutsal paraleller dediğiniz şeyin daha büyük demirlenmesine izin veren eşsiz ve özel bir vektör kalıbı yarattığı not edilmelidir. Bu nedenle, içsel boyutların çoklu yerpaylaşımlarını sağlayan dünyanın içinde eşmerkezlilikler vardır. Aslında, bunlar bildiğiniz şekliyle Evren’de her yerde mevcuttur ve gezegenin yüzeyinde mevcuttur, ancak elektromanyetik ve basınç yoğunlukları nedenleriyle yüzeyde oldukça az somuttur/hissedilirdir.

Dünyanın içinde enerjisel kalıp mantolarda (yerkabuğu ve yerözeği arasında kalan katman) daha odaksal olur ve birçok boyutların, yaşam gücünün daha çok görüntü öğelerinin var olmasını sağlar. Basit bir karşılaştırma ile, bir anten sinyali alan bir televizyon ile bir kablo veya uydu sinyali alan bir televizyonu karşılaştırmaya benzer; ilki gezegeninizin yüzeyinin kalıbı, ikincisi ise iç kısım. Daha fazla kanallar vardır ve daha zengin netliktedir, ancak biz kanallar terimini kullandığımızda paralel boyutlardan bahsediyoruz.

Buna göre, dünyanın içinde ayrı paraleller vardır, kısaca yan yana sıralanmışlardır ve eşmerkezli olarak yerleşiktirler; bu, farklı yaşam formlarının kendi başlarına, arayüz oluşturmadan birlikte varolmalarını sağlar. Ve aynı televizyon biriminizde birçok kanalın bulunduğu gibi, aynı dünyanın içinde var olan birçok paralel boyutun planları vardır. Aslında, dünyanın içinde üsleri olan birçok dünya dışı varlıklar, bu tür paralel frekanssal kalıpların içinde mevcutturlar, buna hologramic denilebilir. Anlıyor musunuz?

Dünya’nın eşmerkezlilikleri içinde birçok yaşam formu vardır, bunların çoğu insanlıktan çok daha uzun süredir buradadırlar, çoğu kendilerinin sizin kadar dünya üzerinde hakka sahip olduklarını düşünür. Ama aslında insanlığa en yakın hizalananlar kadim Lemurya’dan olanlardır.

Soru: Bu varlıklar nerede yaşıyorlar ve neye benziyorlar?

Metatron: Aslında, bu Lemuryalı varlıklar bu zamanda ruhsal olarak sizden çok daha fazla tekamül etmiş durumdalar. Söylediğimiz gibi, bedenleri daha az yoğun, ama yine de fizikseldir. Derileri yeşil renk tonunu aldı ve bazı durumlarda yeşil – mavidir, çünkü içtikleri suyun mineral içeriği yüksektir, yüksek konsantrasyonda oksitlenmiş bakır ve diğer metalleri içerir. Bu varlıklar barışçıldır, kaynağın sevgisinden başka din bilmezler ve büyük sükunet denilen anlayışa sahipler. Sizden oldukça haberdarlar, ama sizinle karışmayı arzu etmiyorlar. Neden siye sorabilirsiniz? Birçok nedenden dolayı, en önemlisi onlar sizin şiddet içeren doğanızın, korkunuzun ve kitlesel spiritüel gelişim eksikliğinizin farkındalar. Fiziksel hastalıklarınızın farkındalar, bu hastalıkların bazıları potansiyel olarak onlara bulaşabilir ve onlar sizin güneş ışınlarınıza dayanamazlar. Eşsiz bir yön oluşturan ve yolculuklarını tamamlamaya yakın olan varlıklara tekamül ettiklerini söyleyelim. Onların bedenleri gezegeninizin çekirdeğinden yayılan kristal manyetik kuvvet ve ışık kaynağı ile desteklenip sürdürülür. Onların zihinsel kapasiteleri bu kuvvet alanlarından yararlanmayı ve bunları kendi fiziksel ve spiritüel devamlılıklarına adapte etmeyi sağlıyor. Fiziksel biyoloji içinde olmalarına rağmen, bu 4 ncü boyut biyolojisidir ve sizinkinden çok daha az yoğundur. Onların çoğu teleportasyon dediğiniz şeyde çok beceriklidir.

İç dünyanın sakinleri ve hükümetlerinizin arasında temaslar oldu. Yüzeydeki insan ırkının gelen değişimlerin farkında olmaları gerektiği ile ilgili mesajlar aktarıldı. Daha önce söylediğimiz gibi, iç dünyadakiler farklı bir rotadalar, farklı bir zaman döngüsündeler ve tamamlanmaya daha yakın olan bir zaman döngüsündeler.

Bu iç boşlukların nerede yerleşik olduğunu soruyorsunuz. Zihninizde boyutsal paralel veçheyi tutarak, sizin terimleriniz ile size yanıt veriyoruz, bu boşlukların daha büyük yoğunlaşmaları denizlerin altındaki topraklardadır, ancak her kara kütlesinin altında var olan cepler/çukurluklar vardır. ABD’nin kuzeybatı bölgeleri, Arkansas Dağları, New Mexico, Arizona, Meksika, Orta Amerika, Peru, Britanya, Avrupa, Himalayalar, Şili, Arjantin, Bolivya, Brezilya, Çin, Sibirya, Grönland, İzlanda ve Sri Lanka, hepsi yer altı kolonileri içerir.

Soru: Dünya’nın içinde ne kadar derinde yaşıyorlar ve Dünya’da bu iç boşluklara erişim noktaları var mı?

Metatron: Kutuplarda giriş noktaları ve gezegen yüzeyinde birçok girişlerin olduğunu ifade ettik. Gerçekte bunlar boyutsal terimler ile paralel oldukları için ne kadar derin olduğunu belirlemek imkansızdır, fiziksel terimlerinizle ölçüm geçerli değildir. Daha küçük boşlukların ve toplulukların bazıları yüzeye oldukça yakındır, ama, sizin terimlerinizle büyük boşluklar manto yüzeyinin 20 mil altındadır ve bazıları yüzlerce mil aşağıdadır. (Jeologlarınız basınç ve sıcaklık nedeniyle bunu hayal etmenin imkansız olduğunu düşünecektir, ama bu yerlerin var olduğunu ve tasnif edilen kuvvet alanları vasıtası ile, bunlarda yaşamın var olduğunu size söylüyoruz.)

Ancak bu mesafeler paralel çokboyutluluk ile ilgilidir. Örneğin, eğer kutup boyutsal bölgelerinin birinden veya üçgen boyutsal geçişlerin birinden paralel Dünya’ya, farklı bir uzay – zaman sürekliliğine girmiş olsaydınız, gerçekte girdiğiniz noktadan ne kadar uzakta olurdunuz? Yanıt, sizin durduğunuz yerden bakışınıza bağı olarak santimlerde ve eonlardadır. Dünyaların sonsuzluğunu doğru şekilde kuşatmaya en yakın bilim kuantum fiziğidir ve bu bilim sadece dünyadaki bilimsel topluluklarda anlaşılır olmaya başlıyor. Bu bilim sizin planınızda doğru bir şekilde anlaşılabilmeden önce, geometrik ve matematiksel temel kadar paradigma da değişecektir.

Gezegenin iç boşluklarına ana girişler Kutup Bölgelerindendir. Çokboyutlu dünyanızın (dünyaların) genişlemiş boyutsal veçhesi kuantum olarak kutuplarda birbirine bağlanır. Gezegen küresinde boşluk bölgelere izin veren Kutup Bölgelerinin manyetik olarak yassılaşmış veçhesidir. Amiral Byrd bu bölge üzerinde uçtuğunu ve akan nehirler ve tropikal topraklar gördüğünü yazdı. Onun, boş dünyanın paralel veçhesine kısa, zamansız bir periyot boyunca boyutsal olarak geçtiğini söylüyoruz ve, o ve başkaları birkaç kez bunu yaptılar. Kutup Bölgelerinde boyutsal hiper – nakil belirli koşullar aralığında gerçekleşebilir. Kutupsal açıklık boyutsal nakli dik konik eğimli bir alanı karşıdan karşıya geçmeye benzer şekilde gerçekleşir. Duyumsama aniden tekrar ‘yassı’ olma veya yüzeye paralel olmadır. Aslında, insan o zaman paralel bir boyuttadır. İç Dünyadakiler bu tür uzayda varolurlar. ‘Çokboyutlu’ dünyanızda birçok ırklar ve varlıklar mevcuttur. Aynen sizin gibi, gezegeninizin vatandaşları olduklarını iddia eden dünya dışı varlıklar dediğiniz birçok varlığı kapsar. Gerçekte, çoğu durumlarda onlar dünyada insanlıktan daha uzun süre bulunmaktalar.

Soru: Bu, Yeti ve Devalar dediğimiz varlıkları da kapsıyor mu?

Metatron: Hayır. Bu varlıklar da varlar, ama iç dünyaya giren Lemuryalılar ve Atlantisliler arasında değiller.

Soru: Bize Yeti’leri anlatabilir misin ve bunlar Koca Ayak denilen varlıklar mı?

Metatron: Yeti ve Koca Ayak dedikleriniz, Dünya’daki genetik deneyin erken versiyonlarıdır, başlıca 200,000 yıl önceki Atlantis aşamasından kaynaklanır. Bu varlıklar zekidir, ama genetik olarak noksandır, zarar görmüştür. Bu kocaman formlar işçi insansı hayvanlar yaratmak için, insan DNA’sı ile maymunun DNA’sı kullanılarak genetik olarak yaratıldı; daha büyük zekaya sahip olan, ama beynin bazı bölgelerinin ‘fişini çeken’ genetik tertibat veya aşılamaları olan bir hayvan yaratmak için. Bunlar Atlantis’in ‘diğerleri’ denilenlerin hayatta kalanlarıdır. Bunlar madenlerde, çiftliklerde ve ormanlarda iş gücü için zalimce yaratılan varlıkların kalıntılarıdır. Duyguya ve genişleyen düşünmeye izin veren beyin bölgeleri kendi kodlarında yapay olarak noksan bırakıldı, yine de bu zayıflatılmış yaratıklarda yaşayan, yunuslarda yaşayan aynı kaynaktır; ancak kendi bedenlerinde ifade bulamıyor veya zihinsel olarak belirli sınırların ötesine tekamül edemiyor. Buna rağmen ilahi zekaya sahipler. Sadece fiziksel kuvvet ve hayatta kalma içgüdüsü mekanizmalarında yaşamlarını sürdürebiliyorlar ve büyüyebiliyorlar.

Bu varlıklar Dünya’nın iç boşluklarında yaşamıyor. Onlar mağaralarda, uzak dağlarda, ormanların derinliklerinde ve bataklık arazilerde yaşıyorlar. Onlar geceye özgü varlıklardır. Onlar küçülmekte olan bir ırktır, yani zamanla artık var olmayacaklar. Bu varlıklar insanlardan çok korkuyorlar ve kendi tekamülleri ile ilgili çok büyük üzüntü ve şaşkınlık/utanma deneyimliyorlar. Sizi ihtiyatla izliyorlar, sizin kardeşleriniz olduklarını biliyorlar ve size daha yakın olmak istiyorlar, ama bunu yapamayacaklarını bilecek kadar zekiler. Onların bedenleri uç bölgelerde yaşamak için kalın kıllar ve kalın yağlı deriler geliştirmeye izin vermek üzere gelişti ve burada yaşamlarının son devrini yaşıyorlar. Onların ruhları artık tamamlanmayı istemiyor, çünkü genetik sınırlılıkları tekamül etmelerine izin vermiyor.

Eğer bu varlıklardan birinin gözlerine baksaydınız, büyük bir üzüntü hissederdiniz.

Soru: Yeti’nin, yunuslar gibi aynı ruhsal kaynaktan olduğunu mu söylüyorsun?

Metatron: Hakikaten. Ama açık olun, aynı kaynaktır, aynı ifade değil, aslında bundan çok uzak. Görüyorsunuz, bu yaratıklar yunuslar gibi aynı canlı duyguyu, zekayı ve neşeyi ifade etmiyorlar; çünkü tuzağa yakalandıkları bedenleri bunları yapmalarına izin vermiyor. Neden böyle ruhların bu tür sınırlı fiziksel araçlarda yaşamayı seçtiğini merak edebilirsiniz, yanıt şu; çok daha azı bunu yapmayı seçiyor ve yakında tür olarak artık var olmayacaklar. Bu varlıklar hayatta kalmada ve birbirlerini sevmede büyük kuvvet ifade etme yeteneğine sahipler, ama bu ifadeyi terk etmeye karar verdiler. Eğer insan okyanusları kirletmeye devam ederse ve balina ve yunusların görkemli enerjilerini katlederse, bu görkemli kardeşler de bu role son verecekler. Balina ve yunusların denizlerinizde kullandığı ışık enerjisi ile ilgili fikriniz yok.

Birçoğunuzun hem şimdide hem de geçmişte yunus olarak var olduğunuzu bilmek sizi şaşırtırdı. Gezegen ve insanlığa büyük bir hizmet sunmak için bunu yapıyorsunuz.

Görüyorsunuz, gezegeninizde var olan ızgara hizalanmaları, güç düğümleri ve beyaz delikler sadece kuru topraklarda mevcut değildir, bunların birçoğu suların üzerinde ve altında mevcuttur. Başlıca, yunuslar ve birkaç durumda balinalar, gezegeninizin enerjisini dengelemeye yardımcı olmak için enerjilerini bu sitelere hizalarlar.

Deva Krallığı denilen şey, kaya, toprak bitkisi ve topraklardan çok, okyanus ve göllerde daha fazla yaşam ifadelerine sahiptir.

Soru: Deva Krallığı nedir?

Metatron: Deva Krallığı esasen elektromanyetik enerji vasıtaları ile bilinçli dinamik ifade bulan elemental, mineral ve bitki krallığının parçalardan oluşmuş veçheleridir. Bazı deva formları diğerlerinden daha ileridir. Periler ilahi zekaya sahipken, diğerleri düşünce kalıpları ve grup bilinci terimlerinde daha çok hayvanlarınıza benzer. Deva formlarının hepsi, pozitif veya hayırsever doğada değildir. Bazıları elektromanyetik alanlardan kaynaklanan bilinçliliktir ve hem pozitif hem de negatifin elektriksel spektrumu dengelemesi gerekir. Bazıları insanlığı kardeşleri olarak görür, diğerleri ise görmez. Bazıları en yüksek derecede sever, diğerleri sizin perspektifinizden kötü niyetlidir. Yine de her ikisi de elektriksel yaşam formlarıdır.

Tüm yaşam formları kutsaldır ve sizler büyük gizemin enginliğini anlamaya girişmek için bilinçte büyürken, bu uygundur. Işıkta büyümenin korkuyu elimine etmeyi ve sınırlayıcı inanç sistemlerinin paradigmasını parçalamayı gerektirdiğini hatırlayın.

Soru: Daha önce dünyanın içsel boyutlarında üslere sahip olan dünya dışı varlıklardan ve bunların holografik boyutlarda gerçekleştiğinden söz ettiniz. Birçok insan bu tür gemiler gördüğünü bildiriyor, ancak eğer onlar başka planlarda iseler, kolayca hissedilemez ve görülemezler gibi geliyor. Onların gemileri insanlığa görünebilir mi? Lütfen açıklayın.

Metatron: Bu karmaşık bir soru. Şimdi, şu tarzda açıklayalım; diğer boyutlardan, diğer planlardan, diğer zamanlardan ve diğer dünyalardan varlıklar hem geçmişte hem de şu anda insanlık arasında tezahür ettiler ve göründüler. Onların ‘görünüşü’, ‘çıplak göz’ ile algılanma yetenekleri bazen tamamen kazara ve nadir durumlarda kastendir. Kazara olan durumlarda, aynen insanların şimdiki anınızın, geçmiş ve geleceğinizin alanları arasında ardıl zaman perdesi boyunca kazara yalpamaları gibi, ‘dünya dışı’ yaşam formları ve varlıklar da bir paralel veya boyutsal plan ile diğeri arasındaki ayırıcı frekanssal zara tesadüfen materyalize oluyorlar. Genellikle bunu yaptıkları zaman, geçmişe veya görünüşte geçmişe düşen bir kaçınızın o zaman devrindeki insanlara görünmez olması gibi, onlar sizin planınızda görünmezdi. Bu nadir fenomen bilinçaltının bilinçli farkındalığa ani genişlemesini tetikler. Varlığın çokboyutlu özünden direkt olarak başlatılır ve onu bu zamanda deneyimleyen için oldukça rahatsız edici olmasına rağmen, tüm bu boyutsal sınırlar ve paradigmalar sadece pratik amaçlar içindir. Görüyorsunuz, aynen şu andaki realitesinde insanlık için bilimin ve fiziğin farklı yaklaşımları ve yolları olması gibi, her bir boyut için farklı bilimler, farklı fizik vardır. Çok farklı kavramlara yönlendiren bilimler büyük ölçüde görmezden gelindi. Nakil, dönüşüm ve hareket ile ilgili sizin kabul edilmiş ana görüş biliminin anladığından veya anlamayı dilediğinden çok daha fazlasını ortaya koyan fiziğin alternatif yaklaşımları vardır. İnsan türleri dışsal teknolojik ‘yasaları’ keşfettiği için, belirli zihinsel disiplinlere girdiğinden, bilginiz, araçlarınız ve sonuç olarak nakil sistemi çok farklıdır. Siz dışsal olanı kucakladınız ve bir dereceye kadar ilahi bilinçteki ‘içsel yeteneklerinizin’ kapasitesini düşünmediniz.

Şimdi, insanlık ana görüş çalışmasını nakil ve aynı anda iki yerde bulunma bilimi olarak adlandırılan şeye adamaya karar verdiği zaman (bu öğrenilebilen ve uygulanabilen ve de ince ayarlı yasaları olan bir bilimdir), zaman ve uzayın içindeki paralellere ve vektörlere ziyaretler daha az tesadüfi olacak ve tasarım, planlı olarak gerçekleşecek. İnsanlık ‘zihinsel fiziği’ öğrendiği ve bunda ustalaştığında, filtreleyici illüzyondan, fiziksel kalıbın dualite kamuflajından özgürleşecek. Aslında, kristalin alana inşa edici olarak zihinle ayarlandığınızda, Merkabah ve Merkivah’ın bu anahtarı nasıl açtığını henüz anlamaya başlıyorsunuz. Bu, 144 Izgaranız olarak bir dereceye kadar geliştirilmiş şeyin parçasıdır ve onun kristal enerji şebekesi, bu ilahi bilime odaklanmaya adanmaya istekli olanlarınıza sunacaktır. Görüyorsunuz, tüm bilim ilahi olanı içermelidir ve şu anda ana görüş akademisyenleriniz tarafından dahil edilmiyor.

Sorunuza, konuya geri dönelim, insanlığın dünya dışı gemileri veya sizin deyiminizle ‘uçan daireleri’ görme iddiaları ile ilgili ilginç olan nokta, onların orada olmaları değildir, birçok insanın bunları gerçekten gördüklerini iddia etmeleridir. Bazıları görmüştür, ama çok azı ve çok nadiren. Ve görenler, çoğunlukla onları normal göz görüşü ile değil, genişlemiş bilinç halindeyken ‘görür’. Çoğu geminin paralel boyut alanı içinde seyahat ettiği gerçeği, onun düzlemsel boyutsal ayrılmasının frekanssal kamuflajı ile görülebilirliğe kalkan olmasıdır. Gerçek terimlerde, bu tür gemilerin büyük çoğunluğu sizin boyutunuzda fiziksel olarak tezahür etmez, edemez; bunların görüldüğü durumlarda, bir kırılmadır, dünyanın boyutsal spektrumlarına girerken, ışık hızlarının yavaşladığı anda sizin boyutunuzda bunların enerjisel bir yansımasıdır. ‘Uzay gemisini’ yapısal olarak oluşturan atomlar, plazma ve moleküllerin kendileri, kendi boyutsal çimenlerinin, kendi orijinal bölgesel realitesinin özlü doğası ve modeline göre fiziksel olarak hizalanmış ve yapısal olarak bağlanmış fiziksel modellerle oluşturulur. Bir uzay gemisi sizin planınıza girerken, keskin bir çarpılma/sapma gerçekleşir. Onun asıl yapısı, kendisini tamamen dünyanın belirli realite dokusuna dönüştürme ve kendi orijinal modelini sürdürme arasında bir şekil ikilemine yakalanır. İnsan gözlemci evrende inanılır şekilde olası olarak kabul ettiği şeyin inanç sisteminde ‘görülen’ şeyi ilişkilendirmeye girişir.

Böylece, dünyadaki gözlemci dönen ışıklar içinde gizlenmiş garip şekilli bir gemi ve uçak arasında bir şeyler gördüğüne inanır, ama her ikisi de değildir. Gemi orijinal yapısını sürdürebilir ve kendi yapısını yeni boyutsal planın yasalarına dönüştürürken, değiştirmesi gerekeni değiştirebilir. Çünkü insan aynı imajı görür ve inanç sistemine ve ışık miktarına göre bunu bireysel olarak yorumlar, iddiaların ve raporların çoğunda şekil, boyut ve renk dramatik şekilde farklıdır.

Sizin terimlerinizde ‘gerçek’ görünen görüntüler olsa olsa çarpıtmalardır. Çoğu gemi bu zamanda teknolojik bilimlerde dünyadakinden çok daha ileri olan varoluşun realite ve planlarından gelir. Sizin önünüzde, çarpıtılmış formda bile ortaya çıkan saf düşünce tezahürünün yüksek planlarından veya bilinç – bilim planından kaynaklanmaz. Bundan dolayı kamuflaj donatı kırılımı bir parça daha görünür oluyor. Sizin boyutlarınıza kasten gelen o gemiler, sadece çok kısa periyotlar için geçici olarak bunu yapıyorlar, çünkü böyle içsel uzay araçları sizin planınızda uzun süreli kalamazlar. Bunun nedeni, geminin yapısal bütünlüğüne baskı yapan muazzam strestir ve aslında bunlar buharlaştırıcı demateryalizasyon ile sonuçlanan feci basınçlar yaratabilir. Farklı bir boyutsal planın fiziksel yasaları ile yapısal uygunluğa materyal olarak dönüştürme gereksinimi, pratik bir gerekliliktir ve bu zamanda uçan daire gemisi belirsiz periyotta kalamaz. Basit bir karşılaştırma; denizaltılarınız derinlik sınırını aştığında, basınçlara yenilmeden önce sağlam kalmak için mücadele eder. Anlıyor musunuz?

Böylece görülen kısa süreli şekiller, gerçek yapının eğri izomorfik (eşbiçimli) görünümleridir. İnsanların sıkça gördüklerini bildirdikleri, uçan daire şekli veya uzunca sigara şeklidir, ancak aslında bunlar gerçek gemilerin tasarımı ile ilişkisi olmayan eğrilmiş algılardır.

Birçok insan bu görünüşlere o kadar ikna olurlar ki, çoğunlukla imajı kendileri yaratırlar. Kaçınız çocukken göklerde Noel Baba’yı gerçekten gördünüz. Aslında Noel Baba’nız vardır, farkındalığa sahiptir, çünkü siz inanç sisteminizle bu düşünce formu yaşamını beslediniz. Gerçekte, birçok ‘hayali’ karakteriniz farkındalığa sahiptir ve kitlesel düşünce enerjisi tarafından yaratılan düşünce formları olarak mevcuttur. Ne kadar yaratıcı olduğunuzu görüyor musunuz? Aslında bu, inanç sisteminde tezahür eden, eriştiğiniz ‘zihinsel bilim’ yeteneklerinin bir veçhesidir.

Yine de yanlış anlamayın, dünya dışı yaşam Kozmos’ta bol miktarda vardır ve birçoğu dünyanızın içinde mevcuttur. Sadece çokboyutluluk içinde değil, bazıları, özellikle sizi tohumlayan atalarınız yükselişte ve dünyanın gelişiminde sizinle yakından çalışıyor. Bu yardımsever varlıkların en göze çarpanları arasında Pleiades, Sirius A ve B, Andromeda ve Arkturuslular vardır. Aslında, birçoğunuz bu varlıklar olarak Atlantis’te yaşadınız ve bu varlıklar olarak ŞİMDİDE (şu anda), paralelde aynı anda varoluyorsunuz. Bunu size daha önce anlatmıştık.

Aslında, bu varlıklar dünyanızda fiziksel olarak bulunma yeteneğine sahipler ve zamanın eonları boyunca bunu yaptılar, ama bu çoğunlukla zihinsel dönüşüm, zihinsel üstatlık vasıtası ile yapılmadı. Ancak onların gemileri, birçoğunuzun hayal ettiği gibi sizin boyutunuzda ortaya çıkmadı. Gerçekte, bu varlıklar materyalize olmalarına yardımcı olan yıldız kapısı teknolojisi dediğiniz şeyi kullanıyorlar, ‘Star – Trek’te ‘ışın’la nakil sistemine benzer şekilde.

Boyutlararası planlar birçok gezegene karışabilir, sadece Dünyanızla sınırlı değildir ve onlar dahil olan özel planların sakinlerinin farkındalığı veya bilinçli bilgisi olmadan bunu sık sık yaparlar. Çok az insan şu anda onların çokboyutlu realitelerinin bilincindedir. Dünyanızın içsel uygarlıklara, üsleri olan ziyaretçilere ve dünya dışı sakinlere sahip olduğu kavramı, size oldukça yabancıdır.

Boyutsal paralel planlar çoğunlukla hologramik doğadadır. Aslında bunlar uzaydan yoksun olabilirler. Sizin mekan kavramınızdaki bir ‘yerde’ değillerdir. Paralel hologramik bir plan, zihinsel realite olarak belirli bir zamana sokulabilir. O, ayrı olarak var olma yeteneği olan tek – başına özel bir realite olabilir, ancak bu onun geçerliliğini azaltmaz. Gerçekte, Christos (İsa) dramalarınızın çoğu bu tür kasıtlı hologramik ilavelerdir (eklentilerdir). Hologramik eklentiler bir süre varolabilir ve sonra ortadan kaybolur, çünkü kendi başına gerçek bir Kozmik mekan (mevki) değildir. Hologramik bir eklenti, çeşitli seviyelerde duygusal gerçekleştirmeler ve dersler için gestalt modelleri olan varlıklar için oluşturulur.

İnsanlar çoğu zaman duygu ve imajinasyonun büyük önemini ve geçerliliğini dikkate almazlar. Her ikisi de zihinsel bilimde önemlidir. Gerçek anlamda, duygusal haller ve imajinatif hayaller dediğiniz şey boyutsal planlardır. Aslında, boyutsal bir planın duygusal bir hal ile karşılaştırmalı benzerliği, bir planla belirli bir vektör mekanı veya sizin yer dediğiniz şey arasındaki benzerlikten çok daha uygun ve geçerlidir, çünkü gerçekte ne duygusal haller ne de boyutsal planlar mekan işgal etmez.

Sizin asıl genetik kaynağınız olan Pleiades’liler ve Sirius’lular insanlık ile çok yakın çalışıyorlar. Bu hayırsever dünya dışı varlıklar insanlığın gerçek üstatlığını yeniden elde etmesine yardımcı olma çabalarıyla sizinle geçmişte, şu anda ve gelecekte çalıştılar. Bu varlıklar sizin yerçekimsel alanlarınızla, ızgaralarınız ve ley hatlarıyla, vorteks ve portal sistemleriyle çalışıyorlar, özellikle dünyanın boyutsal erişim güncellemesinin sürekli yenilenmesi ile. Bu yüzden, bir noktaya kadar sizinle bir arada varolma araçlarını geliştirdiler ve dünyanızın içinde ve üzerinde yaşamak için formlar tezahür ettirme yeteneğine sahipler. Çoğunlukla, size sayısız şekilde yardımcı olmak için bilgiyle kodlanmış biyoplazmik küreler oluşturular. Sembolik geometrik ekin çemberlerinizin bazıları bu şekillerden biridir. Bunlar başlıca, programlanmış geometrik semboller oluşturmak için dünyanın elektromanyetik alanları ile birleşik olan yoğunlaştırılmış ışık – düşünce tezahürleri vasıtası ile yayımlanır. Bunların doğası oldukça elektrikseldir, yeni oluşan bir ekin çemberinde oturan herhangi biri bunun içindeki somut enerji uğuldamasını onaylayabilir.

Kapatma

Sizlere tüm yaşamın ışıktan kaynaklandığını ve ışığın bilinçten kaynaklandığını söyleyerek bitiriyoruz. Düşünceden! Dünya’daki misyonunuz dualiteyi deneyimlemek, büyümek, öğrenmek, ışığı aramaktır. Amacınız yaşamı deneyimlemek ve anlayış aramak. Gizemi bilinir kılmak için, sevginin tüm yaratıcılığın titreşimi olduğunu göreceksiniz ve gerçek bilgi büyümenin anahtar elementidir.

Bilinçli zihninizdeki bazı filtreler hem genetik tasarımınızdan hem de uzay – zaman sürekliliğinizdeki amacınızdan gelmektedir. Eğer aynı anda başka boyutlarda olmanın, paralel ‘ŞİMDİ’ hayatları yaşamanın farkında olsaydınız, lineer dualitenin seçilmiş illüzyonundaki tek bir deneyime nasıl odaklanabilecektiniz? Görüyorsunuz, bunu yapmak ego benliğin amacı değildir.

Ancak bu filtreler arka beyine, kristal alana girerek geçilir! Siz şimdi daha büyük olma bilgisine sahipsiniz. Ancak bilin ki, daha büyük bilgi meditatif zihin, Tanrı Beyni vasıtasıyla arayarak ve bu bilgiyi bilinçli zihin dediğiniz bilgisayara beslemekle elde edilir. Her ikisinde de işlem yapmayı öğrenin!

Size Sevginin anahtar olduğunu söyledik. Sevgi gerçekte ışık dilidir ve birçok ileri formatlarda mevcuttur. Size Koşulsuz Sevginin, Sevginin en yüksek formu olduğunu ve 3 üncü boyutta gerçekten kavranamacağını anlattık. Hayal edilebilir, ama 3B de gerçekten gerçekleştirilemez. Bu, Koşulsuz Sevginin sizin için mevcut olmadığı ya da dünya planında erişilebilir olmadığı anlamına gelmez, aslında erişilebilirdir, ama kendisini 5 nci boyutta ve daha yüksek boyutlarda ifade eder. Kavram sizin için zihin karıştırıcı olabilir, çünkü Koşulsuz Sevgiyi deneyimlediğinizi düşünüyorsunuz. Bu doğru, çünkü deneyimlediniz, yapabilirsiniz ve yapıyorsunuz. Ama bunu üçüncü boyutun dualitesinde deneyimlemiyorsunuz. Üçüncü boyut koşullu bir boyuttur ve derin bir şekilde programlanmıştır, karmaşık bir şekilde kutuplulukta tasarlanmıştır. Sevgi, ışık gibi, elektromanyetik spektrumun içindeki her şeyde olduğu gibi, 3B’de kutupsal zıttına sahiptir. Koşulsuz Sevgi aslında sıfır noktası alanında deneyimlenir ve bu nedenle kutupluluğa sahip değildir. Sıfır noktası alanı dualite veya kutupluluk alanı değildir. Koşulsuz Sevginin deneysel veçhelerine izin veren ‘en düşük’ boyutsal kalıp 5 B’dir ve her zaman bunu deneyimlediğiniz yer 5B’dedir (ve üstündedir). Anlıyor musunuz?

Sevgililer, sizler büyürken, daha yüksek bir seviyede, ruhunuzun tüm birbirine girişmiş engin ifadelerinin binlercesinin tam olarak farkında olduğunuzu söylüyoruz. Bunun vasıtası ile Tanrı’nın kıvılcımı olan bilinçaltını çağırırsınız ve hepiniz buna bilinçli zihni sessizleştirerek erişebilirsiniz. Çalışmayla! Çabayla! Mükemmelliğe erişerek. Bu güzel bir rüyadır ve Metatron’un 12 boyutlu kübü kadar karmaşıktır! Gizemi bilinir kılın!

Ben Metatron’um ve Sizler Sevgililersiniz!

Ve öyledir.

Bu kanalın telif hakkı www.Earth-Keeper.com’a aittir.

Earth – Keeper’ın ifade edilmiş izni olmadan basılı olarak yayınlanamaz. İzin almak için:
Tyberonn@hotmail. com

James Tyberonn, Dünya – Koruyucusu, yazar, jeolog ve Başmelek Metatron’un kanalı

(ÇEVİRİ: Saffet Güler)