Michael Ley Hattı – Eylül 2008

Eylül 2008

James Tyberonn kanalıyla

Selamlar! Ben Işığın Lordu Metatron’um! Hepinizi ışıkta, sevgide kucaklıyorum. Sevgililer, her birinizi, kavrayabileceğinizden daha fazla tanıyorum. Ve paylaştığımız bu anlardan keyif alıyoruz.

Ve şimdi başka bir değerli an, birleşik alanın matriksinde düşünceleri birleştirerek bizi bir araya getiriyor. Geometrik düşünce modellerinin arzuyla, farkındalıkla birleşmesi ile her şey aynı şekilde bir araya geliyor. Çünkü tüm düşünceler, tüm olaylar, tüm varlıklar şimdiye dek var olmuş olan veya var olacak olan bilincin, tezahürün elektromanyetik temsilleridir.

Ve bazı olaylar, bazı düşünceler, bazı yaratımlar geometrik matriksin içinde daha yüksek hızlarda, daha hızlanmış frekanslarda yolculuk yaparlar. Diğerleri daha yoğundur ve daha yavaş, daha durgun seyahat eder, ama hepsi aynıdır, kendi yaratımlarının doğası ile hizalı olarak mükemmel düzende ulaştıkları görülür. Çünkü Evren, Kozmos, onun herhangi boyutsal yorumuna veya algısına bakmadan, kendisi mükemmeldir. Mekanik anlamda, kuantum konusuna bağlı kalarak, birleşik alandaki her şey kendi doğasına, kendi mimari bütünlüğüne uygun olarak kesin, mükemmel bir şekilde davranır. Yine de bazıları diğerlerinden daha yüksek frekanslarda, daha yüksek titreşim rezonansında yaratılır.

Şimdi, kanalımız ley hatları denen şeyi gözden geçirmemizi istiyor.

Bunların enerjinin muhtelif şekillerinden farklı incelik dereceleriyle, çeşitli formlarda var olduğu söylenebilir. Sizin zamanınızda adlandırıldığı şekliyle ley hatları Dünya’nın hem üzerinde hem de altında işleyen enerjisel modellerdir. Bunlar geometrileri titreşimsel öz, jeolojik kuvvet, elektromanyetik ve mineralojik alanlar üzerine matematik yasalarına dayanan çeşitli şekillerde Dünya’nın etrafını dolaşırlar. Bu ley hatları değişir ve hareket eder ve uzay –zamanın eonları boyunca sayısız şekillerde kullanılmışlardır. Daha büyük anlayış çağlarında, daha büyük teknoloji zamanlarında, ley hatları çok ince enerjilerin geliştirilmesi kullanılarak, karayolları olarak kullanıldı, üzerlerinde yolculuk yapıldı. Bu tür bir anlayışla, ley hatları enerji transferi iletkenleri ve iletişim için kullanılma kapasitesine sahipti. Atlantis’in çöküşünden bu yana yükseltilmiş kullanıma son verildi ve bu şekilde kullanımı sürdürme yeteneği kayboldu. Sonuç olarak, incelen şebeke artık sağlam değil, böylece ley hatları bazı alanlarda kesip koparıldı, bazılarında yırtıldı ve yolların ve sapa yolların görünümünün bir anlamı kalmadı, görüyorsunuz; ley hatları artık tüm dünya etrafında tamamen birbirine bağlanmıyor.

Ley hatlarının temel özü doğal bir kaynaktan gerçekleşir. Bunlar tellürik (dünyasal) enerji akımlarıdır. Bunlar ince iken, bazıları sizin dördüncü boyut & beşinci boyut dediğiniz yeni paradigmalarda kodlandı, yönetildi. Bunlar eskilerin yerini aldı, ama henüz hepsi keşfedilmedi ve bu uygundur. Dünya dışı varlıklar bu çabada Dünya’ya yardım ediyorlar. Sirius B’den olanlar Yükseliş için bu sistemi yeniden hizalamada son yıllarda yararlı, etkili oldular ve aslında onlar 30,000 yıl önce kurulmuş olan ley sisteminin orijinal geliştirilmesinin mimarlarıdır.

Ley hatları sisteminin, yaşayan gezegenin sinir sistemi olarak davrandığı söylenebilir. Ayrıca gezegen axiatonal hatlar, meridyenler ve çakralar olarak tanımlanan sistemlere sahiptir.

Ley hatları sabit değildir, bunların değişimine neden olabilen birçok faktör vardır. Bunların enerji içeriğine veya enerji yoksunluğuna birçok faktör eklenir. Tektonik stres, magma, solar enerji, kuvars gibi minerallerin kullanımıyla doğal olarak gerçekleşen elektromanyetik alanlar ve hatta organik maddenin ayrışması, bu ısı ve elektriksel yükü yaratır. Bu enerjiler birikir ve Dünya’nın iletkenlik yollarında veya hafifçe yukarısında ya da Dünya’nın kabuğunun altında akar. Dünya’nın doğal metal veya iletken mineral içeriğinin yüksek olduğu bu bölgeleri veya yerleri bu elektromanyetik akımların akışını çeker. Kutsal geometri ile inşa edilen insan yapımı yapılar da bu akımları çeker. Asyalılar, Romalılar, Yunanlılar, Mısırlılar ve Mayalar tarafından inşa edilen neredeyse kutsal geometrik tapınakların hepsi onlardan geçen ley hatlarına sahiptir. Bu yapıların bazıları ley hatları üzerinde kurulmuştur, diğerleri ley hatlarını kendilerine çekerler. Ley hatlarının birçok noktaları vorteks spiralleri oluşturur.

Vorteksler birçok nedenlerden dolayı oluşur. Genel olarak anlaşılan neden ley hatlarının kesişmesidir. Bunların ayrıca tektonik stres noktalarında, yanardağlarda, sivri tepeli, kuleli ve piramit şeklindeki dağlarda ve kutsal geometri ile inşa edilen insan yapımı binaların etrafında gerçekleştiğini söylüyoruz. Vorteksler büyük mineral yataklarında, bazalt yataklarında, granitik volkanik kayalarda, nehir akımlarında ve şelalelerde doğal olarak gerçekleşir. Tüm bunların atomaltı plazma, yüklü iyonlar ve elektromanyetik alanlar yansıttığını görüyorsunuz. Bu doğal enerji yapıları doğal olarak döner ve böylece vorteks gerçekleşir.

Sizin perspektifinizden böyle görünmesine rağmen, vortekslerin portallar olmadıklarını ve portallara gelişmediklerini açığa kavuşturmalıyız, çünkü tüm portallar kendilerine bir vorteks çeker. Vorteksler hem akash olarak adlandırılan adamantine özü hem de portallardan alınan yüksek boyutlu enerjiler için dağıtım makineleri olabilirler. Tüm vorteksler portallar barındırmazlar, ama tüm portallar bir vortekse sahiptir.

Ley teriminiz, iki noktayı birleştiren düz bir çizgi anlamına gelen göreli olarak son zamanlardaki bir tanımlamadır, ama bizim Metatronik terimimiz çok daha geniştir.

Ley hatlarını, gezegeni çevreleyen elektromanyetik akım – hat ve akımların bilinçli kristalin veçhesi olarak tanımlarız. Ley hatları elektromanyetik enerjinin ‘itina gösterilmiş/çeki düzen verilmiş’ enerji akımlarıdır ve Gaia’nın sinir sistemi olarak hizmet ettiği söylenebilir. Ham yerküre akımları, sizin dilinizde dragon hatları olarak adlandırılır. Hem ley hatları hem de dragon hatlarının doğası elektriktir, doğal elektrik iletkenlerinin yolları boyunca akarlar.

Elektrik, dünyanızda çoklu kaynaklardan doğal olarak gerçekleşir. Şelaleler, çağlayanlar, yağmur ve dalgalar gibi, suyun hareketi yük oluşturur; organik maddenin ayrışması, tektonik stres, yanardağlar, şimşek, güneş ısısı ve rüzgarlar da yük oluşturur. Elektriksel olarak iletken olan gazları, metalleri, yarı – iletken mineral kristalleri, suya – daldırılmış organik maddeleri ve elektrolitleri ile üzerinde yaşadığınız dünya yüzeyinin kabuğu, elektrik akımlarını üretmek ve sürdürmek için mükemmel bir ortam sunar. Yüzeyin altındaki katmanların mineral yapısı aynen iletkendir. Yüklü iyonlar zemine çekilir ve bu yüksek iyonik konsantrasyon, elektrot etkisi vasıtasıyla dünya – akımlarının yoğunluğunu artırır.

Sonuç olarak statik elektrik, ortogonal (dikey, düz açılı) quasi – statik (yarı – statik) elektrik alanında zemine paralel akar, gezeni çevreleyen akım ırmakları olan elektrik kaynakları ve anaforlar oluşturur. Bu akımlar demir, altın, bakır ve kuvars taşıyan kayalar gibi iletken mineral hatları boyunca akar. Bu akımlar güç düğümleri vasıtası ile ve onun civarında doğal olarak dağlara, yanardağlara, sulara ve minerallere ve diğer iletken oluşumlarının büyük birikintilerine akar.

Tüm bilinçli enerji formlarında olduğu gibi, bu elektrik akımı yönlendirilebilir. Bunu yapan ilk kişiler, orijinleri Pleiades olan Atlantis’in bilim adamı – rahipleri idi. Ham yerküre akımlarının veya dragon hatlarının modelleri bilimsel olarak belirlendi ve haritalandı ve ezoterik olarak massedildi ve bilinçli olarak belirli güzergahlara yönlendirildi.

Atla – Ra bilim adamı – rahip, bu enerjileri kendi Arkturus kristalleri ve manyetik güç çeviricilerinden akıtarak, dengeli vortekslerde ters yönde döndüğünde anti – yerçekimi alanları yaratma yeteneğine sahip örgülü polarize crysto – elektrik frekansları formlarına yükseltebildiklerini, inceltebildiklerini ve ayırabildiklerini keşfetti. Atlantis’in altın çağının teknolojisinde, bu bilinçli crysto – elektriksel hatlar teknik olarak o kadar arıtılmışlardı ki, hem iletişim hem de aktarım için tünellerin bir labirentini yaratmak için kullanıldılar ve çeşitli amaçlar için enerji alanları oluşturmak üzere birleştirildiler.

Bu hatlar Skellig Michael gibi doğal tellürik (dünyasal) jeneratörler ve kristal güç istasyonları vasıtasıyla döşenen ve büyütülen iletkenlerde yöneltildiler, böylece iş gücünü enerjilendirmek için fabrikaların içine ve bitki ve ekinlerin büyümesini teşvik etmek için zirai alanlara akmaları için modellendirildiler. Birinci durumda evlere elektrik vermek için kristalin elektrik – dalgaları yayınına yardımcı olmak için kullanıldılar.

Bu cemiyetin ataları, Atla – Ra’nın soyundan olan sizin Druid’ler dediklerinizdir. Atlantis’in Altın Çağının bu bilimadamı – rahipleri, bilimsel yasayı ilahi olanın enerjisiyle birleştirme gereksinimi anlayan samimi alim erkek ve kadınlar idi. Bu, Bir’in Yasası olarak adlandırıldı, şu andaki anlayışınız kutsal olanı içermese bile, sizin şimdi Birleşik Alan dediğiniz terime benzeyen bir terim. Sevgililer, bütünsel bilim Kutsal, İlahi Olanı ihmal etmemelidir, ihmal edemez.

Atla – Ra, belirli crysto – rafine ley enerjilerinin niyeti ve farkındalık alanını taşıyabildiğini öğrendi. Bilim adamı – rahip bu enerjinin kendi – kendini üretmeyi yeterince sürdürmesi için röle ve büyütme istasyonları olarak doğal güç düğümlerini nasıl kullanacağını keşfederken, Ley enerjisinin bu kategorisinin küresel bir ağı yerine konuldu. Bu leyler sonsuz zirve noktaları ile bütünsel oldukları zaman (onların parçası olduklarında), ilahi veçhe onların enerji farkındalığına aşılandı (massedildi). Pleiades, Arkturus ve Sirius – B Üstatlarının yardımıyla bu Atla – Ra gezegende büyük çakra noktalarını birleştiren özel ilahi ley enerji rotaları yarattı. Bunlar tapınakların sükunetini ve esenliğini güçlendirmek için ses frekansları ve renk ile programlanabiliyordu. Bunlar kutsal enerji vorteksleri yaratmak için çaprazlanabiliyordu. Skellig Michael böyle bir alandır ve onun orijinal çoklu ley çeşitliliği kapasitesinin kalıntı gölgesi olmasına rağmen, şu zamanlarda en sağlam olanlardan birisidir.

Böylece esasen, Atlantis’te birçok türde ley sistemi vardı, bazıları çeşitli formlarda tamamıyla crysto – elektrik güç için kullanıldı, parçalar halinde olsa da hala fonksiyon yapan bazıları ilahi farkındalık leyleri idi.

Gerçekte bu sistemin en sağlam hayatta kalanları şimdi Michael ve Mary hatları olarak adlandırılan leylerdir. Aslında bunların sağlamlık seviyesinin nedeni büyük ölçüde, Britanya, Avrupa, Mısır ve Og’taki mevcut manastırlara devretmeden önce Atlantis’ten kaçmış olan Druidlerin çalışmasıdır. En verimli olanı Britanya ve Fransa’daki kısmı idi, bunlar taş çemberlerin oluşumuna yardımcı olmak için leylerin anti – yerçekimi veçhelerini ve sesi kullandılar.

Michael ley hattı sayısız nedenlerden dolayı hayatta kaldı. Onun güzergahında kutsal geometriyle inşa edilen taş çemberler ve Katedrallerde güçlendirildi. Başlangıçta Michael hattı olarak isimlendirilmedi. Atlantis’te Atlas Hattı, Mısır’da ve Og’da Thoth hattı olarak adlandırıldı. Onun pagan ismi, bu hatları Kiliseden korumak için gizli alim cemiyetleri tarafından Michael ve Mary olarak değiştirildi. Ley enerjisini büyütme yeteneğine sahip katedraller inşa eden Farmasonlar kutsal geometriyi kullandılar. Neredeyse tüm Katedraller ve Yunan Anıtları direkt olarak ley hatları boyunca olan güç düğümleri üzerinde phi, altın oran veya ortalama kullanılarak inşa edildi.

Ben, Lord Metatron ve Başmelekler Mikail ve Melkizedek’in Atlantis zamanında burada mevcut olduğumuzu bilmek sizi şaşırtmamalı, ama o zaman farklı isimlerle anılıyorduk. Görüyorsunuz, tüm çağlarda, tüm insanlığa, tüm ırklara, dinlere ve inançlara sevgimizi eşit şekilde gösteriyoruz.

Daha önce söylediğimiz gibi, ley hatları sabit değildir. Zamanla, geçiş yaparlar (kayarlar) ve değişirler. Böylece bir zamanlar sağlam olan bir sistem, şimdi oldukça küçülmüş ve parçalara ayrılmıştır. Şu andaki ley sistemi kendi eski benliğinin bir gölgesidir ve artık gezegeni bütünüyle çevrelemiyor. Ancak, ham akım dünyayı çevreliyor ve bunun birçok parçası aslında doğasında leydir ve bu sistem özellikle Sirius – B’liler ve kendinizin çokboyutlu veçheleriniz tarafından şu anda onarılmaktadır. Kutsal sitelerdeki güç düğümleri gibi, dragon hatları da insanlıktan ve kutsal sitelerden gelen enerji ile massedilebilir ve ley hatlarına terbiye edilmiş/cilalanmış olurlar.

Leylerin akış – modeli oldukça spesifiktir. Bunlar ekvatorun üzerindeki kubbe şeklindeki dağlarda saat yönünün – tersi yönde, ekvatorun altındaki dağlarda saat yönünde spirallenirler. Piramit şekilli dağlarda düz hatlarda yukarı doğru akarlar. Konik zirvelerde yukarı doğru spirallenirler. Dağ zirvelerinin çok yüksek frekanslar içermesinin nedeni budur.

Bu akımlar kutsal geometri ile inşa edilmiş yapılardan veya kutsal sitelerden geçtiği zaman, akımlar yüksek ışık emerler ve yayarlar. Bu gerçekleştiğinde, leyler arıtılmış bir bilinç doğasını, kodlanmış hafızayı yüklenirler. Ley güç noktaları enerjisel olarak ızgara sistemine bağlanır ve geometrik bir matriks oluşturur, daha sonra bu ona yüksek boyutlu enerjileri çekebilir. Bunlar meridyen noktaları olur ve bazı durumlarda dünyanın yaşayan varlığının çakraları olur.

Her ley, her kutsal site insanın elektromanyetik alanını etkileyebilir ve etkiler. İlave olarak, gezegenlerden ve yıldızlardan gelen ışığın başmelekleri, tellürik enerji havuzlarını besler & etkiler (sizin terimlerinizle elektriksel veya dışa doğru vorteksler) ve gezegensel ve yüksek boyutlu ızgara kafeslerinden, ayrıca kendi hizalanmalarına bağlı olarak, yıldızsal ve solar ışık fotonlarından ışık – enerjisi alan içeri doğru çekilmiş portalları yaratabilirler.

Eğer, belirli yüksek enerji noktalarının gezegen üzerinde mevcut olduğu ve bunların spesifik geometrik bir model yansıtan kristalize bir matrikse sahip olduğu önermesi kabul edilirse, o zaman bu canlı enerji kaynaklarının armonik enerji salınımları vasıtasıyla iletişim kurduğu da anlaşılabilir. Örneğin, eğer birisi Do anahtarındaki bir diyapazona sahipse ve piyanoda Do notası çalıyorsa, piyanodan çıkan müzikal titreşim de bilim adamlarınızın armonik salınım dediği yasa nedeniyle diyapazonda bir titreşim yaratır. Dünya üzerindeki ve yüksek boyutlardaki güç noktaları arasındaki armonik salınımlar da uyumlu armoniklerle rezonansa girmek üzere ‘uyumlanırlar’ (akort edilirler).

Aynen sizin insan bedeniniz fiziksel bedenin sağlığını sürdüren duyusal sistemlere ve organlara sahip olduğu gibi, ley hatları da bu sistemlere sahiptir. Ley hatları, fiziksel Dünya’nın sağlığını devam ettirirler. Bedenin organlarının üzerinde, meridyen hatlarına sahipsiniz, bu meridyen hatları bedeni iki eşit parçaya böler ve bunu yaparken, varlığın esenliğine katkıda bulunur, bu daha sonra bu enerjiyi farklı bir forma aktarır, sonra organları besler, duyuları ve farkındalığı besler. Aynen insan bedeninizin değişimlerden geçtiği gibi, Dünya da farklılaşır ve değişir. Aynı şekilde, ley sistemi de değişir ve uyarlanır. Yükselişin habercisi olan Dünya’nın süregiden ve gelmekte olan mezuniyeti ile, sadece Dünya’nın hassaslık sistemi değil, insanın hassaslık sistemi de ayarlanıyor.

İnsan bedeninin meridyen sisteminin üzerinde, axiatonal hatlar dediğimiz hatlar vardır. Bu sizin küreniz için göreli ve oldukça yeni bir terimdir. Bunu çok fazla işitmediniz, ama çok daha iyi bilinir hale gelecektir. Axiatonal hatlar duygusal bedeni, zihinsel bedeni, nedensel bedeni ve yükselmiş bedeni birbirine bağlayan ayrı, farklı hatlardır ve Dünya’nın da axiatonal hatları vardır.

Dünya da, yine kutsal matematiğe dayanan hem spiritüel hem de göksel niteliklerle tanımlanan axiatonal hatlara sahiptir. Bunlar ley hatlarının bazı alanlarına temas eder, temas eder ama onların üzerinde kalmaz. Ancak bunlar, özellikle ley hatlarının yırtık ve kesilmiş ve bağlantısız yerlerinde kesişirler; bunlar köprüler olarak davranırlar, bir boyuttan diğer boyuta bilgideki uçurumu birleştiren köprü, tarihteki uçurumu birleştiren köprü, tükenen veya kesilen enerji uçurumunu birleştiren köprü…

Bir ley enerji birleşmesini veya kutsal siteyi ya da vorteks kompleksini ziyaret ettiğiniz zaman, onun eşsiz mesajının, eşsiz geometrisinin kodunu emersiniz. Ziyaret ettiğiniz her kıtadaki her ızgara noktasının, her güç noktasının, her kutsal sitenin enerjisini, enerji alanınızda taşırsınız. Bunları kendinize ve birbirine bağlama yeteneğine sahipsiniz, sevgililer. Böyle yerleri ziyaret eden Kanalımız gibi Dünya – Koruyucuları dediklerimiz, bunları 144 ızgaraya bağladıklarını gözünüzde canlandırabilirsiniz ve böylece bunları gelişen ızgaraya bağlamaya yardımcı olursunuz. Ve bu işlemde, kendinizi bağlar ve aktive edersiniz.

Michael hattı dediğiniz o bölüm, 18,000 yıl önce ilahi ışıkla massedildi ve güç noktalarına ve kozmik hizalanma noktalarına çekildi. Daha önce Michael Hattına orijinal olarak Atlas hattı dendiğini söylemiştik, yine de kaynak enerjisi aynıdır. Ama, isim değişiminde İlahi bilgelik vardı. Eğer ley hattı Pagan olarak düşünülseydi, bu aşkın (transandantal) akımın tam vektöründe ve kozmik hizalanma noktalarında kusursuz kutsal geometri ile inşa edilen kaç tane Hristiyan Katedrali inşa edilebilirdi? Aslında kontrolcü kilise bunları yasaklardı. Ve şimdi onların kontrolüne rağmen, yüksek boyutlu enerjileri, herhangi dini dogmalardan kurtulmuş ve saf göksel SEVGİ olan enerjileri büyütmek için mükemmel bölgelerde inanılmaz tapınaklar mevcuttur.

Gerçekte, Skellig Michael bir Tapınaktır, Dünya’nın İlahiliği tarafından doğal olarak yaratılan bir tapınak. Skellig Michael’in yapısı geometrisinde piramit şeklindedir ve özellikle göksel enerjilere hizalanmıştır. İnsanın arayışının damgasını taşıyan menekşe granitten oluşur. Jeologlarınız birçok kutsal yerlerin kaya oluşumu ve enerjisi olan bu özel graniti tanıyacaktır. Daha önce sözünü ettiğimiz armonik salınım, bu tür mineralojik armoniklerin bu siteler arasındaki titreşimsel bağlantısının kaynağı olmasını sağlar. Bu tür armonikler sadece minerolojide değil, ayrıca geometri ve ışık oranları (katsayıları) vasıtasıyla gerçekleşir.

Skellig Michael’in, ‘Michael’ ley hattının orijinal giriş noktası olmadığını söyleyeceğiz, ama şimdi böyle olduğu görülüyor, çünkü hat artık kendi tam övgüsüne bağlı değil. Skellig Michael, orijinal olarak Atla Kuşağına çoğaltıldığında sizin şimdi Michael Hattı dediğiniz şeyin büyütme veya röle noktalarından biriydi. Görüyorsunuz, bir zamanlar gezegeni çevreliyordu. Gelecekte yine çevreleyecek, ama bu henüz tamamlanmadı ve zamanı değil. Onun en güçlü bölümünün İrlanda’dan, Britanya’dan Avrupa boyunca uzandığını ve kadim Judea (eski Filistin’in güney bölgesi), İsrail ve Mısır’a çatallandığını söyleyeceğiz. Onun Suudi Arabistan’daki Mekke’ye bağlandığını bilmek sizi şaşırtır mı? Birçoğunuzun her ırkta ve her dinde yaşamlara sahip olduğunuzu bilmek sizi şaşırtmamalı. Gerçek, ataerkil veya herhangi diğer sınırlayıcı dogma sınırlamalarına rağmen, gerçekten Tanrı’yı arayan herkesin kalplerinde tekamül etmenin bir yoluna sahiptir. Hepiniz insan ailesindensiniz.

Kuantum Kristalin Aktivasyon

Üstatlar, bu konuşmayı bitirirken, tartışmış olduğumuz her şeyin kristalin aktivasyona ulaşma çalışmanız etrafında olduğunun anlayışı ile sizden ayrılıyoruz. Bu hem arayıcılar hem de gezegen için gerekli bir kazançtır. Aslında bu, dünyanın güç noktaları, kutsal siteler ve ley hatları boyunca odaksal olarak sayısız modaliteler vasıtasıyla gezegensel olarak gerçekleşiyor. Büyük güç noktalarının vorteks – portalları, değerli taşların oktahedronal ve dodecahedronal kristalografisinin (kristaller bilimi) doğasına benzer şekilde kristalin geometrik matrikslere sahiptir. Yüksek boyutlu ışık dalgaları, bu üst üste binmiş lensler vasıtasıyla alındığı zaman, gezegen platonik kristalin frekans ile massedilir.

İnsan niyet ve kusursuzluk vasıtası ile kristal titreşimine erişir. Kusursuzluk nedir? Kusursuzluk basitçe konuştuklarını yapmaktır (içi dışı bir olmaktır), bütünlük içinde yaşamaktır, korku ve üzüntüyü elimine etmektir, her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaktır, başkalarını onurlandırmaktır ve son olarak kendini sevmeye ulaşmaktır. Bunu söylemesi kolaydır, ama kristalin alanınızı aktive etmek için çok önemlidir.

İnsanlık, kutsal siteleri ziyaret etmeden kristalin niteliklerin aktivasyonuna ulaşabilir mi? Evet, kesinlikle. Ama bunu yapmayı seçenleriniz (kutsal siteleri ziyaret etmeyi seçenleriniz), zaten orada olan kristalin bir alanın ortasındaki sonsuzluk noktalarında olacaktır ve bunu yaparak, işlem büyük ölçüde kolaylaştırılır.

Görüyorsunuz, kristalizasyon sadece fiziksel bilimde ve kimyada atomik – moleküler bir düzen değildir; ayrıca kristalin simyasının metamorfozu vasıtası ile erişilen bir titreşimdir. İnsan elektromanyetik enerji alanını Merkabah veya Merkivah’ın saf kutsal geometrisine yeniden – tanımlayan bütünsel bir berraklık olarak incelten, arıtan bir titreşim gerçekleşir.

Kristalin alanınızı aktive etmeyi kabul ettiğiniz zaman, Benliğinizin İlahiliğini kabullenir, tanımlar ve güçlendirirsiniz. O zaman gittiğiniz her yere kendinizle birlikte en değerli kutsal siteleri taşırsınız: insan kalbini.

Kristalin aktivasyonda, kişinin kalbi merkabic (merkabaya ait) yıldız tetrahedron içinden altın – spiralli bir frekans yayar ve bu frekans kristalin mükemmelliği yöneten her kutsal sitenin enstrumanları ile Yükselişin senfonik şarkısını söyler ve Kozmos’ta vecd halinde yankılanır.

Ben Metatron’um ve Sizler Sevgililersiniz.

Ve öyledir.

www.Earth-Keeper.com

(ÇEVİRİ: Saffet Güler)

Bu mesajın telif hakkı www. www.Earth-Keeper.com’a aittir. Bilgi değiştirilmediği ve yazarın ismi ve website eklendiği sürece, websitelerine gönderilebilir. Eart – Keeper’in yazılı izni olmadan gazetelerde, dergilerde yayınlanamaz veya basılamaz. İzinler şu adresten istenebilir: Tyberonn@hotmail.com