Earthlog – 8 Ocak

Celia Fenn – Earthlog 8 Ocak:

Solar Aktivite ve Beşinci – boyut bedeni üzerine bilgiler

Güneş son birkaç gündür aktif durumda. Küçük Solar Patlamalar oldu ve Dünya şu anda Solar rüzgar akımında. Bu yükselen enerjinin beni huzursuz ve endişeli yaptığını görüyorum. Bu yoğun Ateş enerjisinde merkezimde kalmayı hatırlamalıyım.

Aşağıda Alaska’da çekilmiş bir Aurora resmi var. Aurora Güneşten gelen ve Dünya’nın atmosferine giren yüklü parçacıkların sonucu oluşur:

Bu, temel olarak bu yüklü enerji parçacıkları rüzgarları enerji alanlarınıza girdiği zaman gerçekleşen şeydir. Çok güzel görünür ve olağanüstü bir Parıltı ile parıldarsınız. Ama, bedeniniz hala artan aydınlık ve parıldama ile başa çıkmaya alışıyor ve endişenizin arttığını hissedebilirsiniz. Bunun nedeni elektrik impalsları olan ışığın sinir sisteminiz vasıtası ile bedeninize iletilmesidir. Başmelek Mikail’in bana söylediği gibi, denge yaratmanın yolu Su tüketimini artırmaktır! Evet, su bedende enerji iletkeni olarak davranır ve Fiziksel bedende artan Parıldamanın etkilerini hafifletmeye ve absorblamaya yardım eder.

Başmelek Mikail buradaki iki konunun Arınma ve “Canlı Işık” veya enerji alımı olduğunu söylüyor.

Onun sözünü ettiği arınma bedenin daha fazla Işık Enerjisi taşıyabilmesi ve Solar Işık Bedeni daha güçlenirken ve sizin parçanız olurken artan Parıldama ile daha rahat olması için, fiziksel bedenin arınmasıdır. Bu zamanda, Yüksek Benliğiniz bedeninizi derin doku ve hücre seviyesinde temizlemenin yollarına doğru sizi yönlendiriyor. Su bedeni temizleyecek ve bu fiziksel arınma ve temizlenme sürecini kolaylaştıracak olan maddedir.

Bunun amacı, fiziksel bedenin gıda dışında diğer kaynaklardan enerji absorblayabilmesidir. Yaklaşık beş yıl önce, Başmelek Mikail İnsan Bedeninin “Orijinal Kalıbı” ile ilgili yaptığımız çalışmanın bir parçası olarak bedenin enerji sağlamanın İkinci veya destek sistemi olarak Sindirim Sistemi ile tasarlandığını anlatmıştı. Beden başlıca Işık ve Sudan gelen enerjiye erişmesi için tasarlanmıştı. Böylece, enerjimizin tümünü gıdalardan sağladığımız şeklinde taşımakta olduğumuz üçüncü – boyuta ait inanç sistemi orijinal tasarımın veya Beşinci – boyut tasarımının gerçeği değildir. Ancak, bu zamanda, bedenlerimiz geçiş halinde ve gıdaya gereksiniminiz olmadığı inancı ile yemek yemeyi bırakmanız kesinlikle iyi bir fikir değildir. Gerekli olan şey, bu zamanda maksimum sağlığı ve canlılığı sağlamaktır ve bu da saf, temiz su tüketimi ve gıda diyetinin basitleştirilmesidir.

Çok az yemek yiyen veya onlar verilenleri yemeyi reddeden Kristal Çocukları işittim. Çoğunlukla bunun nedeni bu çocukların Beşinci – boyut kalıbı ile tasarlanmış olduklarını ve “normal” olarak düşünüldüğü kadar yemeye gereksinimleri olmadığını bilmeleridir. Bazı Kristaller sadece tatlılar yemeyi seviyorlar, şekere bağımlı oluyorlar, çünkü gıdanın yetişkinlerde bir bağımlılık olduğunu görüyorlar ve kendi özel bağımlılıkları olarak şekeri seçiyorlar. Ama, bu da başka bir hikaye. Bu değişim zamanında, bir denge bulmalı ve enerji ve hayatta kalma gerekliliklerimiz için gereksinim duyduğumuz şeyleri bulmaya çalışmalıyız.

Mikail’e göre, yediğimiz gıdalar Işık enerjisi ile doldurulmalı. Bu, mümkün olduğu kadar çiğ, taze ve tercihen organik olarak yetiştirilmiş gıdalar yemek anlamına geliyor. İşlenmiş gıda aslında enerjisel terimlerle “ölü”dür, parçalanmıştır ve yeniden yapılandırılmıştır ve ileri çürüme şeklinde “ölü” maddedir. Çoğu zaman “koruyucu” maddeler ile doldurulmuştur. Canlı formda fotosentezin yan – ürünü olarak hala enerji içeren taze gıdalar beden için çok daha iyidir. Bedenin gıdada depolanmış enerjiye basit ve temiz bir şekilde erişebilmesini sağlar.

Bu fikirler üzerine çalışırken, birisi bana Judy Beebe’nin linkini gönderdi. Judy enerji formu olarak suyu kullanma ve su ile çalışan pil hücresi yaratmak üzerine çalışıyor. Suyun fiziksel enerji sistemimiz üzerindeki etkisinin açıklamasından çok etkilendim. Aşağıda onun sitesinden aldığım bilgiler var: www.omegaenergycell.com:

“Judy Beebe GEM teknolojilerini vizyoner kurucusudur. 40 yıldır tıp sektöründe idi. Onun tıptaki çalışmaları fiziksel bedeni ve kozmos ile spiritüel bağlantımızı daha çok araştırmaya yönlendirdi. Mikrokozmos ve makrokozmos arasında bir bağlantı araması sonucunda tüm dünya dinlerini ve metinlerini inceledi.

Son on iki yıldır yolculuğu sırasında, bazı çok önemli bilgiler keşfetti. Suyun düşündüğümüzden çok daha fazla önemi olduğunu anladı. Tüm dinlerde suyun önemini keşfetti ve bunda önemli bir şeyler olması gerektiğini anladı.

Tıbbi olarak, suyun insan bedeni için önemini zaten biliyordu. Düşüncelerini direkt olarak suyun bileşenlerine yönlendirmeye başladı ve anlayışında şaşırtıcı bir sıçrama oldu. Kalpteki SA (sinoatrial) düğümün aslında kalp atışını bir ömür boyunca devam ettiren güç olduğunu kavradı. Bu kalp atışı sadece amniotic (rahimde cenini çevreleyen zar) sıvı [pH’ı 6.7] yerinde olduktan sonra gelişen fetusta başlayabilir. Burada yine özel olan bir bağlantı var. Bu kalp atışı bir kez başladığında 70 – 80 yıl veya beden onu desteklediği sürece atmaya devam eder. Bu kadar küçük bir alan için (1 santimden küçük), bu çok uzun bir süredir. Judy, suyun bileşenlerinin – hidrojen ve oksijenin – şu anda ve gelecekte dünyamıza enerji sağlayabilecek maddeler olduğunu keşfetti. Bedendeki uyuma, yaklaşık 7.3 olan pH değeri ile ulaşılıyor. Soluduğumuz oksijen içtiğimiz sudaki hidrojeni yakıyor ve yaşamımızın devam etmesi için insan bedenimizde enerji üretiyor. Bu nazik bir enerjidir ve fetusun gelişiminde nazik bir şekilde başlıyor. DNA’mız hidrojeni çifte – sarmalda zamk olarak kullanır.

İnsan bedenimizin merkezinde, yarının enerji kaynağının ipuçlarını bulabiliriz.”

Evet, kalbimizin çarpışı ile Kozmos’un kalp atışı arasında bir bağlantı vardır ve bu bağlantı Su’da bulunabilir.

Masaru Emoto’nun su üzerine yaptığı çalışmaları da hatırlayalım.

http://www.starchildglobal.com/