32 – Gökler Konuşuyor

Siz, kendiniz bu yaşamınızda içine doğmak için deneyimlemenin ideal olduğuna karar verdiğiniz fırsatları sunan bir an, soy ve kuşak seçtiniz.

Bu gerçekliğe gelmeden önce bir zaman dilimi -doğduğunuz an- için başvuruda bulundunuz. Doğumunuzun bu belirli anında yıldızlar, gezegenler, ay ve güneş belirli yerlerde bulunuyordu. Ananızın karnından çıktığınızda enerji Dünyaya bu zamanda da dokunduğu için nerede olduğunuzdan bağımsız olarak bedeniniz yıldız ve gezegenlerden gelen enerjiyle damgalandı. Bu anın içinde belli olasılıklar, özel fırsatlar ve belirgin güçlükler yazılıydı. Yıldızların dili daha büyük bir bakış açısından kavramanıza yardımcı olacak şekilde size dünyanızı açıklar. Her şey her şeyle enerji kalıpları yaratacak biçimde geometrik bir ilişki içindedir. Siz, kendiniz bu yaşamınızda içine doğmak için deneyimlemenin ideal olduğuna karar verdiğiniz fırsatları sunan bir an, soy ve kuşak seçtiniz. Başka yerlerde eşzamanlı olarak yaratmış olduğunuz, yaratacağınız ve yaratmakta olduğunuz şeyler temelinde öğrenmeye gereksindiğiniz şeylere göre bu deneyimleri belirlediniz.

Gökler öykülerini sizin kanalınızla canlandırırken size kendi olağanüstü görkeminizi anlatıyor. Gezegenler yaşam güçlerini elektromanyetik güçler olarak yayınlar. Bu elektromanyetik güç, zorluklar ve zaferler şeklinde tasarlanmış anlamlı başarıların belli çağ ya da yaşları belirlediği döngüler yaratır. Anlaşıldığı takdirde bu döngüler kendiliğinden gezegenin yararına olur. Döngüler bilmezden gelindi ve sizi bilgisizlik içinde tutmak için basitleştirildi. Bu nedenle yaşamın anlamına eşlik eden olağanüstü özgerçekleştirme fırsatını kaçırmanıza neden olundu. Döngüler öğretisinin yitirilmesinin bir yolu da astrolojinin tartışma konusu yapılıp çürütülmesi oldu. Gerçekte astroloji ve astronomi evrenin dilleriyken size astrolojinin anlamsız bir araştırma konusu olduğu söylendi. En gerçek biçimi içinde göklerin bilgisi, astroloji, varoluşun anlamlı bir dilimi içinde yaşadığınızı kabul ederek makrokozmosu mikrokozmos içinde yorumlar.

1993’te bizim Işığın Galaktik Gelgit Dalgası olarak değindiğimiz, enerjilere yol açan bir gezegen sıralanışını deneyimlediniz. Güneş sisteminiz içindeki her gezegenin veri iletim yolları gibi enerji ışınları yayınlayan kendi bilinç alanı bulunmaktadır. Gezegenler özel geometrik ilişkiler halinde dizildiklerinde bağımsız güçleri birleştikçe enerji karmaşaları yaratırlar. İki gezegen çakışıma doğru ilerlediğinde sizin Dünyadan baktığınız açıdan üst üsteymiş gibi görünürler. Gerçekteyse, uzayın derinliklerinde birbirlerine oldukça uzaktayken enerji yolları birleşmiştir. Bir gezegenden hareket eden enerji diğerinden çıkan enerjiye bağlanır.

Işığın Galaktik Gelgit Dalgası Uranüs ve Neptün’ün incelenmesiyle anlaşılabilir. Bu iki gezegen, bir hizaya gelip Oğlak burcunu 18-19 dereceler arasında enerjilendirerek Şubat, Ağustos ve Ekim 1993 olmak üzere üç kez çakışım yapmıştır. Her gezegenin kendine özgü bir kimliği ve etki alanı vardır.. Her bir gezegen duyarlı bir varlık, kendine özgü bir zeka gücüdür. Gökte bu iki zeka biçimi bir araya geldiğinde Dünyanın Oğlak tarafından etkilenen bölümleri üzerinde etkiyen ortak bir ışın gönderdiler. Oğlak, biçim, yapı, yetke, sınırlamalar ve zamanı temsil eden Satürn tarafından yönetilir. Diğer şeylerin yanı sıra Satürn kayalar, taşlar ve kristallerle ilişkilidir. Bu iki gezegen Oğlakta birleştikleri için Dünyanın taşını gizemli bir hale soktular, elektriklendirip güçlendirerek değişime uğrattılar.

Gezegensel bir ölçekte bu çakışımın enerjisi kaos oluşumuna bir çözüm sunar ve sizi hissetme merkezinizi açmaya doğru götürür. Bu nedenle sistemler çöktüğünde ilerlemek için duygularınızı kullanın. Duygular, özellikle de sevgi olmaksızın kötü bir sona mahkum olursunuz. Solar plexus’unuzda (göbek çakrası ve çevresi -ç.n.) ruhunuzda karmaşa yaratan duygular deneyimleyeceksiniz . Bu duygular bir kez şefkat ipleriyle yüreğe bağlandığında gerçekliği mantıklı zihninizden başka bir kaynaktan belirler hale geleceksiniz. Gerçekliğe giden yolunuzu hissetmeye başlayacaksınız. Bu, daha alt çakralarınızda bilincine varılmamış ve çözümlenmemiş anılar olarak tutsak kalan enerjiyi serbest bırakacak. Serbest kalan enerji yüreğe, gırtlağa, üçüncü göze ve taç çakralara -bedendeki dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci dağıtım noktaları- doğru yükselecek. Bu süreç insanlığı birbirine bağlayacak ve ortak noktalarınız olduğunu göreceksiniz, tersini değil. Geçmiş yaşamları süregiden ve eşzamanlı olaylar olarak anımsayacaksınız. Bu da, bilincinize akın eden anılar ve uyanışları sindirmek gibi zorlu bir işle yüz yüze geldiğinizde çoğunuzu karmaşaya sürükleyecek.

Enerji merkezlerinin açılımının amacı çözüm sunmaktır. En iyi durumda gerçekliğinizi sarsan, böylece neyin gerçek olduğunu kesinlikle bilemez hale gelmenize yol açan kaotik bir girdap yaratacaktır. Belirsizlik ve kuşku ağır bastıkça çeşitli kurumlara karşı körü körüne beslediğiniz bağlılıktan kuşkuya düşeceksiniz. Bazılarınız kuşkuya eşlik eden bir depresyon yaşayacak. Diğerleri, “Vay canına! Sırtımdan yük kalktı. Özgürüm. Harika”, diyecekler.

Gerçekliğin farklı biçimleriyle ilgilenenleriniz inanamayacağını z ölçüde gelişecekler. Mahalle bakkalınızdan alış veriş ederken rastgele söylediğiniz sözlerin dünya dışı varlıkları içeren derin metafizik söyleşilere dönüştüğünü görebileceksiniz. Ruh sizi daha önce asla söyleyemeyeceğiniz şeyleri söylemeye itecek. Dikkatinizi buna ve insanların son derece açık bir hale gelişine açık tutun. Aile bireyleriniz 180 derecelik dönüşler yapabilecek. Herkes değil ama bazıları ışığı görmeye başlayacak. Belki bazı insanlar için, “Aman, umut yok onda”, diye düşünüyordunuz. Bu değişecek.

Aranızdan kimlerin deri değiştirdiğine, ivme kazandığına şaşıracaksınız. Çünkü dönüşümün harcadığınız zaman, dinlediğiniz bantlar, okuduğunuz kitaplarla ilgisi yoktur. Ruhunuz gelip kapınızı çaldığında, şifreleriniz ateşlendiğinde uyanış çabucak gerçekleşir. Öğrenilmesi kimilerinizin yirmi, otuz ya da beş yılını alan bir şeyi diğerleriniz bir anda bilecek. Öğrenmeyecek, sadece bileceksiniz. Onun için öğüt alıp vermeye ve öğrenmeye hazır olun, çünkü en fazla öğretirken öğrenirsiniz. İnsanlar aynalarınızda. Siz onlara öğretir, açıklarken onlar da size kalıplarınız ve insanların öğrenme biçimi hakkında bilgi verir. Uyanış enerjisinin momentumu dev deprem dalgası tsunami gibi büyüklüğü her geçen an daha da artan bir deneyimdir.

Döngüsel enerjinin bu akımı insan türü içinde gerçekleşecek olan hızlı dönüşümün sorumlusudur. Tam şu an burada bulunan siz bu enerjiyle değişiyor ya da dönüşüyorsunuz. Hücreleriniz de olduklarından farklı bir şey haline geliyor. Hücresel düzeydeki bir farklılaşma sizi ruhsal boyutlardaki bir dönüşüme doğru fırlatacak. Bunun sonucunda gerçekleşecek olan Dünya değişimleri ile bilinç değişimi son şekline kavuşacak. Bilinç değişimi akıl sağlığı ve yaşam amacının yenilenmesi ve Dünyanın barındıracağı boyutların anlamlı bir varoluşa kavuşması için gereklidir.

İnsanların yaşamında kundalininin yükseldiği doğal döngüler vardır. Siz insanlar yılan enerjisi adı verilen, omurganızın kökünde çöreklenmiş duran bir enerji akımından kaçıyorsunuz. Bu, elinizde bulunan ve İlk Yaratıcıya en çok yaklaşan enerjidir. Kundalini enerjinizi üremede kullanıyorsunuz. Gerçekliği görüş biçiminizi değiştirmede ondan yaralanabileceğ iniz hakkında ise en ufak bir fikriniz yok. Batı dünyasında bunun bilincine varamıyorsunuz. Çünkü güç, tüketici toplumunuzun kurulu düzenini değiştirmenizi istemeyenlerin elinde.

Kundalini çoğu durumda belkemiğinin kökünden ikinci çakraya -kimlik ve hayatta kalmadan yaratıcılık ve cinsel ifadeye kadar ilerler, daha fazla ilerlemez. Kırk yaş dolayında, Uranüs karşıtlığı dönemi ya da orta yaş bunalımı sırasında enerji Uranüs tarafından yukarıya doğru çekilir. Bu zamandaki küresel bilinçte hissedilen güçlü Uranüs etkisiyle kitlesel kundalini sürekli bir yükseliş kaydedecek. Kundalinin bu yükselişi insanların yaşından bağımsız olacak.

İnsan ırkı içinde elektromanyetik kozmik enerjinin kurulu düzeni daha da büyümek zorunda.

Fiziksel plana girmeyi kabul etmeden önce en alışılmadık olasılıklarınızın verilerini en ince ayrıntılarına kadar gözden geçirirsiniz. Şablonlar oluşturur, doğmak için uygun aralığı, fiziksel gerçekliğe açılan kusursuz elektromanyetik pencereyi beklersiniz. Bu pencere, göksel cisimler tarafından yönlendirilen enerjilerin bir araya gelişidir; sizin genetik şifrenizle belirlenen yolda yolculuk yapmanızı sağlarlar. Günün birinde astroloji haritalarının okunması gezegenlerin düzeniyle DNA’nın düzenlenişi arasındaki ilişkiyi ortaya koyacak. Şu anda zodyakta on iki ev ve DNA’nın da on iki sarmalı var. DNA’nın on iki sarmalı kendisini er geç gözün irisinde gösterecek ve genetik hedefi iristen okuyabilir duruma geleceksiniz. İrisi bir doğum haritasının çemberi gibi on iki eve bölecek olursanız her ev kişinin doğum anındaki gezegen ve yıldız enerjileriyle belirlenen astrolojik izi gösterse de bedendeki kendi yerine karşılık gelecektir. Gözdeki yansımayla DNA’nın on iki sarmalı er geç genetik şifrelerinin amaç ve niyetini kanda depolanmış olarak ortaya koyacaktır. Çoğu sözümona gizem, sizi daha fazla yalandan kurtararak gün ışığına çıkacaktır. Ruhun penceresinden içeri gözler kanalıyla bir bakış atarsınız, türler arasındaki en derin etkiler ve alış veriş burada gerçekleşir.

Uzun zaman önce astroloji ve astronomi birdi. Beynin sol yarısı büyük bir etkinliğe ulaştı. İnsanları kendilerinden uzaklaştırmak üzere bir sahte ego ya da bilimsel zihin yaratma planı ortaya çıktı. Gerçekler de böylece gülünç bir hale getirildi. Kadim yasalar alay konusu oldu . Sizler gezegene bu gerçekleri onurlandırmak ve yeniden uyandırmak için geri gönderildiniz.

****

Ay inşa edilmiş bir uydudur. Aracı ve yansıtıcı bir araç, süper bir bilgisayar ya da gökteki göz olarak yapılmış ve Dünya atmosferinin dışına yerleştirilmiştir. Bu gezegendeki bütün yaşam biçimlerini şu anda kavrayabileceğinizin ötesinde etkiler. Tarihinizde Dünyanın çevresindeki iki aya göndermeler vardır. Pek sık duymazsınız bunu ama bilenler vardır.

Dünyaya burada yaşayanlar sahip olmalı. Oysa durum böyle değil. Sizi tür olarak kundalininizi serbest bırakmaktan alıkoyan dış tanrılar, yaratıcı enerjiler var. Ana uydu bilgisayar olarak ay Dünyanın bütününü etkisi altına alıyor. Bu zamanda güçlü kozmik ışınlar foton dalgaları olarak Uranüs, Neptün ve diğer güçler tarafından dönüştürülerek uzayı aşıyor. Bu da size yönelik denetim çevresinde aşırı yüklü bir devre yaratıyor. Denetimin amacı, siz insanları gezegeninizin yönetimini almak zorunda olduğunuz anlayışından uzak tutmak.

Neden zamanın başka hiçbir yerde gerçeğe uymayan reçetesinin tutsağısınız? Bu işaretleme ve bölme sürecinde on ikinin anlamı nedir? Bunlar olmaksızın siz kim olurdunuz? Bunlar üzerinde düşünmenizi istediğimiz sorular. Yanıtlar elbette yaşam süreniz ve kundalininizi denetlemenizle ilgili. Görüyorsunuz, ideal durumda yaşam süreniz şimdikinden çok daha uzun olabilir. Toplumunuz da deneyim yoluyla bilgelik kazanma sürecini onurlandırabilir. İdeal durumda, bunu oluşturacak şekilde yapılanmış ve beslenmiş bir toplumda kırk yaşında yaşanan kundalini deneyimi bireyin olgunlaşmasını yaratır. Şu anda yirmi bir yaşında olgunluğa ulaştığınızı düşünüyorsunuz. Çeşitli enerji döngüleri deneyimlediğinizi bilin lütfen. Bunlar beden yoluyla size olgunlaşmaya yeni bakış açılarından bakmayı öğretiyor. Bu sürecin farkındalığı gelişiminizin anahtarıdır. Sizi sürekli daha fazla sorumluluk almaya ve bunun altında ezilmemeye iter.

Ay uğruna pek çok savaş yapıldı. Ayın bazı bölümlerine sahip çıkılıyor, bazı bölümleri kullanılıyor. Ay sizi sınırlandırmaktan çok büyümenizde yardımcı olacak güçler tarafından yaşanır hale geldiğinde Dünyaya aşamalı olarak aşılanacak çeşitli etki programlarına ilişkin bir program var. Ayın programları çağlar boyunca insanlar için büyük bir sınırlandırma oldu. Dolunay ve çılgınlık, delilik ve kanamanın artması masallarının hepsi gerçeğe oldukça yakındır. Ayın yarattığı, sizin de karşılık verdiğiniz tekrarlayan döngüler vardır. Televizyonun sizi büyük ölçüde etkilediğini biliyorsunuz. Ay da aynı şekilde etkiliyor. Yalnız ayın programlarına kendinizi ayarlayamıyor, yayını nasıl kapatacağınızı öğrenemiyordunuz. Bunu yapamazsınız da. Programı sizin için başkalarının kapaması ya da ayı yeniden programlaması gerekir ki şimdi olan da budur.

Bu sıralar ay hayli kontrol altında. Bazı insanlar ayın mani ve delilik etkisinden ciddi bir şekilde zarar görmüş durumda. Dünya dışı varlıklar ve diğerlerinin ay üzerinde birçok üssü bulunuyor, Dünyalılarınsa oraya gittiklerinde pek az bir etkisi oluyor. Ayı gerçek anlamda işletenler dünya dışı varlıklar. Artan hızına karşın teknolojiniz duyarlı uzay yolcularının biyoteknolojisi ile karşılaştırılamaz. Sizler oyuna yeni girdiniz ve elinizde yaşamsal önemde bir anahtar eksik. Çünkü algılarınız ve fiziksel dünyanızın özü gerçekliği özel bir şekilde yapılandırıyor. Veriyi sürekli yorumluyor ve bir düşü yorumlar gibi deneyimi fiziksel sınırlar içine yoğunlaştırıyor, giderek daha az açıklayabilir hale geliyorsunuz. Her şey düşünce, birçok gerçeklikte varolan bir inşaat ekibinin zihinsel mimarisidir.

***

Güneş, güneş sisteminizin yöneticisi ve yaşadığınız bölgeyi yöneten zekanın bulunduğu yerdir. Güneş sizin alanınıza ulaşır ve teninize dokundukça titreşimleri okur. Bildiğiniz şekliyle yaşamın her yönüyle derinden bağlantılıdır. Varlığınızı besleyen ve evrimleşebileceğiniz bir çevre yaratan bir zeka gücüdür. O size dokundukça yaptığınız her şeyle onu besleyeceğiniz için güneş sizin evriminizle yakından ilgilidir.

Pek çok kültürde güneş bu dünyayı bir tanrı gibi yöneten zeki bir güç olarak saygı görür. Güneşte kimin ve neyin yaşadığını bilseniz hayretler içinde kalırdınız. Güneş bir yanılsamadır. Büyük ölçüde ilerlemiş dünyalar işgal edilmeye ve alanlarına girilmesine karşı kendilerini ışığın gücüyle güneş biçimine bürünerek korurlar. Güneş kimileri için büyük bir öğrenim yeridir, kimileri içinse onun ötesine, arkasına geçmek için yaşayıp aştıkları bir inisiyasyondur. Bilim insanlarınızın söylediği gibi yanan gaz formlarından ibaret bir şey değildir.

Bilim yaşam yorumlarınıza büyük ölçüde zarar verdi. Yaşamdan bütün eğlenceyi, canlılığı, coşku ve gizemi aldı. Yaşam sanki anlamsızmış gibi son derece dünyevi ve can sıkıcı bir hale geldi. Güneşin anlamsız olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Bir an düşünün. Ama bugün güneşe karşı bir korku ve olumsuzluk kampanyası yürütülüyor. İnsanlar doğayla bağlarını hissetmez oldu, çünkü bilim insanları doğanın güvenilmez olduğunu söyledi. Güneşe, doğaya ve Dünyaya karşı duyulan kuşku, yuvanızı onurlandırıp korumadaki saygı yoksunluğu bugünkü bunalımınızda rol oynadı. Bu zamanda bilim çevrelerinde birbiriyle çatışan inançlar nedeniyle derin bir bunalım yaşanıyor -Tanrıya ve Tanrıçaya şükür.

Güneş ve ay, sisteminizdeki sizi en derinden etkileyen ışık kaynaklarıdır. Güneş kendi ışığını kendisi yaratır. Ayı aydınlatır. Ay güneşin bir alt uydusudur. Birçok tanrı nesli tarafından yapılıp korunmuş, Dünyanın yörüngesine bir bilgisayar olarak yerleştirilmiştir. Göksel cisimler asteroid, ay ve gezegen biçimlerinde yapılmıştır. Bu ışık kaynaklan zeka ışınları, radyo dalgaları ve gama ışınlarını yıldızdan güneşe ve Dünyaya gönderir. Eylemleriniz bu ışınlarla okunur ve güneşe, aya ve ışıma sistemine -bu durumda Pleiades’e doğru çekilir.

Eğer başka bir noktaya gitseniz ve güneş sistemi ile gökyüzüne farklı bir nirengi noktasından bakabilseniz Dünya, yıldızlar ve her şeyin oldukça dramatik bir değişim geçirmekte olduğunu görürdünüz. Birlikte hareket ettiğiniz sistemlerden biri de merkez güneşinin Alcyone olduğu Pleiades sistemidir. Sizin güneş sisteminiz galaktik sarmalın sınırında bulunuyor.

Merkez güneşe bağlanma niyetiyle Dünyadan Alcyone’a bir hat çektiğinizi hayal edin. Alcyone’a gidiyorsunuz, birisi çıkıp, “Bizim de çevresinde döndüğümüz başka bir merkez güneş var”, diyor. Böylece bir hat da oraya çekiyorsunuz. Başka birisi, “Burada pek çok merkez güneşler var”, diyor. Hatlar çekerek oraya buraya gidiyorsunuz. Evreniniz milyonlarca galaksi barındırıyor, siz bir galaksi içinde bulunuyorsunuz. Bu hatları çektiğinizde geometrik bir biçim oluşur. Çok yalın bir hale getiriyoruz. Gerçekte böyle değil. Ancak, anlamanıza yardım edecek bir imge yaratıyoruz. Hat çektiğinizde ve bir merkez güneşi bir diğeriyle enerji olarak bağladığınızda bir ortak zekaya bağlanmış olursunuz. Bu ortak zeka sizin bir İlk Yaratıcı yeri dediğiniz ancak öyle olmayan bir şeye benzetilebilir. Yaratıcı tanrılar ya da temsilcilerinden birisinin yeri ya da Oyun Ustaları deneyine ev sahipliği yapan bir yer olabilir. Varoluşun birçok boyutunda çalışan zeki bir varlık canlandırın. Bu varlık, bütün evreninizden deyim yerindeyse bedenine serpiştirilmiş merkez güneşlerden oluşuyor.

Bütün dünyalar güneşler aracılığıyla yönetilir. Büyüme bu güneşlere yöneliktir. Işığınızın olmasını sağlayan güneşinizdir. Işıksa benliğinizin yansımalarını dış dünyada görmenizi sağlar. Işık olmaksızın kendiniz için neyi yansıtabilirdiniz? Ne görebilirdiniz?

Güneş size göründüğü şekliyle özel sisteminizin yöneticisidir. Uzaydaki belirli alanınızın duyarlı noktasıdır. Güneş yaratılarını okur ve buna karşılık onları gereksindikleri şeylerle besler. Onun için kendiniz ve Dünyaya karşı sevgi beslediğinizde güneş ışınları taşıdığınız bilinci bütünüyle anlar. Dünyaya karşı korku beslediğinizde güneş ışınları bunu da anlar ve sizi bu tür deneyimlere iter.

Gezegeninizdeki yoğunluk hız kazanır, enerjinin kötüye kullanımı olduğu mesajını evrene yayarsa güneş bunu okur. Güneş, hisseden yürek merkezidir. Yaşamın oluşumunu sağlar, harekete geçirir. Çünkü her şeye dokunur ve okur. Güneş ışınları titreşimlerinizi okuduğundan kim olduğunuzu saklayamazsınız. Bazıları hareketlerini gizlemek için yeraltına girerek güneşten saklanmaya çalışıyor.

Kendi alanını bu şekilde tarayan güneşin bilincini düşünün. Değişken ışık döngüleriyle her noktaya dokunur, köşe bucakta neler olup bittiğine bakar. Enerjiyi hisseder, kendisine geri getirir ve kendi ifadesine ilişkin kararlar alır. Kendi yaratılarındaki denge ve dengesizlikleri nasıl düzelteceğini öğrenir. Güneş değişiyor. Güneş ve güneşin birçok gücü olağanüstü değişiklikler hazırlıyor ve bunları varlığınızın bütün yönlerine gönderiyor. Plan içinde plan var. Eğer seçecek olursanız en büyük fırsatı sunan plana ulaşabileceğinizi bilin.

Güneş patlamalarında olağanüstü bir artış olacak. Güneş enerjisi muazzam miktarlarda gama ışını yayınlayarak patlayıp yanacak. Kimi zaman güneş küçük bir bebek gibi uysal ve narindir. Kimi zamansa aynı anda fışkıran bir milyon volkanın gücüyle patlamaya hazır olduğu dönemleri olur. Ancak, bilincinizi gerektiği gibi ayarlarsanız bu özel yanılsamanın ardında varolan alana geçebilirsiniz. Güneşin biçimi bu güneş sisteminin her yönü ile evrenin DNA’sının her parçasına derinden işlemiş bir yanılsamadır. Her şeyi içine alan şablon ve temel inançların tasarımında bazı yanılsamaların algılanıp diğerlerinin algılanmaması kararlaştırılmıştır. Güneş birçok gerçeklikte ortaya çıkan ve aslında gerçekliklerin birleşimini sağlayan bir uzlaşma, temel bir varsayımdır.

Güneşten gelen ışınlar Dünyalıların bilinciyle harekete geçirilerek değiştikçe, güneş fırtınalar yarattıkça Dünyanın kutup bölgeleri bundan etkilenir. Patlayan fırtınalar uzayın milyonlarca mil derinliklerine giden atom patlamaları ya da elektrik şokları gibidir. Dünyanın mıknatıs olan kutupları bu enerjiyi çeker. Uzaydan gezegene gelen enerjiyi tutarlar. Manyetik güç nedeniyle enerjiyi ya ekvator çevresine ya da Dünyanın çekirdeğine doğru akıtırlar. Her bir kutup güneş enerjisini yakalar, kendine çevirir ve muazzam bir titreşimsel enerji silindiri yaratır. Titreşimsel enerji uyum sağlamak için titreşip devindikçe Dünyanın kutuplardan bağlı olan enerji ağı ile uyumlanması gerekir. Bu ağ sizin tarafınızdan kararlaştırılmıştı r. Bir ölçüde sizin Dünya versiyonunuz kanalıyla birleşen ya da ortaya çıkan bütün enerjiler bu ağ ya da inançlara uymak zorundadır.

Çoğu şey elbette dengede değil. Ağın enerjiyi yakalama yeteneğini yükseltmek amacıyla kutupların yeniden konumlandırılması nı yaşayacak olmanızın nedeni de bu. Şu andaki kutup düzeni yanmayı engellemek için gereken topraklayıcı ya da paratoner olarak işlev göremiyor. Kutuplar Dünya üzerinde bir paratoner yaratıyor. Ancak, şimdiki ayar her yerde kısa devrelere yol açacak. Bu nedenle bütün bir yıkımın önüne geçilmesi için bir değişiklik olacak. Daha önceleri de dünya dengesinin buna bağlı olduğu birçok kez olduğu gibi kutuplar başla bir yere taşınacak. Uzaydan bakışta görünen yalnızca küçük bir değişim olacak. Sizin bakış açınızdansa oldukça önemli bir değişim yaşanacak.

Güneş enerjisi rahatsızlık ve kesinti yaratan enerjilerin uyum sağlayamayacağı yeni bir titreşim yaratıyor. Seçilip kulübe katılabilmek için enerjilerin belli bir sevgi frekansına sahip çıkmaları gerekecek. Güneş, “Yeter. Sizi yeniden bir hizaya sokacağız. Bakalım bu zamanda ne yapacaksınız”, diyor.

Yalnızca bilinçleri dağılmamış olanlar bu enerjiyi bedenlerinde barındırabilecekler. Negatif düşünceleri olanlar bunu doğrudan zehir olarak hissedecek; düşünceleri geri dönecek ve olasılıkla bedenlerine zarar verecek. Çözüm, bu enerjiyi korkusuzca bütünüyle alabilecek arı düşüncelere, düzenli bedenlere sahip olmak. Kendinizi bu olağanüstü dozlardaki enerjiye açtığınız her seferinde sezginizi, psişik potansiyelinizi ve DNA şifrelerini çözme yeteneğinizi artırırsınız. Bütün bu beceriler binler, binlerce kez büyütülür. Bu, güneşin kim olduğunuza verdiği karşılığın bir bölümüdür. Onun için güneşin sizi okuduğuna inanın. Güneş ve çevrenizdeki bütün elemanlarla aranızda dürüst, açık ve kabul edilebilir bir enerji olsun.

Zeka kendisini ışık olarak tasarlar. Bir kez daha söyleyeceğiz; zeka kendisini ışık olarak tasarlar. Bu, güneşinizin güneş sisteminizi kendi enerji alanında tutan zekasıdır. Bu zamanda etkiler size güneşinizin ötesinden geliyor. Bu, güneşinizin etkileri sanki burada, Dünyada olan bitene nüfuz edemiyormuş da başka güneşler güneşinize eşlik etmek üzere geliyorlarmış gibi bir şey. Güneşiniz güneş patlamaları yaratarak kozmik ışınları çekiyor, güneş sistemine yerleştiriyor. Güneşi dev bir mıknatıs olarak düşünün. Güneş patlamaları uzantılarını ötelere gönderiyor ve bunlarla kozmik ışınları yakalıyor. Kozmik ışınlar galaksinizin uzaklarında bir yerdeki bir merkez güneşin güneş patlamalarıdır.

Betimleme; Konu, dünyanızdaki denetimdir. İnsanlığın yükselişiyle çok da uyum içinde olmayan seçkin bir grup vardır. Bu zamanda insanlığın geçirmekte olduğu bir dönüşüm olduğunu ve dönüşümden büyük oranda güneşin sorumlu olduğunu anlayan kimileri vardır. Bu dönüşüm ya da değişime karşı güneşten korkmanızı sağlayan bir imge yaratırlar. Sonra da kitleler otoritenin telkinlerine boyun eğer. Garajdan arabalarına koşana dek güneş ışınlarından deri kanseri yaratacaklarını kabul etmeye hazır olanlar var.

Sanki dünyanızı tasarlayanlar güneşinizi güneş sisteminize yerleştirirken bir yanlış yapmışlar gibi güneşe karşı bir komplo kuruldu. Siz insanlara zorla kabul ettirilen fikir işte bu. Siz de insanlar olarak -ne kadar ahmak ve kontrol edilebilir olduğunuzu göstermek için- her okuduğunuza inanıyorsunuz. Basılı olduğu için inanıyorsunuz.

Eğer bitkiler güneşle çalışacak ve sizi hayatta tutan enerji kubbesini, pranayı, oksijeni sağlayacak kadar zeka sahibiyse güneşin insanlar için de iyi olduğunu düşünmeniz gerekmez mi? Güneşin yalnızca bitkiler için iyi olduğunu, insanlarıysa yaraladığını mı sanıyorsunuz?

Biz güneşin büyük olduğunu söylüyoruz. Araştırmalar güneş filtresi kullanıldığında deri kanserlerinde artış başladığını gösteriyor. Güneşte yanlış olan hiçbir şey yok. Gerçekte ozon tabakasının kalkması sizin güneş ışınlarına karşı daha alıcı bir hale gelmenizi sağlıyor. “Güneşe bakma! Kötü bir şeydir bu. Gözlerini yakar”, diyenler var. Biz göz yapınızda bir değişiklik olacağını söylüyoruz. Göz sinirinizde yeni bir görüş sağlayacak ve sizi üçüncü boyutta tutan şeyin kilidini açacak bir dönüşüm olacak. Güneşi göğe yerleştirirken kimsenin bir yanlış yapmadığına güvenin.

Geçmişte bu ozon tabakasındaki deliklerin kimi şimdikilerden daha büyüktü. Delikler dalgalanma gösterir. Ancak bu dalgalanma bilim insanlarınızın ona atfettiği nedenlerden ötürü değildir. Ozon tabakasındaki delikler farklı bir nitelik ve Dünya atmosferine nüfuz edecek olan ışık ve radyasyon spektrumu deneyimi sağlar. Spektrumdaki fark kitleler tarafından deneyimlendiğinde insan bedeninin derinliklerinde değişmeye başlayan kimyasal bir yanıt oluşur. İnsan bedeni yayınlanan ışından etkilenir. Gerçekte bu ışığın ışıması bedeni atomaltı bir düzeyde farklılaştırır. Bunu anlayanlarınız bu doğal değişimle uyum içinde olabilecek. Değişimin bir bölümü doğal değil. Ancak büyük oranda size yarar sağlayacak bir olay şeklinde düzenlendi. Çok kısa bir süre içinde evrimleşen zekada bir artış olacak. İnsan ırkı daha güçlü bir hale gelecek.

Ozon delikleri, sürecin hızlandırılması için enerji ışıması sağlıyor. Geleceğinizdeki kozmik, göksel olaylarla karşılaştığınızda bu enerjiye maruz kalmış olacaksınız. Onun için size şu anda verilmekte olan homeopatik bir doz gibi.

Herhangi bir sistemin ana gücü, güneşinde varolur. Sistemin ortak bilinci güneşinin ışınlarıyla gösterilir. Bundan ötürü, ışık ışınları çeşitli yıldız sistemlerinde yolculuk eden bir zeka biçimi olarak okunabilir. Enerjiler bir kez yuvalarının ışık frekansını yayınlayabilir hale geldiğinde bu ışık belli bir ışın spektrumundan yayınlandığı için herkes tarafından okunur. Bazı varlıklar uzayda büyük uzaklıklar aşan kimi spektrumları okuyup yorumlayabilir. Hangi güneşte kimin yaşadığını, varoluş tercihleri ve uzmanlık alanlarının ne olduğunu anlayabilirler. Güneşten gelebilecek çok, pek çok yarar vardır. Şamanik bilginin doruğunu barındırır güneş.

Yaşamın yargı ve ayrım sınavlarından geçerken ulaşabileceğiniz en iyi durum, yaşam üzerindeki etkinizin daha geniş bir anlayışına ulaşmak ve daha fazla ışık taşır hale gelmektir. Bireysel olarak kazandığınız bu ışık, varoluşunun özüyle kitle bilincinin içindeki benzer enerjilerle bir bileşim yaratır. Bu bileşimse başka varlıklara yıldız ya da güneş olarak görünecektir. Gezegeniniz bilinç değişikliği ve ruhun farkındalığını ışık olarak yansıtacak. Dünya başka dünyaların ufkunda işte bu şekilde bir yıldıza dönüşecek. İçindeki bu şey başka dünyaları size çekecek. Dünyalar Dünya ışığınızın enerjisini okuyacak ve kim olduğunuzu bilecekler.

***

Başlangıçta ses vardı. Her şey sesle başladı. Seste olağanüstü bir güç barınmaktadır. Sesin üretimiyle bir enerji sistemden sisteme gidebileceği için ses başka gerçekliklerin kapısını açar. Sesi kullandığınızda niyet ve açıklıkla kanalı değiştirmek, mantıklı zihni aşmak oldukça kolaydır.

Yeniden bir araya getirilen DNA’nın gelişimi kendisini mantığın ötesinde, ses yoluyla ifade eder. Ses, kendisini bedenin içinde ifade eden bilgi olarak maddenin beden dışında ifade bulmasını sağlar. Özellikle tonlama ve şarkı yoluyla sesin ifadesine kendinizi bıraktığınızda derin bir içsel mutluluk durumuna geçebilirsiniz. Bu mutluluk, değişen ölçülerde, sınırlı olmadığınız ve sınırsız ışık varlıkları olarak varolduğunuz duygu ve bilgisine dayanır.

Yalnızca özel notalar söyleyerek değil, asıl ses çeşitlemelerinin bedenlerinizi birer saz gibi kullanmasına izin vererek sesin bedenlerinize gelmesini sağlayın. Bu sesler mantıklı zihnin ötesine geçer. Kimi zaman, duygusal deneyiminize henüz bütünüyle yerleştiremediğiniz bir kavramı zihinselleştirdiğiniz için savaş ya da çatışma yaşayabilirsiniz. Tonlama yoluyla zeki niyetiniz sese, taşıyıcı dalgalara iletilir. Pek çok zeka biçimi, mantıklı zihinlerinizin direncini aşıp bedenlerinizden doğrudan yüksek zihinlerinize ulaşarak varlığınızın hücreleriyle iletişime geçebilir.

Tonlama yaptığınızda dışarıya iletilen sözsüz bir aktarım olur. Aktarım sözcüklerin ötesindedir. Tonlama sizi her şeyin birden aydınlandığı bir bilinç topluluğuna doğru çekebilir. Yaratıcılığınızı da -bir şey yapma ya da eyleme geçme güdünüzü- harekete geçirebilir. Ya da birdenbire büyük yüklerden kurtulduğunuzu hissedebilirsiniz. Çoğu insan tonlamadan sonra son derece canlandığını hisseder. Sanki üstlerinden bir yük kalkmış gibi hafif hissederler kendilerini. Denge ve düzen için bedeninizin en çok gereksindiği ses ve tonları kendiliğinden çıkarırsınız.

Tonlamanın taşıdığı mesajlar kimseyi kırmaz. İnsanlar tonlamayı üstlerine almazlar. Bedenleri kişisel mesajları yine de yakalar. Sözgelimi, sözcüklerimiz size doğrudan bir şey sunuyorsa, “Vay canına, menzildeyim, isabet alacağım”, diyebilirsiniz. Ama tonlama yoluyla aynı enerji size gönderilebilir, siz de onu varlığınızla bütünleyebilirsiniz, çünkü böylesi daha yansızdır. Mantıklı zihin enerjiyi kendi yorumuyla örtmez, çünkü eleştiri ya da yanlış olarak yorumlayamaz. Mantıklı zihin, “Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Sadece gevşeyeceğim”, der. İnsanın sezgisel yanı enerji ve mesajı ses yoluyla özümser.

Haftalık grup tonlamaları yapmanızı öneririz. Bırakın bu sizin ritüel ve eğlencelerinizin, toplantılarınızı n bir parçası haline gelsin. Tonlama birikmiş enerjinin serbest bırakılmasında çok yararlıdır. Arkasından kendinizi hafif ve yükselmiş hissedersiniz. İçinize düzen verir ve bedenlerinizi dengeye getirir.

Tonlar bedenin belirli bölgelerine karşılık gelir ve buraları etkiler. Kimi sesler görüşünüzü, tat alma duyunuz ya da işitmenizi etkiler. Bütün tonlar çeşitli algı ve organları da etkiler. Eskiler yalın bir sesin beden yapısını yeniden düzenleyebileceğini anlamıştı. Beden belirli bir anda gereksindiğiniz sese en uygun sesi kendiliğinden çıkarır. İnanın.

Bedenle çalışan pek çok insan tonlamayı müşterileri üzerinde kullanmaya cesaret ediyor. Kimileri içinse bu aşırı bir şeydir. Bedenle çalışanlara itkilerini izlemelerini söyleyeceğiz. Bir kişinin bedeninin belirli bir alanında çalıştığınızda enerji hareket etmiyor ya da nüfuz edilemiyorsa sorunu ele almak için bedenin bu bölümüne tonlama yapın. Masada yatmakta olan kişi “Bedenime ulaşmana izin vermeyeceğim” , demeyecektir. Bedenin bu kısmındaki enerji alanının hareket kalıpları o kadar yoğundur ki elleriniz ya da yeni enerjinin erişimine geçit vermez. Ses ise bir açılım yaratır.

Çevrenizde her zaman ses vardır. Sözgelimi bedeninizin seslerini dinlemek isterseniz parmaklarınızla kulaklarınızı tıkayın ve birkaç dakika boyunca sessiz olun. İç sesinizi duyacaksınız. Himalayaların doruklarında lama ve keşişler ses yoksunluğu eğitimi alırlar. Işık almayan ve sesten mutlak olarak yalıtılmış taş mağaralara yerleşirler. Yalıtım içinde algılarını kullanarak karanlıkta görme, görünme, birbirlerinin belirli şarkı ve seslerini işitip tanıma becerilerini geliştirirler. Her çakranın kendi sesi vardır ve bu sesler içinizdeki evrene karşılık gelir.

Eğer büyük bir dikkatle dinlerseniz sesin sizi sürekli olarak titreştirdiğini ayrımsarsınız.. Devamlı bir sonraki adımı planlayan, durmak bilmeyen bir iç gevezeliğiniz var. Ailenizle birlikteyken yaşadığınız, dikkatinizi dağıtan dış sesler var. Yeterince sessiz geçirdiğiniz zamanınız yok. Bundan ötürü de bedenlerinizi değiştirmek için sürekli olarak size ses yöneltildiğini fark edemiyorsunuz. Müzik aletleri ya da tonlamayla kendiniz ses çıkardığınızda ayarlama dengelenir. Çünkü o zaman yalnızca dışarıdan değil içeriden de çalışmış olursunuz. Bu zamanda uyarlanmanız işte böyle gerçekleştiriliyor.

Gezegende denge frekansını korumaları için kültürlere farklı ses dizileri verilmiştir. Dünya dışı varlıklar ya da gezegen dışı zekalar dünyanın çeşitli bölümlerini ziyarete gelerek buralarda yerli uygarlıklar kurmuşlardır. Çoğu zaman aynı öğretmenlerin farklı zamanlarda yürüttüğü iki ya da üç deney oluyordu. Dünya çevresindeki üç ya da dört yerde çalışabiliyor, tohumlarını ektikleri her uygarlığa ayrıntılarda farklılaşan bir dizi inanç sunuyorlardı. Sonra da nereye kadar serpileceklerini görmek için tohumları bu inançlarla gelişmeye bırakıyorlardı. Belirli bir uygarlıkta sesin ifade alanı için bir paradigma oluşturmak üzere araç ve beceriler sunuluyordu.

Belli bir enerji belirli tonlar kullanır. Biliyorsunuz, bir şarkı söylediğinizde şarkının bütününü ifade etmek için farklı notalar bir araya gelir. Dünya 7.8 hertzlik bir frekansla titreşir. İnsan bedeni de aynı değerde titreşmeyi başardığında inanılmaz bir psişik açılım ve farkındalık oluşur. Dünyanın, bu elektromanyetik enerjinin rezonansı, gezegene yerleştirilen tonların bütününe dayanır. Gezegene çağlar önce yerleştirilen bütün kültürlerin birleşik sesi gezegenin varlığını sürdürdü ve dengenin elektromanyetik frekansını yarattı. Bu inanılmaz kozmik ışınların yıkımına uğradığınız ve yerli kültürlerin çoğu yerde artık ses uygulaması yapmadığı bu zamanda Dünya olağanüstü değişimlerden geçecek. Gezegen yeniden düzenleniyor ve yeni elektromanyetik tonlar ifade ediliyor.

Bedendeki organların yıkım ya da canlılık kazanmasını uyaran sesler vardır. Uyumlu sesler bedeni harekete geçirir ve şifa yaratır. Şifa niyet yoluyla gelebilir. Ancak, karaciğere özgün geometrik şablonunu düzenlemeyi anımsatan kimi ses frekansları vardır. Geometri, İlk Yaratıcıdan çıkan sese göre biçim alan bir zeka formudur. Her şey geometrik bir özden oluştuğu için bedeniniz geometriyle doludur.

Ses bileşimleri karaciğer, tiroid ve yüreği yüksek bir uyuma getirmek ve canlılık kazandırmak için nota ve akor olarak çalınacaktır. Bütün bedenin haritası çıkarılacak ve tıpkı bir piyano gibi akord edilecektir. Görüyorsunuz, beden bir şablon üzerinde işlev görüyor ve sesleri özümsüyor. Kendiliğinden gerçekleştirdiği ideal bir şablonu var. Bedeninizin bebeklikten yetişkinliğe doğru nasıl büyüdüğünü sizin bilmeniz gerekmiyor. Varlığın şablonunda hedeflenenin bir bölümü büyümek ve sağlıklı bir bedeni korumaktır.

Bedenin şablonu hedefini farklılaştırarak değişir. Ses bedene sürekli yüceltici bir şekilde hareket etmeyi anımsatmak için kullanıldıkça sağlık geri gelecek ve canlılık kazanmaya ilişkin pek çok deneyim yaşanacaktır. Bedeninizin yozlaşması konusundaki inançlarınız büyük bir değişim geçirmek üzere.

Kendinizi büyük bir kalabalığın içinde bulduğunuz bir kitle olayına katıldığınızda seslerin sizi nasıl etkilediğine dikkat edin. Çoğunuz kalabalıklardan kaçınıyor, çünkü içine girdiğinizde başınız ağrıyor. Çok daha duyarlısınız. Enerjileri okuyabiliyor, nelere yol açtığını hissedebiliyorsunuz. İnsanlar sık sık olağanüstü kalabalıkların şu ya da bu şekilde eğlenmek için toplandığı olaylara katılıyor. Sesin bedenlerine ne yaptığının bilincine varmaksızın rahatsız edici ses dalgalarının yaratılmasına katılıyorlar. Ses ve duygu yoluyla varlık kazanan düşünce formları yaratıyorlar.

Savaş çığlığının amacı nedir? Hiç ateş üzerinde yürüdünüz mü? Korların üzerinden yürüdüğünüzde koca bir nara atmaya iterler sizi. Ses, içinden geçeceğiniz kapılar açar. Jericho’nun duvarlarını çöktüren piyadeler sesi göze görünmeyen, ancak etkisi bir ses bombası gibi olan dikey bir dalga sütunu yaratmada kullanmışlardır. Ses şu anda anladığınızda çok daha önemlidir. Yaşam ya da ölüm, sağlık ya da hastalık yaratır.

Çoğu insan cinsel etkinlik sırasında sesi paylaşmanın derin bir anahtar olduğunu keşfetmemiştir. Birlikte tonlama yaptığınızda çakraların döndüğünü ve açıldığını hissedersiniz. Sevişme sırasında birbirinizle alışılmış iniltiler dışında sesler paylaşmak cinsel enerjinin daha büyük ölçüde dağılımına yol açabilir. Ses, enerjiyi bedenin hücreleri arasında dağıtıp varlığınızı olduğunuzdan daha büyük olanla birleştiren anılan harekete geçirir. Sizi cinsel organların ötesine taşır. Anımsayın, varlığınızın bütünü hem gölgeyi hem ışığı içerir. Gölgenizden dolayı endişelenmeyin lütfen, gölgeniz ışığa güzellik ve anlayış katar. Yargılamadan uzaklasın, yine de huzur içinde olun.

Ses ve cinsel enerjiyle deney yapmaya hazırsanız eşinizle onun çeşitli çok boyutlu biçimlerinde karşılaşabilirsiniz. Enerjiyle oynayan ve onu gereğince anlayan arınmış insanlar çok boyutlu benliklerini ortaya çıkarırken birçok gerçeklikten yaşanan bu ana gelen cinsel deneyimleri kendiliğinden gün yüzüne çıkaracaklar.

Cinsel ifadenizle yeni, heyecan verici bir deneyiniz olacak. Eşinizin vajinanızın içine tonlaması için biraz teslimiyet gerekiyor. Bunun gerçek bir adım olduğunu söylüyoruz. Düşünün. Her iki eş için de olağanüstü bir serbestleşme, kendini akışa bırakış gerekiyor. Birinizden biri, “Bak, bir fikrim var. Tonlamaya ne dersin?” diyor. Çocukların, çılgınca şeyler yaptıklarında önce yaptıkları hakkında konuştuklarını mı sanıyorsunuz? Hayır. Aptalca davranır ve böyle şeyler yaparlar. Oyunlarını oynar ardından kıkır kıkır gülerler. Bu masum, oyun duygusuyla dolu, yaratıcı ve inançlı nitelikleri cinsel deneyime taşımak son derece önemlidir. Cinsel kimliğinize en derin bağlantı yüreğinizden geçer. O nedenle cinselliği bütünüyle araştırmak için kalbinizi açmak zorundasınız.

Bir zaman gelecek, çocuklar eşsiz telepatik güçlerini kullanarak sessiz sesler çıkarmak için bir araya gelecek. Varoluşun başka boyutlarında senfoniler yaratmak üzere zihinlerini kullanacaklar. Gezegenin çevresindeki ışık kalkanları olarak armonik sesler yaratmak için sesi içsel ve dışsal olarak kullanacaklar. Yüzlerce, binlerce çocuk toplanacak ve bu ortak imge yaratma sürecine yönlendirilecekler. Son derece kutsal bir olay olarak harekete geçirilen bir ritüel olacak bu. Çocuklar bu tür bir sessiz tonlama yaparken dev geometrik kimlikleri yerleştirip yapılandıracaklar. Bu yapılar Dünyayı sonunda psişik düşünce güçleri olarak koruyup yönetmeye başlayacak. Bu geometrik kimlikler belki de sizin sürüngenler olarak adlandırdığınız varlıkların yüksek benlikleri -fiziksel ve eterik olarak beliren çoğu dünya dışı varlık ya da tanrı biçiminin yüksek benlikleri- olacak. Bunun ötesinde geometri, onun da ötesinde ses vardır. Ses varoluşu yönetendir. Oyun Ustaları çalışmalarının temel araçları olarak ses, ışık ve geometriyi kullanıyor ve gerçeğin araçlarını keşfettiğinizde sizlerin neler yapacağını merak ediyorlar.

Çoğu insan sesin kullanımına uyanacak. Ses kullanılarak büyük keşifler, enerji etkileri gerçekleşecek. Yüz bin birey uyuma doğru harekete geçirilecek olsa ve bilincin sazları olarak uyum içinde çalınmalarına izin verecek olsalar neler olabileceğini düşünün! Her şey sesten gelir. Yaratmak için kullanılan ilksel enerji sestir. Önce ses vardı.

Enerji Alıştırması

Rahatça oturun. Omurganızı dikleştirin, yukarıdan bir telle sarkıtılıyormuş gibi dik oturun. Sakinlesin. Birkaç derin soluk alın ve on iki çakranızın ışık saçan gezegenler gibi döndüğünü hayal edin. Düş gücünüzü kullanın. Benliğinizin sizinle aynı görevde olan bir biçimini hissedebileceğiniz bir evrendeki diğer parçalarınıza ulaşın.

On iki güneşin sizin kanalınızla bir merdiven oluşturduğunu hayal edin. Güneşlerin bilincinizin çakra sisteminize tırmandığını hissedin. Işık merdiveni yükseltin ve bilginizi benliğinizin diğer bir bölümüne yollayın. Uyanışınızın özünü, dostluğu, bağlılık ve sevgiyi gönderin.

Bu on iki güneşten evrene tırmanın. Zihninizde bir kozmik gezegensel varlıklar ve geometri biçimleri koleksiyonu canlandırın. Daha da yukarılara tırmandıkça benliğinizin size mesaj gönderen diğer bölümlerini hissedin. Ne gönderiliyor? Ne hissediyor, işitiyorsunuz?

Benliğinizin başka bölümlerinden gelen sevgi ve desteği almaya açık olun. Bir ışık dilimi halinde size bu bilgiyi getiren on iki güneşi görün. Kendi benlik bölümünüzü bırakın gitsin. Bu ışık ve enerjinin etkisini sizin kanalınızla gerçekleşmesine izin verin ve bir alıcı haline gelin. Bunun farkındalığınızda bir fark yarattığını hissedin. Birkaç dakikalığına bedeninize ilişkin imgeyi serbest bırakın ve moleküllerinize çevrenizle harmanlanıp birleşmesi iznini verin.

Bu enerji ortak benlik yoluyla Dünyaya aktıkça bir dönüştürücü olarak kullanılıyorsunuz. Enerji gerekli değişimleri gerçekleştirmek üzere ağ boyunca hareket ediyor. Dünyanın derinilklerine doğru yolculuk ediyor. Kadim bilgi bekçilerini, gönderdiğiniz dev bir enerji sarmalını alan yüzlerce metre yüksekliğindeki kristal yapılar olarak canlandırın.

Sonra, bu dev enerji sarmalının içinden kendi kimlik sarmalınızı oluşturun ve dönmeyi durdurun. Çevrenizdeki döngüyü hissederken bütünüyle hareketsiz durun. Bedeninizde bir canlanma ve gençleşme hissedin. Döngüyü ayak parmaklarınızdan saçlarınızın ucuna kadar hissedin. Bedeninizle bir olan yeni molekülleri hissedin.

Derin bir nefes alın ve on iki çakranızın bütün kapasiteleriyle çalışmaya hazır bir halde düzene girdiğini hissedin. Bir derin nefes daha alın bu gerçeklikte kim olduğunuz sesini hissederek kendinize isminizi söyleyin. Varlığınızın sesini eşsiz ve canlı olarak yorumlayın.

Yarattığınız kişiyi sevin; kendinizi onurlandırın ve koruyun. Fiziksel varlığınız sahip olacağınız en değerli şeymişçesine hareket edin. Simdi, sınırlanmamış potansiyelinizin farkına vardıkça dudaklarınıza usul bir gülücük yerleştirin ve kendinizi bunu yaşamaya adayın.