6 – Tarihin Kilidini Açmak

Genetik malzeme ve sarmalları ışık şifreli, fiber optik sistemler gibi bilgi taşıyan incecik iplikçiklerden oluştuğu için DNA kodlamanın taşıyıcısıdır. Harekete geçmek ve bilgiyi bedeninize getirmek için kullandığınız ışık sütunu da ışığın şifrelendiği iplikçiklerden oluşur. Işık şifreli bu iplikçikler büyük miktarlarda veri ve bilgi taşır, bedeniniz onlarla doludur. Belli bir düzen içinde bir araya getirilip yerleştirildiklerinde ışık şifreli iplikçikler birlikte çalışır ve taşıdıkları tarihe anlam kazandıran bilgileri serbest bırakırlar.

Bedeninizin içindeki ışık kodlu iplikçikler, evreninizin tarihini barındıracak kadar devasa büyük bir kitaplığa benzer. Dünya tarihi boyunca burada yaşayan pek çok tür oldu. Siz kendinizi insanlığın bu gezegenin yerel türü olduğuna inandırdınız. İnsanlar buraya yerleştirildi. Çok kısa bir zaman içinde insanları bir şok bekliyor çünkü çok farklı yaratıkların iskeletlerini ortaya çıkaracaklar. Bunların bazıları, bulvar basınına konu olmak ve şaka olarak kabul edilmek ya da korkuyla gizlenmekle birlikte özellikle Güney Amerika’da meydana çıkarıldı bile. İnsanlığın bilinç frekansı alıcılığa yükseldiğinde ve kitle ruhunun sinir sistemi paradigmada bir sıçrama yapabileceğiniz noktaya kadar dengelendiğinde, Dünyanın kendisi, meteorolojik şablonlar, Dünyadaki değişiklikler, ruhsal keşifler vb bir dizi olayla gizini açıklayacak. Yepyeni bir tarih çıkaracaksınız ortaya.

Önünüzdeki görev, DNA’nızın evrimleşmesini bilinçli bir şekilde istemeniz, buna niyet etmeniz, rıza göstermenizdir. İstemek, arzu etmek, birçok kimliğe girip çıkmanızı gerektirdiği için kolay değildir. Çok boyutlu varoluşunuz, özünüz ya da ruhunuzun tarihsel açısından her çeşit karaktere büründünüz, bunların kimileri acı doluydu. Size meydan okuyan zorlu deneyimlerdi.

Zaman, zorluklardan geçip ışık şifreli iplikçiklerde yeniden bir araya gelerek yeni sarmallar oluşturma, kendinize ise, DNA’daki bu yeni bilginin içinizde nereye bağlandığını algılama izni vererek, bedeninizin içindeki tarihin kilidini açma zamanıdır. Mantıklı zihniniz için her zaman anlamlı olmayacaktır bu. Mantıklı zihninizin, bir yeri, işlevi ve amacı olduğunu ama bunun sizin kimliğinizi oluşturmadığını öğreneceksiniz. Ve eğer onu aşırı ve kötüye kullanırsanız bedeninizde gerilim yaratırsınız. Deneyimlediğinizi her zaman mantıklı olarak anlamanız gerekmez. Kendinize bakın; mizah duygunuzu her zaman koruyun; evrimleşmekte olduğunuz fikrini koruyun.

Birçok şeyden geçeceksiniz çünkü çakra sisteminizden oluşan bir kimlik merdivenine tırmanmaktasınız. Çakralar, sizin kendinizi herhangi bir alanda harekete geçirdiğiniz ya da ifade ettiğiniz yaşamlara göre ayarlanmış enerji bilgi merkezleridir. Gelecekteki birkaç yıl içinde kimliğinizi ortaya çıkarmanız şarttır.

Işık şifreli iplikçikler bir ışık aracı, ışığın parçası ve ifadesidir. Bir suretleri bedeninizin dışındayken bu ışık şifreli iplikçikler hücrelerinizin içinde milyonlarca ince, tülümsü iplikçik olarak bulunur. Işık şifreli iplikçikler, sizin kim olduğunuzun öykülerini barındıran Işık Dili geometrisini taşır. Işık şifreli iplikçikler gezegene daha önceden gelmemiştir çünkü onları uzak tutan karanlık ekip tarafından yaratılan bir kirlilik söz konusuydu.

Işık şifreli iplikçikler dilin geometrik bir biçimini tutan ışınlar gibidir. Size kozmik bir veri tabanından gelir ve bilgi taşırlar. Çoğunuz, bedeninize verilecek bir şifaya gereksinmeyecek durumdasınız. Sizin, bedeninize yerleştirilecek anlık bir eğitim ya da aşılamaya ihtiyacınız var. Gelecek birkaç yılda olacak olan da bu.

Gezegendeki bazı kişiler, özellikle de kristallerle çalışanlar başka bedenleri bu iplikçiklerle doldurup harekete geçirmeyi öğrenecekler. Bu deneyimi yaşamak isteyenlerin bedenlerinde anında bilgi ve anında bilme verilmesi için iplikçikler harekete geçirilecek. Eğitim işte bu yöne doğru evrimleşiyor. Tüm bunlar sırasında yanınızda bulunacak varlıklar olacak. Bu varlıkları ve çevrenizde varolan diğer gerçeklikleri fark edebilecek duruma geleceksiniz.

Işık şifreli iplikçiklerdeki bilgi dağıtıldığında kitaplıklar yanıp tükenmedi, sadece kitaplar raflardan devrildi ve odanın ortasında öylece kaldı. Canlandırın gözünüzde; dev bir stadyum büyüklüğündeki bir mekana giriyorsunuz, bütün kitaplar ya da onlarla dolu bilgi, raflardan çekilip alınmış, ortalıkta öylece bırakılmış. Şans bir yana, nasıl bulabilirdiniz aradığınız herhangi bir şeyi? İnsanlar şansın düzenine inanmadığı için içlerindeki düzeni hiçbir zaman izlememişlerdir.

İplikçiklerdeki bilgi içinizde bırakıldı ama onları anlamlı bir hale getirmenin mantıklı bir yolu yok. Böyleyken, şu anda nasıl bulacaksınız bilgiyi? Bilgi size kendisini sunacak. Süreç bu. Gidip aramanıza gerek yok çünkü bu keşif sizin mirasınız ve kim olduğunuz. DNA yeni sarmal biçimleri oluşturmaya başladıkça bu yeni sarmallar bedende şu sıra geliştirilmekte olan bir sinir sistemi boyunca hareket edecek ve anılar bilincinize akın edecekler. Bu sinir sistemini geliştirmek, ışığı bedeninize çekmek, sisteminizi oksijenle beslemek, enerji hızlandırmalarında nasıl hareket edileceğini öğrenmek ve bedeninize daha fazla fikir ve deneyim çekmek için çalışmak zorundasınız. Bu süreç büyümeye ve kendi kendisini bedeninizde beslemeye başladığında -nasıl erişeceğinizi bilmek isteyeceğiniz için- sadece gözlemleyin onu. Dramalarınıza takılı kalmak, kitaplarınızdan birini diğer kitaplardaki bilginin toplanmasına izin vermeksizin yeniden ve yeniden okumak gibidir. Fazlası var; bütün bir hikaye var.

Bütün bu hikaye sizin ruhunuzun tümüyle ilgili. Işık Ailesi üyeleri olarak fiziksel bedenlerinizde bütün varoluşlarınızın bilinçli farkındalığını barındırmayı kabul ediyorsunuz. Bütün bu varoluşlarda yaptıklarınızı, oynadığınız rolleri kabullenmeyi ve farklı gerçekliklere akın ederek onları Işık Ailesi’nin bir temsilcisi olarak yaptığınız anlaşmaya göre değiştirmeyi kabul ediyorsunuz. Bu anlaşma içinde elbette özgür iradeniz var.

Üçlü sarmal sizi hissetme merkezine getirir. Hissetme merkezi duygu, duygu ise sizin ruhsal benliğinize bilet, yol ya da köprüdür. İnsanlar duygusal benliklerini yadsırlarsa ruhsal boyutlara gidemezler. İsa bir keresinde, “Kendini bil!” demiştir. Kendini bil! İşte aynı şey bu. Bu mesaj gezegene uzun zaman önce verildi ama çarpıtıldı ve insanlar gerçekten ne kadar büyük olduklarını, yapmaları gereken tek şeyin kendilerini yeniden düzene sokmaktan ibaret olduğunu anlayamadılar.

Çalışma her zaman içseldir. Gezegende bir değişikliğin nasıl yapılacağını bilmek isterseniz size her zaman söylediğimiz, “kendinizi ele alın”dır. Kendinizi geliştirin. Benlik sınırlarının ötesine geçin. Çok boyutlu olmayı, astral dünyada varolmayı, fiziksel bedenin ötesine yolculuk yapmayı öğrenin. Bedeni “burada” sona eriş olarak tanımlamaktan vazgeçin; denetim altında tutulmanız için toplumun sizi benimsemeye yüreklendirdiği şeydir bu. Bir özgür irade alanında birisi sorumluluğu almak isteyeceğinden kontrol oyunun parçasıdır. Sizler Işık Ailesi’nin üyelerisiniz. Hangi düzene ve hangi tanrılara cevap veriyorsunuz?

DNA gerçek ve yaşamın yaşayan tarihidir. Kişi eğer bu tarihle bütünleşebilecek durumdaysa videolar, kaset ya da kitaplar olmaksızın gerçekliklere girebilir. Deneyimleyebilir. Çoğu yerli kültür, gezegende bırakılan Yaşayan Kitaplık kalıntılarını bulacak şekilde eğitilmiştir. Bu da onların Dünya ve hayvanlara duydukları saygıyı ve her şeyde kendini gösteren işbirliği anlayışlarını açıklar. Yerli kültürler, zamanı geldiğinde bir eğitim alanı ve hafızanın olası bir harekete geçirilişinde yer alması için gezegene bilerek getirilmişlerdir.

DNA şifreyi saklar. Kimlik şablonunu, varoluş planını, evrenin ve bu özel yerdeki yaşamın tarihini saklar. Bu da insanların hücrelerinde depolanmıştır. Gezegenin hizmetkarları olan insan sakinlerin özgün DNA’sı on iki sayısı üzerine temellenen bir genetik şablona sahipti. Bu nedenle genetik malzemenin on iki sarmalı, her birinin on iki sayısı bulunan pek çok diğer temsilci ya da bilgi kaynağına bağlıdır. Bilginin on iki sarmalı, insanı -dünya sakinlerini- bedenin içi ve dışındaki ilgili bilgi merkezlerine bağlar.

Dünya şimdi, Özgün Planlamacıların, Dünya sakinlerinin on iki sarmalını yeniden harekete geçirmek ve Dünyayı yeniden rayına oturtmak üzere geri dönüş amaçlarıyla birleşiyor ya da bir hizaya geliyor. Çağlar ve çağlar önce biyolojik kitaplık tasarlandığında bu canlı kitaplıkta depolanan verinin kilidini açacak anahtarı gezegenin hizmetkarlarının saklaması kararlaştırılmıştı.

Bunun on iki bilgi merkezi ile bağlantısı nasıl kuruluyor? İnsanın çakra sistemleri bağlanıp açıldığı ve harekete geçirildiğinde bilgi kendini ifade yolunu arar ve erişilir hale gelir. Kendisini ifade etmeye başlamasını sağlamak üzere bu bilgiyi yaşamın ön planına getirerek şifreleyen ya da tetikleyen belli şeyler vardır. Yedisi bedeninizin içinde, beşi dışında olan bilgi merkezlerine bağlandığınızda başka bir on ikili bilgi merkezi grubundan enerji almaya hazır hale gelirsiniz. Kendi on iki çakranızı harekete geçirdiğinizde on ikili paralel merkez gruplarında biriktirilmiş ve sizin sürecinize etkinlik kazandırmaya devam edecek enerjiye bağlanırsınız. Bu da beyni er geç eksiksiz, bütün ve bilgisayar benzeri işleyişine getirecektir.

On iki paralel gerçeklik, gizlenen bilginin kilidini açma yolları sunar. Bilgiyi açmanın birçok adımı vardır. Bunu, nihai bilgi parçasına ulaşmak için çeşitli düzeylerde parmak izi ve diğer izleri kullanan hükümetin gizli güvenliğine benzetebilirsiniz. Eğer çok gizli bir şey gözlerden uzağa saklanmışsa şeylerin bağlanması gereken birçok farklı yol vardır.

On iki DNA sarmalının harekete geçirilmesi, on iki bilgi merkezinin -on iki çakra ya da eterik çemberin- dönmesi, hareketi ve açılması ile çakışır. Bu, on ikinin dönmesiyle bağlantıya geçmenin başlangıcıdır. Enerjinin bu düzeni gerçekleştiğinde enerjiyi güneş sisteminizin on iki gök cismine getirir ve çeker. Gök cisimleri de enerjiyi geriye, Dünya’ya yansıtır. Dünyanın biyogenetik olarak canlanması için tuttukları enerjiyi serbest bırakarak kendilerini harekete geçirirler. Bu on ikili gruplar giderek çoğalıyor –sözgelimi on iki dönen evren. On iki merkezin dönmesiyle yeni bilincin kaosu yaşanmaya başlayacak çünkü on iki enerji merkezi -özellikle de dışarıda yer alan beş tanesi- geri dönüp gezegene bağlandığında inanılmaz bir enerji akımı olacak.

On iki sarmalın dizilimi tür olarak sizin bilgiye bütünüyle sahip olacağınız anlamına gelmiyor. Bunun anlamı, insan ırkını daha yüksek bir bilince fırlatmak üzere yeni bir işlem standardı yaratmak için gerçekleştirilmesi gereken en fazla ve en az mutasyondur. Mutasyon, herkesin kendine göre etkileneceği yeni bir frekans düzeyi getirecektir. Süreç, atmosferinize doğan yeni bir güneşe benzetilebilir. On iki sarmal, ışık şifreli iplikçiklerdeki bilginin bütününü içermez kuşkusuz. Bununla birlikte, on iki sarmalın biçimlenmesi tür olarak size pek çok şey, kim olduğunuza ilişkin çok daha geniş bir fikir verecektir.

Işık Ailesi üyesi olarak kim olduğunuzu biliyorsunuz. Ancak, insan kimliğine girdiğiniz için kimi zaman kendinizi, kim olduğunuzu bilmediğiniz düşüncesiyle aldatıyorsunuz. Varlığınızın ebedi yanında Işık Ailesi’nin bir üyesi olduğunuzu biliyorsunuz.

Bir kitaplığın neye benzediğini bildiğiniz için Dünyaya Yaşayan Kitaplık adını veriyoruz. Kitaplık, bilginin biriktirildiği ve erişilir olduğu yerdir. Gittiğiniz her yerde bir kitaplıkta olduğunuz imgesini canlandırmak istediğimiz için bu benzetmeyi kullanıyoruz. Ancak henüz, bilgiyi nasıl çözeceğinizi ya da kitaplıkta yerinizi bilmiyorsunuz.

Herkesin canlandırmaya başlamasını istediğimiz bir imge bu. Dünyayı daha fazla sevmeyi, burada herkes için bağlı olunabilecek bir şey olduğunu daha yoğun bir şekilde düşünmeyi sağlayacak. İnsanlarla iletişim kurmaya çalışan zeki bir yaşam olduğunu ortaya çıkarınca artık kimsenin yalnız olmasına gerek kalmayacak. Kişiyi on iki bilgi merkezine bağlayan on iki sarmal formüle edildiğinde kitaplık aktif hale geçecek.

İnsanlar, Yaşayan Kitaplık bilgisine erişim anahtarı olarak tasarlanmıştır. Konuya değineceğimiz birçok öykü var. Milyonlarca yıl önce, özellikle kocaman hayvanların gezegenin koruyucusu olarak çalıştığı dinozorlar döneminde ve belirli enerjiler burada veri yüklenmesi için oluşturulduğunda, yaşam bu gezegende bütün türleriyle birlikte hüküm sürüyordu. Bu, milyonlarca yıl boyunca böyle devam etti.

Şu anda on iki, bağlantıya geçilen sistemdir ve çevrenize bakacak olursanız bunu her yerde görürsünüz. Nedeni, günün birinde sizi başka bir yerde başka bir şeye bağladığını görmenizi sağlamak olan simgesel bir eklemeydi bu. Doğal ritminiz değil, on iki enerjisini gerçekliğin birçok başka sisteminde kullanmak üzere yapılan bir grup anlaşması. Şifreli bir formül. Mantıklı zihin için hiçbir anlam ifade etmeyen çoğu şey, ışık şifreli iplikçikler ve giderek daha duyarlı hale gelen beden için muazzam bir anlam ifade ediyor.

Bunun çok etkisiz bir sistem olduğunu, doğal bir akış olmadığını söyleyenler çıkacaktır. Ama on ikili sistem, gezegenin ona göre ayarlandığı akıştır. Gerçekte, bakacak olursanız siz on üçlü bir sistemsiniz. Ay bir yıl içinde kaç kez dolunay haline gelir? On üç. On üçlü sistem gelecek. Geçmiş zamana doğru hareket edeceğiniz için yakında buna açılacaksınız. On üç enerjisi mantığın ve dayatılan sistemin ötesine geçer.

Söylediğimiz gibi, Özgün Planlamacılardan enerji almak üzere Işık Ailesi gezegene geldi. Bu enerji genetik bir değişim yaratacak ve ışık şifreli iplikçikleri harekete geçirecek, yeniden düzenleyecek. İplikçikler, bedeni harekete geçirecek on iki sarmal sistemini oluşturacak. Bu da, Dünyada depolanan veriye erişim sağlamak üzere kullanılmaya hazır olacağından insanları çok değerli kılacak.

Bu kadar önemli olan veri nedir? Böcek, çiçek, domuz ve eşek kuyruğu, tavşan kulağı ve her türlü şey biçimine girmiş, sizin onu keşfetmenizi bekliyor. Bilginin on iki kitaplığa farklı düzemlerde yüklenmiş olduğunu vurgulamak isteriz. Kitaplıklara geldiğinizde çeşitli izin şifreleri bulunuyordu. Başka bir deyişle, kitaplıklara girmenin çok çeşitli yolu vardı. Elinizi kolunuzu sallayarak girip “Bütün bu bilgiye erişim iznim var” diyemezdiniz. Tıpkı şimdi yönetiminiz için geçiş izni olması gibi, bilgiyi barındıran kitaplıkların da güvenlik sistemleri vardı.

O zamanlar zorbalığın nabzı atmakta olduğundan kitaplıkları öncelikli olarak oluşturmak gerekiyordu. Kimi enerjiler, Zaman Bekçileri, bilginin yanlış ellere düşmesinden endişeleniyordu. Böylece, engin bir oyun duygusu içinde kitaplıklar çok çeşitli biçimlerde tasarlandı. Diğer kitaplıklar ya da dünyalar hiç sizin dünyanız gibi değil. Zaman Bekçilerinin görevi, bilincin evrimleşmesini, bilgi sahibi olmasını ve bilgiye erişim sağlamada kullanılmasını olanaklı kılacak bir tasarı oluşturmaktı.

Başlangıçta insanın kitaplığın yol göstericisi olma rolü büyük bir onurdu. İnsan olmaksızın kitaplığa ulaşılamıyordu ve insanla ne kadar uyum içine girilirse kitaplığa erişim de o kadar artıyordu. İnsan, bilgiyi her şeyde bulacak şekilde gereğince serbest, gereğince de bağlı olmaktan gurur duyuyordu.

İnsanlara kitaplığın kartları denilecek olursa kimileri diğerlerinden daha iyi kitaplık kartlarıydı. Kitaplık kartı olmak için eğitim veriliyordu. Gezegende bilgi bulmak isteyen varlıklar geldiğinde belli şifrelere cevap verecek şekilde şifrelenmiş insanla birleşmeleri gerekiyordu. Düşük şifreli birisi bir şeyin ancak belli bir miktarını görebilirdi. Gelenlerin her biri belli bir bilgiye ulaşmak amacındaydı. Bilgi birisinden saklandığı için değil, onların biyolojik yapısına elektromanyetik olarak uyum sağlamadığı için uzak tutuluyordu.

Veri bireyin inanç sistemine girebilmelidir. Aksi taktirde, birey, sevgiyle yoğun bir şekilde yumuşatılmayan enerjinin akınına uğradığında havaya uçabilir. Herhangi bir şey sevgiyle yoğun bir şekilde yumuşatıldığında kişiyi savrulup gitmekten korur, çok geniş ufuklu bir anlayışı algılamaya odaklanmasını sürdürmesini sağlar. Geniş ufuklu anlayışların gezegene uyarlanmış biçimidir bu; sevgi frekansını kullanılır.

Duygusuyla bağlantılı olmadığı için ışık frekansı geniş ufuklu anlayışları taşıyamaz. Sevgi frekansı duyguyla bağlantılıdır. Kişi kendisi hakkında genişletilmiş bir anlayış yarattığında bireye amaç veren bir sevgi olmalıdır. Sevgi olmaksızın kişi, amaç olduğunu hissedemez, oysa şeylerin ne kadar engin olduğunu anlamak için her zaman amaca bağlı olması gerekir.

Günün birinde cinselliğin sürecin parçası olduğunu keşfedeceksiniz. Kendi cinselliğinize sahip çıktığınızda onu ifade etme fırsatlarını görecek, bu yollarla ifade etmek isteyip istemediğinize karar vereceksiniz. Ulaşılır hale geldiğinizde ve başkaları sizi kitaplığı keşfetmede kullandığında yıllar geçtikçe çok ilginç karşılaşmalar yaşayabilirsiniz. Geri gidip yazıları ve kadim metinleri incelerseniz tanrıların aşağı inip insan varlıkların kızlarıyla birleştiğini anlayacaksınız.

Cinsellik, kitaplık kartının ateşlenmesinde kullanıldı. Ancak burada büyük bir tehlike vardı çünkü kötüye kullanıldı. İşte bu nedenle de cinselliğinize sahip çıkmak ve onu kiminle paylaşacağınızdan son derece emin olmak çok önemli. Hiçbirinizin satın alınmasını ya da kandırılmasını istemeyiz. Size, bakmanız ve başkalarını dürüstçe ve bütünlük içinde mi deneyimlediğiniz yoksa sizi pohpohladıklarını mı görmeniz öneriliyor. Gücün hizmetkarları haline geliyorsunuz.

Geleneğe bağlı olup da bizim, gözetim olmaksızın erişilebilir çok fazla bilgi ürettiğimizi hissedenler var. Biz, dünyanın büyük bir çarpışmayla yüz yüze olduğunu ve kimsenin engellenmediğini söylüyoruz. Diğer birçoğu gibi gezegeni, anımsama fırsatlarının akınına uğratıyoruz. Böylece bu bilgiyi ve becerileri toplamaya başladığınızda sizin aracılığınızla erişebilecekleri şey nedeniyle size doğru çekilen başkaları da olacak.

Birisiyle cinsel ilişki kurduğunuzda başka kitaplıklara ulaşan bir bulvar açılmış gibi olur. Çok, pek çok şeyle ilintilidir bu. Sizden istediklerimizin biri de bedenlerinizi onurlandırıp sevmeniz, kendinizi sevmeniz ve sizi gerçekten seven birisiyle cinsel ilişki kurduğunuzdan emin olmanızdır. Onunla evleneceğiniz anlamına gelmez. Ama kiminle ilişki kurduğunuzu bilmeniz için sevginin olması gerekir. Bu şekilde, yaptığınız keşifler ikinizin arasında hareket eder. Sizi bilgilendirdiğimiz ölçüde uyarmıyoruz. Güçleri konusunda dikkatli olmayanların başına gelenleri göreceksiniz.

Başka bir deyişle cinsellik, oyun değildir. Birçok yol açmanın aracıdır. Kişi eğer ona dikkatle yaklaşmazsa partneri olmasa bile enerjileri kendine çekebilir. Kişi eğer, cinselliği bilgiyi harekete geçirmede kullanıyorsa yanlış enerjileri davet edebilir. Onun için cinselliğin frekansına dikkat edin çünkü duyguları yüzeye getirir, duygularsa Yaşayan Kitaplıkta depolanan veriye erişimin anahtarıdır.