Sevginin Armağanları

Michelle Eloff tarafından aktarılmıştır.

13 Eylül 2004 – Johannesburg

Ben Kuthumi, Sevgi ve Bilgi ışınları ile sizi selamlayarak ve her birinizin hayatlarınızı zenginleştirecek kutsamalar ile size geliyorum. Sizlere ışığın ve sevginin kutsamalarını getirmek ve yaşamın gerçeklerini sizlerle paylaşmak için biraraya gelmemizden büyük bir mutluluk ve memnuniyet duyuyoruz.

Hepinizin muhtemelen fark ettiği gibi, bedeniniz farklı olarak sizlere bu yılın sonlarına yaklaştığınızı hatırlatıyor. Yorgunluk hissediyorsunuz. Tatilleriniz çok uzakmış gibi geliyor, ki o kadar uzak değiller, ancak öyle algılıyorsunuz. Meydana gelmekte olan değişimlere enerjiniz uyumlanırken, yorgunluk ve stresin ağırlığı enerjinizi düşürüyor ve kendinizi hayat yarışına kapılmış olarak buluyorsunuz ve birçoğunuz, hayatın bir oyun olduğunu unutuyorsunuz.

Gün içerisinde kaç defa hayatın neşesine odaklanabiliyorsunuz? Gün içinde kaç defa yağan yağmur için ya da parlayan güneş için ya da göklerde uçan kuşlar için şükrediyorsunuz? Bedeninizi besleyen yiyecek için, sahip olduğunuz sevgi için, sizi saran eviniz için kaç defa şükrediyorsunuz?

Gülebildiğiniz ve hatta ağlayabildiğiniz gerçeği için kaç defa şükrediyorsunuz?

Şükretmiyorsunuz çünkü hayatınızın ışığı yerine yükleri üzerine odaklanmakla öyle çok meşgulsunuz ki! Görüyorsunuz, olumsuzluklara odaklanmak genellikle daha kolaydır. Onlara önem veren sizsiniz, aynı zamanda hayatın mutluluklarına, armağanlarına da enerjinizi odaklayabilseniz, enerjiyi otomatik olarak değiştirecek, yükselteceksiniz, böylece kendinizi bir ışık alanında destekleyeceksiniz ve o ışık alanında durabildikçe, hayatın bütün yükleri hafiflemiş görünecektir.

Ne deneyimlediğinizin bir önemi yok, olumlu bir tutum ile destek gelecektir,çünkü enerjiyi aşağıya çekmiyorsunuz, sizi desteklemesi için yaratılması gerekenleri bozmuyorsunuzdur. Sizinle birçok imgeleme tekniği paylaştık; bir tanesi özellikle evrensel mutfakta sipraşinizi veriyordu. Bunu hatırlıyor musunuz? Bu konuya aşina olmayanlar için bu kavramı kısaca açıklayacağız.

Bir restorana girdiğinizde size bir masa gösterilir; bir menü verilir Ve yemek istediğiniz yemeğe karar verirsiniz. Garsonunuz siparişinizi almaya gelir ve hazırlanması için mutfağa bildirir. Yaşamda, bir seçim

yaparsınız ya da bir talepte bulunursunuz, bu “siparişi” evrene gönderirsiniz, ve ışık varlıkları siparişinizi alır ve onu Evrensel Mutfağa verir. Yine de, bu hazırlık döneminde oradaki zamanın keyfini çıkarmak yerine, ileri – geri koşarsınız, mutfağa girer çıkarsınız, ve şefin kafasını karıştırırsınız!

Aynı zamanda, bunu yapmadığınız bir restoranda; şefin siparişinizi olması gerektiği gibi, istediğiniz gibi hazırladığına güvenirsiniz, öyle değil mi? Şefin yapılması gerekeni bildiğine güvenirsiniz ve karışmayı aklınızdan bile geçirmezsiniz. O zaman, her “sipariş” verdiğinizde, rahatlayın ve istediğiniz şeyin geleceğine güvenin. Sipariş verdiğinizde, fırında patates seçebilir,Fransız kızartması ya da pilav seçebilirsiniz. Etinizin ya da balığınızın nasıl pişeceğini seçebilirsiniz; o zaman Evrensel Mutfağa sipariş verirken mümkün olduğunca spesifik olun.

Bu hazırlama aşamasında, neden biraz eğlenmiyor ve her yanınızda mevcut olan hayatın armağanlarının zevkine varmıyorsunuz? Sipraşinizi verdiğinizi ve bunun yerine getirildiğini bilin. Bazen dondurma ya da sıcak çikolata sipariş etmekten biraz daha uzun sürebilir ancak geleceğini bilin. Buna

inanmanız gerekiyor. Bunu desteklemenin en iyi yolu hayatı dolu dolu yaşamaktır. Hayatın size sunduğu armağanları fark ederek ve bağlantıya geçerek yaşamaktır.

Nazikçe bilincinizi kutsal yerinize çekin. Bu harikalar diyarını imgeleyin, tamamen kendiniz olabildiğiniz o yeri imgeleyin. Taç çakranızdan giren altın bir ışık imgeleyin, bütün enerji merkezlerinizin içinden geçerek, denge ve uyum getiriyor, tüm stresleri, şüpheleri, korkuları bedeninizden atıyor; varlığınızın her bir hücresinin, atomunun, molekülünün çekirdeğine ışık getiriyor. Bu ışığın bedeninizden dışarıya yayılmasına izin verin; kutsal yerinizi kaplıyor, bu alandaki her atoma ışık getiriyor. Bütün o alanınızı hayat ve ışık dolu olarak görün.

Etrafınıza tekrar iyice bakın. İçinde olduğunuz yerde ne görüyorsunuz? Bütün güzellik ile bağlantıya geçin; her bir çiçeğin güzelliğini fark edin. Yapraklarındaki karmaşık damarlara bakın. Bir yaprakta, çiçeğinin yaşam gücünü taşıyan damarlar olduğunu fark etmiş miydiniz? Bir çiçeğin tohumuna bakıp bu yaratımların taşıdığı geometrik şekilleri gördünüz mü? Bir çiçeğin gövdesine bakıp tüylerini fark ettiniz mi? – hepsi aynı boydadır, her biri kusursuzca yerleştirilmiştir. Çiçeklerin bir tohumdan nasıl büyüdüklerini fark ettiniz mi? Hiç kurak topraklarda, hiçbir şeyin olmadığı yerde yetişen bir çiçek gördünüz mü? Bu çok büyük bir kuvvet ve sebat gerektirir. Bu hayatın armağanıdır. Bu bir insan olarak aynısını yapma yetisine sahip olduğunuzun bir göstergesidir. Yaratıcının armağanları işaretlerdir, rehberlerdir ve neleri sizin de yapabileceğinizin bir onayıdır.

Bir kuşun yuvasını nasıl yaptığını fark ettiniz mi? Onu taşıyacak, Sıcak tutacak, yavrusunu besleyecek güvenli bir barınak, bir yuva yaratmak için her bir çimi, samanı, ince dalı ve yaprakları alıp onları nasıl

birbiriyle ördüğünü fark ettiniz mi?

Kutsal yerinizde çim var ise eğer diz üstü çökün ve bu çimin nasıl büyüdüğünü görün. Kumsalda iseniz eğer, diz üstü çökün ve kum tanelerine teker teker bakın. Renkleri fark edin, dokusunu hissedin. Her nerede olursanız olun, kumda ya da çimde, ordan oraya koşuşturan böceklere bakın. Bu küçük böcekler için kum ya da çim onların dünyasıdır ve çevrelerinin kendilerini destekleyeceklerine güvenirler. Bir yuva yaratabileceklerine güvenebilirler. Yiyecek olduğuna güvenirler.

Hayatta mevcut olan birçok armağana bakın. Bunların hepsi, sizin de güç sahibi olduğunuzun göstergeleridir. Sizler de hayatta ihtiyacınız olan her şeyi yaratabilirsiniz – her bir şeyi, sevgili varlıklarım. Bitki alemi, hayvan alemi, böcekleriniz ve hatta fiziksel olarak göremediğiniz elementaller – hepsi yaşam sürecinin onları destekleyeceğine inanırlar. Bir daha suyun ne zaman geleceğini bilmediği için sinir sistemi çökmüş bir çiçek hayal edebiliyor musunuz? Hayır: o, hayat döngüsünün kendisini

destekleyeceğini biliyor.

Bu yerde biraz da yürümeye başlayın. Gözlerinizin hızla etrafınıza bakmasına tüm güzellikle, hayatın armağanları ile, seslerle, kokularla, hislerle ve renklerle birleşmesine izin verin. Ve siz yürürken, kalp merkezinizin açılmasına izin verin, zihninizin berraklaşmasına izin verin. Çevrenizdeki hayatın ne kadar da güzel olduğunu görün. Kuşların şarkılarını duyun; her çiçekteki gülümsemeyi görün; ağaçların ve dans eden suyun kuvvetini görün.

Şimdi kollarınızı açın ve göğe doğru uzanın. Küçük bir adım atın. Yüzünüzde gülümseme olsun. Etrafınızdaki bütün armağanları ve hayatın zevklerini fark etmeye devam edin. Hızlı, daha hızlı koşmaya başlayın saçlarınız rüzgarda uçuşsun ve yüzünüzdeki gülümseme sırıtmaya dönüşsün. Neşeyle çığlıklar atın isterseniz. Göbek merkezinizden kahkahaların gelmesine izin verin. Ruhunuzu hayatın bu aramağanını deneyimlemesi ve zevkine varması için özgür bırakın; koşabilme armağanını, saçınızda ve teninizde rüzgarı hissedebilme armağanını, sizi ileri doğru götüren kaslarınızın gücünü hissetme armağanını, karnınızdan gelirken sesinizin tınısını hissetme armağanını – ve bütün yaşam içinizden gelen sese yanıt verir. İstediğiniz kadar uzağa koşun.Karşınıza su çıkarsa, içine atlayın. Çocuk gibi olun.

Kalbinizin atışının, nefesinizin derinliğinin farkında olun; bedeniniz canlıdır. Bunu ne kadar sıklıkla yapıyorsunuz, fiziksel olarak ve hatta yetişkin olarak? En son ne zaman aptal gibi oldunuz, kelimelerle

oynadınız, seslerle oynadınız ya da tatlı sözler ettiniz? En son ne zaman yaptınız? Bu tür duyguların öne çıkmasına izin vermek, sadece olmalarına izin vermek önemli derecede iyileştirici etkiye sahiptir. Ortalıkta deliler gibi koşmanın mümkün olmadığına inananlarınız, evinizde oturabilir, paylaşabilir, gülebilirsiniz; hayatın armağanlarından zevk almak için zaman ayırabilirsiniz. Bu ayrıca hayatın mizahı ile bağlantıya geçmenize yardımcı olacaktır.

O zaman şu an ile bağlantıya geçin, şu zamandaki yaşamınız ve kucaklanmayı bekleyen hayatın armağanlarını fark edebileceğiniz o an ile bağlantıya geçin. Tutumlarınızı nasıl daha çok yumuşatabilirsiniz? Hayatın fark edilmemiş ve kabul edilmemiş o kadar çok alanı var ki çünkü çeneniz

göğsünüze düşmüş olarak yürüyorsunuz. Çevrenizi gözlemleyin. Hayatın size sunduklarını görün. Hayatta faturaları ödemekten daha fazlası var.

Hayatta, asla gerçekleşmeyebilecek şeyler için endişelenmekten daha fazlası var. Kendinizi belli bir konuda endişelenirken bulduğunuzda, kendinize sorun. Olabilecek en kötü şey ne? Onun kesinlikle olacağanı garantileyen ne? Ve o anda, bilinçli olarak bağlantıya geçebileceğiniz bir armağana

odaklanın. Böylece bilincinizi sizi desteklemesi için yükseltmiş olursunuz.

Evet, bugün kendinize hangi armağanı verebilirsiniz – algıladığınızın ötesinde, hayatta çok daha fazlası olduğunu size hatırlatacak bir armağan? O armağanı kalbinize yerleştirin ve kabul edin. Kendinize sadık olun. Kalbinizin söylediklerine güvenin. Duygularınızın akmasına izin verin. Bu sizi, hayat sürecine teslim olmanızda destekleyecektir. Unutmayın tüm yaşam bir döngüdür ve o da bir oyundur. Dün ne olduğuna, yarın ne olması gerektiğine odaklanarak zaman harcamayın, en iyi parçayı yani bugünü

atlamayın. Hayatınızı, en güzel parçası ortasında olan bir pasta ya da çikolata gibi hayal edin. Bu fırsatı kaçırmayı gerçekten ister miydiniz?

Komutan Soltec bu akşam bu grubun merkezinde duruyor ve her birinize desteğini öneriyor, hayatın armağanları ile bağlantı kurmanıza ve ne kadarının gerçekten oyun olduğunu fark etmenize yardım etmek istiyor. Sevgi Bilimi ile, eğer kabul ederseniz size destek olacak. Her birinize, ayrıca, sevgisinin simgesi olarak bir mavi elmas sunuyor. Onun yardımına ihtiyacınız olduğunda, adını söyleyin ve sizi tutan mavi bir elmas imgeleyin ve yardımının sizinle olduğuna güvenin. Daha fazla neşe, mutluluk, eğlence ve oyun bekleyin. Dengeye ihtiyacınız var. Artık hayatın aydınlık tarafına bakmanın zamanı geldi.

Sizi saran o kutsal yer için şükredin. Kabul ettiğiniz ve size Gösterilen hayatın armağanları için şükredin. Bu yerde olduğunuz için kendinize şükredin; iç kuvvete ve bu gerçekleri fark etmeye duyduğunuz cesaret için. Sevgisini ve yardımlarını sunduğu için Komutan Soltec’e teşekkür edin.

Nazikçe bilincinizi fiziksel bedeninize doğru çekin. Nefesinizin farkına varın, taç çakranızdan parlak kırmızı bir ışığın girdiğini görün, tüm çakralarınızdan geçerek, bacaklarınıza doğru oradan tabanlarınıza doğru akarak sizi yeryüzüne bağladığını görün. Bu ışığın yayılmasına izin verin, size hayatı ve hayatın armağanlarından zevk almanız için enerji getirmesine izin verin.

Tekrar fiziksel bedeninizdeki enerjiyi hissedin. Kalp atışınızın farkına varın … tekrar hoş geldiniz diyoruz. Peki o zaman – eğlence ve oyunlara hazır mısınız?

Bu yılın sonlarına yaklaşırken, hepiniz artık bu yıl boyunca çalışmış olduğunuz birçok enerjiyi salıverme fırsatına sahipsiniz. Bu, sizi yeni zamanda artık desteklemeyecek olan her şeyi bırakma zamanıdır. Bu

döngünün sonlarına yaklaşırken, bu yeni doğum ile gelen yeni ışık ile bağlantıya geçmekte özgür olduğunuzu unutmayın. İçinden geçmekte olduğunuz dönüşüm kapıları bir çok fırsat getiriyor, ve buradaki anahtarlardan biri de hayatın gerçekten bir oyun olduğunu fark etmektir – ve geçmişte

deneyimlediğiniz ciddiyete ya da daha olmamış olan olaylar için endişelenerek kendinizi hapsetmek istiyorsanız, hayatın zevkini unutuyorsunuz demektir; gözlerinizin tam önünde ve kalbinizde olup biten ile teması kaybediyorsunuzdur çünkü mevcut benliğinizden uzaklaştınız, o yüzden şu anınızdan zevk almanız imkansız.

Bu harika kendini-yönetme yolculuğuna devam etmek için cesaret ve ilahi iç kuvvet ile her birinizi kutsuyoruz. Hayatın ne kadarının oyun olduğun fark etmeniz için; kalbinizde yatan gerçeklerin kaç tanesinin bu oyunun cevaplarını içerdiğini fark etmeniz için içgörü ve berraklık ile sizi kutsuyoruz. Unutmayın: çözüm sizsiniz – bu ister bağlayan ister arındıran bir çözüm olsun. Sizi tutan görünmez kollara ve sizi seven görünmez kalplere güvenin. Fiziksel realitenizde zaten mevcut olan neşenin ve sevginin armağanlarını fark edin, önünüzde duran şeyleri kabul edin, ve sahip olmadıklarınız için şikayet ederek çok fazla enerji harcamaktan vazgeçin.

Ben, Kuthumi, her birinize kalbimin merkezinde tutacak altın cevizi veriyorum. Sadece bir düşünce kadar uzakta olduğumu unutmayın. Huzur ve sonsuz mutluluk sizinle olsun. Ben Kuthumi, sizi sevgi ile

selamlıyorum.

Adonai.

Tercüme

© 2004 Semra Ekmekci

2012 Limitsiz | http://2012.8m.com

e-mail: unlimited2012@yahoo.com