Düşüncenin Kurt Yenikleri Boyunca Seyahat Etmek

Gillian MacBeth-Louthan

2007 yılının bir çok armağanlarından biri, gelmekte olan şeyin olasılığına bakış atma yeteneğidir. İstek ve arzunun gerçek saf özü, doğmakta olan yıldız kadar güçlüdür. Bir şeyi istemenizin (arzu etmenizin) enerjisel derecesi onu tezahür ettirme gücünüz ile matematiksel ve üssel olarak hizalanır.

Sahip olduğunuz her düşüncenin kendi bilinçliliği vardır. Sanki bilinçlilik içindeki bilinçlilik gibi. Her düşüncede olasılıkların elektromanyetik alanı yaşar. Bu olasılıklar manyetik olarak benzer titreşimdeki diğer enerjilere çekilirler. Yeterli enerjiler benzerliğin bağlantısını oluşturduğunda, niyetinizin nesnesini fiziksel forma doğururlar. Her düşüncenin diğer benzer düşünceleri manyetize eden titreşimsel bir nabzı vardır. Enerjisel kalk borusuna karşılık verdiklerinde, nabız gibi atmaya başlarlar ve sonra her birinin içindeki özün imgesine bağlanırlar ve anlaştıkları şeyi yaratırlar.

Başka bir deyişle ne olurlarsa olsunlar tüm düşünceler tezahür etme potansiyeline sahiptir. İnanç düşünceyi forma girmesi için ayartan titreşimsel bir kurt yeniği (solucan deliği) yaratır.

DNA’nın insan lisanına çok benzer kendi lisanı olduğu kanıtlanmıştır. İnsan lisanının içsel DNA mızın lisanına dayalı olduğuna inanılır. Bedeninizdeki her hücre söylediğiniz her sözcüğü dinler ve sonra o diyalogtan yaratır. Hiçbir şey rastgele, lakayt veya sadece dalga geçme ifadesi olarak DNAnız tarafından duymazlıktan gelinmez. Her şey kalbe götürülür ve sonra forma dönüşür.

DNAnız sizin komutan – şef olduğunuza inanır, sizi eğitimdeki tanrı olarak görür ve evrensel babanın talimatları gereğince her sözcüğünüze ve saçma arzu ve hevesinize itaat eder. ‘Sadece şaka yapıyorum’ DNA yapısının zekası içinde yaşamaz, çünkü DNA tüm düşüncelere ve sözcüklere karşılık verir.

Dünyada vaat edilmiş kişisel cennetimizi yaratma yolunda içsel evrenimiz ile iletişim kurmayı öğrenirken, yavaşlamak ve kalbinizde park etmek önemlidir. İçsel tapınağımıza girdiğimizde, DNAmız ile diyaloğumuz dışsal vızıltılar olmaksızın yüksek sesle ve berrak şekilde işitilir. Hücresel bilinçliliğimiz ile daha derin bir iletişime girerken, bizim için sonsuz sayıda yaratım yolunun mevcut olduğunu görürüz.

Olasılığın bir çok altın sütunlarına bakarak tapınağımızda dururuz. Sonuçları düşünürüz. DNA mız ve hücresel kuzenlerimiz için her şey mümkündür. Benlik, içinde yüzülecek bir okyanus yerine bir su birikintisi yaratarak en derin arzularımızı sansürler. Kendi yolumuzu kapatan ve evrenin yaptığımızı sandığı şeyi sabote eden bizler kimiz?

DNA iletişiminin rafine halinde olduğumuz zaman, geçmişe ve geleceğe yolculuk yapabiliriz… ve düşüncenin kurt yenikleri vasıtası ile bunların ötesine. Kişi, varoluşun gevşemiş meditatif halinde olduğu zaman, bunlar DNA spirali içinde açılır. Zamanı ve mekanı aşma yeteneğine sahibiz. Tüm zaman ve mekanın birbirne bağlı olduğu bu yerde, geçmişi iyileştirmek için gelen şeyi görebiliriz ve şimdide en derin kadim gerçekler ile bağlantı kurabiliriz.

İçimize gittiğimizde, her şey mümkündür. Olasılığın değerli incisini taşımak ve onu kendi zihin karışıklığımızın sahiline düşürmemek bize bağlıdır. Tüm zamanın ve içsel uzayın manzarasını ziyaret ederken, geriye getirdiğiniz hazinelere sıkı tutunun. Bunlar geriye getirdiğiniz hücresel gerçeklerdir. Siz olabilecek olanın bakıcılarısınız … Neydi .. ? Ve ne olacak? Onları en değerli hazineleriniz olarak onurlandırın. Onlar doğurulmayı bekleyen sözcüklerdir.

(Çeviri: Saffet)