Ey Sevgili

“Ey sevgili, Doğayı aşabilen Yüce gerçek, bir varlıktan diğerine insanoğlunun sözleriyle aktarılamaz. Gerçek, ne demek istediğini seven gönüllere aktarabilmek için sessizliği seçer.

Biliyorum ki gecenin sessizliği ikimizin gönülleri arasındaki en değerli elçidir, çünkü o, Sevginin bildirisini taşır ve yüreklerimizin kutsal türküsünü söyler. Tıpkı Tanrı’nın ruhlarımızı vücutlarımıza tutsak kılmış olduğu gibi, Sevgi de beni sözlerin ve sözcüklerin tutsağı kıldı.

Ey sevgili, diyorlar ki, Sevgi insanın yüreğini yakan bir alevdir. İlk karşılaşmamızda seni asırlardır tanıyor olduğumu biliyordum ve seninle ayrıldığımız anda da hiçbir gücün bizi birbirimizden ayıramayacağını da biliyordum.

Seni ilk görüşüm gerçekte ilk değildi. Yüreklerimizin birbiriyle buluştuğu anda, sonsuzluğa ve Ruh’un ölümsüzlüğüne olan inancım pekişti.

Böyle bir anda Doğa kendisini ezilmiş sananın yüzünden peçeyi sıyırır ve ona kendi ezeli adaletini gösterir.

Ey sevgili, kıyısında oturup muhabbet ettiğimiz o nehri anımsar mısın ? O an gözlerinin bana sendeki sevdanın acımaktan değil, hak’tan doğmuş olduklarını söylediklerini biliyor musun ? Ve işte şimdi kendime ve tüm dünyaya açıklayabilirim ki, hak’tan gelen armağanlar merhametten doğanlardan çok daha büyüktürler.

Ve şunu da söyleyebilirim ki, rastlantının doğurduğu Sevgi, bataklıkların durgun sularından farklı değildir.

Ey sevgili, önümde yüceliğe ve güzelliğe büründürebileceğim bir yaşam uzanıyor ki, bu yaşam ilk karşılaşmamızda başlamıştır ve sürecektir sonsuza dek.

Çünkü Tanrı’nın, büyük işlere ve sözlere işlenebilsin diye bana bağışlamış olduğu gücü, tıpkı güneşin kır çiçeklerini canlılığa kavuşturuşu gibi, benim içimden alıp ortaya çıkaracak olan sensin, biliyorum.

İşte bu nedenledir ki, sana olan sevgim sürecektir sonsuza dek.

Ey sevgili, senden beni bağışlamanı diliyorum. Çünkü sana ikinci şahısmışsın gibi konuştum. Oysa sen benim, Tanrı’nın kutsal elinden doğduğumuz andan beri eksikliğini çektiğim diğer güzel yanımsın”

HALİL CİBRAN