Yeni Çocukların Bilimi – 1

Bölüm 1: Tekamül Spirali

Dr Manjir Samanta-Laughton MB BS

Kuzey İngiltere’de Denby Dale isimli küçük bir Yorkshire köyünde büyüdüm. Gözünüzde canlandırın : Yorkshire tepeleri koyunlarla dolu, herkes birbirinin işini biliyor ve dükkanlar her Çarşamba öğleden sonra kapalı. Orada hayat o kadar yavaş akıyor ki, değişim olduğu zaman, köyün yetişkinlerinin başlarını üzgün şekilde sallarken “Eeeh ! Benim zamanımda böyle değildi” diye çığlık attığı işitilebilir.

Arka arkaya nesiller, gençlerinin yeni zevkleri ve büyük amaçları topluma daha fazla yansıtarak değişimleri getirdiklerini izledikçe, benzer sızlanmalar dünya çapında işitilebilir. Bunun gibi dünya çapındaki gözlemlerden, insan ırkının sürekli olarak tekamül ettiği sonucunu çıkarabiliriz. Şaşırtıcı şekilde bu, 2004’te bu soruyu soran Yeni Bilim adamı ile ana bilimde hala tartışma konusudur.(1)

Bu makalede, insan tekamülünün bilimine ve bunun daha önceki nesillerde genellikle görülenlerden farklı olan Yeni Çocuklar olarak adlandırılan çocuklarda son zamanlarda görülen yetenekleri nasıl açıklamaya başlayabileceğine bakacağız.

Bilgi Çağı

Çoğu insan 21 nci yüzyılın bilgi çağı olduğundan sözediyor. Bu kavram sadece, giderek artan şekilde maruz kaldığımız medya, internet ve diğer kaynaklara uygulanmıyor, ayrıca evrenin kendisinin dokusuna uygulanıyor.

Örneğin, fizikçiler, elektron gibi atomaltı bir parçacığı tanımladıkları zaman, onu negatif yük ile ilişkilendirirler. Bu yükün nerden kaynaklandığını ve nasıl meydana geldiğini açıklamak daha zordur. Sonunda, basitçe, yükün elektron ile ilişkili bilgi olduğunu söyleyebiliriz. (2)

Dünyanın önde gelen fizikçilerinden biri olan Lee Smolin bile, kapalı devre quantum yerçekimi üzerine kitabında (şu anda fizikte sıcak bir konu), evreni şeylerden değil süreçlerden yapılmış olarak tanımlıyor. (3) Evrenin temeli bilginin bir türü olarak görülüyor.

Öyleyse bilgi nasıl davranır ? Fransız fizikçi Jean Charon elektronun ve onunla ilişkili bilginin asla miktarının azalmadığı sonucuna varıyor : o sadece artıyor. (4) Elektronlar gibi parçacıklar ayrıca insan ırkını oluşturdukları için, bizim de bilgide artmakta olduğumuz iddia edilebilir : parçacıklarımız tekamül yolculuğunun yansıması olan her nesilin deneyimlerinden “öğrenir”.

Büyük gen hayal kırıklığı

Ama tekamül genlerimizle gerçekleşmiyor mu ? Herhangi bir türdeki değişimlerin arkasındaki ana faktörlerin, düşmanca ortamlarda hayatta kalmak için itici güç olduğu Darvincilerin fikri değil mi ? 21 nci yüzyılın başında, inceleme altına giren bu ‘bencil gen’in bir çok veçheleri var.

En büyük sürprizlerden biri, insan genom projesinin tamamlanmaya ulaşmasıdır. Tahmin edilenden çok daha az gene sahip olduğumuz ortaya çıkıyor. Bunlar, insan varlıkları ile ilişkili olan karmaşıklığı açıklamak için gerekliydi. Gerçekte, bir sebze sineğinden veya bir solucandan daha fazla gene sahip değiliz ve genomumuz temelde fareninki ile aynıdır. Bu, genlerimizin kim olduğumuzu oluşturmadığı isteksiz sonucuna götürdü. (5)

Bundan başka, tekamül için itki ‘stres yeni türlere eşittir’ fikrinden daha kompleks olduğunu kanıtladı ; hiç kimse, tekamülün arkasındaki mekanizma olduğu öne sürülen, eski bir türe stres uygulayarak yeni bir tür üretmekte başarılı olmadı. (6)

Biyolojistler tarafından, bakterinin kendi çevresine göre, istediği gibi kendi genomunu mutasyona uğratabildiğinin görüldüğünün bulguları eklenince ve tekamülün daha üstün genlerin arka arkaya nesillere, gelişigüzel işlemlerden bazı yardımlar ile transfer edildiği resmine sahip olduğumuzda, bu teori parçalanmış görünüyor.

İronik olarak bu ayrıca, Yeni Çocukların özel DNA ya sahip olduğu fikrinin yanlış olduğunu gösteriyor. Bu çocukların genetik mutantlar oldukları fikri, bilimsel güven kazanmak için ‘yeni çağ’ çevrelerinde çok fazla konuşuldu. Hikayeye daha fazla çeşni katmak için, bu fikrin kaynakları ayrıca bilim adamlarının bunu önceden fark ettiklerini ve bilgiyi gizli tuttuklarını iddia ediyorlar – bir çok insanın buna inanması için.

Yine de ana bilim genlerimizin kim olduğumuzu şekillendirdiği fikrini gönülsüzce bırakıyor, Yeni Çocuklar alanına bilimsel saygınlık getirmeye çalışıldığında özel DNA yı tartışmakta yarar yoktur. Özellikle Yeni Çocukların nasıl varlığa geldiğini açıklayabilecek bütün olarak bilim alemi içinde olan ufuktaki yeni ve heyecan verici fikirler olduğunda.

Kendinin Farkında – olan Evren

Şimdi bizi gerçekten şekillendirenin ne olduğuna bakmalıyız. Tekamülün altındaki kuvvet nedir ? Şaşırtıcı şekilde, bazı bilim adamları tekamülün bilinçli bir süreç olduğunu söylüyorlar. Biyolojist Bruce Lipton çevrenin algılanmasının DNA nın ifadesini kapsayan hücresel mekanizmanın arkasındaki itici güç olduğunu gösterdi. (8) Bu, meta – tıbbın kurucusu Dr Ryke Geerd Hamer tarafından görülen yüzlerce klinik durumlar ile destekleniyor, Dr. Ryke duygusal şokun histolojik (dokubilimsel) incelemede kanıtlanabilen hücresel değişimlere neden olduğunu keşfetti. (9)

Amit Goswami (10) ve Fred Alan Wolf (11) gibi fizikçiler de kuantum teorisinin bulgularından, bilinçliliğin evrenin temeli olduğu sonucuna vardılar. Bu, etrafımızdaki görünür olarak katı realiteyi oluşturan bilgisel süreçlerin bir şekilde sezgili oldukları anlamına gelir.

Yeni bilimde bilinçlilik merkezi ile, tekamülün arkasında yeni bir itici güç ortaya çıkıyor.

Tekamül Spirali

2004 yılının başında, British Holistic Medical Association’un (12) gazetesinde Kuantum Biyo – kozmolojisi isimli bir makale yayınladım. Bunun içinde, kuantum fiziğinin ve kozmolojinin (evrenin nasıl işlediğinin incelenmesi) prensiplerini incelemekten çıkardığım sonuçları gösterdim. Fiziğin tüm kuvvetlerini tek bir teoride birleştirmenin yolunun, yaradılışın merkez motifi olarak kara deliği yerleştirmek olduğunu keşfettim.

Kara deliğin arkasındaki prensibin çakralardan atomlara, gezegenlere evrenin her seviyesinde bulunduğu prensibi olduğunu iddia ettim. Bu makalenin tam versiyonu için websitemi ziyaret edin. www.drmunchie.com. (13)

Yayınımın hemen arkasından, Nassim Haramein isimli bir fizikçinin kara delik prensibinin matematiksel versiyonunu yayınlamaya hazır olduğunu keşfetmek beni memnun etti. (14) İki veya daha fazla sayıda insan, aynı anda aynı kavramı buldukları zaman, bilimin ilerlemek üzere olduğunun bir göstergesi olduğu görülüyor.

Teorinin merkezi her şeyin varoluşa doğru döndüğü veya spirallendiği fikridir. Varoluşun tüm seviyeleri bir spirali, matematikte Fibonnacci serileri olarak adlandırılan geometrik diziyi izler. Bu sadece kara deliklerde görünmez, çakralarda ve atomlarda ve hatta hava sistemlerimizde bile görülür. Hepsi çeşitli boyutlarda kara deliklerdir.

Eğer Haramein ve ben haklı isek, o zaman evrenin merkezi imzasını birbirimizden bağımsız olarak keşfettik. Bu imza ayrıca tekamülün arkasında olabilir. Tekamül de, her biri bir sonrakinden daha fazla bilgi içeren, başarılı insan nesillerinde kendisini ifade eden bilinçliliğin ilerleyen bir spiralidir.

Tekamülün itici gücü tüm varoluşun arkasındaki güç olabilir ; bu, sürekli artan bir spiralde kendisini ifade eden, insan varlığının her neslinin fiziksel karakteristiklerini ve yeteneklerini şekillendiren bilinçliliktir.

Bu şimdiki zamanda, bir eşikten geçmekte olduğumuz görülüyor ; spiral bir seviyeye yükseliyor. Bu zamanda doğan bir çok insan çokboyutlu farkındalık ve telepati gibi yetenekleri doğal olarak gösteriyor. Bu armağanlar doğaldır ve bazı çocuklarda (ve yetişkinlerde) açıktır.

Bilim, genlerimiz tarafından itildiğimiz fikrini bırakıp, bilgide daima artarak, bilinçlilik spirali tarafından şekillendirildiğimiz fikrine ilerledikçe, Yeni Çocukların bilimi daha aşikar olur.

Bu bilginin Denby Dale’de nasıl ele alınacağı görülecek !

Bu serinin bir sonraki bölümünde, Yeni Çocukların telepati ve çokboyutlu farkındalık gibi bazı yetenekleri için bilimsel temele bakacağım.

YAZAR HAKKINDA

Popüler olarak ‘Dr. Munchie’ olarak tanınan Dr Samanta-Laughton, tıp doktoru ve enerji tıbbı danışmanı eğitimi gördü. Bristol Kanser Yardım Merkezinde ve kendi holistik şifa uygulamalarında, genel uygulayıcı olarak çalıştı. Şifa ve diğer spiritüel uygulamaların bilimsel temelini araştırması onu teorik fiziğin, bilinçliliğin ve kozmolojinin biliminin prensiplerini incelemeye götürdü. Bulgularını popüler konferanslarda ve yazılarında bildirdi. Bu, auralar, çakralar, medyumluk, kanal olma, uzaktan şifa ve yaradılışın yolu için bilimsel açıklamaya doğru atılan büyük bir adımdır. www.childrenofthenewworld.com. i ziyaret edin.

Referanslar:

1. Douglas K. Are we still evolving? New Scientist 4 September 2004: 27-28.
2. Shroeder G.L. The Hidden Face of God. (The Free Press) 2001.
3. Smolin L. Three Roads to Quantum Gravity. (Phoenix) 2000.
4. Charon J. The Unknown Spirit. (Albin Michel) 1977.
5. Orwant R. What makes us human? New Scientist 21 February 2004: 36-39. 6. Turner G. How New Species are formed. New Scientist 14 June 2003: 36.
7. Cairns J. The Origin of Mutants, Nature 335: 142-145 9 (1988).
8. http://www.brucelipton.com/biology.php 2001.
9. http://www.newmedicine.ca/excerpt.php 2001.
10. Goswami A. The Self-Aware Universe. (Tarcher/Putnam) 1995.
11. Wolf F.A. Star Wave. (Macmillan) 1984.
12. Samanta-Laughton M. Quantum Bio-cosmology: the science of auras and chakras. Holistic Health No 79 Winter 2003/2004.
13. www.drmunchie.com 2003.
14. www.theresonanceproject.org 2004

http://www.childrenofthenewearth.com/

(ÇEVİRİ ; Saffet Güler)