DUA YÜRÜYÜŞÜ


1995’in sonbaharında, Yerli Amerikalılar tarafından düzenlenen bir dua yürüyüşüne katıldım. Bu değişik yerli insanlardan öğretiler almak için harcadığım beş – yıllık periyodun başlangıcında idi. Beyaz olmama rağmen, yerlilerin yolu kalbime çok yakın ve aziz geliyordu. Yerli büyüklerin öğretileri ile kendi dinimin öğretileri arasında büyük farklar görmüyordum.

Yürüyüş haziran ayında First Encounter Beach’te başladı ve bitiş yeri Santa Barbara’ya yakın Point Conception idi, oraya şubat 1996’da ulaşacaktık. Yürüyüşe Oklahoma’da katıldım.

Yürüyüşe katıldıktan hemen sonra tanıştığım sıcak kalpli bir Cherokee kadını olan Koşan Geyik Yavrusu ile konuşuyordum. Kasım ayının ortası idi ve gündüzler hala sıcak iken, geceler soğuyordu. Sıcak bir şapka bulma dileğimi söyledim.

“Ateşe tütün koydun mu? “ diye sordu Koşan Geyik Yavrusu.

“Ateşe tütün koymak mı? Diye tekrarladım. “Hayır”

Koşan Geyik Yavrusu öfke ile gözlerini çevirdi.

“Yaradan tüm ihtiyaçlarımızı karşılar” dedi. “Tütün ile (tütüne) bir şapka için dua oku ve tütünü kutsal ateşe at. Ateş, dualarını Yaradan’a taşır.” Konuşurken elini kolunu sallıyordu ve doğal camdan gözleri bana bakıyordu, sözlerinin önemini anladığımdan emin olmak istiyordu.

Kendimi aptal hissettim. Tüm bu yıl boyunca neden dua etmeyi düşünmemiştim? Yerli Amerikalıların tütün sunma yolu benim için yeniydi, ama öğrenmek ve sonra hissetmek için yürüyüşe katılmıştım ve hala bunu hissediyorum, önemli olan kalpten dua etmektir.

O akşam daha sonra, biraz tütün ile dua ettim. “Sıcak, örgü, yünlü veya akrilik bir şapka” istedim. Tütünü ateşe attım.

İki gün sonra, New Jersey’den Albuquerque’e uçakla gelmiş olan ve yürüyüşte bir hafta sonu geçirmek için bir itilim hissetmiş olan bir adam ile konuşuyordum. “Aklıma gelmişken” dedi, “Birkaç şapka ve eldiven getirdim. Şapka veya eldivene gereksinimi olan birileri var mı?”

Bir iki dakika sonra sıcak örgü bir şapkayı tutuyordum. Gri renkte akrilik idi. Gerçekten çok şaşırmıştım. Biraz da şok olmuştum. Tam olarak istediğim şey elimde idi. Ve sonra, aklıma şu düşünce geldi : “Keşke mavi renkli olmasını isteseydim.”

Simdi, mavi bir şapka istemek için ateşe tütün koymayacak kadar aklım vardı. Tam olarak gereksinim duyduğum ve de tam olarak istediğim şeyi almıştım.

“Mucizemin” haberini yürüyüşteki arkadaşlarla paylaştım. Hepsi gülümsedi, Tanrı’nın sevgi dolu yolunun bir başka örneğini işitmekten mutluydular. Ama kimse şaşırmadı. Gerçekte, yürüyüş sırasında düzenli olarak gerçekleşen benzer şeylerle ilgili hikaye üstüne hikaye işittim.

Ertesi gün, Michael ve annesi Üç Irmak ile yürüme fırsatım oldu. O gün çok güzeldi. Yol kırmızı, kayamsı tepelerle kaplıydı ve bu tepeler ardıç ağaçları, kaktüsler ve çam ağaçları ile doluydu. Gökyüzü derin mavi idi ve kristal berraklığında idi. Güneş biz yürürken bizi ısıtıyordu. Hava tatlı tatlı kokuyordu.

Kırmızı – kuyruklu bir atmaca bize eşlik ediyordu. İleriye uçtu, bir telefon direğine kondu. Ona ulaştığımızda, tekrar havalandı, üç direk öteye uçtu ve oraya kondu. Bunu tüm beş – millik yol boyunca yaptı. Yürüyüşümüzün sonuna gelince, uçup uzaklaştı.

Yol boyunca bir yerde, dikkatim yolun kenarındaki bir şeye takıldı. Oraya yürüdüm, aşağıya eğildim ve yerden örgü bir şapka aldım. El işi örgüydü, yünlüydü, tertemizdi ve mavinin güzel bir tonuna sahipti.

O zaman ve ondan sonraki yıllar boyunca, bu olayın içeriğine şaşırdım. Gereksinim duyduğum şapkaya ve istemiş olduğum şapkaya önceden sahip olduğumu hatırlarım. Mavi şapkanın verilmesi Yaradan’ımız ile ilgili ne anlatır?

Kötü zamanlardan geçtiğimde veya dua ettiğimde ve duamın işitilmediği göründüğünde, Tanrı’nın beni unuttuğunu veya dikkate almadığını hissetmek kolaydır. Bazen, değersiz olduğumu düşünürüm. Umutsuzluğa düşmek ve kendine – acımak çok kolay görünür. 1995 deki o günü ne kadar sıkça unuturum. Evet, mavi örgü şapkaya sahibim. Ve gerçeği söylemek gerekirse, bir çok lütuf aldım, onları sayamam. Belki, kötü zamanlar olduğunda, kutsamalarımızı hatırlamaya en çok gereksinim duyarız, çünkü onlar vasıtası ile Tanrı’nın kalbinin Sevgi olduğunu biliriz.

Einar Andreas Sunde

(Çeviri ; Saffet)