ANUNNAKİ İNSANLIĞIN KONTROLÜNÜ NASIL ELE GEÇİRDİ

Annunnaki

Gregg Prescott, M.S.

Robert Morning Sky’a göre, size öğretilmiş olan her şey bir yalan, buna gerçek galaktik soy ağacınız, din ve ölümde ışığı izlemek de dahil. Robert’ın Hopi ve Apaçi soy ağacı kiliselerin ve okulların bize anlatmadıkları ve bilmemizi İSTEMEDİKLERİ şeylerin kayıp parçalarını bir araya getiriyor! [Morning Sky: Sabah Yıldızı]

Genel olarak, Morning Sky’ın genetik soy ağacı hikayesi Zecharia Sitchin’in hikayesini izler, ama tamamıyla değil. Aslında bu, üstatlarımıza itaat eden köleler olmak için genetik olarak modifiye edilmekte olduğumuz bir köle gezegenidir.

Bu gezegendeki kontrolcü dünya dışı varlıkların çoğu kötü niyetli iken, Reptilianların, Siriusluların ve kötü niyetli Anunnaki’nin bizim için bu gezegende düzenledikleri şeyleri iptal etmeye yardımcı olmaya çalılan iyiliksever Pleiadeslilerden yardım aldık. Bu, Ağustos 1947’de ABD’nin “4 köşesinde” New Mexico UFO kazasından anlatılmayan hikayenin parçasıdır. Görünüşe göre, Morning Sky’ın büyük babası da dahil 6 Apaçi Yerlisi tek başına hayatta kalan Pleiadesliyi kurtardılar. Bu Pleiadesli güneş sistemimizin ve insanlığın hikayesini anlatmak için imgeler yansıtmak için kristaller kullandı. Morning Sky’a göre, tünelin sonundaki ışık, ruhun Dünya Anayı yöneten o varlıklara hizmet etmeye devam etmek için bu gezegende reenkarnasyon döngüsüne yakalandığı ruh rejenerasyon merkezine götürüyor. Bu, insanların ışık tüneline gitmeleri için gezegenin hükümranlığının verildiği Reptilianlar tarafından konuldu.

Dindar olanlar için, bu hikaye velveleye verebilir. Morning Sky’a göre, Siriuslular insanın kontrol etmek için tüm dinlerden sorumlular. İnsanlığın genetik yaratılmasından sorumlu olan Ea (EArth – Dünya sözcüğündeki EA) ve kızkardeşine rağmen, Annunaki Enlil kendisini bu gezegenin Tanrısı olarak tayin etti. Enlin incilin Eski Ahitindeki aynı “tanrıdır”. Eğer Enlil’i tatmin ederseniz (veya tanrının emirlerini izlerseniz), cennetteki yeriniz ile “ödüllendirilirsiniz”. Problem şu ki, cennet vizyonunuz yukarıda sözü edilen aynı ruh rejenerasyon döngüsü ile aynıdır. Bir köle olarak yeniden enkarne olmaya devam edersiniz ve daha önce bir çok kez olduğu gibi, tüm önceki yaşamlardan gelen hafızanız silinir.

Sözcüklerin etimolojisi de (kökenbilim) bugünün toplumunda önemli bir rol oynar. Örneğin:

Zu = En büyük Üstat

Su = Üstat

Dolayısıyla…

EA-SU = Öğretmenler

EA-SU = Iesous = Jesus (İsa)

DA-EA = Deus = “Tanrı” için kullanılan terimlerin hepsinin kökü

EAU Son Eki = …. nın işleri

EAU, EAYU’ya değiştirildi = EAWEH = YAHWEH = JEHOVA

EASU (öğretmenler) kim olduğumuzu ve bu sistemden nasıl çıkacağımızı hatırlamamıza yardımcı olmak için tüm gezegendeki mağaraların derinliklerine ipuçları ektiler. Bazı EASU’lar piramidin ve “Mars’taki Yüzün” yapımından bile sorumlular.

İncildeki hikaye bize İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu anlatır, ama gerçek şu ki, EA’nın ilk doğan oğlu Marduk kendisinin Tanrı olduğunu ilan etti ve adına Amen RA dedi. Kölelere tek tanrı olduğunu söyledi ve hatta önceki tüm tanrıların varlığını uzaklaştırırken otoritesini göstermek için dikili taş, hiyeroglifler ve piramit tanımlarını değiştirdi. Ek olarak, ona biat etmeyen herkesi yok etti.

Marduk’un etimolojisi (kökenbilim) aşağıdaki gibidir:

MAR (MR = … nın oğlu) DUK (köpek – Sirius).  Siriuslu bir tanrının güneşi Marduk gerçekte bir fahişenin oğlu!

Genetik deneyin parçası olarak EA ve kızkardeşi insanlara özgür irade verdiler. Buna rağmen, bazı insanlar köle sistemine geri döndüler, çünkü tek bildikleri buydu. Bu size tanıdık geliyor mu? Bugünün toplumunda, çoğu insan gerçekte aynı sistemin ekonomik köleleri oldukları bilgisine sahip değil. Enlil, eğer ona itaat ederlerse, yaşam bittikten sonra günahlarından arınacakları güvencesini verdi.

Kardeşi Enlil tarafından konumundan uzaklaştırıldıktan sonra, EA yarattıklarının libidolarını “yükselterek” onların cinsel tepkileri ile deneyler yaptı, ortalama insanın her 10 dakikada seksi düşünmesinin nedeni budur. Bu, Enlil’in hiyerarşisine karşı isyan etmek için yapıldı.

Yapılan bu deneyler Orion reptilian Kraliçeleri tatmin etmesine rağmen, EA farkında olmayan ve tutkusu ya da bilinci olmayan çirkin bir yaratık yarattığı için hala hayal kırıklığına uğruyordu. Bu noktada, sistemin dışındaki başka bir galaksiden bir varlık ona yaklaştı. Bu varlık, kendi evrimlerinde, kendi fiziksel bedenlerine olan gereksinimi bırakmıştı ve dağı tırmanmak için içsel enerjiyi kullanmayı öğrenmişti. Bir ipe gereksinimi yoktu. Bir gemiye gereksinimi yoktu. Kendi enerjisini kullanabiliyordu. Daha da fazla içsel enerji kullandıkça, daha az yoğunluğa gereksinim duyuyorlardı. Bu nedenle, başka bir galaksiden olan bu varlıklar evrimsel bir formül üretebiliyorlardı ve bir kuş, insansı bir kuş görünümünü almışlardı. Evrimleştikçe, bu varlıklar yoğunluklarını kaybettiler. Fiziksel beden gereksinimini kaybettiler, ama “cinsel ilişkiye girmeyi” seviyorlardı. Kur yapma amacıyla, kanatlarını alıkoydular. Ama karanlıkta, güneş ışığı yoktur… enerji varlıkları ışıldar. Onlar Prens EA’ya geldiler ve şöyle dediler, “Gerçekten onlara bağımsızlık vermek istiyor musun? Gerçekten onlara Özgür İrade vermek istiyor musun? Ne yapacağımızı sana anlatacağım. Sana kendi DNA ipliklerimizden birini vereceğiz. Eğer bunu canavara bağlayabilirsen, ona tutku, inanılmaz ateş /tahrik) vereceksin.” EA o DNA’yı aldı ve canavara gitti ve onu canavara bağladı. Aniden o (canavar) başka bir galaksideki başka bir ırka bağlandı. Aniden, farkında oldu. Bilinçliydi. Bu varlıklara AKU deniyordu. Prens EA’ya verilen, canavarın içine yerleştirilen armağan Kuş Tüyü’nün Armağanı olarak biliniyordu.”

“AKU Prens EA’ya şöyle dedi; “Lütfen canavarların şunu bilsinler: “Tutkuları ile nasıl ve ne zaman temasa geçeceklerini bilmeleri için, bu DNA ipliğine bağlanan bir ipucu koyacağız (çünkü onlar bunu hiç deneyimlemediler).

Ateşinizle bir olduğunuz zaman, canavara olacak olan şey şu. O, kuş tüyleri görmeye başlayacak. Kuş tüyleri onların önünde tezahür edecek ve kuştüyü olan varlıkları rüyalarında görecekler ve yaşamlarında kuş tüyü olan varlıklar olacak… uçup gelen kuşlar. Aniden, kuş tüyleri onun varoluşunun çok önemli bir parçası olacak. Kuş tüyünün armağanı şudur: Siz ateşiniz ile Birsiniz; kuş tüyleri göklerden düşecek; kuş tüyü olan varlıkları rüyanızda göreceksiniz; kuşlar ortaya çıkacak; kuş tüyleri oturma odanızın tabanının ortasında ortaya çıkacak; kuş tüyleri her yerde olacak… bu AKU’dur. Onlar Lord EA’nın lordları olarak bilindi. Prens EA’nın ünvanı Enki idi, Kuşların Lordu. Lord EA’nın lordları Enkiats idi, Ahnk-KAs… onlardan gelen armağandan sorumlu olan melekler. Siriuslu Kralın en büyük oğlu Prens EA çevresinde EArth (dünya) Gezegeninin ve güneş sisteminin lordluğundan (egemenliğinden) sorumlu idi. Prens EA kendi DNA’sını aldı ve bunu canavarınki ile karıştırdı. Bunu yaparak, canavar Lord Creator’ın (Yaratıcının) oğlu oldu… Canavar Yaradılış Tanrısının dölüydü. Lord EA bize kraliyet hakkı olan kendi DNA’sını bahşetti. Dünya Gezegeninin ve kendi güneş sistemimizin lanet tahtını üstlenebiliriz. ‘Sistem dedi ki’, “İsa Mesih! ONLARIN BU HİKAYEYİ BİLMELERİNE İZİN VERME”, çünkü onların %51’i ayağa kalkıp “Cehennem kadar çılgınım ve artık bunu almayacağım… Uzaylıların dünyadan gitmelerini istiyorum, Grilerin dünyadan gitmelerini istiyorum… Bu gezegenin tahtında hakkım var” derler. Gezegeni ele geçireceğiz ve bunu yapmaya hakkımız var. Ve biliyor musunuz? Bunu Özgür İrade, tutku ile yapacağız. Sistem bunu istemiyor.

Gezegendeki imparatorluk yönetiminin şu andaki yöneticilerinin Orion’lu melez reptilianlara kadar giden soy ağaçları var, para RA’nın (Marduk’un) çocukları olan Rockefellers ve Rothschilds’e verildi. Görebileceğiniz gibi, Rockefeller’in (RA-KA Firavunları) ve Rothschild’in (RA-KA-M = RA-KAM <KAM = shield> = RA-Shield = Rothschild) isimleri bu bilinç savaşının parçasıdır.

Morning Sky ekledi, “Bir savaş var ve ganimet biziz.”

Morning Sky’ın kendinize sormanızı istediği bazı sorular:

* Eğer iyiliksever varlıklar tarafından kontrol ediliyor olsaydık, o zaman neden onlar burada değiller ve neden gerçeğin üzerini örtüyorlar?

* Hükümet neden resmi olarak UFO’ların varlığını kabul etmiyor?

(Çeviri: Saffet Güler)