Bilimsel Araştırma Meditasyon Yapanların Uzak Mesafeden Kuantum Sistemlerini Çöktürdüğünü Gösteriyor

QUANTUM-300x227

1 Mayıs 2014

Arjun Walia

Yıllardır sayısız bilim insanı bilincin rolünü ve bilincin fiziksel maddi dünyamızı nasıl direkt olarak etkileyebildiğini araştırdı. Bilincin ve fiziksel maddi dünyamız olarak algıladığımız şeyin direkt olarak birbirine dolanmış olduğunu net bir şekilde gösteren çok sayıda araştırma yayınlandı. Makalenin sonuna doğru bunun daha fazla örneğini vereceğim, ama şimdilik birincisine bakacağız.

Bunu sayısız kez yazdık, buna kuantum çifte yarık deneyi adı veriliyor ve bu bilincin fiziksel maddi dünyamızı nasıl etkileyebildiğinin harika bir örneğidir.  ‘Physics Essays’ dergisinde yayınlanan bir çalışma bu deneyin fiziksel gerçekliğin doğasını şekillendirmede bilincin rolünü keşfetmek için nasıl sayısız kez kullanılmakta olduğunu açıklıyor.

Bu deneyde, kuantum dalga – fonksiyonunu çöktürmede bilincin olası rolünü test etmek için çifte – yarık optik sistem kullanıldı. Dikkatin çifte yarıktan uzaklaştırılmasıyla karşılaştırıldığında dikkat çifte yarığa odaklandığında Girişim modelinin çifte yarık spektral (izgesel) gücünün, tekil yarık spektral gücüne oranının azalacağı tahmin edildi. Araştırma bilinç ile ilişkili faktörlerin, çifte yarık girişim modelinde yörüngedeki sapmalarda öngörülen şekillerde önemli ölçüde ilişkili olduğunu buldu.

Gözlem yalnızca ölçülen şeyi rahatsız etmiyor, onu üretiyorlar. Elektronun belirli bir pozisyonu olduğunu varsaymaya mecbur bırakılıyoruz. Biz kendimiz ölçümün sonuçlarını üretiyoruz.”

Dalga fonksiyonundaki yörünge sapmalarını ölçmek için bir seri deneyler yapıldı. İlk deneyde, katılımcılara dikkatlerini çifte yarık tertibatına yönlendirmeleri veya dikkatlerini bir göreve geri çekmeleri talimatı verildi. Belirli zamanlarda, bilgisayarla işlenmiş bir ses onlara “Lütfen şimdi ışın demetini etkileyin” diyor ve dikkati uzaklaştırmak için “Şimdi gevşeyebilirsiniz” diyor. Bu ilk deney bilinç çöktürme kuramı ile ılımlı şekilde uyum içinde (çifte yarık girişim modelindeki yörünge dalgalanmaları).

İkinci deney meditasyoncuları çalıştırmak için harika bir yer olan bir Zen Budist tapınağında yapıldı. Bu kez:

İşitsel geri bildirim için, dikkatin uzaklaştırılması sırasında bilgisayar yumuşak, sürekli bir pes ses tonu çaldı ve dikkatin yöneltilmesi sırasında R’nin (dalga fonksiyonundaki yörünge dalgalanmaları) gerçek – zamanlı değerini yansıtmak üzere ses perdesi değişen müzikal bir nota çaldı. Katılımcılara ilk deneyde olduğu gibi dikkatlerini çifte yarık cihazına yöneltmeleri talimatı verildi. Eğer başarılı olurlarsa, o zaman çifte yarık spektral gücünün azalacağı öngörüldü ve müzik notasının ses perdesi de azalacaktı.”

Bu test 31 seansa katılan 19 katılımcı ile bitirildi. Noetic Bilimler Enstitüsü (IONS) laboratuarında, üç meditasyoncu 11 seansa katkıda bulundu ve dört adet meditasyon yapmayan katılımcı 7 seansa katkıda bulundu. Zen Budist tapınağında, 12 meditasyoncu 13 seansa katkıda bulundu.

Bu deney daha fazla kanıt sağladı ve IONS laboratuarında meditasyoncular, meditasyon yapmayanlara göre “üstün performans” gösterdiler.

Sonra üçüncü bir deney yapıldı, altı meditasyoncunun 22 seansa katıldığı ve yedi meditasyon yapmayan katılımcının 11 seansa katıldığı 33 seans yapıldı. 22 meditasyoncu seansı girişim modelinin oranında “önemli azalma” ile sonuçlandı. Meditasyoncular burada “özellikle güçlü bir istatistiksel etki” gösterdiler. Bu deney açıkça kuramı destekledi.

Dördüncü deneyde, 31 insan 51 seansa katkıda bulundu ve bu çalışmada deneysel etki boyutu, ilk üç deneyde gözlenenden 3 kat büyük idi.

Araştırma devam ediyor ve bilinç ile ilişkili bir sayıda faktörün (meditasyon kullanan faktörlere odaklandım, ama çalışmada fazlası var) kuantum dalga fonksiyonunu çöktürdüğünü veya onun modeline müdahale ettiğini istikrarlı şekilde gösteriyor.

“Araştırma bilinç ile ilişkili faktörlerin çifte yarık girişim modelinde yörünge dalgalanmaları ile öngörülen şekillerde önemli ölçüde ilişkili olduğunu buldu.”

Aşağıda kuantum çifte yarık deneyinin görsel gösterimi var.

https://www.youtube.com/watch?v=DfPeprQ7oGc

Bu deney bilincin fiziksel maddi dünyamız ile birbirine örülü olduğunu kanıtlayan bir çok deneyden biridir.

Yeni fiziğin temel sonucu da gözlemcinin realiteyi yarattığını onaylıyor. Gözlemciler olarak, bizler kendi gerçekliğimizin yaratımına kişisel olarak dahiliz. Fizikçiler evrenin “zihinsel” bir yapı olduğunu kabul etmeye zorlanıyor. Öncü fizikçi Sir James Jeans şöyle yazdı: “Bilgi akışı mekanik olmayan realiteye doğru yol alıyor; evren büyük bir makineden çok büyük bir düşünce gibi görünmeye başlıyor. Zihnin artık madde alemine kazayla izinsiz girmediği görülüyor, zihni madde aleminin yaratıcı ve yöneticisi olarak takdir etmeliyiz. Bunu aşın ve tartışılmaz sonucu kabul edin. Evren maddeye dayanmaz – zihinsel ve ruhsaldır.” (R.C. Henry, “Zihinsel Evren” ; Nature 436:29,2005)

Bilim kadim bilgeliği hızla yakalıyor. Dünyamızı değiştirmek eylem gerektiriyor, evet, ama o eylem barış, sevgi, işbirliği ve anlayış yerinden gelmelidir. Meditasyonun ve niyeti değiştirmek istediğimiz şeye doğru yönlendirmenin eylemin temeli olmadığını kim söyler? İçinizde değişirseniz, irade olmadan tezahür ortaya çıkmaya başlayacaktır ve tam şu anda gezegenimizde gerçekleşmekte olan şey budur. Eğer kalplerimiz doğru yerde olursa ve niyetlerimiz saf olursa, değişimi gerçekleştirmek üzere eylemi kullanmak için gerekli fırsatlar bize sağlanacaktır. Bilincin rolünün ve bilincin rolünü tanımanın bu kadar önemli olmasının nedeni budur. Bilinç kitlesel ölçekte küresel bir değişim yaratmakta büyük bir rol oynar.

Hiç bir problem onu yaratan aynı bilinç seviyesinden çözülemez.”Albert Einstein

(Çeviri: Saffet Güler)

http://www.collective-evolution.com/2014/05/01/scientific-study-shows-meditators-collapsing-quantum-systems-at-a-distance/