Bir Regresyon Seansı: İnsan Duyguları İle Beslenen Bir Yaratık

Bir Regresyon Seansi

İNSAN VE HAYVAN DUYGULARI İLE BESLENEN BİR YARATIK

Pavel Gyngazov

Bir Regresyon Seansı. Regresyon ile geçmişe götürülen bir insanın seanstaki deneyimleri.

Altta kuru çatlamış toprak var. Sis ile sarmalanıyorum. Bir bedende olma hissi duymuyorum, ama bir bedenim olduğunu biliyorum, bedenim jöle gibi şekilsiz. Altımdaki her şey çatlamış toprak ve sis. Önümde sisin içinde ortadan kaybolan altın bir maske görebiliyorum.

– Bu sahneyi gördüğün zaman ne tür çağrışımlar veya duyguların var?

– Kesinlikle duygu yok. Bir şeyi bekliyor gibiyim. Başka birinin duygularını hissediyorum, duyguları bekliyorum.

– Öyleyse bedeninde duygunun olmadığı görülüyor. Ama duygular yaşamın için gerekli değil mi? Başkasının duygularını mı ele geçiriyorsun?

– Evet, bu şekilde görünüyor. Bu duygular başkasının; bu duygular bana harekete geçme yeteneği veriyor. Burada bir üzüntü duygusu var, bu beni bu duyguyu üreten yaratığa çekiyor. Şimdi ilginç bir dönüşüm başladı.

– Bunu tanımla.

– Hem ben hem de etrafımdaki sahne dönüştük. Biraz önce sözünü ettiğim çatlamış toprak artık toprak değil, o beyin korteksine (beyin zarı) döndü. Ve sis yalnızca etraftaki uzayı tanımlamak için araç. Tam şimdi tüm sahne değişti ve her şey berraklaştı. Bu, birisiyle konuşan bir adamın beyni. Genişledim. Bu benim için duygularla oynama aracı.

– Bana o adamı tanımla.

– 18 nci yüzyıldan frak giymiş bir adam. Korkmuş. Onu korkuttum, ama bu duygu en az ilginç olan duygu, harekete geçmek için bana en az enerjiyi veriyor.

– “Duygu avcısı” deneyiminden, seni en çok hangi duygular çekiyor?

– Benim varlığımın neden olmadığı duygular. Adamın birilerinin onun duygularına nüfuz ettiğini hissettiği için korktuğu görünüyor. Gri parıltılı büyük siyah bir şeklim var.

– Etrafında hiç bu tür yaratıklar var mı?

– Evet

– Buraya nasıl geldin?

– Her zaman buradaydım. Veya …

– Neden uzun süre sessiz kaldın? Ne öğrendin?

– Bazı ilginç şeyler. Benim gibi yaratıklar duygular tarafından üretilir ve duygularla ölürler, ama bu tek bir insanın veya hayvanın duygularına bağlı değildir. Duygular yaşama ve hareket etme mekanıdır. Duygular yaşam ve eylem sağlar.

– Bu, canlı organik bir yaratığın duygusunun enerji olduğu anlamına mı geliyor?

– Enerji ve hareket etmek için mekan. Duygu ne kadar kuvvetli olursa, duyguyu hisseden insanın duygusu ne kadar derin olursa, o kadar çok ilgi hissederim ve hareket etmek için daha büyük mekana sahip olurum. Benim için ilginç olan duygular olduğu gibi, ilginç olmayan duygular da var.

– Ve duygusunu tükettiğin canlı varlık için bunun sonuçları nedir?

– Aslında, bu önemli değil. Enerji onlarla kaldığı için bu onlara zarar vermez. Onlar için tek hoş olmayan şey korku duygusu.

– Dünyada senin gibiler çok mu?

– Çok fazla. Biz duygular ile üretiliriz. Ama ne insanlar ne de hayvanlar bizi göremezler. varlığımızı hissederler, bunun ne olduğunu anlamazlar ve bundan korkarlar. Onları korkuturuz.

– Neden neşe duygusu yaratamıyorsunuz? Neşe duygusunun senin için yeterli enerjisi yok, öyle değil mi? Bu durumda insanlar neşeyi çok daha sık hissederlerdi, öyle değil mi?

– Hayır, korku duygusu yaratmayı amaçlamıyoruz, ama insanlar bunu hissediyor. İnsanlara ait olan duygular ilginç. İnsan duygusunu hareket etme mekanı olarak kullanmaya başladığınız zaman, yabancı bir şeyler (kendi duyguları değil) hissetmeye başlar ve korkar. Korku duyguyu parçalar, böylece harekete geçme mekanı ortadan kaybolur. İnsanı duygularıyla ele geçirmeye çalışmayız, sadece duygularının içinde yaşarız.

– Bu çok ilginç. İlk kez bu tür bir “takipçi sapık” ile karşılaşıyorum. Yaşamının prensiplerini ve yollarını ayrıntılarıyla tanımla.

– Duygu ilginç olduğu zaman, kocaman bir baloncuğa benzer, onun içine nüfuz etmek mümkündür ve…

– Duyguyu hisseden adam nasıl görünüyor? O da bir baloncuk içinde mi? Ve bir soru daha – duyguların rengi var mı?

– Evet, tabi, duyguların renkleri var. Yanımdaki adamın duygusu soluk menekşe renginde – bu üzüntü duygusu. Arkadaşıyla üzücü olan bir şey hakkında konuşuyor. Ve arkadaşı soluk sarı bir renge sahip – alaycı bir lütufkarlık.

– Hangi duyguyu kullanacağın ile ilgili bir tercihin var mı?

– Evet, soluk menekşe olan, bu daha içten. Duygu ne kadar içten olursa, benim için o kadar ilginç oluyor. Konuşmalarının anlamını yakalamıyorum, sadece renkler. Duyguların uzayına nüfuz ediyorum. Bu ilginç ve acayip – bu duygu baloncukları insanların konuştukları yer ile örtüşüyor. Anlamıyorum, çünkü bu holde olan insan duygularını görüyorum ve holün kendisi duyguların içinde. Bu yaratık olarak, bunun bu şekilde görünmesi gerektiğini kavrıyorum, ama bir insan olarak bakış açımdan bu çok garip.

– Neden özellikle bu insanları seçtin?

– Şimdi etrafıma bakıyorum, tüm bu insanların duygu kaleydeskopları olduğunu görüyorum, duygu kokteylleri, bunlardan çok fazla var. Baloncuklar zinciri gibi görünüyor ve her biri kendi rengine sahip ve içlerinde bir hol var.

– Bir insan için daha açık olması için lütfen bu sahneyi ayrıntılı şekilde açıkla.

– Dünyayı yalnızca duygular aracılığı ile görebiliyorum, bu nedenle tüm hol duygunun içinde bir bölge. Duygular yoksa, hiç bir şey göremem.

-Seansımıza soluk menekşe ve soluk sarı renkleri olan o iki adamla başladık. Onlardan hangisini tercih edersin?

– Soluk menekşe, bu üzüntü, bu samimi ve çok daha ilginç.

– Bu duygulardan ne elde ediyorsun?

– Hayat elde ediyorum. Duygu ne kadar samimi olursa, bana o kadar fazla hayat veriyor, örneğin yaşamak için daha fazla yer.

– Anlat lütfen, bitkilerin veya inorganik doğanın duygularını kullanabiliyor musun? Herhangi bir yere kendi kendine gidebiliyor musun?

– Evet, gidiyorum. Duygular yerkürenin her yerinde, ama yerkürenin kendisinin duyguları yok. Taşların duyguları yok, ama taşlar hayvanların veya insanların duygularını çekebilirler. Bitkilerin de duyguları yok. Sadece insanların ve hayvanların duyguları var ve duygular insanlardan veya hayvanlardan koparılabilir ve bitkilerde ve taşlarda tutulabilir. Duygular suda tutulabilir.

– Boğulan insanların duygularıyla hiç karşılaştın mı?

– Hayır, ama başka şeyler gördüm – yatağında ölmekte olan bir adam. Kendisine acıyordu, öleceği için ve artık yaşayamayacağı için kendisine acıyordu. Ölümden önce bu duyguyu hissetti, duygunun rengi turuncu ve kırmızı idi, kanla lekelenmiş bir portakal gibi. Bu duygu büyüdü, şişti ve patladı, arkasında yakalayabildiğim akkor halinde parçalar bıraktı.

– Duygular olan bu salonda senin için ilginç olan insanlar var mı?

– İki kadın, onlardan birine çekiliyorum. O ağlıyor. Onun duygusuna yavaş yavaş giriyorum. Bu bir ıstırap duygusu, soğuk ve beyaz, yanıp sönüyor. Ama gerçekten samimi bir duygu ve bu nedenle içine girmek ilginç. Kadın korku hissetmeye başlıyor, bu korkuya o insanı kaybetmenin neden olduğunu düşünüyor, ama aslında buna neden olan benim. Duygusunun içinde ona ait olmayan bir şeyler olduğunu hissediyor.

– Aynı türde başka yaratıklar var mı? Kendinize ne isim veriyorsunuz?

– Bizden çok fazla var, ama birbirimizi tanısak bile her birimiz kendi başına yaşarız. Bir varlığın parçasıyız. Bir duygu parçacığı getirerek, bu parçacıklardan beslenen kocaman, kara renkli bir yaratığı yaratırız. Bunu anladım! Bu duygulardan beslenmiyoruz, bir şeye yiyecek getiriyoruz. Bunu tanımlamak zor, o kocaman ve merhametsiz, ama bizi öldürmüyor. İnsanlara karşı insafsız. İnsanlar için bir şey hissetmiyoruz, insanlar hissediyor.

– Varoluşunuzun amacını anlıyor musun? Nereden geldin?

– Biz duygularla üretiliriz, belirli türde duygular. Bunlar hiç bir şeyle ilgisi olmayan duygular. Örneğin, nedeni olmadan kuvvetli bir şey hisseden, “evrensel üzüntü” hisseden bir insan; bu onu yakalar ve ayartır.

– Ve sen, I.V., insan bedeninde bu tür duygulara sahip miydin?

– Evet. Bu duygular bizi üretiyor. Ve duygular bir şeyle ilişkili olduğu zaman, bunları bir toplayıcı gibi olan kocaman kara yaratığa götürürüz.

– Duygularımızın izlendiği gerçeğini anlamak, bizi bu kolleksiyonun bir parçası olmaktan kurtarabilir mi?

-Evet, insanı çok değiştirir, onlara yeni bir şeyler verir.

– Gördüğüm kadarıyla, bu kocaman yaratık, toplayıcı canlı varlıklar tarafından yapılıyor – hayvanlar ve insanlar, örneğin psikolojisi olanlar. Bitkiler buna sahip değil. İnsanın, duygularını toplama vaadi vermiş gibi, duygularını kendisinin topladığı ortaya çıkıyor.

– Kendi duygularından keyif almak mı?

– Şimdi, daha önce sözünü ettiğim yatağında ölen o adamın ölüm anına geri döndüm. Ölen adamın duygularının kalıntılarını aldım, ortadan kayboldum.

– Ama enkarnasyonun varsa, anlayış ve düşüncelerin varsa, öylece tamamen yok olamazsın. Daha sonra seninle olan biten şeyler hakkında bilgiyi nasıl alabildin?

– Bir patlama gibi aynı anda her yönde bir sürü renkler ve hızlı hareketler var! Sarı uzay ile çevrelendim, o berrak ve altın. Bu uzay saldırganlık olmadan bana iyi davranıyor, beni hoş tutuyor. Bu uzayda hareket etmek kolay, ama o kapalı.

– Herhangi bir sonsuzluk duygusu var mı?

– Küre olduğumu hissediyorum ve bu kürenin yüzeyinde süzülüyorum. Sarıyım ve yüzey üzerindeki hareket bütünlüğü sürdürmemi sağlıyor.

– Bu küreyi terk etmek için ne almalı veya vermelisin?

– Kuvvetli duygusal ve enerjisel gerilime ihtiyacım var. Kendi duygularımı hissetmeye başlıyorum. O yaratık olmuş olduğum zaman, hiç duygum yoktu, başkalarının duyguları vardı ve burada kendi duygularım var. Önce bekleme duygusu – kendi duygum. Bu beni geriyor, sıkıyor ve güçlü istek hissettiriyor. Duygusal gerilim büyüyor ve sonunda küre patladı. Kırmızıya döndüm.

– Etrafında ne tür uzay var?

– Şimdi etrafta sümüksü madde, kan hissediyorum ve insan çığlıkları duyuyorum. Bu bir cinsel birleşme.

– Kimsin, ne hissediyorsun? Hareketsiz misin yoksa hareket ediyor musun?

– Sanki bu insanların etrafında, cinsel bölgelerinin etrafında yatıyormuşum gibi görünüyor. Ama kadının içine girmedim, küreye geri döndüm ve bir dalga gibi kürenin üzerinde süzülüyorum. Bekleme ve rahatsızlık duygusu tekrar büyüyor, çünkü bir şeyler olacak gibi hissettiriyor, ama bir şey olmuyor. Çiftleşen köpekleri görüyorum, ama beni çekmiyorlar. Yine kürenin üzerindeyim, gerilim büyüyor. Yine seansın başlangıcındaki yüzeyde ve tekrar bu maske. Bu mekan bir yerlere geçit; burada durmak mümkün.

– Ne için geçit?

– Hazırlanmak için bir duraklama. Buraya gelmek mümkün ve her şey aynı olur. Ve amaç sis ile sınırlı.

– Etrafındaki uzay nasıl görünüyor? Bu sisten dışarı nasıl çıkabiliyorsun?

– Bu uzay berrak sınırsız enerji.

(Çeviri: Saffet Güler)