BM METATRON: SİMYA MESAJLARI 21 – Algı ve Frekans


21. Algı ve Frekans

Sevgililer, düşündüğünüz şeyin realitenizi yarattığı olgusunu işittiniz. Buradaki bazılarınız  bunu yaşamlarınızda uygulamaya koymak için çalıştınız. Diğerleriniz başınıza gelen bazı olayların ve durumların nasıl muhtemelen sizin kendi düşünceleriniz tarafından yaratılmış olabileceğini göremiyorsunuz. Sevgililer, nasıl düşünürseniz, dışsal tezahürleriniz de öyle olur. Bu, kavramanız için önemli bir kavramdır. Aksi taktirde, yaşamlarınız zihninizden gelişigüzel geçenleri izleyerek rüzgarda sürüklenen saman gibi olur. Diğer taraftan, Yaratıcınızın bilincinin bir kıvılcımı olarak, sadece Dünya planınızın özel kurallarına bağlı olarak, hepiniz isteklerinizi tezahür ettirmek için yaratıcı güce sahipsiniz.

Görüyorsunuz Sevgililer, tüm yaradılış Tanrı’nın Sesinin bir ürünüdür. Yaradılışın doğası, onun özel Ses dalgalarının, onun titreşiminin veya onun tonunun frekansı üzerine kuruludur.  Siz yoğun madde planında yaşıyorsunuz. Dünyanız, onun yaşam formları ve donanımı hepsi görünüşe bakılırsa çok katıdır. Bunun nedeni, onları oluşturan Ses dalgalarının daha düşük bir frekansta titreşmesidir. Bilinç, Ruh, Yaratıcının saf düşünce kıvılcımı olarak siz çok yüksek bir frekansta titreşirsiniz. Sizin, değişik hızlarda titreşen başka bölümleriniz vardır, duygusal bedenleriniz, zihinsel bedenleriniz ve diğerleri. Siz bilincin çok karmaşık varlıkları olmanıza rağmen, bu tartışmanın amaçları için basit olacağız. Sadece bilinçli farkındalığınızın bir parçasını tartışacağız.

Ruh olarak, sizler, doğrusu çok yüksek bir seviyede titreşiyorsunuz. Siz Yaratıcınız ile İlahi bağlantınızı hatırlamayı ve ona sahip çıkmayı seçtiniz.  Şüphesiz, bunu yapmak için, sizin bireysel titreşim frekansınız Yaratıcınızın frekansı ile uyumlanabilmelidir. Maddenin daha yoğun planında yaşayan bedenlenmiş bir insan olarak bir deneyime sahip olmakta olduğunuz için, Varlığınızın diğer alanlarında o kadar yüksek titreşiyor olmayabilirsiniz. Fiziksel bedeniniz olmasını istediğiniz gibi fonksiyon görmeyebilir. Siz duygularınızı kontrol edeceğinize, duygularınız sizi kontrol edebilir. Yaşamlarınıza mantık ve neden uygulamaya çabalarken, zihniniz fazla miktarda belirsizliğe neden olabilir. Ruh olarak çok yüksek frekansınız ile Varlığınızın bu diğer parçalarının frekans seviyeleri arasında büyük bir dengesizlik vardır. Sevgililer, bu radyonuzda aynı anda bir çok radyo istasyonuna ayarlanmaya çalışmak gibidir. Bunlar birlikte çok iyi ses çıkarmaz. Bunlar uyumsuzluk içindedir.

Tüm parçalarınızı dengelemek istiyorsanız, İlahi olarak İnsan olmak istiyorsanız, siz içsel yaratıcı gücünüzü kullanmak zorundasınız, düşünce gücünüzü.  Eğer ayarlanacağınız frekansı bilinçli olarak seçmezseniz, kendi titreşiminiz kendini en yakın mevcut diyapazona ayarlayacaktır. Etrafınızda hüküm süren frekans, bu frekans ne olursa olsun, sizin de frekansınız olacaktır. Eğer etrafınızda korku dolu ve kızgın insanlar varsa, sizde korku dolu ve kızgın olursunuz. Eğer siz bu özel diyapazona uyumlanırsanız, bu radyonun uyumsuz müziği yaşamınızda da çalacaktır. Korkuyu ve öfkeyi deneyimleyeceksiniz. Hepiniz bu deneyimi yaşadınız. Siz çok fazla hoşnutsuzluğun olduğu bir yere gidersiniz – insanların birbirleri ile araları açıktır veya belki de bir şeye çok üzülmüşlerdir. Siz bu yere girerken, kendi frekansınız bu diyapazonun hüküm süren frekansına inene kadar frekansınızın düştüğünü hissedebilirsiniz. Ruh olarak çok yüksek bir frekansta titreşiyor olabilmenize rağmen, diğer parçalarınız diğer diyapazonlara çok hassastır.

Sevgililer, eğer parçalarınızın hepsi Ruh olarak sahip olduğunuz aynı yüksek frekansta olmuş olsaydı, herhangi birinin daha düşük frekansından asla etkilenmezdiniz. Aldırmadığınız/önemsemediğiniz bir radyo istasyonuna asla uyumlanıyor olmazdınız. Siz diğerlerinin kendi frekanslarını sizinkine ayarladığı diyapazon, radyo istasyonu olurdunuz. Siz diğerlerinin enerjilerinden etkilenebiliyorsunuz, çünkü sizin kendi içinizde aynı düşük frekansın tınlayan notası var. Ses Titreşiminin bir varlığı olarak, her bedenlenmiş insan, bilinçli olarak bilmeksizin, diğerlerinin içinde aynı frekans harmoniğini arar. Ve böylece, insanlar olarak, siz sürekli olarak birbirinizin tellerini (yayını) çalıyorsunuz. Siz, diğerleri sizin tellerinizi çalarken, diğer insanların enerjileri tarafından çoğu zaman etkileniyorsunuz. Ancak, tuba ve piccolo için (ikisi de üflemeli çalgı) müzikal ölçeğin (notaların) aynı bölümünden çalmak imkansızdır. Tubanın tonları çok düşüktür. Piccolonun tonları çok yüksektir. Her ikisi de tüm müzikal notaları zenginleştirmeye hizmet ederken, tonların aynı aralığında çalmazlar. Ruhunuz piccolonun aralığında çalıyor olabilirken, duygularınız ve zihniniz tubanın aralığında çalıyor olabilir. Bu sizin dengesiz, rahatsız ve hoşnutsuz olmanıza neden olur, çünkü bedenlenmiş bir insan olarak siz, tüm orkestra değilsiniz. Siz bir enstrumansınız.

İlahi olarak insan olmak için, Sevgililer, kendinizin çeşitli parçalarınız arasında frekanslarınızı dengelemeye gereksiniminiz var. O zaman siz tubanın bölümünü çalmaya çalışan piccolo olmazsınız. Bana bunu nasıl yapabileceğinizi, kendinizi uyuma nasıl getireceğinizi soruyorsunuz. Çoğu zaman söylediğimiz gibi, anahtar sevinç duygusunun varlığınıza girmesine izin vermektir. Tüm frekanslarınız kendi algınızdan yayılır, Sevgililer. Siz düşüncenin İlahi Yaratıcı gücüne sahipsiniz. Siz herhangi bir şekilde dışsal realitenizi algılamayı seçebilirsiniz. Onu çirkin ve iğrenç olarak algılamayı seçebilirsiniz. Onu güzel olarak algılamayı da seçebilirsiniz. Burada, bedenlenmiş formunuzda, algınızda yaptığınız seçimler de frekanslarınızı kontrol eder. Burada görünen paradoks, Sevgililer, siz nasıl algılayacağınızı seçerken, dışsal tezahür de değişir. O sizin seçimlerinizi size geri yansıtır. Bu İlahi Yaratıcı armağandır – nasıl algılarsanız, öyle olacaktır. Bedenlenmiş yaşamınızda etrafınızda sevinci ve güzelliği seçerken, o sizin önünüzde beliriverecektir. Siz çirkinliği görmeyi seçtikçe, onu bu türde deneyimleyeceksiniz. Bilinçli seçim gerekliliğini tekrarlamayı sürdürüyoruz – sevincin deneyimini seçmek. Siz Sevincin daha yüksek frekansını seçtikçe, bedenlenmiş yaşamınızın her anında, kendinizin tüm parçaları dengeye ulaşacaktır ve şifa bulacaktır. Bu gerçekleşirken, başkalarının çalması için varlığınızın içinde artık uyumsuz/ahenksiz teller olmayacaktır. Frekansınız varlığınızın tüm parçalarında ve yaşamınızda yükselecektir. Siz, bedenlenmiş yaşamınızın her anında neşe/sevinç içinde olan ilahi İnsan olursunuz. Hepiniz sevincin frekansında titreştiğiniz zaman, dışsal yaşamınızda sevincin ve İlahi Akışın dışında başka bir şey algılamazsınız. Sevgililer, bu gerçek mutluluğunuzu ve tamamlanmanızı/gerçekleştirmenizi nasıl yarattığınızdır. Bu, başkalarının elinde değildir, sizin kontrol edemeyeceğiniz bir güç değildir. Siz sevincin yüksek frekansına izin verirken veya vermezken, bu sizin ellerinizdedir.

Sevinç yaradılışın gıdasıdır. Sevinçte her şey doğar ve sevinçte her şey genişler. Evrenlerin yaradılışından en küçük mikrobik yaratığın yaşamına, sizin kendi yaşamınıza kadar tüm kozmik büyümenin ve genişlemenin simyası ve iyi olma sevinç ile yakıt alır. Sevinç her şeyin mümkün olduğu sihirli bileşendir.

Bugünkü uygulama egzersizimiz için, sizden bir an imgelemenizi kullanmanızı istiyoruz. Bir havai fişek olsaydınız ne olurdu? Sigortanız ateşlenince, varlığınızın parıldayan hücrelerinin her yöne yayıldığını ve gökyüzünde güzel modeller oluşturduğunu hissedebilirdiniz. Kendinizi bu yere koyun, bunu bir an imgeleyin. Sizin olağanüstü, parıldayan parçalarınızın yayıldığını, ufka saçıldığını hissetmek nasıl olurdu? Sizin tüm parçalarınız sevincin frekansına uyumlandığı zaman, evet öyledir, Sevgililer. Enerjiniz genişler ve tüm karşılaştıklarınıza güzellik ve parlaklık saçar.

BEN Metatron’um,

BEN Daima Sizinleyim.

Lord Metatron’un adina telif haklari Reniyah Wolf’e aittir.

http://loveandempowerment.com

(Çeviri: Saffet Güler)