CELIA FENN: İNDİGO DEVRİMİ

turkeyresists

TAVŞAN DELİĞİNİN ÖTESİNDEN NOTLAR

Celia Fenn

5 Haziran : Değişim… Değişim… İndigo Devrimi ve Türkiye …

Son iki yılda, Türkiye’de yoğun bir şekilde çalışmaktayım. Aslında, Türkiye’de diğer ülkelerde olduğundan daha fazla zaman geçirdim, buna “Orta Doğu Misyonum” adını veriyorum, bu değişken ve çok önemli bölgede Başmelek Mikail ve Işık Üstatları ile çalışıyorum. Anadolu’ya seyahat ettim ve İstanbul ve İzmir’de zaman geçirdim. Türkiye’yi seviyorum ve son iki yılda oldukça iyi tanıdığımı düşünüyorum. Şimdi orada değilim, ama iki hafta önce oradaydım! Ve Mart ayında oradayken, İstanbul’da şehri keşfederek ve Türk tarihini okuyarak bir hafta geçirdim. Bir uzman olduğumu iddia etmiyorum, ama temelleri ve ayrıca son zamanlardaki huzursuzluğun ve şiddetin Spiritüel yönlerini anlıyorum. Ve Mart ayında İzmir’de seminer yaparken, Başmelek Mikail Türkiye’de “Eski ve Yeni” arasında bir çarpışma olacağını, bunun yazın gerçekleşeceğini ve tüm bölgeye temel bir değişim getireceğini, en sonunda Küresel denge getireceğini söylemişti.

Evet, Başmelek Mikail Türkiye’ye “Alfa Yaratım Noktası” adını veriyor. Bu, Türkiye’de tohumların atıldığı ve bunların Küresel Uygarlığı etkilediği anlamına geliyor. Atlantis olaylarından sonra, Türkiye Yıldız Kapıları vasıtasıyla dünya dışı yaşam formlarının herhangi bir müdahalesi olmadan ortaya çıkacak olan yeni İnsan uygarlığını besleyecek, destekleyecek ilk yerlerden biriydi. Türkiye’de M.Ö. 15,000 yılına dek uzandığı tahmin edilen yerleşimlerin kalıntıları var. Ayrıca Avrupa ve Asya arasındaki pozisyonu nedeniyle, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları dahil bir çok imparatorluğun odak noktası oldu. Bugün, Gezegendeki en başarılı ekonomilerden biridir ve İstanbul Avrupa ve Asya arasında uzanan Boğazı ile canlı ve hareketli bir şehirdir.

Birçok insan Türkiye’deki olaylardan şaşkına döndü. Bu durumda, ayaklanma veya “devrim” ekonomi ile ilgili değil, zengine karşı yoksul ile ilgili değil. Siyaset veya din ile ilgili değil, bunlar sorun olabilse de. Bu, ayağa kalkıp “Bu bizim için işlemez” diyen İndigo nesli ile ilgilidir. Tayyip Erdoğan ve Güvenlik Kuvvetlerinin hazırlıksız yakalanıp olan bitenler ile başa çıkamaması şaşırtıcı değil. Erdoğan ayaklanmayı “aşırı uçların ve radikallerin” işi olarak karakterize etti, onların “marjinal gruplar” olduklarını ve bunun yakında sona ereceğini söyledi. Radikallerdeki bu aynı inanç ve “radikaller” ile nasıl başa çıkacağınız inancı polis kuvvetlerinden gelen şiddetin arkasındaki motive edici güç idi. En sonunda, direniş büyüdükçe ve her yaştan ve her siyasi görüşten çok daha fazla sayıda insan sokaklara döküldükçe, burada gerçekleşen başka bir şeyler olduğu görünür hale geldi. Aşağıdaki resmin olan biten ve olmakta olan şeyin doğasını özetlediğini düşünüyorum… sadece yazlık elbise giyen ve ince bir omuz çantası taşıyan, saldırgan bir polisin gaz sıktığı genç bir kadın.

Onların, bunun İndigo Devrimi olduğunu tam olarak anlamadıklarını tahmin ediyorum. “Hayır… yeter” diyen ve saldırının karşısında sakince duranlar genç insanlar, çünkü onlar ışık savaşçıları ve sistem yıkıcılar. Onlar bu nedenle buradalar. Türkiye’nin ve çoğu Orta Doğu ülkelerinin çok büyük miktarda genç yetişkinleri var, değişimler yapmak için burada olduklarını bilen milyonlarca İndigoları var. Başmelek Mikail ile birlikte “İndigo Kristal Macerası” kitabımı yazarken, Mikail Dünyada değişimin “motorunun” İndigolar olacağını ve onların misyonlarında korkusuz olacaklarını vurgulamıştı. Bu, onların şiddeti savundukları anlamına gelmiyor. Türk hükümetinin bile arkalarından çöpleri temizleyen ve Çöp Kamyonları tarafından toplanan mavi plastik torbaları düzgünce bağlayan “göstericileri” hatırladığını düşünüyorum. Aşağıdaki Taksim Gezi Parkı civarında yaşayan bir dostun ilk “isyandan” sonra çektiği resimdir. Çevreyi gözetmek buradaki sorunun merkezi kısmıdır:

Ve protesto ve direniş toplumun tüm seviyelerini kapsıyor… işte biber gazına karşı yüzünü örten Kristal bir Çocuk…

 ve Taksim Meydanında kalabalıklara katılan Yaşlı bir çift.

Ve bu sabah çekilen bir resim… bazı protestocular Taksim Meydanında yoga yapıyor:

Görebileceğiniz gibi, hükümet mekanizmasının pratik olarak İndigo Devrimi ile başa çıkması imkansızdır. Bu, niyeti şiddet olan radikaller veya toplumu bozmaya çalışan aşırı uçlar değil. Bunlar kendi yolu üzerindeki her şeyi yok eden Ekonomik Tüketiciliğin kontrolünün ötesinde hayatı yaşayabilmek isteyen genç insanlar ve onlara katılanlardır.

Asıl İndigo Devrimi burada çevreyi koruma olayı ile sessizce başladı. Bilebileceğiniz gibi, Taksimdeki Gezi Parkı bölgesi alışveriş merkezi yapımıyla yok edilme tehlikesindeydi. Burası İstanbul’un Avrupa yakasının ticari ve iş kalbi olan Taksimdeki son yeşil alandır. Bu küçük protesto New York’taki Zucotti parkı gibi başladı, protestocular hükümetin insanlara danışmadan bu kararı almalarını protesto etmek için parkta kamp yapmaya başladı. Hükümet, “radikal bir tehdit” varmış gibi tepki veren Polisi gönderdi ve herkese su ve gaz püskürttüler. Bu, Türk İndigo bilincinde bir şeylerin patladığı nokta oldu ve genç insanlar Taksim ve Beşiktaş sokaklarına doldular.

Bu noktada hükümet protestocuları şiddet yanlısı isyancılar olarak azletmeye çalıştı ve bu herkesin bir araya gelmeye başladığı ve şiddetsiz protesto ile insanların bir araya geldiği “Sevgi Devrimi” haline geldiği zaman oldu. Hükümet geri çekildi ve başbakan yardımcısı şu bildiriyi yayınladı: “Çevreye saygılı davrananlara karşı ilk olayda kullanılan aşırı şiddet yanlıştı ve adil değildi. O vatandaşlardan özür dilerim.”

Ve böylece, hükümet İndigo Devriminin doğasını tanımlamaya çabalarken, Gezi parkında bir parti atmosferi var, insanlar Türk insanının Birliğini kutlamak için bir araya geliyorlar.

Tüm bunların gerçekte neyle ilgili olduğunu sorduğunuz zaman, birçok farklı bakış açısı göreceğinizi düşünüyorum.  Ama ortaya çıkan şey bu Alfa Tohum Bölgesinde Birliğin yeni bilincidir ve Özgürlük içinde ve herkesi destekleyen gerçek Demokraside yaşama arzusudur. Bu aslında İndigo Devrimidir.

8 Haziran: İndigo Devrimi … Bu Yaz Yakınınıza Geliyor

Evet aslında şu anda Türkiye’de gerçekleşmekte olan “İndigo Devriminin” bu yaz tüm dünyaya yayılıyor olacağı görünüyor. Ama .. endişeye gerek yok… İndigo Devriminin temelleri Şiddetsiz Protesto, Sevgi ve Paylaşım, Yaratıcılık ve Yeni bir Yaşam Şeklidir. Beklemekte olduğumuz budur… Kollektif olarak düşünen ve küresel olarak “birbirine bağlı” olan Yeni İnsanın, Beşinci Boyut İnsan Meleğin veya Kristal Varlığın dışavurumu. Ve evet, düşünmenin, dualizmin ve çatışmanın “Eski” şekli, Kollektif olarak düşünen ve Sevgi ve Uyumdan işleyen Gökkuşağı Savaşçılarını güçlükle kabullenmeye çalışırken kargaşa olacak. Şehitler ve günah keçileri olacak “Liderler” yok, sadece sonunda zamanı gelmiş olan bir fikir var!

Otoriteler onların “amaçlarına ulaşamayacağı” ve işlerin olağan şekilde devam edebileceği umuduyla “İşgal” (Occupy Movement) eyleminde olduğu gibi bu “protestoları” görmezden gelmeyi seçebilirler. Ama barışçı direnişin gücünü azımsadılar. Gandhi’yi ve görmeyi dilediğiniz değişim olmayı düşünün! 2012’nin Occupy (İşgal) eylemi Türkiye’de İndigo Devrimini “doğurdu” ve bu bir kaç park ve meydan ile sınırlanmayacak çok büyük bir eylemdir. Elbette, enerjiyi bozup şiddete dönüştürmeye çalışacak unsurlar olabilir, ama onlar başarılı olmayacaklar. Türkiye’deki dostlarımdan ve temaslarımdan, bu eylemin ana görüş medyasında bildirilmemesine rağmen, bunun Türk toplumunun tüm seviyelerinde etki yaratan çok büyük bir hareket olduğunu biliyorum. Aşağıdaki, Gezi Parkındaki protestolar ile ilgili İstanbul’dan bir bildirimdir:

Türkiye’de yaşamakta olduğumdan beri, her zaman buradaki insanlarda hafif bir ağırlık olduğunu hissetmiştim. Bugünden önce, bu hissin nereden geldiğini hiç anlayamadım, ama şimdi biliyorum. Bugün tüm protestoların başladığı Gezi Parkında yürürken, ağırlık hissinin tamamen yok olduğunu kavradım. Protestocular parkı dünyadaki en eşsiz yerlerden birine dönüştürmüşlerdi. Çocuklar birlikte resim yapıyorlar, bazıları müzik çalıyor, diğerleri çiçekler ekiyor, bazıları çizim yapıyor ya da toplumsal sanat yapıyor, bazıları yoga yapıyor, kitap okuyor, yeni dostlar ediniyor ve herkes bir şeylere yardımcı oluyor. İnsanlar kabinler oluşturmuş, ücretsiz yiyecek veriyorlar, hizmetlerini ücretsiz sunan doktorlar, avukatlar, hatta bir veteriner var ve bir kütüphane var. Diğer insanlar temizlik yapıyor, bazıları elektrik sağlıyor ve hatta bir şirket taşınabilir tuvaletler getirmiş. İşletmelerin çoğu hala açık, bazıları insanlara ücretsiz hizmetler veriyorlar. Birkaç grup bu fırsatı kendi çıkarlarını gözetmek için kullanıyor, insanların parkı geri almak için katlanmak zorunda kaldıkları çatışmanın birçok izleri var, insanlar günlük işlerini yapıyorlar. O ağırlığın yok olması haricinde. Neden? Çünkü herkes mutlu, herkes umutlu, endişe yok, hiç kimsenin bir şeye ihtiyacı yok, ama herkes bir şeyler vermek istiyor, insanlar sadece kendi malzemelerini değil, kendilerini de paylaşıyor. İnsanların teknoloji, işleri ve bir şeyler satın almaları ile tükendiği bir dünyada, bu dikkate değer. Hayatımda asla bunun gibi bir topluluğu deneyimlemedim ve Türk insanının tutkusunu ve azmini gördükten sonra, bu çekip gidecek gibi görünmüyor. Elbette polisin başka saldırı tehdidi her zaman var, ama bugün gördüğüm şeyden sonra polisin bir şansı olduğunu sanmıyorum. Gezi Parkındaki enerjiyi hissettiğinizde, bunu çekip alabilecek miktarda biber gazı yok. Bunun bitmesi uzak olsa da, bunun Türkiye’nin omuzlarındaki ağırlığı atmak için gereksinim duyduğu şey olabileceğini düşünüyorum. Ve onların bir parçası olmaktan gurur duyuyorum!”

Bu yalnızca farklı şekilde yaşamayı arzu eden Kollektifin dışavurumudur. İstanbul’daki Tüketimcilik Makinesini desteklemek için Alışveriş Merkezlerine “güdülmek” yerine – ve bana inanın tam şimdi orada diğer birçok yerden çok daha iyi olacak-, bu insanlar yaşamın başka bir şeklinin bildirimini yapmayı seçtiler. Paylaşım, Kollektif Destek, Barış ve Yaratıcılık ve Eğlence ve Mizah duygusu… İndigo Devrimi.

Neden bu hızla yayılacak? Çünkü Dünya Yaşamın başka şekline ve şeyleri yapmanın başka şekline hazır… barışcıl olarak ve yaratıcılık, eğlence ve mizah ile. Kıyamet, Felaket ve Atlantis’ten miras kalan tüm o sefalet artık yeter. İndigolar ve Kristaller artık buradalar ve Dünyamıza ve Geleceğimize sahip çıkıyorlar! Bu dikkate alınacak akıllı bir eylem.

Her şey İstanbul’da çevreyi ve doğayı, Gezi Parkını koruma arzusuyla başladı. Konunun para ve zengin ve yoksulun arasındaki uçurum olduğu İşgal Eyleminin (Occupy Movement) aksine, İstanbul’da bu çevreydi ve şehirde hala bir miktar kalmış olan yeşil alanı koruma arzusuydu. Ve bu “yeşil alanların” işletmecilikten ve İstanbul’un geri kalanının ekonomik odağından çok farklı bir odakla bir “Toplum Merkezine” dönüştürülmekte olduğu göz önüne alındığında, yeşil alanların neden önemli olduğu ortadadır. Ve bu yeşil alanların kullanımının bir bölümü Yaratıcı olaylar, Konserler ve İnsan Ruhunun diğer yaratıcı tezahürleri içindi.

Protesto eyleminin sembollerinden biri Penguendir. Neden? Çünkü protestolar başladığı zaman CNN Türk kanalı olayları yayınlamadı, bunun yerine penguenler ile ilgili bir belgesel gösterdi. O zamandan beri Penguen, Türkiye’de ana görüş medyasının bilgiyi baskılama şeklinin mizahi bir sembolü oldu. Gaz maskesi takan bu Penguen resmini seviyorum… Penguenlerin bile İndigo Devriminin parçası olduklarını söylemenin eğlenceli bir şekli;

Ve… Polis barikatlarının kullanılmasının başka bir şekli….

İndigo Devrimindeki en önemli nokta çatışmaya ve şiddete girmemek, çözümler bulmaktır. Küresel Kollektif olarak birlikte çalışırsak Dünyanın problemlerine çözümler bulabiliriz. Elbette bu, güçlerini ekonomik kölelik, bölme ve savaştan sağlayan otoritelerin hoşuna gitmeyecektir. Ama, zaman geldi, Yeni İnsan burada ve bu değişimin zamanıdır. Tarih ve Evrimin kuvvetleri İndigoların tarafındadır.

Evet… bu kesinlikle ağaçlar, çimenler ve parklar ile ilgilidir. Bu Topluluklar ve Paylaşmak ile ilgilidir. Bu herkes için yeter demek ile ilgilidir. Bu korku ve zorluk ile değil, Sevgi ve Umut ile ilgilidir.

Bu, Genç İnsanların ve Kadınların seslerini dinlemek ve bağımsız bir bakış açısı ve fikre sahip olma haklarına saygı göstermek ile ilgilidir. Kadınlar ve genç insanlar devletin mülkiyeti değildir. Onların kendilerini ifade etme hakları vardır.

Bu İndigo Devrimi neden bu yaz Türkiye sınırlarının ötesine yayılacak? Çünkü Türk İndigo Devriminin Enerjisi tüm dünyadaki diğer birçok genç insanda rezonans bulacak. FİKİR tezahür ettirildi, tüm ülkenin Yeni Enerjinin ifadesine ve yaşamın çok farklı bir şeklinin arzusuna kapılabileceği gösterildi.

Hala düşünmenin üçüncü boyut yollarına yapışıp kalmış olan o hükümetlerin ve insanların İndigo Devriminin ne anlama geldiğini ve getirdiği değişimleri anlaması zaman alacak. Esasen Bireyselci olan Üçüncü Boyut Zihni esasen Kollektif olan Beşinci Boyut Varoluşuna karşı koymaya başlıyor. Veya başka şekilde söylersek, eski enerji varoluşu ve birey önce geliyor, sonra kollektifin parçası. Problemler bireye geri sevk ediliyor. Diğer taraftan, Yeni İnsan Kollektiftir ve hala bireysel bilincin özünü sürdürürken problemleri kollektif bir çerçevede çözer. Ve hepimizin bildiği gibi, bireye çoğu zaman çözülmez görünen şeyler ortaya çıkan yeni Topluluk duygusuyla Grup Çabasıyla kolayca çözülüyor.

Birkaç yıl önce Başmelek Mikail Topluluk ile ilgili konuşmaya başladığı zaman, sadece kırsal bölgelerdeki küçük topluluklar ile ilgili değil, çok geniş insan grupları ile ilgili konuşmakta olduğunu her zaman bilirdim. Topluluk duygusu geleneksel sınırları aşan Küresel Topluluk, İnsan Topluluğu duygusuyla başlar. Bir Topluluk sadece belirli siyasi veya dini ideolojiyi paylaşan insanlar değildir, Türkiye’nin göstermiş olduğu gibi Özgürlük, Barış ve Umut ile yaşamak isteyen herkestir. İyimserlik ve Neşe ile.

Bu gerçekten büyük bir Topluluk!

Ve İndigo Devriminin yakında sizin yakınınıza ulaşmasını bekleyebilmenizin nedeni budur! Tüm dünyada sosyal medya vasıtasıyla birbirine bağlı olan ve ayağa kalkıp Yeni Enerjide ve Yeni Toplulukta yaşamaya hazır olan milyonlarca genç insan var. Eğer Barış ve Sevgide bir arada durursak, daha iyisine değiştirilemeyecek olan hiçbir şeyin olmadığını görmenin zamanıdır.

http://www.starchildglobal.com/rabbitholejune2013.html

(Çeviri: Saffet Güler)