DALGA GENETİKLERİ

4306965

Tıp tarihinde ilk kez, Doktor Nadezhda Ustinova Dilbilimsel Dalga Genetikleri teknolojisinin kullanılması sonucu olarak, “tedavi edilemez” Kistik Fibroz vakasında tam iyileşmeyi bildiriyor.

“Dilbilimsel Dalga Genetiklerinin uygulanmasıyla kızım Alice July’ın Kistik Fibrozdan iyileşmesi ile ilgili beyanat.

9 Mart 2011

2 yıl 9 aylık kızım Alice’e Haziran 2008’de Yekaterinburg, 52 Flostkaya Sokağındaki Genetics Tıp Merkezinde Kistik Fibroz teşhisi konuldu.

Onun bedeni 15,3 kg, boyu 96 cm idi. Burundan nefes alma zorluğu vardı. Göğüs kafesinin şekli doğruydu. Buna rağmen, tüm akciğer bölgesinde belirgin garip hırıltılı spazmlar vardı. Kalbinin dış çizgileri yaş grubundaki standartlara karşılık geliyordu. Kalp atışı net ve ritmik idi. Karnı şişmiyordu ve yuvarlak şekilliydi.

Şubat 2011’de alınan test sonuçları aşağıdaki gibiydi. Ultrason karaciğer ve pankreasta yayılmış parankimal değişimler ve diğer dejenerasyon semptomları gösteriyordu.

21 Mart 2011

Yüksek kategoride bir hekim, “Kuantum Genetikleri Enstitüsü” ve “21 nci yüzyılın NP Biyolojisi”nde bilim adamı olan Nadezhda Ustinova, Moskova’daki bu bilimsel enstitülerin başkanı Dr. Peter Gariaev’e kistik fibrozun tedavisi için Dilbilimsel Dalga Genetikleri teknolojisini kullanma parlak fikrini önerdi.

Dr. Peter Gariaev Alice’in kuzeninin fotoğrafından spesifik bir polarizational (dönüş) spektrumu kaydetti. Dr. Peter Gariaev tarafından açıklandığına  göre, bu dönüş spektrumu Bohm, Vernardsky ve Berkovich’e göre onların evrensel hologramı vasıtasıyla Alice ve kuzeni arasında bir aracı bağlantı veya hat olarak işlev yapıyor. Bu hologram Alice ve kuzeniyle ilgili tüm bilgileri içeriyor, bunlara kuzenin Kistik Fibroza direnç gösteren sağlıklı fonksiyonları da dahildir. Kızıma eksiksiz olarak aktarılan bu fonksiyonlar onu iyileştirdi. Dr. Peter Gariaev’in açıklamasına göre bu, Einstein, Podolsky ve Rosen tarafından açıklanan, birbirine dolaşık temel parçacıkların kuantum mekansızlığı ile ilgili ünlü önermeye dayanıyor. Bu vakada, bu önerme fotoğrafı tarayan özel lazerdeki fotonların mekansızlığını ifade ediyor. Şifa sürecinde dolaşıklık ve üç faktörün mekansızlığı fenomenlerini gözlüyoruz.

1. Alice’in sağlıklı kuzeninin fotoğrafı;
2. Hasta Alice’in fotoğrafı;
3. İnsanlar da dahil tüm var olanı temsil eden evrensel hologramın fotoğrafı.

Dr. Gariaev kuzenin fotoğrafından kaydedilen bu kaynak polarizational spektrumu, özel teknoloji vasıtasıyla insan konuşması frekanslarında sese dönüştürdü. Bu bilgiyle yüklenmiş ses kızıma dinletildi, sonuç olarak onu iyileştirdi. Bu tür spektrum daha önceden test edildi ve diğer hastalık vakalarında da güçlü etkiye sahiptir. Beş ay boyunca, Alice düzenli olarak günde dört kez kuzeninin fotoğrafından kaydedilen ses programını dinliyor. Daha önce uygulanan ilaca dayalı tedavi Alice’in sağlık durumunda herhangi bir gelişme sağlamadı ve Kistik Fibroz tedavisi için tüm yöntemlerde ilerleme olmadı. Dr. Gariaev’in teknolojisinin tedavi edilemez olduğu düşünülen bu hastalığın tedavisinde büyük bir buluş olduğunu düşünüyorum.

Tüm bu beş ay boyunca Alice iyi hissediyor. Sadece bir kez üşüttü, sadece iki gün ateşi vardı ve öksürdü. Şu anda, sakin ve muntazam nefes alıyor. Nadiren öksürüyor. Daha önce geceleri sürekli öksürüyordu, her ay düzenli bronşit atakları oluyordu. Bu bakımdan, durum açık bir şekilde gelişti.

July Ailesi. 09/18/2011. Yekaterinburg.

Peter Gariaev, Ph.D., acad. Russian Acad. Natural Sci., acad. Russian Acad Medical/Technical Sci.

Dalga genetiklerinin hikayesi 80 yıldan daha fazla süredir gelişmektedir. Son yüzyılın 20 li ve 30 lu yıllarında Rus bilim adamları AG Gurwitsch ve AA Lubishev, dünyadaki canlı organizmaların genetik düzeneklerinin sadece maddi, fiziksel seviyede değil, aynı zamanda belirli dalgalar/alanlar seviyesinde de işlediğini ve elektromanyetik (EM) ve akustik dalgalar vasıtasıyla genetik veri/bilgi aktarabildiğini ileri sürdüler. Bilim son zamanlarda teorinin ilerlemesinde ve tekrarlanabilir deneylerde büyük bir sıçrama yaptı ve böylece dalga genomu teorisi ortaya atıldı.

Rusya’da dalga genomu teorisini rasyonelleştirmek ve açıklamak için yapılan girişimlerden biri, Rus Bilim Akademisi Kuramsal Konular bölümünden PP Gariaev, AA Berezin ve ayrıca Rus Bilim Akademisi Fizik Enstitüsü üyesi AA Vaciliev’in katılımıyla tarafından yapılmıştır.

Yapılan bir çok deneylerde elde edilen deneysel sonuçları tanımlamak ve doğrulamak için kuramsal temel olarak eşevreli fiziksel radyasyonların prensipleri, holografi ve solitonlar, fiziksel vakum teorisi, DNA’nun fraktal temsili ve insan sözlü ifadesi/konuşma kullanıldı.

Dalga genom teorisinin özü aşağıdaki gibi temsil edilebilir:

En yüksek organizmaların genomunun, biyosistemlerin uzay – zaman ızgara taslağını oluşturan biyo – bilgisayar olduğu kabul edilir.

Bu biyosistemde, alan taşıyıcıları olarak epi – gen – matriks dalga cephesi kullanılır; bunlar DNA’daki solitonlar adı verilen gen – hologramlar tarafından atanır – değerlendirme altında ve biyo – sistemin hücreleri, dokuları ve organları arasında stratejik düzenleyici veri/bilgi değişiminin bir aracı olarak organizma/biyosistemin biyogenetik aygıtları tarafından üretilen farklı türde akustik ve elektromanyetik alanlar.

Ayrıca solitonların dalgalı yapılarının unsurları da olan holografik ızgaraların/çerçevelerin aslında organizmanın kromozom sürekliliğinde demirlenmiş kod – kaynaklı bilginin farklı en basit durumları olduğunu not etmek çok önemlidir.

Şu anda genetik ve moleküler biyoloji ile ilgili baskın bakış açısı şöyledir:

1. Genetik düzenek tamamen maddi yapı olarak işlev yapar.

2. Bir organizmanın tüm genetik kontrol fonksiyonları biyo – sistemin DNA’sının yaklaşık %2 sini işgal eder ve organizmanın kodlama DNA sı adı verilen RNA ve proteinlerin kopyalanması gibi tasarlanmış fonksiyonları gerçekleştirir. Diğer %98’in herhangi genetik fonksiyon gerçekleştirmeyen, virüs DNA’nın mezarlığı olarak temsil edilebilen “çöp DNA” olduğu kabul edilir.

Biyologlar ve genetikçiler genetik düzeneğin nasıl işlediğini açıklamak için benzeşimler ve metafor dilini kullanırlar. 46 kromozomdan oluşan genetik düzenek 46 cilt veya kitaptan oluşan bir kütüphane olarak düşünülür. Her kitap (kromozom) sözcüklerden (genler) oluşan cümlelerden (DNA) oluşan bir metni içerir (bir organizmanın nasıl oluşturulacağının talimatları). Ve her bir sözcük (bir gen) 4 harften oluşur (belirli “kimyasal harfler”), örneğin “genetik alfabe” sadece 4 “harften” oluşur. DNA moleküllerinin maddi gerçekleşmeleri ünlü çifte sarmallardır, bunlar bölümlerden oluşur ki onlar da genlerdir. Esas itibarıyla, genetik düzenek aşağıdaki gibi işler. “DNA dilinde” yazılmış metinler önce organizma tarafından “RNA diline” tercüme edilir ve sonra “Protein diline” tercüme edilir. Ve proteinler (suyu saymazsak) çoğunluğumuzu oluşturan malzemedir. Proteinler organizmada iki ana fonksiyon gerçekleştirir: yediğimiz maddeleri metabolize ederler ve morfogeneze katılırlar, örneğin organizmanın zaman – uzamsal organizasyonunun gelişimi.

Dalga genom teorisinin ana odağı kromozomların geri kalan sözü edilen %98’inin beyin dahil bir organizmanın tüm hücrelerinin anahtar “entellektüel” yapısı olduğu üzerinedir. “İdeal” (ince – alan) seviyesinde, dalga üzerinde işleyen bu kromozomlardır.

Süper – gen – sürekliliği adı verilebilecek ideal bileşen, insanların, hayvanların, bitkilerin gelişimini ve yaşamını ve aynı zamanda onların programlanabilir doğal ölümlerini sağlayan stratejik hayati figür/oluşumdur. Bununla birlikte, genler ve süper – genler arasında keskin ve aşılmaz bir ayrım olmadığını kavramak önemlidir. Her iki kodlama seviyesi de maddi (fiziksel) matriksleri oluşturur, ancak genler RNA ve proteinler formunda maddi kopyalamaları sağlarlar, süper – genler iç kaynaklı ve dış kaynaklı alanları dönüştürürler, bunlardan süper – gen – sinyal dalga yapıları oluştururlar. Bundan başka, genler süper – genlerin holografik ızgaralarının/çerçevelerinin bileşenleri olabilir ve onların alan aktivitesini denetliyor olabilir.

Dalga genom teorisinde özel dikkat, DNA’nın ve insan konuşmasının fraktal (kendini değişen ölçeklerde tekrarlayan) diziliş yapısının uyumunun doğrulanmasına adanmıştır. 1990’da Jeffrey Delrow DNA “metinlerindeki” genetik alfabenin dört “harfinin” (Adenine, Guanine, Cytosine ve Thymine) fraktal yapılar oluşturduğunu keşfetti.

Daha sonra, insan konuşmasında benzer fraktal yapıların keşfi hem genetikçiler hem de dilbilimciler için umut verici bir sürpriz olarak geldi, bu Rusça ve İngilizce metinlerin çok harfli alfabeleri ile sınırlı değildir. Bununla birlikte, bu gösterge bilimde “Genetik Dilbilim” adlı bir dal ile uyumludur, Genetik Dilbilim interlingual (diller arası) ve intro-lingual sözcükler – hibridlerin oluşumunun Biçimsel Genetiklerinin yasalarının akıl almaz ve açıklanmaz kesin uygulamasını inceler.

PP Gariaev ve MU Maslov’un başkanlık yaptığı bir bilim adamı grubu doğal (insan) ve genetik dillerin fraktal temsili adı verilen bir teori geliştirdi. Bu teorinin sınırları içinde, DNA’nın konuşma – benzerinin potansiyel olarak tükenmez “sözcük stoğuna” sahip olduğu söyleniyor, bundan başka, DNA ölçeklerinde bir cümle olan şey başka ölçekte bir sözcük veya bir harf oluyor/sözcük veya harfe dönüşüyor. Genetik düzenek, holografik, soliton ve fraktal yapılarından oluşan kendi yapı – işlevsel organizasyonunun üçlüsü olarak görülebilir.

Bu teori genetik metin dahil herhangi bir metnin sembolik yapısının ince niceliksel kıyaslamasını sağlıyor. Dolayısıyla, kişinin kendi gen şifresinin veri sözlüğünün deşifre edilmesine yaklaşım olasılığı ardına kadar açılıyor ve buna bağlı olarak, tedavi, kişinin ömrünün uzatılması gibi kişinin hayatsal aktivitesinin programlanma türünün amacıyla, insanın genomuna hitap etmenin algoritmalarının daha doğru kompozisyonu elde ediliyor.

DNA’nın “konuşma” karakteristiklerinin ışığında, dalga genetik teorisinin deneysel testleri araştırmanın stratejik olarak doğru duruşunu ve yönünü gösteriyor.

Olağanüstü deneysel bulgular burada kısaca sunulabilir. Bilim tarihinde ilk kez, genetik verilerin/bilgilerin yeteneklerinin sadece tek maddi seviyeden daha fazlasında, örneğin dalga/elektromanyetik alan formunda fonksiyon yaptığının deneysel kanıtlarını elde etmeyi başarılı şekilde yönettik.

Onlarca yıl, kapsamlı teorik araştırmalar yaparak, dalga/alan seviyesinde işlev yapan genetik düzeneğin temel prensiplerinin teorik biyoloji ve fizik – matematiksel tanımını formüle etmeyi, açıklamasını ve doğrulamasını başarılı şekilde gerçekleştirdik.

Bu prensipler kuantum biyo – bilgisayar tamamlayıcı elementi tasarlamamızı ve yaratmamızı sağladı, bu belirli dalga boyu ve frekans karakteristiklerine sahip olan özel olarak ayarlanmış bir lazer ışınıdır.

Kuantum biyo – bilgisayar şunları gerçekleştirebilir:

1. Lazer ışını fotonu kullanarak donörün biyosisteminin (kök) hücrelerinden, dokularından, organlarından alınan genetik – metabolik verilerin dalga/alan eşdeğerini taramak ve okumak;

2. Elde edilen fotonların, taranmış ve okunmuş verileri koruyarak geniş – dalga boyu – bandına dönüştürülmesi;

3. Bu tür taranmış ve dönüştürülmüş esas/baskın veri radyo dalgalarının donörün biyosisteminden belirli bir uzaklıkta (birkaç santimden 20 kilometreye kadar) bulunan organizma – alıcıya kesin ve isabetli aktarılması;

4. İki vektör/moda göre, metabolizmanın stratejik kontrolü/yönetimi ve organizma – alıcının embriyon sonrası morfogenezi:

a. “Yaptığım şeyi yap” – bu holografik prensiptir ve

b. Kök hücrelerde gerekli programları aktive eden komutları içeren bir sinyalin dalga/alan aktarımı, örneğin sıçanlar; kök hücreleri gelişimini yöneten/yönlendiren programlar, bizim deneylerimizde sıçanlarda pankreas bezi oluşturmak. Bu vektör/modların insanlarda kullanılmasına niyet ediliyor.

Şu anda kuantum biyo – bilgisayar yardımıyla çeşitli türde kök hücreleri programlayabiliyoruz/yönetebiliyoruz/kodlayabiliyoruz. Kuantum biyo – bilgisayar dalga/alan bazlı komutları başlatıyor, donör/alıcının hücrelerine ve dokularına veriyor ve buna göre dalgalara/alana maruz kalmış olan kök hücreleri yönlendirilmiş sitodiferansiyasyona sevk ediliyor, bu da planlanan/tasarlanan yeni organların ve dokuların ortaya çıkmasına ve gelişimine yol açıyor. Bu bizi büyük ölçüde artan ömür uzunluğu gerçeğine daha fazla yakınlaştıracak.

Şimdiye kadar daha önceleri alloxan adı verilen kimyasal madde tarafından tahrip edilen sıçanlardaki pankreasın yenilenmesinde Dalga Genetikleri uygulamasında önemli başarılar elde edildi.

2000’de Moskova’da, 2001’de Toronto, Kanada’da ve 2005’te Nizhni Novgorod, Rusya’da P. Gariaev’in grupları tarafından özdeş protokol ile üç deney serisi yapıldı. Bunlar Dalga Genetikleri prensiplerine ve teknolojisine dayanan daha ileri deneylerdir. Deneylerin amacı hasarlı pankreası yenilemek için yeni teknolojiyi test etmek idi. Pankreas birçok hayati fonksiyonu olan bir endokrin bezidir, en önemli fonksiyonu şeker metabolizmasından sorumlu bir hormon olan insülin üretimidir.

Sıçanların kontrol grubuna pankreası tahrip eden alloxan isimli zehrin ölümcül dozları enjekte edildi. Sonuç olarak, kontrol grubundaki tüm sıçanlar 3 – 4 gün içinde diyabetten öldü. Sonra aynı ölümcül alloxan dozu başka bir grup sıçana enjekte edildi. Ve sıçanlar kritik duruma geldikleri zaman, kuantum biyo – bilgisayardan gelen ışık imgelerine/dalgalarına maruz bırakıldılar. O ışık imgeleri/dalgalar önceden yaratıldı, biyo – bilgisayar alloxan deneylerinde kullanılan aynı türde yeni doğan sağlıklı sıçanlardan ameliyatla çıkarılan pankrestan alınan bilgiyi okuduğu zaman yaratıldı.

Aşağıdaki benzeşim kullanılarak deneyin sonuçları açıklanabilir. Pankreas bezi, kendi genetik düzeneğinde pankreasın sağlıklı durumu ile ilgili bilgi olan DNA – filmlerini içerir. Ve bu video morfogenetik bilgi, hasta sıçanların pankreas bezlerini yenilemek için onların kök hücrelerine programlandı. 3 deney serisinin birleşik istatistikleri aşağıdaki gibidir. Hep birlikte, sıçanların %90’ı pankreas bezlerini düzeltti ve sağlıkları düzeldi.

Deneylerin bazılarında 20 kilometreuzaklıktan hasta sıçanlara iyileşme bilgisinin başarılı aktarımını sağlamak için kuantum biyo – bilgisayar modifiye edildi. Hiç bir bilinen fiziksel alanın bu tür son derece zayıf sinyalleri böyle inanılmaz güçlü sonuçlarla aktarma yeteneği olmadığını not edin.

Bundan başka, Dalga Genetikleri araştırma ve uygulamasının insanlarda yaşlanma süreci ve ömür uzunluğunun artması ile ilgili sorunları çözme önemli beklentisi vardır. Bu görüş sıçanlarla yapmakta olduğumuz deneylerde zemin kazandı.

Dalga Genetikleri teknolojilerinin fırsatları yukarıda sayılanlar ile sınırlı değildir. Teknolojinin gelişimi ve uygulanması geniş kapsamlıdır ve sayısız testler, deneyler, gözlemlerde elde edilen deneysel veriler ile doğrulanmaktadır.

İlave olarak, kuantum biyo – bilgisayar teknolojisinin aşağıdakileri yapabildiğini anlatmak gerekir:

* Esasen farklı temelde onkolojik hastalıkları tedavi etmek – herhangi kimyasal madde kullanmadan,

* Patojen virüsleri ve bakterileri ve zirai haşarat parazitleri elimine etme – ayrıca herhangi kimyasal madde kullanmadan.

Bunun uzak gelecekten, başka bir çağın teknolojisi olduğu görülüyor. Ancak, canlı organizmaların temel özelliklerinin keşfi bugün gerçekleşiyor ve görevimiz fenomenler, araştırmak ve açıklamak ve bunu insanlığın hizmetine getirmektir.

Peter Gariaev, Ph.D.,
Dalga Genetikleri Enstitüsü Yöneticisi,
Rusya, Moskova

(Çeviri: Saffet Güler)