HAZİRAN 2012 AY TUTULMASI VE VENÜS TRANSİTİ

ay tutulması venüs

Children of the Sun Humanitarian Foundation

Mayıs ayının önemli astronomik geçişleri, Güneşin yüzeyi boyunca yolculuk yapacak tarihi Venüs Transiti ile Haziran ayında da devam ediyor. Bundan önce Ay Tutulması olacak. Kısmen tutulan Dolunay Güneş, Venüs ve Mars’ı kapsayan kararsız bir T – kare oluşturuyor, bu cinsiyet sorunlarını ve her türde ilişkileri iyileştirme fırsatı veriyor.

Ay tutulmasından hemen sonra 5 – 6 Haziran’da Venüs Transiti olarak bilinen nadir ve muhteşem bir olayı deneyimleyeceğiz. Aslında bu bir tutulma, ama ayın Dünya ve Güneşin arasına girmesi yerine, Venüs gezegeni Dünya ve Güneşin arasına giriyor. Maya “Uzun Sayım Takvimi”ne dayanarak, birçokları tarafından Venüs Transitine “Döngünün Kapanışının Büyük Dönüşümünün” başlamış olduğunun göksel işareti olarak bakılır.

Güneş ve Venüs’ün harmanlanan radyasyonları Dünya’nın elektromanyetik alanına ilerlerken, kitlesel bilince aydınlatıcı sevgi ve birliğin enerjilerini dokuyor. Bu, kitlesel şifa, 3B cinsel tutumların aşılması ve cinsiyet kutuplulukların bütünleştirilmesi için mükemmel ileriye fırlatıcı bir kuvvet ve fırsattır.

Birleşik Odaklarımız:

“Kişisel Sevgi”yi Aşmak

Cinsel Arzu ve Kontrol Kalıplarını Aşmak

Çarpıtılmış Cinsel Damgayı Dönüştürmek

Cinsiyet Kimliğini Aşmak

Bu gelen yıldızsal ışık frekansları ile birlikte Venüs Transitinin doruğa ulaşan döngüsünün etkisiyle, Yaşam Kaynağımız ile birlik içinde olan Androjen bir Varlık olarak bütünlüğümüz ile yeniden birleşmemize enerjisel ve yapısal olarak büyük ölçüde yardım ediliyor.

Bu yeniden bütünleşen bütünlükten, Her Yerde Aynı Anda Var Olan Birlik seviyelerinden gelen bilgiyi, bizi muazzam bilgeliğin sonsuz şekilde güçlü ve inanılmaz şekilde sevgi dolu varlıklarına kollektif olarak yükseltecek bir tarzda yorumlayabiliriz. Bu yeni programlamayı bütünleştirirken, Kozmik Sevgi, Kozmik Bilgelik ve Kozmik Gücün dengeli ve görkemli örtüsünden daha derin ve daha güvenli şekilde işleyeceğiz.

Eşzamanlı olarak Dünya Ana’ya, galaksimize ve tüm evrene büyük hizmet veriyoruz. Kendi kişisel bedenlerimizden ayrılığın holografik damgasını tamamen uzaklaştırmaya istekliliğimizle, makro seviyelerden cinsiyet uyuşmazlığını ve cinsiyet ile ilgili çarpıtmaları dönüştürmeye yardımcı oluruz, buna savaş ve çatışma, nefret, kurban olma, baskılama, kontrol ve cinsel suistimal dahildir.

Her bir insanın içinde tam dengede ve merkezlenmiş egemen bir varlık olarak işlediği ilişki kurmanın tamamıyla yeni bir yolunu ortaya çıkarıyoruz. Bilinçli yaşamanın bu tutumu, bu yüksek seviye uyumlanmasından işlev yapan herkes ile kutsal ilişkilerin ortaya çıkışının bir habercisi olarak hizmet eder.

“Kişilik Sevgisi”ni Aşmak

Mayıs – Haziran 2012’deki bu göksel hizalanmalar vasıtasıyla, Galaktik Merkezden gelen akıl almaz Sevginin kabaran kuvvetleri tarafından destekleniyoruz.

Bu her şeye gücü yeten birleşmiş kuvvetler kişilik doğasından gelen arzu doğası veya koşullu sevginin dönüştürülme sürecini doğuruyor, bizleri buddhic planda, birlik planındaki sevgi veçhesinin daha büyük manyetizmasına bağlıyor.

Cinsel Arzu ve Kontrol Kalıplarını Aşmak

Bu aşama sırasında birçoğumuz fiziksel cinsel arzuyu ve bununla ilişkili fonksiyon bozukluğunu aşabiliriz. Bu özellikle bedenimizin hayvansı doğasına tepkilerimizin sonucu olarak fiziksel birleşmeye neden olan kuvvet ile ilgilidir. Bunlar cinsel duyusal haz, kendini düşünen cinsel kontrol, cinsel suistimal ve cinsel kimlik ve iştahın sonucu olarak dengesiz duygusal kalıplarıdır.

Bu, yükseliş için cinsel eylemde bulunmamak gerektiği anlamına gelmez. Bu, haz arama arzusu veya kendini sevmeye engel olarak cinsel ilişki bağımlılığıdır. Cinsel yakınlığın titreşimini belirleyen niteleyici niyettir.

Her iki cinsiyet de cinsel merkezler, cinsel organlar ile güçlü şekilde özdeşleşir, bu varoluşun arkasındaki ana itici güç haline gelir. Kendimizi cinsiyet kimliğimizden ve haz için cinsellikten ifade etme gereksinimine inanmaya şartlandırıyoruz. Bu, duyulara bağımlılığımızın bir diğer büyük yanılsamasıdır.

Birçoğumuz hala bedenlerimizle ilgili değersizlik sorunlarını taşıyoruz. Egolarımız cinsel merkezlerimizin boyutu ve fonksiyonu ve bedenlerimizin cinsel olarak arzulanmasına dayanarak kendimizi ve başkalarını yargılamamıza neden oldu. Sonuç olarak, Tanrı’nın Tasarımının mükemmelliğini eleştiriyoruz.

İşte kendimize sorabileceğimiz bazı anahtar sorular:

Cinselliğinizin üstadı mısınız …. yoksa o mu sizin üstadınız?
Cinselliğiniz bencil bir amaca mı yoksa özverili bir amaca mı hizmet ediyor?
Cinselliğinizin akışı alt benliğe mi yoksa Yüksek Benliğe mi hizmet ediyor? Başka deyişle, cinselliğiniz sevgi ve yakınlığa mı yoksa sadece materyalistik hayvansı hazza mı hizmet ediyor?
Cinselliğiniz kundalinizin yükseltilmesi ve beynin aydınlanması için mi kullanılıyor, yoksa sadece ikinci çakra tahliyesi için mi?
Başkalarının önünde çıplak olmak sizi utandırıyor mu veya çirkin mi hissettiriyor?
Bedeninizin cinsel organlarını veya cinsel ilişki kurma yeteneğinizi yargılıyor musunuz?

Cinsellik bir üreme davranışı olarak Tanrı tarafından yaratıldı ve bir iletişim aracı olarak haz alınması için tasarlandı. Yüksek Benliğin hizmetinde kullanıldığı zaman, en kutsal kutsama haline gelir.

Fiziksel duyularımızın ötesine genişledikçe, Tanrıya bağlantımız vasıtasıyla bizim için mevcut olan sonsuz vecdi deneyimlemeye başlarız. Çok daha fazla ışığı bedenledikçe, cinsel ilişkinin yeni anlamları ortaya çıkar ve cinselliğimiz tüm varlıklarla ve tüm boyut alemleriyle enerjisel birlik ve esrimenin saf kucaklamasına dönüşür.

Alt çakraların çekimini aştığımız ve üç – katlı kişiliğimizin (fiziksel, duygusal, zihinsel) üstadı olduğumuzda, bu çakralar kalp merkezimize katlanır ve koşulsuz Sevginin yayıcıları haline geliriz. Tanrı Kaynağımızla bir olarak saf düşünce ve İlahi Sevginin ilahi itkisi vasıtasıyla cinsellik ve üreme gerçekleşir.

Çarpıtılmış Cinsel Damganın Dönüştürülmesi

Hem erkekler hem de kadınlar için eski paradigmadaki güç üssü olarak cinselliğimiz yanlış kullanılmasını dönüştürmeye ve aşmaya hazırız.

Özellikle kadınlar Dünyadaki cinsiyet enerjilerinin dengesizliğini sürdüren cinsel travma ve suistimalin kayıtlarını uzun zamandır taşımaktalar.

Cinsiyet Kutupluluğunu ve Kimliğini Aşmak

Cinsiyet Yasası cinsiyetin her şeyde tezahür ettiği gerçeğini somutlaştırır. Eril ve dişil tüm nedensellik planlarında her zaman iş başındadır. Yüksek planlarda, cinsiyet tezahürün yüksek formları vasıtasıyla ifade edilir. Bu yasa üretme, yenileme ve yaratım yönünde çalışır. Tüm yaşam formları cinsiyetin iki unsurunu içerir – eril ve dişil.

– Büyük fiziksel planda, tüm türlerin cinsiyetleri eril ve dişil olarak tezahür eder ve cinsel üremede her biri kendi rollerini oynar.

Büyük zihinsel planda, cinsiyet eril ve dişil enerjiler olarak tezahür eder ve bu enerjiler her insanda mevcuttur. her erkeğin dişil unsuru vardır ve her kadının eril unsuru vardır.

– Büyük spiritüel planda, cinsiyet zihninde evrenin tasarlandığı ve sağlam şekilde tutulduğu Sonsuz Her Yerde Var Olan Yaratıcının Baba – Anne prensibi şeklinde tezahür eder. “Hepimiz Tanrının içinde yaşarız, hareket ederiz ve varlığımız Tanrının içindedir” yazılmıştır.

Dünyanın yükseliş sürecinde, insan kişiliği Tanrı ile birleşmeye ulaşıyor ve benlik ne eril ne de dişil olarak görülüyor.

SÖRF RAPORU

Tanrıçanın Gelişi

Aniel

Venüs transiti üzerine bir perspektif elde etmek için, Venüs sembolünün neyi temsil ettiğinin daha iyi bir anlayışını elde etmemiz gerektiğini düşünüyorum. ‘Onun kim olduğunu’ bildiğimizde, ‘nasıl hareket ettiğine’ ve son olarak ama en önemlisi ‘şu anda ne yaptığına’ gidebiliriz.

Venüs gökyüzümüzdeki Güneş ve Aydan sonra en parlak nesnedir. 224.7 günde yörüngesini tamamladığı için bize hem sabah yıldızı (Eosphorus) hem de akşam yıldızı (Hesperus) olarak görünür. Yunanlıların yaptığı mermer heykeller gibi süt beyazı görünür. ‘Venüs imgesi’ ve ‘Venüs realitesi’ arasındaki diğer iyi korelasyon noktası, onun Sevgi Tanrıçası olabilmesi, ama asla güçsüz olmamasıdır!

Gaia’nın yörüngesi ve Venüs’ün yörüngesindeki farklılıklar nedeniyle, bir döngüde beş kez ilişki kurarız.

Beş köşeli yıldızın neden Tanrıçaya ibadet ile ilişkilendirildiğini şimdi görebilirsiniz! Bu yörüngedir ve Gaia ile ilişkisidir! Tüm yaşamı üreten en temel geometri bir çember içindeki beş köşeli yıldıza dayanır. Çoğu insanın bilmediği şey, bunun tüm 4B sembollerinin en temeli olduğudur. Üçgen 2B’dir, tetrahedron 3B’dir, pentatope 4B’dir.. pentatope’a baktığınız açıyı değiştirin, beş köşeli yıldızı elde edersiniz.

Venüs’ün Yörüngesi tüm hiper boyutsal şekillerin en temelidir. O platonik katılara sahip olan tüm boyutlarda bulunur ve hiperboyuta girmek için temeldir.

Daha önce söylediğim gibi Tanrıça güçsüz değildir!

Tanrıça yaşamı besler, Sevginin anahtarıdır, altın ortalamadır ve hiper boyuta geçer. Şimdi bunu nasıl yaptığını görelim.

Afrodit, Venüs, Astarte, Sif, Tlahuizcalpantecuhtli (Şafaklar evinin lordu) ve Maya: Kukulkan, Venüs’ün tüm isimleri 5/6 Haziran’da güneşin önünden geçecek. Buna Venüs transiti deniyor. Bu çok nadir oluyor, çünkü bunun bir sonraki gerçekleşmesi 121 yıl sonra olacak.

Venüs Transitinden önce iki adet tutulma var, 20 Mayıs’ta gerçekleşen Güneş tutulması ve 4 Haziranda kısmi Ay Tutulması gerçekleşecek. Bu olaylar dizisinin 2012’nin en önemli astrolojik olayı olduğunu söylüyorum.

Ay Tutulması sırasında, Ay 14*13′ Yay’da olacak, 14*13′ İkizlerdeki Güneşe zıt. Tutulan Ay ve Güneş Mars ve Başak burcuna kare oluşturacak.

Güneşin önünden geçen Venüs dünyamızdaki İlahi Dişil enerjilerin uyanışını temsil ediyor. Binlerce yıldır, dünya ataerkil toplumlar tarafından yönetilmekte. Bu eril yöneticiler savaşlar, güç mücadeleleri, yıkım, kirlilik, korku, acı, ayrılık ve açlık yarattılar. Dişi bilgeliğine ve Gaia’ya hiç saygı göstermediler. Onların yönetme zamanları sona erdi ve bu yıldızlarda yazılı!

20 Mayıs’ta Güneş Tanrıçanın gelişi için yolu hazırladı. Yeni ay/başlangıçlar/tutulmalarda samimi iletişim vardır ve Venüs’ün Güneşin önünden geçmesinden iki gün önce son uyanma çağrısı var.

Aniel

(Çeviri: Saffet Güler)