KÜRESEL BİLİNÇ PROJESİ

untitled22

Rastlantıyla Tasarım:

Küresel Bilinç Projesi

Roger D. Nelson

rdnelson@princeton.edu

Princeton, NJ, 12 Nisan 2009

Erkekler ve kadınlar olarak, yeteneğimizin sınırları yokmuş gibi davranmak bizim görevimizdir. Biz Evren’in yaratılışında ortak çalışanlarız. – Pierre Teilhard de Chardin

2001’in sonlarında Dünya Ticaret Kuleleri, teröristlerce bombalara dönüştürülen yolcu uçakları tarafından tahrip edilerek çökerken, dünya şok ve korku içinde izlediği zaman tarihin yönü değişti. Şok ve korkunun kedere ve en sonunda şefkate dönüşmesiyle, dünya çapında çok derin, uzun süren duygusal paylaşma anı oldu. Trajedinin ortalarında birçoğumuz insanlığın bir olarak bir araya gelmesinin işaretlerini görebildik. Kuleleri düşüren öfke ve korkuyu reddetmek için uluslar ve insanlar arasında işbirliği için eşsiz bir potansiyel olduğu görüldü. Ne yazık ki böyle olmadı ve reptilian beyninin misilleme için kadim dürtüleri, uzlaşmanın çekim gücünün yerini aldı. Ancak bir an için, Küresel Bilinç Projesi veya GCP’den elde edilen verilerde açıkça kaydedilen, dünya çapında güçlü bir düşünce ve duygu yakınsaması (kümelenmesi) oldu. Belki de bu bilimsel cihaz tutarlılığımızı, lokal zihinlerimizin yoğun senkronize aktivitesi ile korkutulan küresel zihnin imzasını da topladı.

 Olaylara karşı geniş olarak paylaşılan tepkiler artan bir şekilde ortaktır, çünkü felaketler geldiği zaman iletişim ağımız tüm dünyada anında yayılır. Türkiye’deki büyük depremler veya Hint Okyanusu’ndaki Tsunami hepimizin görebileceği trajediler yaratır. İnternet ve cep telefonları ve yüksek hızda yolculuk yeni, ama garip olmayan şekillerde tüm dünyanın erişilebilir olmasını ve bağlantılı olmayı sağlıyor. İnsanlar sosyal hayvanlardır ve doğal olarak bir araya geliriz. Bugünlerde, küresel mesafeler bizi fiziksel olarak ayırabilse bile gittikçe artan sayılarda bir araya geliyoruz. Her zaman bölgesinde Yeni Yıl geldiğinde, Fiji, Hong Kong, Novosibirsk, Londra, New York’taki kutlamaları paylaşıyoruz ve tek bir gece yarısı anının beklentisini paylaşıyoruz. İnternet dünyadaki milyonlarca insanı eşzamanlı odağa getirebilen organize edilmiş meditasyonları mümkün kılıyor. Ve kötü haber 21 nci yüzyılda çok hızlı yayılıyor.

GCP, laboratuar deneylerinin gelişigüzel rakamlar üreten hassas elektronik cihazlarda niyetin etkilerini göstermesine çok benzer şekilde,  paylaşılan bilincin olası etkilerini yakalamak için tasarlanan bir enstrumanı işleten bilim adamlarının uluslar arası işbirliğidir. Laboratuarda, bir kişi sadece değişikliği isteyerek veya dileyerek daha küçük veya daha büyük rakamlar üretmek için – bozuk parayı fırlatmak ve turanın daha fazla gelmesine eşdeğer – bir RNG* cihazının davranışını değiştirmeye çalışır. Aynı enstrumanları alana götürdüğümüz zaman, ritüellerde ve seremonilerde paylaşılan deneyimle üretilen veya harika müzik veya yoğun zihinsel toplantılarla esinlenen grup bilincinin özel anlarına da tepki verdiklerini görüyoruz.

* RNG Gelişigüzel Rakam Üreticiyi temsil eder, bizim durumumuzda fiziksel bir cihazdır, bilgisayar programı değildir. Ayrıca REG olarak adlandırılır.

GCP enstrumanı dünya çapında, gelişigüzel verilerin toplandığı istasyonlar ağıdır. Laboratuar ve saha deneyleri gibi aynı teknolojiyi kullanır ve doğal soruyu sorar: büyük olaylar gerçekleştiğinde verilerde gelişigüzel olmayan yapı var mıdır? Dolayısıyla RNGlerin küresel bilinç olayını yakalayıp yakalamayacağını soruyoruz, ancak bu karmaşık yapıyı tam olarak belirlemek için yıllar süren çalışma ve düşünme gereklidir. Şimdilik yaptığımız şeyi tanımlayarak araştırma sorularını belirliyoruz.

Enstruman ve soruların ikisi de organik süreçlerin bir sonucudur. 1990’ların başlarında, olgunlaşan teknolojiler laboratuarda kullanılan elektronik gelişigüzel (random) cihazların dünyaya çıkarılmasına olanak sağladı. Brenda Dunne, Bob Jahn ve ben, PEAR’da bir bilinç alanı olarak tasarlanabilen şeyi saptamak için tasarlanan “FieldREG” deneyleri serisine başladık. Koşullar tarafından rezonansa veya uyuma getirilen insan gruplarının, random cihazlarımızdan gelen verilerde kaydedilecek grup bilincini paylaşıp paylaşamayacağını sorduk. Verileri değiştirme niyeti olmamasına rağmen yanıt evet idi; sadece grup çevresini izliyorduk.

Sonraki birkaç yılda, diğer tesadüfler bağlantılı olaylarla eşzamanlı olan kitlesel bilincin ve en sonunda küresel bilincin gelişen vizyonunu işaret etti. 23 Ocak 1997’de oluşturulan küresel Gaiamind Meditasyonunu organize eden bir çift ile tanışmak için kesinlikle doğru zamanda doğru yerdeydim (Esalen’deki kaplıcalar). Bu, o yıl Eylül ayında milyonlarca insanın dikkatini ve duygularını odakladığı Prenses Diana’nın cenazesinde olduğu gibi, doğal bir test vakası idi.  Avrupa ve ABD’deki dostlardan bu küresel olaylar sırasında kendi RNG ekipmanlarından veri toplamalarını istedim. Ve, FieldREG deneylerinde olduğu gibi, karma veriler eşzamanlı düşünceler ve duygularla tanımlanan anlarla ilişkili gelişigüzel – olmayan yapıyı gösterdi. Aynı yıl sonbaharda her iki alanda da yararlı olacağını umduğum bilgiyi paylaşmak üzere Freiburg, Almanya’da toplanmak için parapsikoloji ve psikofizyoloji alanındaki meslektaşları davet ettim. Ama beklemediğim tesadüfen bir sonuç oluştu: çok – noktalı EEG teknolojisi ve çok – kaynaklı RNG ölçümlerinin rastlantısal metaforları Dean Radin tarafından hoş bir şekilde formüle edilen “EEG dünyası” kavramı olarak kaynaştı.

İnsanın başındaki EEG elektrotlarına benzer şekilde dünya etrafındaki noktalarda veri toplayacak olan daimi RNGler ağı oluşturmakla ilgili meslektaşlarımla konuşmaya başladım. Tesadüfen oğlum Greg’in yüksek seviyede programlama yetenekleri vardı ve Küresel Bilinç Projesi haline gelecek olan şey için mimariyi ve gerekli programları geliştirmek için yeterli zamanı vardı. EEG’yi kullanan beyin incelemelerinden ilham alarak, ElectroGaiaGram veya EGG olarak yeni, dünyaya yayılan ağ düşünebileceğimizi önerdi. Elbette buna isim konuldu ve dünyadaki her ev sahibi mevkideki RNG cihazına ve yazılıma yumurta adını veriyoruz; Princeton sunucusunda tüm verileri toplayan ve arşivleyen yazılıma sepet adını veriyoruz.

Birkaç ay sonra GCP başlamaya hazırdı. Evren gülümsedi ve gerekli olan bağlantıları ve fonu sağladı ve Ağustos 1998’de, dünya sahnesindeki büyük olayların tarihi ile ilişkili olabilecek paralel gelişigüzel sıralamaların tarihini yaratmaya hazırlanarak veri toplamaya başladık. Sorulacak bazı iyi soruları biliyorduk. Farkında olmasak ta, hepimizi birbirimize bağlayan bir şeyler olabilir miydi? (Elbette bilgeler ebediyen bunu söylüyorlar). Dünyanın, kendi canlı varlıklarının nüfusunun başına gelenlere holistik tepkisi olabilir miydi? Küresel bir zihnin farkına varabilir miydik? İlave olarak, etkileri belirleyebilecek olan fiziksel, sosyal ve psikolojik parametreler ile ilgili daha direkt sorgulamalar vardı.

Bunlar zor, ama modern araştırmada iyi temsil edilmeyen ilginç sorulardır. Hepsi bilimsel açıklık gerektirir, ancak zihinle ilgili olan ayrıca çok fazla keşfedilmemiş olan entelektüel alanlarda macera zevki de gerektirir. 20 nci yüzyılın başlarından bu yana, fizik ve psikolojinin sınır bölgelerindeki küçük bir araştırmacı grubu, psi olarak refere edeceğimiz insan bilincinin olağanüstü kapasitelerine bakmaktaydılar. GCP laboratuar bazlı deneyler için mümkün olmayan alanları kapsayan, bu araştırmanın bir uzantısıdır. Mesafenin önemli olup olmadığını ve olayların boyutunun veya insan sayısının önemli olup olmadığını sorabiliriz ve soruyoruz ve bir etkinin tezahür etmesi için ne kadar zaman geçtiğini soruyoruz. Sosyal parametreleri, olayların türünü, pozitif ve negatif değerliğini, dışsal içsel kaynakları, bağlantının derinliğini ve fazlasını soruyoruz.

Tüm dünyadan 100 den fazla bilim adamı, mühendis, sanatçı ve dostların katkılarıyla, proje birkaç yılda her biri Alaska’dan Fiji’ye kadar olan bölgelerde, tüm yerleşilmiş kıtalarda ve neredeyse her zaman bölgesinde sürekli olarak verileri rapor eden yaklaşık 65 ev sahibi yumurta mevkine büyüdü. Sonuç, özel durumlar altında insan bilinci tarafından etkilenebilen yayılmış cihazlar ağı olarak inşa edilen bir araştırma enstrumanıdır. Amacı, küresel ölçekte fiziksel dünyadaki bilincin süptil erişiminin işaretlerini incelemek ve kanıt toplamaktır.

Önerdiğimiz genel hipotez, GCP enstrumanından gelen gelişigüzel verilerin sıralanışının, “küresel olaylar” sırasında gelişigüzel olmadığıdır. Zihinsel ve duygusal tepkilerin yaygın, derin paylaşımı olduğunda beklentilerden sapmalar tahmin ediyoruz. Önerme bir seri titizlikle belirlenmiş formal hipotez testlerinde test edilir. 2009’un başları itibarıyla, daha önce tanımlanan özel zamanlara bakarak 280 den fazla formal deney kaydettik. Standart Netvar* analizimiz olay sırasında tüm ağda verilerin değişkenliğini ölçüyor. Bu nicelik her saniye için belirleniyor ve sonra olayın devamı boyunca toplanıyor. Sonuçta oluşan olay skoru (puanı), herhangi bir sapmanın önemini belirlemek için beklentilerle karşılaştırılır. Ölçüm esasen karelerin toplamıdır, bu onun boğum (inter – node; bir sapın iki boğumu arasındaki kısım) bağıntıları ile harekete geçirildiği anlamına gelir. Başka bir deyişle, GCP etkisi küresel mesafelerle ayrılan RNG’lerin davranışının, insanlar için önemli olan olaylar sırasında ilişkili (bağlantılı) olduğunu ifade eder. Bu, bilimsel tahayyülümüzü esneten son derece gizemli bir sonuçtur. 

Sonuçlar vakaların 2/3’ünde hipotezimizi onaylıyor ve olayların yaklaşık %20 si için önem gösteriyor (%5 şans ile beklenirdi). 280 den fazla formal testin birleşik sonucu, hepimiz bir ilgi ve duygu ortaklığına çekildiğimiz zaman önemli bir şeylerin gerçekleştiğinin son derece önemli kanıtını veriyor. 10 – yıllık deneyin sonucu, 2009’un başlarına kadar beklentilerden elde edilen formal verilerin farklılıklarının sürekli birikimini gösteren kronolojik bir grafikte tahayyül edilebilir. Eğer etki olmasaydı, sonuçları temsil eden çentikli çizgi aşağı ve yukarı rastgele gezinerek bir seviye trendine sahip olurdu. Şeklin gösterdiği gibi, gerçek veriler sürekli olarak yukarıya doğru bir trende sahiptir. Proje için tüm istatistikler, küresel olaylardaki verilerimizin bağıntısının sadece rastlantı ile dalgalanma olmasının 20 milyonda 1 olasılık olduğunu gösteriyor ve elektromanyetik radyasyon, elektrik hatlarında aşırı gerilim veya cep telefonu kullanımı gibi olağan, dünyevi açıklamaları dışarıda bırakabiliriz. Bu anlamlı olsa da, uyanan küresel bilincin kanıtı olarak alınamaz. Ne olursa olsun sonuçlar kesinlikle fizik ve psikoloji için meydan okuyucu muammalar sunuyor.

İnsanlar için önemli olan olaylar ve GCP verileri arasındaki bağıntıları nasıl açıklayacağımızı henüz bilmiyoruz, ama bunlar oldukça açıktır. Bunlar, neredeyse her kültürde taşınan birlik, hayatın temeli olan birbirine bağlılık imajına yakın olan bir şeyi öne sürüyor. Bu karmaşık verileri anlama çabalarımız dünyadaki yaratıcı kuvvet olarak zihnin rolüne içgörü katkısı yapabilir, niyetleri tezahür ettirebilir ve bilinçli tekamüle muktedir olabilir. Belki Teilhard de Chardin’in insanın geleceği için zarif vizyonunun gelişimini hızlandırmak mümkündür.

 GCP, projenin geçmişi, teknolojisi ve yöntemleri ile ilgili tam bilgi ve ayrıca veri tabanına serbest erişimle websitesine ev sahipliği yapıyor: http://noosphere.princeton.edu

Şekil 1. 11 Eylül 2001. Güzelliğin ve yıkımın fotoğrafları ve grafikler trajediye tepki veren milyonlarca insanın paylaşılan duygularına karşılık veren GCP verilerinin çeşitli ölçümlerini gösteriyor.

Şekil 1 (alternatif). Bir haftalık GCP verisi; normal olarak gelişigüzel devam eden ilerleme 11 Eylül’de radikal olarak değişiyor. Terörist saldırısından biraz önce başlayarak, veriler trajediye tepki veren milyonlarca insanın paylaştığı duygularla, 50 saat boyunca sürekli bir trend gösteriyor.

Şekil 2. 2009’un başları itibarıyla Küresel Bilinç Projesinin Yumurta Ev Sahibi bölgelerinin Google haritası. [Bir tanesi İzmir’de bulunuyor]

Şekil 3. Hipotezin 280 bağımsız testinin birleşik sonuçları, büyük küresel olaylarla ilişkili gelişigüzel verilerin sıralanmasında yapı bulunuyor. Beklentilerden sapmaların kümülatif toplamı belirtiliyor, düz çizgiler %5 ve %0.1 olasılık zarfını temsil ediyor.

Kenar çubukları – kişisel özgeçmiş. Bunun muhtemelen çok daha kısa olması veya hiç olmaması gerekir.

Lisede, judoyu araştırırken yoga ile karşılaştım ve doğu felsefesini ararken parapsikolojiyi buldum. Böylece tesadüfen yoga ve meditasyon uygulamaya başladım ve bilimle yaşam boyu meşguliyetim pek tesadüf sayılmaz. Dostlarım ve ben, J. B. Rhine’ın1 bildirdiği şeylerle yönlendirilen durugörü deneyleri yaşadık ve sonuçlar aldık – çok büyük etkileri yoktu, ama umulmadık olsa bile tam mümkün görünen türde.  Müptela oldum – bu sadece boşlukları doldurmak için değil, bir şeyler öğrenmek için tasarlanmış bilim idi. Ama bununla meşgul olmak yıllarca bekleyecekti.

Sonraki adım Père Teilhard de Chardin’in Fenomen ve insanın Geleceği2 üzerine kitaplarında bilim ve estetiğin zengin birleşimini keşfetmekti. Onun vizyonu açıkça hem başarılı bir bilim adamı (bir paleontolog; Pekin insanını keşfetti) hem de eşit olarak seçkin bir teolog olmasına dayanıyordu (Roma onu teolog olarak görmemesine rağmen) ve bu şairane armağanlı bir yazar tarafından sunuldu. Onun mesajı, dünya algılarımda taşımak üzere hem sanat hem de bilime getirme arzumla birbirine geçti ve bunu o zaman bilmesem de, onun merkez fikri çeyrek yüzyıl sonra benim çalışmam için iskelet yapısı olacaktı. Teilhard bizim hala tekamül ettiğimize ve insan kaderimizin dünya için zekanın muhafazası rolüne büyümek olduğuna inandı – biyosfere ve atmosfere paralel olan noosfer veya düşünce katmanı. O artan yoğunluk ve karmaşıklığın kuvvetlerinin kaçınılmaz olarak küresel kapsamlı olacak olan insan bilincinin yeni bir türünü sağlayacağını iddia etti.

Vermont’ta Johnson State Kolejde psikoloji ve deneysel tasarım öğreten genç bir profesör olarak, öğrenciler parapsikolojide nitelik araştırma projelerinin meydan okumasını üstlenmek istedikleri zaman evet dedim. Bu, iyi öğrenciler için araştırma konusu olarak aranan büyük bir farkla en sık seçilen alan idi. Özellikle bilinen şeylerin sınırlarındaki zor sorularda, hala öğreniyorken ilgiliydik ve kolej öğrencileri zihin ve bilinçle ilgili, daha basit davranışsal bilim lehine psikoloji tarafından uzun süredir görmezden gelinen konularla ilgili serbestçe sorular soruyorlar. Zihin nerdedir? Onun sınırları nedir? Dileklerimin ve dualarımın önemi var mı? Fiziksel dünyada niyetin direkt etkileri var mı? Zor problemler ile meşgul olma arzusu ilgimi çekti ve yeniledi ve beni tesadüflerin sonraki raunduna hazırladı.

İşaretlenmiş bir çift iş bulunan Yüksek Eğitim Kayıtlarının bir sayfasında, tesadüfen Princeton Üniversitesi’nde Mühendislik Okulunda çalışmak üzere “algının daha az bilinen veçhelerine ilgi duyan bilişsel bilim adamı” arayan bir ilanı fark ettim. Cümle koku ve dokunma duyularını uyandırdı, ama asıl işin çok daha ilgi çekici olduğu ortaya çıktı. Princeton’a gittim ve zihin – makine etkileşimleri ve uzaktan algıyı araştırmak için bir araştırma programı geliştirmenin erken aşamalarında olan Bob Jahn ve Brenda Dunne ile tanıştım. Henüz PEAR laboratuarı değildi, ama insanlar ve beklentiler çok ilginçti. Yine müptela oldum ve bu kez estetik ve felsefeyi bilimsel profesyonelliğin yüksek seviyesi ile birleştirme fırsatıyla. Bunu güzel bir şekilde ve doğru yapıyor olacaktık.

SSE üyeleri, JSE’deki sunumlar ve makaleler vasıtasıyla, PEAR Princeton Mühendislik Anomalileri Araştırma programına aşinadır. Şu kadarını söylemek yeterli, PEAR bildiğimiz şeylerin kıyısındaki insan bilincini incelemek için aletler geliştirme ve uzmanlık için zengin bir çevreydi. Fiziksel dünyada zihnin genişletilmiş erişimini oluşturmaya ve keşfetmeye niyet edilen araştırmanın her veçhesini deneyimleme nadir ayrıcalığına sahiptim. Titiz deneylerin tasavvur edilmesi ve tasarlanması, yüksek kalitede ekipmanlar inşa etmek, veri toplamak (bazıları katılımcı olarak), analizler gerçekleştirmek ve yorumlar aramakla meşgul oldum. Bu tam dalma bu tür deneyimleri okumaktan çok farklıdır ve sadece güven sağlamaz, ayrıca başka türlü elde etmesi zor olan sözsüz ifade olunan bilgiyi sağlar. Niyetin dünyanın olduğu şekli hafifçe ama önemli ölçüde değiştirebildiği, zihin ve maddenin süptil ama gerçek bağlantısının kanıtının ne kadar iyi olduğunu bilebiliyordum. Dilemenin veya istemenin random cihazların davranışını etkileyebildiğini gösterdik; bunların belirsiz geleceği olabilecekleri şeyden değiştirilebildi.

 1    Rhine, J. B., Pratt, J. G., Stuart, C. E., Smith, B. M. and Greenwood, J. A. (1966). Extra-sensory Perception after Sixty Years. Boston: Bruce Humphries. (Original work published 1940.)

2    Teilhard de Chardin, P. (1955). The Phenomenon of Man, Harper and Row, New York; –. (1959). The Future of Man, Harper and Row, New York.

Dünyadaki çeşitli olayların küresel bilince etkisi için bakınız;

https://www.google.com.tr/search?hl=tr&site=imghp&tbm=isch&source=hp&biw=1280&bih=575&q=The+Global+Consciousness+Project+&oq=The+Global+Consciousness+Project+&gs_l=img.12…1712.1712.0.2769.1.1.0.0.0.0.110.110.0j1.1.0.msedr…0…1ac..64.img..1.0.0.QJ4sOok_jTw#tbm=isch&tbs=rimg%3ACdz2IbP_1PYxvIjjmc2Xrk3NG7tJZE7fanlcmiyp1cwJsb1gp4EKpwGgRajKIDamRl5uLV1DuXQeJy5DqgU8AGAJKGSoSCeZzZeuTc0buEc8sfzkBFEX2KhIJ0lkTt9qeVyYRUwMPBnR0YsgqEgmLKnVzAmxvWBF7pAwPWeV64CoSCSngQqnAaBFqERZH8637JuDVKhIJMogNqZGXm4sR3L4UQdNSvOAqEglXUO5dB4nLkBFohm9Sp93kzSoSCeqBTwAYAkoZEZ4MoUpsH6o3&q=The%20Global%20Consciousness%20Project%20&hl=tr&imgrc=HRir6K943bXFPM%253A%3Buq1C6YAPYe8YpM%3Bhttp%253A%252F%252Fs2.hubimg.com%252Fu%252F101675_f520.jpg%3Bhttp%253A%252F%252Fathlyngreen.hubpages.com%252Fhub%252FRandom_Event_Generators_And_Global_Consciousness%3B520%3B373