LYRA’ya GERİ DÖNÜŞ

Lyra_map

Judy Satori

Rehberlerim DNA’nın 12 ipliğinin onların alt cennetsel dünyalar adını verdikleri 12 boyut ile ilişkili olduğunu anlattılar. Bunun ne anlama geldiğini sorduğum zaman, bana bir boyutun titreşen bir ışık zarfı, enerjinin bir dalga bandı gibi olduğunu, o boyut içinde varlıkların fiziksel bedenlerde var olabildikleri titreşim frekansı hızında rezonansa girdiklerini anlattılar. Bu 12 alt cennetsel dünyalarda, her ruh fiziksel form alabilir ve bu form, ruhun ölümlü yaşamı deneyimlemek için içine doğduğu boyutsal ortama bağlıdır. Ayrıca DNA’nın her bir ipliğinde 12 alt (ikincil) iplik olduğu açıklandı – 144 alt (ikincil) iplik!

Ruhsal rehberlerim alt cennetsel dünyaların on iki boyutunda var olan bir çok farklı yaşam formunun ve her ruhun fiziksel formunun içine doğdukları frekans dalga bandına veya ışık zarfına bağlı olduğunu, aynı zamanda ‘yuva’ olan gezegenin veya yıldızın eşsiz çevresel karakteristiklerine bağlı olduğunu açıkladılar.

Dünya’da insan varlıkların çok uzun zamandır üçüncü boyut, 3B realitesi adı verilen boyutta var olduklarını öğrendim. Bu ışık dalga bandında ruhlar oldukça yoğun olan fiziksel bedenlerde, anne babadan alınan genlere bağlı olan beden formunda barınıyorlar. Daha sonra, insan varlığının enkarne formuna, onun tüm yaşamlarında ruh ile birlikte kalan enerjinin morfogenetik alanları adı verilen şey tarafından katkıda bulunulduğunu keşfettim. ‘Morfo’ sözcüğü ‘oluşturmak’ veya ‘inşa etmek’ anlamına gelir. Bu morfogenetik enerji alanları, fiziksel bedenin enerjisel yaratımının kalıbı olan ışık, ses ve skalar dalgalardır.

Rehberlerimden, 1987’deki Armonik Kavuşum zamanından bu yana, Dünyayı daha hızlı titreşen bilinç ve titreşime – beşinci boyuta- hazırlayan yüksek boyutlu enerjinin Dünyanın atmosferine akmaya başladığını öğrendim. Bu enerji akışı 2000 yılından bu yana hızlandı ve hızı artmaya devam ediyor, daha da çok insanı kendi doğuştan gelen ruhsal doğalarının daha büyük anlayışına aktive ediyor.

Bu enerji aktivasyonu zaman ve uzayda yıldız kapılarının, enerji portallarının açılışına denk geldi, bu açılışlar Dünyayı ve insanlarını yüksek boyutlu yıldız uygarlıklarının enerjisine yeniden bağlıyor – önce Pleiades, sonra Sirius, Orion, Arkturus, Andromeda, Vega ve Lyra. Rehberlerim tüm bu yıldız ırklarının kendi genetik kodları ile, insan varlığının genetik koduna veya genomuna katkıda bulunduklarını açıkladı, ama Dünyanın 3B’de bulunduğu tüm zaman boyunca, bu genetik kod sadece kısmen aktive oldu ve tam potansiyeline yaklaşmadı.

Ruhsal rehberlerim bana Lyra adı verilen bir yıldız sistemini, özellikle Epsilon Lyrae adı verilen 12 boyutlu bir yıldızı tanımladılar. Dünyadaki tüm ruhların 12 nci boyutun ötesindeki göksel dünyalardan zaman ve uzayda bir portal olan Lyra Yıldız Kapısından geldiklerini söylediler. 48 boyutun olduğunu ve her ruhun Dünyadayken fiziksel hayat deneyimlerine sahip olarak ve sonra, öncelikle alt cennetsel dünyaların 12 boyutunda yükselerek, daha sonra Lyra’ya geri yükselerek ve daha yüksek cennetsel dünyalara yükselerek bilgelik elde ettiğini anlattılar.

İnsanların inanılmaz ruhsal güce ve potansiyele sahip oldukları, ama henüz buna ulaşılmadığı anlatıldı. Ruhsal rehberlerim, insan varlıklar olarak alt cennetsel dünyaların 12 boyutundan enerji bedenlerimize enerji çekmeye başlayabildiğimiz zaman potansiyel DNA’nın 12 ipliğinin aktive olacağını ve insan varlıklar olarak gerçek kaderimize erişeceğimizi anlattı.

Hepimiz buraya yüksek boyutlardan, bir zamanlar yuvamız olan yıldız uygarlıklarından geldik. Dünyada şu andaki zamanımız çok özel, çünkü Dünya 2012’nin sonunda bir Galaktik Yılı veya Büyük Yılı tamamlayacak ve yeni bir Galaktik Yıla başlayacak. Bir yıldız yılı, Dünyanın Güneş etrafında dönüşünü tamamladığı süredir – yaklaşık 365 gün. Ayrıca Ekinoksların Presesyonu adı verilen bir Galaktik Yıl, Dünyanın Samanyolu Galaksimizin Galaktik Merkezi etrafında tam bir dönüşünü tamamladığı süredir – 25,920 yıl. Galaktik Merkez galaksimizdeki tüm gezegenler ve yıldızlar için enerji programlama merkezidir. Bu galaksinin içindeki tüm cennetsel gövdeler bu merkezi çekirdek etrafında sürüklenir ve döner. Her bir ‘Büyük Yılın’ tamamlanması ve başlangıcı, her zaman Dünya için yeni, güncellenmiş bir tekamül döngüsünü başlatır.

Ruhsal rehberlerim bu özel Büyük Yılın 21 Aralık 2012’de tamamlanmasının çok daha önemli olduğunu açıkladılar, çünkü bu, her biri yaklaşık 26,000 yıl olan dört büyük çağın tamamlanmasını belirtiyor. Yüz bin yılın, daha ileri 12 iplikli DNA potansiyeline sahip olan yeni bir insan tipinin Dünyada yaşamakta olduğu zaman uzunluğu olduğunu açıkladılar.

Şu anda tamamlanmakta olan bu dört Büyük Döngünün başlangıcında, yıldızlardan gelen bir çok varlığın kendi ruhlarının genetik kayıtlarına bu yeni, daha ileri DNA türünü almak için Dünya’ya geldikleri anlatıldı. Bu dördüncü Büyük Çağın tamamlanması özellikle önemli, çünkü bu Dünyanın dirilmesini ve beşinci boyuta, daha hızlı titreşim frekansına geri dönmesini belirtiyor. Bu, Dünyanın daha hızlı titreşen beşinci boyut ışık zarfında var olmak için yeniden yaratılmakta olduğu anlamına geliyor. Dünyanın bir zamanlar Tara adı verilen bir beşinci boyut gezegeni olduğunu ve düşmüş meleklerin isyanı olarak bilinen şey nedeniyle Dünyanın orijinal sakinleri bozulduğu zaman, Dünyanın hızlı titreşen 5 nci boyut enerji titreşiminden düşük bilince ve şu anda içinde yaşadığınız üçüncü boyutun titreşim seviyelerine düştüğünü öğrendim.

Üçüncü boyutta zihinle yaratma uzun zaman alıyor ve Dünyanın yerçekimi alanlarının entropik enerjisi fiziksel bedenin harap olmasına ve yaşlanmasına neden oluyor, bunlar ışığın yüksek boyutlu dünyalarında meydana gelmiyor. Üçüncü boyut dünyası içinde yaşamanın çok zorlayıcı olduğu bir ortam, çünkü burası bir dualite yeri, önceki yaşamlarımızın anılarının bizden saklandığı bir yer ve önceki yaşamlarımızın travmatik deneyimlerinin neden olduğu karmik bozulmanın sürekli olarak fiziksel bedenimizde ve enerji alanlarımızda tetiklendiği bir yer. Bu, ruhu deneyimlerden öğrenmeye ve huzur ve sevginin yüksek bilinç halleriyle uyumlu olmayan kendisi ve başkalarıyla ilgili düşünceleri ve inançları düzeltmeye teşvik ediyor.

Tüm yaşam formlarının, o form ister insan, hayvan, bitki veya yüksek boyuttan bir varlık olsun, enerjinin, ışığın, sesin ve titreşimin maddi forma damgalanmasıyla tezahür ettiğini keşfettim. İnsanlar için, yaratımın enerji ‘damgaları’ insan genomunun tam DNA modelini kurar; o ses, ışık ve titreşim dizileri karmaşık ve kusursuz nükleik asit dizilerine çevrilir, bu da insan bedeninin organlarını ve fiziksel formunu yaratmak üzere amino asitleri ve beden kimyasını kodlar.

Dünyanın yüksek bilince ve 5 nci boyut enerji frekanslarına geçişi zamanında, Dünyanın insanlarının da, bedenin hücrelerinde tutulan ışığın genişletilmesi için enerjisel olarak aktive edileceği açıklandı. O zamanlarda, bedenin enerji devreleri ve çakra sistemi, bu daha hızlı titreşen beşinci boyut enerjisini kullanmak için ‘yeniden ayarlanacak’. Sonuç olarak fiziksel beden daha fazla enerjilenmiş olacak.

(Çeviri: Saffet Güler)