REENKARNASYONUN BİYOLOJİSİ

Yazdır Yazdır 

John Van Auken

Reenkarnasyonun biyolojisi hakkında bir blogu gördüğünüze şaşırdınız mı? Bu garip görünüyor, ama bu Virginia Üniversitesi Tıp Okulu ve Psikiyatri Departmanı Başkanı tarafından araştırıldı. Asıl araştırmacı Tıp Doktoru Ian Stevenson idi. Stevenson reenkarnasyon üzerine 14 kitap ve konu üzerine 300 resmi rapor yayınladı. ‘Biyoloji ve Reenkarnasyonun Kesiştiği Yer’ kitabında, bize insanın bedeninin bir geçmiş-yaşam olayından izlere ve yaralara sahip olduğu on bir vaka sunuyor. 

Teori, bedenlerimizin gerçekte hücrelerinde hafıza oluşturduğudur, hücresel hafıza. Bu hafıza gelecek enkarnasyona taşınır, gelecekteki bedenin hücrelerini etkiler. Elbette, gelecekteki beden gelecekteki ebeveynlerin gen havuzuna göre gelişiyor, ama beden büyürken ruh – zihindeki anılar hem şekilde hem de pigmentte büyümeyi etkiliyor. Bazen bu basitçe “doğum lekesidir”, ama aslında yeni doğan bir bedende ortaya çıkan şekil bozukluğu veya yara olabilir! Dr. Stevenson reenkarnasyonun kabul edilen bir olgu olduğu kültürlerde yüzlerce çocuk ile görüştü – Hindistan (şu anda Sri Lanka), Türkiye, Burma (şimdi Myanmar), Alaska Tlingit yerlileri, Kanadalı Gitzsan kabilesi ve diğerleri. Genç görüşmecilerin net geçmiş-yaşam anılarına sahip olduklarını ve bunun onların izlerini ve yaralarını açıklayabileceğini gördü. Garip şekilde, bu aynı çocuklar ergenlik zamanına girdikleri zaman onlara geri döndüğünde, artık hatırlayamadıklarını gördü! Gerçekte, bazıları Dr. Stevenson’a kendi geçmiş-yaşam hikayelerini anlattıklarını hatırlayamadı. Tahminen, şimdiki yaşam o kadar tüketici ki, onlar geçmiş yaşamın tüm anılarını kaybettiler. Bu bir perdenin indirilmesine ve bilginin artık ulaşılmaz olmasına benziyordu.

Edgar Cayce’nin ona yardım için gelen çeşitli ruhların Yaşam Kitabını okuması, ruhların kendi geçmiş yaşamlarından izleri ve yaraları ileriye taşıdıkları fikrini destekliyordu. Onun dosyalarından bir örnek: “Soru: Sol kalçasındaki doğum izinin nedeni ne idi? Yanıt: Bazı karakter veya doğada bir iz taşımayan çok az birey var. Bu, daha eski bir deneyimden, dünya planında daha eski aktivitelerden bir iz” (2175-2; 29-yaşında – bir kadın için).

Görebileceğiniz gibi, Cayce birçoğumuzun daha önceki enkarnasyonlardaki deneyimlerin sonucu olan, yeni bedenlerimizdeki doğum lekelerini taşıdığımızı açıklıyor. Bir vakada, kişinin sadece öfkeli olduğu zaman bedeninde ortaya çıkan psişesindeki bir yaraya sahip olduğunu söyledi. (272-4 raporu). Yara ruhunun ona, kızgınlığını öfkeye büyümesine izin vermemesini hatırlatma yolu idi, çünkü bunu önceki bir yaşamda yapmıştı ve buna pişma olmuştu.

İlginçtir ki, Dr. Stevenson’ın vakalarından çoğu çok hızlı reenkarnasyonları izleyen ani ölümler idi. Cayce, ruhun bir enkarnasyon deneyimini işlemek ve geçici kişiliğini ruh varlığının bütün “bireyselliğine” geri emmek için zaman gerektiğini öğretti. Bu zaman miktarına “döngü” adı veriliyordu ve Cayce bunun en azından 33 yıl olduğunu, ama 10,000 yıl kadar süren bir çok “döngüler” olabileceğini belirtti! Bir çok Atlantisli’nin binlerce yıldır reenkarne olmadıklarını açıkladı, çünkü bu dünyada onları ilgilendiren hiç bir şey yoktu!

Eğer bu döngü gerçekleşmezse, yansıtılan kişilik ya rahatsız edici bir hayalet olur ya da çabucak reenkarne olur. Cayce okumalarındaki örnekler, 2 nci Dünya Savaşı sırasında Londra’nın bombalanmalarında öldürüldükten sadece aylar sonra New England’da doğan çocuklardır.

Cayce, bazı ruhların Dünya deneyimlerine derin bir şekilde dahil olduklarını ve bundan dolayı başkaları çok az enkarnasyona sahip iken, onların bir çok enkarnasyonu olduğunu açıklıyor. Cayce okumalarında bir insan için en az enkarnasyonlar dört idi, en çok olanı bir kaç yüz idi! Cayce’nin vizyonları doğum yaralarının ve izlerinin önemini, ayrıca duygu ile uyarıldığı zaman izlerin gelip gittiğini onaylıyor. Enkarne yaşam anılarının onlara bağlı duygulara sahip olduklarını, bu nedenle duygunun bunların ortaya çıkmasına veya yok olmasına neden olduğunu açıkladı. Dr. Stevenson’ın vakalarının bazılarında kişi öldürülküş ve bu travma sonraki yaşamlarına çok fazla duygu taşımış. Bazıları aileler ile birlikte kalma arzularına rağmen hastalıktan ölmüş. Reenkarne olunca, hemen eski aileleri aramışlar ve hala onlar için duygusal hislere sahipler. Shirley MacLaine’ın derin doku masajı sırasında nasıl geçmiş-yaşam sahnelerine sahip olduğunu okumuş olabilirsiniz (Out on a Limb ve I’m Over All That geçmiş-yaşam kitaplarının yazarı). Bu, bedenimizin hücrelerinde ve dokularında geçmiş-yaşam anılarını taşıdığı fikrini destekliyor.

Görebileceğiniz gibi, reenkarnasyonun biyolojisi var. Cayce’nin ruhumuzun geçmiş yaşamlarımızı hatırlama tavsiyesi, rüyalar, sezgi ve derin tefekkür iledir. Anıların zihnimizde olduğunu, ama bunun bilinçaltı zihnimiz olduğunu öğretti. Bilinçaltının bedenlerimizde daha derin sinir sistemi vasıtası ile çalıştığını, Sempatik ve Parasempatik sistemleri kapsayan Otonom Sistem. Çoğunlukla Merkezi Sinir Sistemimizde, Beyin-Omurilik Merkez Sinir Sistemimizde bilinçli olarak işlev yapıyoruz. İçimizi araştırdığımız zaman, bilinçaltımıza ve bedenimizin daha derin anılarına girebiliriz.

(Çeviri: Saffet Güler)

https://www.edgarcayce.org/about-us/blog/blog-posts/november-the-biology-of-reincarnation/