LOTUS ÇİÇEĞİ UYGULAMASI

Yazdır Yazdır 

Igor Michaelovic Danilov

“Spiritüel doğa, kelimenin geniş anlamında Sevginin gücüyle üretilen düşüncelerdir. Hayvan doğası beden, içgüdülerimiz, reflekslerimiz, megolamanya, tamamen materyal çıkarlar ile tüketilen arzular hakkındaki düşüncelerdir.”

“İnsan spiritüel ve hayvan doğasının karmaşık sentezidir. Zihninizde, Tanrıdan gelen doğadan çok hayvan doğasının var olması acınacak şeydir.. Geçen gün düşünüyordum ve hayvan doğanızın size çok ağır gelmemesi için, size bu iki doğanızı dengelemenize yardımcı olacak kadim bir uygulama vermeye karar verdim. Bu uygulama insanların var olması kadar uzun süre var oldu. Bu spiritüel uygulama sadece kendi üzerinizde, kendi düşünceleriniz üzerinde çalışmak için değildir, aynı zamanda, çok önemli olan şey, ruhunuzun uyanması içindir de. Hayat ile ilgili olarak, bu dinamik bir meditasyon ile karşılaştırılabilir, çünkü bu devamlı, süregiden bir uygulamadır, insanın nerede olduğuna veya ne yaptığına bakmaksızın. Bu insanın bir parçası her zaman bu haldedir, etrafında ve içinde gerçekleşen her şeyi kontrol eder.

“Bu spiritüel uygulamaya ‘Lotus Çiçeği’ adı verilir. İçinizde, solar pleksus bölgesinde bir lotus tohumu ektiğinizi hayal edin. Ve bu küçük tohum, pozitif düşünceleriniz ile üretilen Sevginin gücü sayesinde içinizde büyüyor. Böylece, bu çiçeğin büyümesini kontrol ederek, sürekli şekilde kafanızda dolanan negatif düşüncelerden kurtulursunuz.

“Sadece düşüncelerinizi dikkatle izleyin. İnsanlar farklı çatışma durumlarını gözlerinde canlandırarak, geçmişin negatif anılarını hatırlayarak çok fazla zaman harcarlar, birileriyle kavga ettiklerini hayal ederler, birine bir şeyleri kanıtlamaya çalıştıklarını, birini nasıl aldattıklarını veya misilleme yaptıklarını imgelerler. Hastalıklarını, materyal yoksunluklarını vs düşünürler. Bu, zihinlerinde her zaman negatif düşüncelerin karmaşasını sürdürdükleri anlamına gelir.

“Ve burada, içsel kontrol ile tüm bu negatif düşüncelerden isteyerek kurtulursunuz. Zihninizde ne kadar çok sıkça pozitif bir imge taşırsanız, Sevginin tohumu o kadar hızlı büyür. Başlangıçta, bir tohumun büyümeye başladığını ve küçük bir sapın ortaya çıktığını imgelersiniz. Sonra o büyümeye başlar, sapta yapraklar ortaya çıkar, sonra küçük bir çiçek goncası gelir. Ve sonunda, onu Sevginin gücüyle daha da çok besleyerek, gonca çiçek açar, bir lotus çiçeğine dönüşür. Lotus ilk önce altın renktedir, ama büyüdükçe, göz kamaştırıcı beyaz olur.”

“Onun büyümesi ne kadar zaman alır?”

“Aslında, bu size bağlı. Bazı insanların onu büyütmeleri için yıllara ihtiyaçları vardır, diğerleri sadece aylar sürer, başkaları için günler sürer veya hatta anında büyür. Hepsi kişinin arzusuna ve gösterdiği çabaya bağlıdır. Solmaması veya ölmemesi için, insan bu çiçeği sadece büyütmemeli, aynı zamanda Sevgisinin gücüyle onu sürekli olarak desteklemelidir. İnsan yetiştirmenin bu sürekli hissini bilinçaltı seviyesinde veya daha iyi ifadeyle kontrol edilebilir, uzaktan bilinç ile sürdürür. Bu küçük çiçeğe ne kadar çok Sevgi verirseniz, yani, onun ne kadar çok üzerine titrerseniz, düşüncelerinizde ona bakarsanız, onu çevredeki negatif etkilerden korursanız, o kadar çok büyür.  Bu çiçek Sevginin enerjisiyle beslenir, vurguluyorum, Sevginin içsel enerjisi ile. Bütün dünyaya, tüm insanlara ve çevrenize karşı ne kadar çok Sevgi halinde olursanız, çiçek o kadar büyür. Ama eğer öfkelenmeye başlarsanız, çiçek zayıflar. Eğer yoğun öfke gösterirseniz, çiçek solar ve hastalanır. O zaman iyileşmesi için çok fazla çaba göstermek gerekir. Bu bir tür kontroldür.

“Ve, bu çiçek açtığı ve boyutu artmaya başladığı zaman, kokunun titreşimi yerine, leptonların veya gravitonların titreşimlerini yaymaya başlar, yani Sevginin enerjisini. Bu çiçeğin taçyapraklarının bedeninizi canlandırdığını, bedeninizi ve etrafınızdaki alanı titreştirdiğini, dünyaya Sevgi ve Ahenk yaydığını hissedersiniz.”

“Ve bu fiziksel seviyede hissediliyor?”

“Evet. Isı yayılırken, lotus solar pleksus bölgesinde yanma olarak hissedilir. Yani, bu hisler ruhunuzun bulunduğu solar pleksus bölgesinde ortaya çıkar. Bu bölge ısınmaya ve daha çok ısınmaya başlar. Bunların hepsinin tüm noktası, her neredeyseniz, kiminleyseniz veya her ne yapıyorsanız ya da düşünüyorsanız, her zaman bu sıcaklığı hissetmelisiniz, sadece bedeninizde değil, ruhunuzda da. Sevginin bu içsel konsantrasyonu çiçeğin kendisinde yerleşiktir. Son olarak, ona ne kadar çok bakarsanız ve bu Sevgiyi büyütürseniz, büyürken, genişlerken ve bedeninizi taç yaprakları ile sıkıca sarmalarken bu çiçeği o kadar çok hissedersiniz ve siz muazzam bir lotusun içinde olursunuz.

“Ve, o zaman çok önemli bir şey gerçekleşir. Lotus taç yapraklarının sizi her taraftan sarmaladığı aşamaya ulaştığınız zaman, iki çiçek hissedersiniz. Biri içeride kalbinizin altında ve sizi içsel Sevgi hissiyle sürekli olarak ısıtır. Ve diğeri, daha büyük olan sizi sarmalayan bu çiçeğin astral kabuğu gibidir. Bir taraftan, dünyaya Sevginin titreşimini yayar ve diğer taraftan sizi başka insanların negatif etkisinden korur. Burada, Neden ve sonuç yasası iş başındadır. Bunu fiziğin diliyle söylersek, bir dalga etkisi gerçekleşir. Basitçe söylersek, iyi hislerin dalgalarını yayarsınız, bunları ruhunuzda kat kat yoğunlaştırırsınız ve böylece inayet ile dolu bir dalga alanı yaratırsınız. Sürekli olarak hissedilen ve Sevginizin iplikleriyle desteklenen bu kuvvet alanı, aynı zamanda sadece kendinizde değil, ayrıca sizi çevreleyen dünyada da faydalı etkiye sahiptir.

“Günlük uygulama ile neler olur. Öncelikle, her zaman düşüncelerinizi kontrol edersiniz, pozitif olana yoğunlaşmayı öğrenirsiniz. Bundan dolayı, otomatik olarak hiç kimseye karşı kötü niyet taşıyamazsınız veya kötü olamazsınız. Çünkü bu uygulama her gün ve her saniye yapılır. Ve bu ömür boyudur. Bu özel bir dikkati başka yere çekme yöntemidir, hiç kimse negatif düşünceler ile zorla savaşamaz. Sevgi zorlanamaz. Bu nedenle dikkatinizi başka yöne çevirmelisiniz. Eğer negatif veya istenmeyen bir düşünce gelirse, çiçeğinize yoğunlaşın, ona Sevginizi vermeye başlayın, yani tüm negatif şeyleri unutursunuz. Veya dikkatinizi başka bir şeye, pozitif olan bir şeye değiştirin. Ama her zaman çiçeği hissedin: yatağa giderken, uyandığınız zaman, gece, gün boyunca, her ne yapıyorsanız – çalışıyorsanız, okuyorsanız, spor yapıyorsanız vs. İçinizde yanan Sevgiyi hissedin, göğsünüzde dolaşan ve bedeninizi dolduran Sevginin akımlarını hissedin. Bu çiçeğin sizi özel bir sıcaklık ile, Sevginin ilahi sıcaklığı ile içinizden ısıtmaya başladığını hissedin. Ve daha çok verdikçe, o içinizde daha çok ortaya çıkar. Sürekli olarak bu Sevgiyi yayarak, insanları Sevginin perspektifinden algılarsınız. Yani, ikinci olarak, çok önemli olan şey – kendinizi iyiliğin frekansına uyumlarsınız.

“Ve iyilik başarı, talih, sağlık anlamına gelir. O her şey anlamına gelir! Daha mutlu hissetmeye başlarsınız ve bunun zihninizin durumunda pozitif etkisi olur. Merkezi sinir sisteminiz tüm yaşamsal aktivitenin ana düzenleyicisidir. Bu nedenle, her şeyden önce, bu uygulama sağlığınızı geliştirir. Bunun yanısıra, herkes ile uzlaşma bulmaya başladığınız için yaşamınız daha pürüzsüz hale gelir. Hiç kimse sizinle kavga etmek istemez, her yerde iyi karşılanırsınız. Herhangi büyük problemleriniz olmaz. Neden? Çünkü hayatta bazı sıkıntılarınız olsa bile, bunları çoğu sıradan insandan tamamen farklı bir şekilde algılamaya başlarsınız. Durum için en iyi kararı bulmanıza yardımcı olan hayatta yeni bir perspektife sahipsinizdir. Çünkü içinizde yaşamın Bilgeliği uyanır.

“Ve üçüncü olarak, en önemlisi, ruhunuz içinizde uyanır ve İnsan olduğunuzu hissetmeye başlarsınız, Tanrının kim olduğunu, Tanrının sadece bir kaç budalanın fantezisi olmadığını, her yerde var olduğunu anlamaya başlarsınız. İlahi varlığı kendinizde hissetmeye başlarsınız ve pozitif düşünceleriniz ve hisleriniz ile bu gücü kuvvetlendirirsiniz. Tanrı içinizde olduğu ve sizinle birlikte olduğu için artık bu dünyada yalnız hissetmesiniz, Onun varlığını hissedersiniz. Bir ifade vardır, ‘Sevgide olan Tanrıdadır ve Tanrı ondadır, çünkü Tanrı Sevginin kendisidir.’ İçinizde ve etrafınızda olan çiçeğin aurasını hissetmeye başlamanız da çok önemlidir.”

– “Bedenin etrafındaki aura nasıl hissedilir?”

“Zamanla, bu titreşimi etrafınızda hafif bir parıltı olarak görürsünüz. Hava daha hafif ve daha şeffaf görünür ve etrafınızı çevreleyen dünyanın renkleri size daha canlı görünür. En büyüleyici şey, insanların sizdeki bu dönüşümleri fark etmeye başlamalarıdır. Yaygın bir ifade vardır, “insan ışıldıyor”, “o parlıyor”. Bu gerçekten bireyin kendisinin Sevgisiyle üretilen bu dalga alanının parıltısıdır. Bu kişinin etrafındaki insanlar da bu alanı hissetmeye başlar. Bu kişi yakınlarında olduğu zaman iyi hissederler, ayrıca neşe, içsel coşku hissetmeye başlarlar. Bir çok insan hastalıklarından iyileşir. Sadece onun varlığından bile daha iyi hissederler, ne kadar hasta olurlarsa olsunlar. Herkes bu kişiye çekilir, ruhlarını ona açar. Yani, insan Sevgiyi algılar. Bu, Tanrıya giden yolda Kalbin açık kapısıdır. Bu, tüm Büyük varlıkların sözünü ettikleri şeydir ve ‘Tanrının kalbine girmesine izin ver’ dediği zaman İsa’nın söylemek istediği şeydir.

“Bu ‘Lotus’ spiritüel uygulaması zamanın başlangıcından bu yana kullanılmaktadır. Çok eski zamanlardan beri, ‘Lotus’un Tanrılar yarattığı, Tanrının Lotusta uyandığı söylendi. İçinizdeki Ahenk ve Sevgide, ‘Lotus çiçeğinde’ ilahi bir maddenin – ruhun – uyandığı anlayışı. Çünkü ‘Lotus çiçeğinin’ solmaması için sürekli olarak çiçeğinize bakıyorsunuz, her zaman düşüncelerinizi ve hislerinizi kontrol ediyorsunuz.”

– “Orada gerçekten bir çiçek büyüyor mu?”

“Hayır. Elbette, orada maddi bir çiçek yok. Bu hayali. Bu işlem farklı şekillerde adlandırılabilir: ilahi Sevginin uyanışı, aydınlanmanın elde edilmesi, Tanrı ile tam birlik – ‘moksha’, ‘Dao’, ‘Shinto’. Ne isim vermek isterseniz. Ama tüm bunlar sadece sözcükler ve dindir. Ve bu yalnızca pozitif düşünceniz ve Sevgi hissiniz ile belirli bir kuvvet alanını yaratır, bu da bir taraftan etrafınızdaki gerçek dünyayı etkiler, diğer taraftan zihninizin algısının içsel frekansını değiştirir.”

 – “Ve ruh?”

“Ruh gerçek sizdir, bir tür ilahi gücün ebedi üretecidir, ama sizin sürekli Sevgi düşünceleriniz ile aktive edilmeye gereksinim duyar..”

– “Bu uygulamanın çok kadim olduğunu söyledin. Ne kadar eski?”

“Bilinçli süjeler olarak insanlar var olduğu sürece bu uygulama vardı”.

– “Eğer bu uygulama çok eski ise, uygarlıklarımızda kalmış bazı efsaneler olmalı”.

“Elbette. ‘Lotus Çiçeği’ spiritüel uygulamasının daha önce var olduğu gerçeği sayısız kadim kaynak tarafından doğrulanabilir. Örneğin, ‘Lotus’ Kadim Mısır’ın bazı seçilmiş Firavunlarına verildi. Ve eğer bu konudaki literatüre bakarsanız, Mısır mitlerinin ve efsanelerinin güneş tanrıları Ra’nın bile lotus çiçeğinden doğduğunu söylediklerinin kanıtını bulursunuz. Bu çiçek İsis, Horus ve Osiris için bir taht olarak hizmet etti.

“Kadim ‘Vedalar’da – Sanskritçe yazılmış en eski Hindu kitapları – lotus anahtar konulardan biridir. Özelde, Tanrının üç ana eril enkarnasyonu – Brahma – Yaratıcı, Vishnu – Koruyucu ve Shiva-Yok edici – ile ilgili aşağıdakini söyler, ‘Tanrı Vishnu’nun bedeni üzerinde ‘lotustan doğan’ Brahma-Yaratıcı olan dev altın bir lotus taşır. Altın renkli bin taç yapraklı lotus büyüyordu ve Evren onunla birlikte büyüyordu’

“Şimdiki günümüze kadar, Çin’de ve ayrıca Hindistan’da bu çiçek saflığı ve iffeti betimledi. En iyi insan nitelikleri ve niyetleri lotus ile ilişkilendirildi. Çin’de, lotus gölü olan özel bir ‘Batılı cennet’ olduğunu ve orada büyüyen her çiçeğin ölü bir insanın ruhuna bağlı olduğunu düşünürler. Eğer birey erdemli ise, onun çiçeği çiçek açar, eğer değilse çiçeği solar.

“Yunanistan’da, lotusun tanrıça Hera’ya adanmış bir bitki olduğu düşünülür. Herkül yolculuklarından birini lotus – şekilli altın güneş gemisinde yaptı.

“Ancak, tüm bunlar o kadar da uydurulmamış efsaneler ve mitlerdir. Bu hikayeler, bu kadim spiritüel uygulama sayesinde insanın kendisini geliştirmesinin asıl gerçeklerine dayanır. Sadece insanların çoğunluğunda hayvan doğasının hüküm sürdüğü daha eski zamanlarda, ‘Lotus Çiçeği’ sadece seçilenlere, spiritüel olarak az çok olgun bireylere veriliyordu. Ve diğer insanların daha sonra bu bireyleri tanrılar olarak görmeleri doğaldır. Çünkü kendisinde ‘Lotus’u büyüten ve ruhunu uyandıran bir birey, gerçekte Tanrı-gibi olur, çünkü Sevgide sadece düşünceyle yaratabilir.

“İnsanların çoğunluğunu spiritüel olarak eğitmenin zamanı geldiğinde, Shambala’nın Bodhisattva’ları bu spiritüel uygulamayı Buddha’ya verdi. Bu ‘Lotus’ tekniğini uygulaması sayesinde Siddharta Gautama Bodhi ağacının altında otururken aydınlanmayı elde etti. Rigden’in onayıyla, Buddha bunu, insanlarda daha fazla yayılması için öğrencilerine verdi. Maalesef zamanla, insanlar Buddha’nın öğretilerini çarpıttı ve bu uygulamaya dayanan bütün bir din yarattı. Sonuç olarak, şimdi dinlerini uygulayan Budistler bile kendi cennetlerini, insanların lotus çiçeğinde Tanrılar gibi doğdukları olağandışı bir yer olarak hayal ediyorlar. Burası her zaman içlerinde olsa da, onlar bu yeri arıyorlar. Onlar bu spiritüel uygulama aracılığıyla gerçeği öğrenmiş bir İnsan olmasına rağmen bile, Buddha’yı Tanrıya çevirdiler. Bu arada lotusun Budizmin sembolü olmasının nedeni budur, aynı zamanda ‘Buddha bir lotusta oturur’ veya ‘Buddha bir lotusta durur’ ifadesi vardır. Buddha insanlara, kendi hayvan doğasını yenerek bir bireyin ulaşabildiği şeyi örnek olarak gösterdi. Bu spiritüel uygulamayı kendi orijinal formunda insanlar arasında yayarak insanlığın spiritüel gelişimi için çok fazla iyilik yaptı.

“Aynı dua İsa Mesih’e ilahi Sevginin uyanışı için verildi.”

– “Dua etmenin ve meditasyonun aynı şey mi olduğunu söylüyorsun?”

“Aslında, evet. İsa tarafından verilen ‘Cennetteki Babamız’ duası ile aynı. Orada her şey o kadar basmakalıp ki, insanlar ekmek ve böyle şeyler istiyor, ama özü aynıdır: birey düşüncelerini, arzusunu kontrol ederek ve İnanç ve Sevgide sarsılmaz kalarak kendisini geliştirir, ruhunu geliştirir.

“Genel olarak, Buddha, İsa, Muhammed ve tüm yüksek varlıklar bu spiritüel uygulamayı biliyorlardı, çünkü aynı kaynaktan yudumladılar. Bu onların sadece kendi gerçek benlikleri olmalarına yardımcı olmadı, aynı zamanda başka insanların kendi ilahi doğalarını öğrenmelerine yardım etmelerini sağladı. Neden Buddha, İsa, Muhammed’in yakınında olmak herkes için o kadar keyifli idi? Neden, dedikleri gibi, ‘kutsal insanlar’ parıldar? Neden bazen onlarla buluştuğumuzda yabancıların eşliğini bırakmak istemeyiz? Çünkü onlar bu Sevgiyi yayarlar. Çünkü onlar sürekli olarak insanlarda bu gücü büyütürler, iyiliğin gücünü, Sevginin gücünü, bu ilahi tezahürün gücünü. Onlar hakkında Tanrının o insanın içinde olduğunu söylerler. Ve bu aslında gerçektir.”

– “O zaman, bu çiçek hakkında sadece Sevgiyle düşünmeliyim?”

“Hayır. Sadece yoğunlaşıp düşünmemelisin, aynı zamanda en önemlisi, solar pleksus bölgende bu sıcaklık hislerini uyandırmalısın ve bunları her zaman iyi düşüncelerin ile kuvvetlendirmelisin. Bir çok insan bunu hemen başaramayabilir. Çünkü konunun köküne inmelisin, onu daha gerçekçi şekilde gözünde canlandırmalısın ve yine tekrarlıyorum, tüm bu hisleri uyandırmalısın. Neden buna dikkatini çekiyorum? Çünkü birey bu hisleri uyandırdığı zaman, bunları yalnızca zihni ile değil, aynı zamanda bilinçaltı seviyesinde sürdürmeye başlar. Bu ruhun uyanmasına yol açar. Uyanmaktan kendini alamaz. Ve onu Sevgi ile ne kadar çok beslersen, ruhun o kadar çok ve hızlı uyanır ve gerçek benliğin olursun, ebediyen içinde olan benlik ve dışsal ölümlü beden kabuğunda değil.”

“Hayat çok kısa ve kalbinizde spiritüel doğanızı yüceltmekte başarılı olursanız iyi olur.”

“Sadece Sevginin içsel gücünü hissedin, büyütün. Bu his, diyelim ki, sanki çok, çok iyi bir şeyi bekliyormuşsunuz gibi. Örneğin, hayal ettiğiniz çok büyük, uzun zamandır beklediğiniz bir armağanı bekliyorsunuz. Ve şimdi onu alıyorsunuz, mutlusunuz, şükran ile dolup taşıyorsunuz. Tüm bedeninizde karıncalanma hissediyorsunuz, başka deyişle, bu hissi solar pleksus bölgesinde algılıyorsunuz, sanki sizden güzel, iyi bir şey yayılıyor veya bunu umuyorsunuz. Bu, solar pleksus bölgesinde yapay olarak uyandırdığınız ve sürekli olarak devam ettirdiğiniz sahip olmanız gereken histir. En sonunda bu sizin için doğal hale gelir. Ve insanlar bunu hissetmeye başlar. Başka deyişle, siz bu mutluluğu yayarsınız… Ve hepsi bu. Orada bir çiçek veya bir şey olması gerekmiyor. Bunlar sadece daha kolay algılama için imgelerdir.”

“Ve bedeni sarmalayan çiçek. Bu nasıl oluyor?”

“Astral, zihinsel ve diğer enerji bedenlerine aşinasınız, basitçe söylersek, insanın etrafındaki çok katmanlı aura?”

“İyiliğin bu güç alanı içinizde genişlediği zaman, taç yapraklarının bir tür çoklu katmanını hissetmeye başlarsınız. Koza içine alındığınızı, korunduğunuzu, lotusun içinde çiçek açtığınızı hissedersiniz. Ve aynı zamanda, dünyanın üzerindeki güneşmişsiniz gibi hissedersiniz, her şeyi engin Sevginizin parıltısı ile ısıtırsınız.

“Nerede olursanız olun ve ne yapıyor olursanız olun, bu sürekli bir meditasyondur, bu iplikleri, bu hisleri, enerjilerin bu akışlarını uyandırırsınız. Ana nokta şudur, ne kadar çok uygulama yaparsanız bunlar o kadar kuvvetli olur. Sonunda, bu süreç materyal karakteristikler kazanır ve insanlar üzerinde gerçekten pozitif bir etkiye sahip olabilirsiniz. Başka deyişle, siz kendiniz tamamen değiştiğiniz zaman bunu yapabilirsiniz: hem içsel olarak düşüncelerde hem de dışsal olarak eylemlerde.”

(Çeviri: Saffet Güler)