ARAŞTIRMA KOZMİK RADYASYONUN & IŞIĞIN DNA’YI DEĞİŞTİRDİĞİNİ ORTAYA KOYUYOR

dna-helix-art-238x300

DNA yaşamın bilimsel anlayışı için çok önemlidir. Çifte sarmalın tek bir ipliği tüm bir organizmayı klonlamak için gerekli olan tam kodu taşır. DNA oluşumunun süreci tartışmaları artıyor, kuantum fiziğinin temelleri DNA’nın molekül yerine dalga-formu olarak nasıl başladığını açıklamayı amaçlıyor. Bu yeni fikir evrenin, mikro yerçekimsel kuvvetler sarfederek maddeyi oluşturan görünmez dalga – benzeri kompleksten oluştuğunu öne sürüyor. Moleküler ölçekte dalga formlarındaki bilgi, DNA gibi daha karmaşık yapıları yaratmak için atomları ve molekülleri çekiyor. Bu nedenle eğer bu dalga modelleri görünür olsaydı, boş uzay DNA ipliğinin şekli gini akışkan geometrik modeller olarak görünürdü ve dalga – modelinin fiziksel kopyasını oluşturmak için atomları çekerdi.

Londra Imperial Koleji Kimya Bölümü tarafından Fiziksel Kimya Dergisinde yayınlanan bir araştırmada, dalga modellerinden madde oluşturan mikro yerçekimsel kuvvetler fikrine insanda tanık olundu. Dr. Sergey Leikin tuzlu su çözeltisine farklı türde DNA koydu ve onları renkendirerek çeşitli iplikleri farklı hale getirdi. Dikkati çekecek derecede, renkli DNA karşılık gelen eşleşmeleri bulmak için uzak mesafelere hareket ederek birbirlerine çekildi ve zamanla her DNA ipliği doğru şekilde eşleşti. Dr. Leikin fenomeni olası elektriksel yükler ile eşitlese de, diğer araştırmacılar yerçekiminin olası sanık olduğunu ortaya koydular.

Nobel ödüllü Dr. Luc Montagnier tarafından gerçekleştirilen şaşırtıcı bir deneyde, DNA yalnızca sterilize sudan rastlantısal olarak yaratıldı. Deneyde iki ayrı mühürlü test tüpü kullanıldı, biri sterilize su içeriyordu ve diğeri hem sterilize su hem de DNA içeriyordu. Her iki tübe elektrik verdikten ve tüpleri on sekiz saat beklettikten sonra, Dr. Montagnier orijinal olarak sudan başka bir şey içermeyen test tübünün minik DNA iplikleri ürettiğini görünce şaşırdı. Bir çok nedenlerle bu şok ediciydi, başlıca suyun sadece hidrojen ve oksijen içermesi ve DNA molekülünün çok daha karmaşık olmasıdır. Bunun gibi bir şeyin gerçekleşmesi nasıl olası olabilir? Sanki DNA bir tüpten diğerine “ışınlanmış” gibi görünüyor, bilinmeyen bir güç tarafından bağlantı kurmuşlar gibi.

Bu deney evrenin kuvvetlerinin sürekli olarak yaşam oluşturmaya çalıştığını ortaya koyabilir mi, bunun saklı mikro yerçekimsel dalgalar tarafından yapılabildiği yerde bile? 1984’te Rus bilim adamı Dr. Peter Gariaev DNA’nın bir başka dikkate değer özelliğini keşfetti, her iplik doğal olarak yüz binlerce fotonu (ışık parçacıklarını) emme ve depolama eğilimine sahipti. Dr. Gariaev DNA’yı küçük kuvars bir kabın içine koydu ve DNA odadaki her fotonu emdi. Yerçekimi ışığı bükebilen bildiğimiz tek kuvvettir, bu nedenle Dr. Gariaev’in deneyi saklı mikro yerçekimsel kuvvet fikrini güçlendirdi.

Dr. Gariaev DNA’yı kuvars kaptan çıkardığı zaman olaylar daha da garipleşti. DNA tarafından orijinal olarak emilmiş olan fotonlar, tam DNA şeklinde kuvars kabın içinde kaldı. Herkes fotonların yayılmış olması gerektiğini düşünürdü, ama bilinmeyen bir kuvvetin fotonları yerinde tuttuğu görünüyordu. Dr. Gariaev fotonları dağıtmak için onlara azot gazı püskürttü ve dakikalar içinde fotonlar aynı bölgeye geri çekildiler ve aynı “hayalet” DNA şeklini oluşturdular. Bu deney yerçekiminin kuantum bir yapıya sahip olduğunu ve maddenin varlığı olmadan tüm evrene nüfuz ederek var olabileceğini ileri sürüyor. DNAmız ışığı depolayabiliyorsa, o zaman kozmik ışınların yapı üzerine etkisi olabilir mi?

Bu keşifler bilim için ve evreni anlayışımız için muazzam sonuçlar sağlayabilir. Yerçekiminin kuantum zeka özellikleri varsa, bu tüm evrende yaşamın var olduğunun veya oluşma yeteneğine sahip olduğunun kanıtı olabilir mi? Daha ileri DNA araştırmaları molekülün daha da ilginç yeteneklerini ortaya koydu, İtalyan bilim adamı Pier Luigi Ighina canlı kayısı ağacına DNA dalga bilgisini hızla geçirerek onu elma ağacına dönüştürebildi. Ighina ayrıca bir fareye bir kedinin DNA dalgasını hızla geçirerek, günler içinde farenin kedinin kuyruğuna benzer kuyruk büyütmesine neden oldu. Bu deneyler DNA’nın bilgi dalgalarından oluştuğu fikrini destekliyor ve bu bilgiden evrimimizin Güneşten gelen kodlanmış bilgileri taşıyan kozmik ışınlar tarafından etkileniyor olabileceğini öne sürebiliriz.

 Bu tür şaşırtıcı keşiflerin ana görüş medyasında öne çıkarılmaması şaşırtıcı. Bu keşifler fiziğin ve biyokimyanın temelini değiştirebilir. Şimdi zeki bir kuvvetin tüm evrende yaşamın evrimini yönlendirdiğini ileri sürmek için kanıt var, bu bizi kozmostaki var oluşumuzun ilahi gizemlerini anlamaya bir adım daha yaklaştırıyor.

(Çeviri: Saffet Güler)

 http://www.riseearth.com/2013/11/study-reveals-that

-cosmic-radiation.html